Nedim İpek

Ondokuzmayıs Ünv. Fen-Edb. Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi.

Anahtar Kelimeler: Bafra, Fiyatlar, Ücretler, Türk Tarihi, 1914-1930, Belediye Meclisi Karar Defterleri, Samsun

1914-1930 yılları arası Türk tarihi açısından oldukça önemlidir. Bu dönemin siyasi ve askerî özellikleri kaynaklara istinaden birçok araştırmayla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sosyal ve ekonomik yönlerini ele alan araştırmalar ise oldukça sınırlıdır. Oysa, dönemin olaylarının daha iyi anlaşılabilmesi İçin ekonomik gelişimin yanı sıra gıda maddeleri ve tüketim mallarındaki fiyat hareketlerinin ortaya konması zaruridir. Değişik tarihlerdeki fiyat hareketleri, narh defterlerine, sicillere, gazetelere ve konsolosluk raporlarına istinaden çeşitli çalışmalarda incelenmiştir. Fiyat hareketlerinin incelenmesinde faydalanılacak ana kaynaklardan birisi de Belediye Meclisi Karar Defterleri dir. Bu defterlere istinaden yapılan çalışmalar yok denecek kadar azdır[1].

Çalışmanın asil kaynağını 19141930 tarihleri arasındaki kararları ihtiva eden üç ciltlik Bafra Belediye Meclisi Karar Defterleri oluşturmaktadır, ilk iki defter Arap harfleri ile üçüncü defter ise Arap ve Latin harfleriyle tutulmuştur. Kararlar, sitillerin vermiş oldukları dilekçeler ile belediye görevlileri veya resmi kurumların çeşitli konularda yazılı müracaatları üzerine alınmıştır. Kararlar, belediye bütçesi, beledi vergiler, narh ve rayiç mazbataları, esnafa verilen cezalar, aydınlatma, temizlik ve asayişle ilgilidir. Kararların altında başkan ve azaların imza ve mühürleri bulunmaktadır.

Çalışma sahamızı teşkil eden Bafra kasabası Samsun şehrinin kuzeybatısında Kızılırmak'ın mansıbı itibarıyla iki km yukarısında kurulmuştur. XX. yüzyılın başlarında etrafı meyve ağaçlarıyla çevrili olup binalar taş ve ağaçtan İnşa edilmiştir. 1915 yılı itibarıyla. 2.500 hanede 11.000 nüfuslu bir kasabadır[2]. Canik Mutasarrıfı Hamid Bey'in notlarına göre kasabanın 1919 tarihin

deki nüfusu ise 8.316 idi[3]. Başlıca ürünleri tütün, buğday, mısır, yulaf, arpa ve sebzedir. Havyar, balık yumurtası, tavuk, yumurta, deri, ceviz ve kereste ihraç ürünleri arasında yer alır[4].

A-GIDA FİYATLARI

1- Ekmek : Ekmek Türk sofrasının vazgeçilmez bir unsurudur. 1914-1930 tarihleri arasında Bafra kasabası halkı ekmek İhtiyacını çeşitli kaynaklardan karşılamaktaydı. Halkın bir kısmı ekmeği kendisi pişirmekteydi. Diğer grup ise yerli kadınlar tarafından pişirilen veya fırınlarda üretilen ekmeği satın alıyordu. Kasabadaki askeri birliklerin ekmeği ise ahaliye ait fırınlarda pişiriliyordu[5].

Kasaba dahilinde XX. yüzyılın başlarında 15 fırın. 1925 yılında ise günde toplam 700 ekmek üretebilecek kapasiteye sahip on üç fırın bulunmaktaydı. Kadınların sattığı ekmekler yerli undan yapılırken fırınlar fabrika mamulü birinci sınıf undan ekmek imal etmekle mükelleftiler[6]. Bu kurala riayet etmeyerek dalla düşük dereceli undan ekmek pişirenler zabıta memurlarınca tespit edilmesi halinde para cezasına çarptırılmaktaydılar. Söz konusu ekmekler ise müsadere ediliyorlardı. Ancak, yapılan tahkikat sonucu düşük dereceli unun kullanılmasının kasdi olmadığı anlaşılırsa, fırın sahibi herhangi bir cezaya çarptırılmazken söz konusu ekmekler Belediye Meclisi'nin tespit ettiği fiyatla halka satılmaktaydı. Gramajı noksan olan ek- mekler müsadere edilerek yardıma muhtaç ahaliye ücretsiz dağıtılırken, sağlığa zararlı olanlar ise imha edilmekteydi[7].

Ekmek fiyatları Belediye Meclisi'nce belirlenmekteydi. Fırın sahipleri, maliyetin artması halinde fiyatların tekrar ayarlanmasını talep etmekteydiler. Talep üzerine konuyu araştıran Belediye Meclisi maliyetin arttığını belirlemesi halinde narin yükseltiyordu. Belirlenen ekmek narhını yeterli bulmayan ekmekçi esnafı zaman zaman unları olduğu halde ekmek çıkarmayabiliyordu. Bu gibi esnafa sadece para cezası veriliyordu, örneğin. Eylül 1916 tarihinde tayin olunan beş kuruşluk narin yeterli bulmadıklar için üretimi durdurmak suretiyle ahaliyi ekmeksiz bırakan esnafa ceza kanununun 257. maddesi hükmünce 50 kuruş para cezası verildi[8].

Fırınlarda ücret karşılığı hamurkar ve yevmiyeci ismiyle işçi çalıştırıldığı anlaşılmaktadır. Fırın sahipleri çalıştırdıkları İşçiler İçin belediyeden ruhsat almak zorundaydılar. Ruhsatsız çalışan işçiler tespit halinde nakdi para cezasına çarptırılmaktaydılar[9]. işçi ücretleri ve bunların ekmeğin maliyetine tesirine dair elimizdeki kaynaklarda herhangi bir kayıt bulunmadığından ücret artışlarının ekmeğin maliyetini ne ölçüde etkilediğini ortaya koyacak durumda değiliz.

Ekmek fiyatlarım etkileyen bir diğer unsur yakacak fiyatlarındaki artıştır, örneğin. Mart I928'de Belediye Meclisi, mevsim dolayısıyla un ve odun fiyatlarının sürekli artması üzerine ekmeğin kilosunun geçici bir süre için 30 kuruştan satılmasına ve durumun ilgililere ve bütün ahaliye duyurulmasına karar verdi [10].

Ekmek fiyatlarının belirlenmesinde en önemli etken un fiyatlarındaki dalgalanma oldu. Şüphesiz unun maliyetini en fazla etkileyen unsur buğday, arpa ve mısır fiyatları ile navlun ücretlerindeki değişkenliktir. Bir nolu tabloda görüleceği üzere hububat fiyatları 1916-1924 yılları arasında on bir ile on üç kat arttı[11].


Unun maliyetini etkileyen bir diğer unsur öğütme masrafıdır. Kaza dahilinde un fabrikası ve yel değirmenleri olmayıp köylerde karadere adı verilen su değirmenleri vardı. Bu değirmenlerde öğütme ücreti 1/16 oranında aynî olarak alınmaktaydı. Başka bir ifadeyle 100 kiloda 6 kilo 250 gram un alınmaktaydı[12]. Buna değirmene getir götür nakil masrafının da ilâve edilmesi gerekmektedir. Ancak, bu değirmenler ahalinin ihtiyacını karşılayacak kapasitede değildi[13]. Bafra'da fırınların imal ettiği has ekmeğin unu Vezirköprü kasabasındaki fabrikadan temin ediliyordu. Söz konusu unlar, her hafta Kızılırmak üzerinden kayıkçılar marifetiyle Bafra'ya naklediliyorlardı. Bir torba unun nakliye ücreti 60 kuruştu. Ancak, zaman zaman kayıkçı ve kayıkçı reisleri fahiş fiyatlar alabiliyorlardı[14].

Un fiyatlarındaki artış şüphesiz ekmek fiyatlarının da yükselmesine sebebiyet veriyordu. Bir çuval has unun fiyatı Nisan 1914 tarihinde 95 ile 108 kuruşa çıkınca has ekmeğin kıyyesi 63 ve yerli ekmeğin kıyyesi 53 paraya yükseldi[15]. Kazanın un ihtiyacının temin edilebilmesi için her hafta en azından 250 torba unun Vezirköprü kasabasından Bafra'ya nakledilmesi gerekiyordu[16]. Ancak, söz konusu nakliyat düzenli değildi. At alık 1915 tarihi itibarıyla bir çuval unun fiyatı 145-150 kuruşa çıkınca ekmeğin kıyyesi 90 para oldu. Alınan tedbirlere rağmen un fiyatlarındaki artışın önüne geçilemediği için kısa bir süre sonra bir torba un 175 kuruşa, ekmeğin kıyyesi ise 105 paraya yükseldi[17].

Un fiyatlarını kontrol altına alabilmek için narh uygulamasına geçildi. Fakat, belirlenen narh üzerinden Bafra kasabasına un ve zahire ithal edilemediği gibi, bazı esnaf da narha riayet etmedi. Sonuçta, kasaba dahilindeki fukaranın büyük bir kısmı un temin edebilmek için Bafra Belediyesi'nin kapısına yığıldı. Konuyu çözümleyebilmek amacıyla Belediye Meclisi'nde un tüccarları ile yapılan müşterek toplantıda piyasada bin çuvalı aşkın un bulunduğu, yeni gelen unun maliyeti ile evvelce tespit edilen narhın arasında büyük bir farkın oluştuğu anlaşıldı. Bunun üzerine narh uygulamasının kaldırılarak erzak satışının geçici bir süre serbest bırakılmasına karar verildi. (28 Aralık 1916) [18].

Serbest piyasa ekonomisi uygulaması bazı muhtekirlerin hile ve dolaplarından dolayı temel gıda maddelerinde görülen kıtlığı ortadan kaldırmadığı gibi pahalılığın tahammül olunamaz bir noktaya gelmesine sebebiyet verdi. Bunun üzerine, 14 Ocak 1917 tarihli Belediye Meclisi kararıyla, birinci sınıf un (çuvalı 350 kuruş), ikinci sınıf un (çuvalı 280 kuruş), halis birinci yerli un (batmanı 30 kuruş), arpa unu (batmanı 15 kuruş), mısır unu (batmanı 18 kuruş), âlâ buğday (ölçeği 20 kuruş), yulaf (ölçeği 12 kuruş), mercimek, nohut, fasulye ( kıyyesi 4 kuruş), pirinç (okkası 15 kuruş), bulgur (okkası 8 kuruş) ve âlâ tuzsuz yağ (okkası 23 kuruş) gibi gıda maddelerini kapsayacak bir şekilde tekrar narh uygulamasına geçildi. Belirlenen narhdan fazlaya erzak satan ve alanlar hakkında kanunî işlem yapılması ve iktisad-ı mahalliyi ihlâl ettikleri gerekçesiyle örfî idareye teslim edilmesi hususunda zabıta memurlarına gerekli tebligat yapılması kararlaştırıldı[19]. 1924 yılında da unda narh uygulaması mevcut olup, buna riayet etmeyenler para cezasına çarptırıldılar[20].

Bafra kasabasının un ve zahire ihtiyacını temin maksadıyla yerli tüccarlardan Kefelizâde Yusuf, Osman ve Halid Efendiler taraflarından hususî bir şirketin kurulmasına teşebbüs edildi. Dörder lira sermaye ile Zahire ve Dakik Şirketi namıyla kurulacak olan şirket, Bafra kazasının genel ihtiyacını temin için herhangi bir menfaat gözetmeksizin savaş müddetince erzak ve zahire getirecekti. Yalnız her çuvalın fiyatına nakil ve sair masraflar karşılığı beş kuruş ilâve edilecekti. Bunun iki kuruşu nakliye esnasında meydana gelecek olan zarar ziyan karşılığı tutulacaktı. Herhangi bir zarar görülmediği takdirde bu fonda biriken paranın şehit çocuklarına dağıtılacağı taahhüt edilmekteydi. 2.100 lira sermaye ve Şirket-i Harbiyye namıyla kurulması teklif edilen bir diğer şirket de hükümetin vereceği listeye göre yardıma muhtaç asker aileleri ile kimsesiz olanlara ve orduya sermayesine mal satmayı ve elde edilen gelirin 1/5’ini hastahaneye ve şehit çocuklarına vermeyi taahhüt ediyordu. Bu taleplerin incelenmesi için bir komisyonun oluşturulması kararlaştırıldı[21]. Bu şirketlerin kurulduğuna dair bir kayda rastlayamadık. Ancak, Canik Sancağı dahilinde zahire ve erzak celbi ve uygun bir fiyatla dağıtımı amacıyla oluşturulan şirketler, kurucularının asıl amaçlarının askerlik hizmetini tecil etmek olduğu gerekçesiyle 22 Temmuz 1917 tarihli Mutasarrıflık emriyle lağvedildiler[22].

Temmuz-Ağustos 1917 tarihlerinde Bafra'nın bir aylık iaşe stoğu vardı. Mutasarrıflık, Sancak dahilinde ileride herhangi bir sıkıntı çekilmemesi için kendi sermayeleri ile zahire getirmek üzere Amasya ve Çorum'a tüccarlar gönderdi. Ancak, Amasya ve Çorum Mutasarrıflıkları söz konusu nakliyata izin vermediler. Bunun sonucu olarak 20 Eylül 1917 tarihinde Samsun'da fırınlar ekmek çıkaramadı ve iaşe darlığı had safhaya ulaştı. Sancak dahiline zahire nakli zorlaştıkça ekmeğin okkası 80, 90 ve hatta 100 kuruşa kadar yükseldi[23].

Kasım 1918'den sonra piyasa fiyatlarında hissedilir oranda düşmeler başlayınca has ekmeğin kıyyesi 45 kuruşa, yerli ekmeğin kıyyesi 30 kuruşa, mısır ekmeğinin kıyyesi 20 kuruşa indirildi. İleriki tarihlerde birinci has ekmeğin kıyyesi 35 kuruşa, yerli ekmeğin kıyyesi ise 25 kuruşa düşürüldü. Aralık 1929 tarihinde ekmeğin fiyatı 23 kuruş olarak belirlendi[24].



Netice itibarıyla, savaş döneminde ekmeğin kıyyesi 63 paradan 45 kuruşa kadar yükseldi. Savaşın fiilen sona ermesi ile fiyatlarda hızlı bir düşüş başladı. İleriki tarihlerde hububat hasadına göre inişli çıkışlı bir seyir takip eden ekmeğin kilosu Mayıs 1930 tarihinde 16 kuruş seviyelerinde idi.



2- Hayvan Ürünleri: Et fiyatının oluşmasında en önemli unsur herhalde kesimlik hayvan fiyatlarıdır. Canlı hayvanların serbest piyasa fiyatlarına dair bir kayda rastlayamadık. Aslında, hayvan satış fiyatlan, piyasanın durgun veya canlı oluşu, arz-talep dengesi, satılacak hayvanın dağda veya ormanda yetişmiş olması ve hayvanların besili olup olmamasına göre oluşmaktaydı. Bu nedenle, her cins hayvan için tek bir fiyat tespit etmek mümkün değildir.

Kasabada zaman zaman kesimlik ve çift hayvanı darlığı oluyordu. Bu darlığın sebeplerinden birisi hayvan hırsızlığıdır. I917’de kaza sınırları dahilindeki hayvan hırsızlığı dikkati çekecek derecede yaygındı.Çalınan hayvanlar daha ziyade Vezirköprü ve Harca gibi komşu kazalarda satılmaktaydı. Hayvan hırsızlığını önlemek ve alım-satımı kontrol edebilmek İçin bir pazar mahalli tespit edildi. Burada bir de memur istihdam edildi. Memur, kasabaya getirilen bayanların kamına uygun tezkire ve şehadetnamesinin olup olmadığını kontrol etmek ve hayvanları damgalamakla görevliydi. Pazar harici satılmaya çalışılan hayvanların müsadere edilerek badehaneye kaldırılmasına, bil karara aykırı hareket edenlerin cezalandırılmasına karar verildi. Badehanedeki hayvanlardan kesimlik olanlar et halinde, diğer hayvanlar ise canlı olarak ihtiyaç sahiplerine satılacaktı[25].

Kasaplar tarafından hayvan pazarından satın alman mallar mezbahanede kesilmekteydi. Kesimlik hayvanlardan seferberlik öncesi hayvan başına iki, üç kuruş damga resmi almıyordu. Ancak, seferberlikte bütün ticari malların fiyatları yükseldiğinden vergilerin de arttırılması yoluna gidildi. Buna göre: Mezbahada kesilen koyun ve keçiden 2, camız ve sığırdan 5, kasaba dışına çıkarılan camız derisinden 10, sığır derisinden 7.5, koyun ve keçi derisinden bir kuruş alınması kararlaştırıldı[26]. Hayvanlar kesim öncesi belediye baytarı tarafından muayene edilmekteydi. Mal sahibi bu iç için 1927 yılında hayvan başına 50 kuruş baytariyye ücreti ödüyordu[27]. Kanunen mezbaha haricinde hayvan kesimi yasaktı. Ayrıca, damızlık ve çift hayvanlarının kesimi de yasaktı[28]. Bu hükümlere aykırı olarak kesilen hayvanların etleri muhtar, nahiye müdürü veya belediye reisinin emri ile müsadere edilirdi. Müsadere edilen etler fakir fukaraya dağıtılırken hayvan derileri ise müzayede usülüyle satılarak elde edilen hasılatın Belediye Sandıklarına gelir kaydedilmesi kanun hükmüydü[29].

Mezbahada kesilen etler, hususi araba ile kasaba dahilinde bulunan kasaplara getirilip dağıtılmaktaydı. Et nakli için 1914 senesinde Bafra Belediyesi tarafından 1.390 kuruş bedelle et nakil arabası yaptırıldı[30]. Bu işte temizlik işlerinde kullanılan at ve arabacılardan faydalanılmaktaydı. Bu ise, kasabanın temizlik işlerini aksatıyordu. Bu nedenle, sıhhî kurallara uygun olmak şartıyla et nakil işinin müzayede usûlüyle bir kişiye ihalesi kararlaştırıldı[31].

Kasaplar, belediyenin belirlediği narh üzerinden eti satıyorlardı. Narhdan fazlaya et satanlar, hastalıklı hayvan kesenler ile sağlığa zararlı veya ölü hayvan eti satanlar tespit edildiği takdirde nakit para cezasına çarptırılıyorlardı[32].

Et fiyatlarının yılın belirli zamanlarında tespit edildiği anlaşılmaktadır. Belediye, et narhım borsaya göre belirlemektedir. Genelde, et tüketiminin arttığı Ramazan aylarında, hayran hastalığı salgım olduğu zamanlarda ve kuzulama ve yamama dönemi olan ilkbaharda kasaplık hayran sayısı azalmaktaydı. Netice itibarıyla et üretimi arzı karlayamıyordu. Açık, kasaba haricinden getirilen kesimlik hayranlarla kapatılmaya çalışılıyordu. Bu ise et fiyatlarının yükselmesine sebep oluyordu. Bu nedenle, ilkbahar aylarında et fiyatları ve buna parelel narhda düşmeler tespit edilmekteydi. Ayrıca, savaş yıllarında, talepten fazla üretim yapılamaması, Rum şekaveti sonucu 40 bini aşkin hayranın telef olması ve hayvan hırsızlığının artması dört nolu tabloda görüldüğü üzere fiyatların sürekli yükselmesine sebebiyet verdi.

Dört nolu tabloda zikredilmeyen ürünler hakkında defterlerde pek fazla malumat yoktur. Bununla birlikte I917'de sütün litresi 3 kuruş, âlâ yağlı peynirin kıyyesi 20 kuruş, çerkes peynirinin kıyyesi 12 kuruş, çökeleğin kıyyesi 6 kuruş ve yumurtanın adedi 20 paradır.

Sadeyağın fiyatı ise beş nolu tabloda görüldüğü üzere mevsimlere göre değişkenlik arz etmektedir. Genellikle haziran-ekim dönemi yağ fiyatlarının en düşük olduğu zamandır. Kasım ayından itibaren yağ fiyatlarının yükselmeye başladığını ve ocak-mayıs arasında fiyatın neredeyse ikiye katlandığını tespit edebiliyoruz.



3- Meyve, Sebze ve Bakliyat: Kasaba halkı genelde bahçelerinde ürettikleri sebze ve meyveleri tüketmekteydiler. Bu nedenle, hububatta olduğu gibi sebze ve meyvede dışarıya bağımlılık yoktu. Bafra kazası sınırları dahilinde her çeşit ürün yetiştirilebildiğinden sebzenin mutedil bir fiyatla satılması gerekmekteydi. Ancak, 1914 yılının yaz aylarında bazı muhtekirler her tarafta 15 paraya kadar satılan taze fasulyenin kıyyesini 3 kuruşa ve sakız kabağının tanesini de 2 kuruşa satmak cüretinde bulunabiliyorlardı. Söz konusu muhtekirliğin önünü alabilmek için hayvan ürünlerinin yanı sıra sebze ve meyvelere de mevsimine göre fiyat konulması hususunda Belediye reisine yetki verildi[33].


1914-1920 yılları arasında meyve ve sebze üretiminde kasaba dahilinde herhangi bir kıtlık vak'ası tespit edemedik. Sürekli yağan yağmur ve Müslüman çiftçilerin zorunlu olarak kasabaya göç etmesi sonucu 1921 yılının hasadı bir önceki yıla göre %90 azaldı. Yetkililer çiftçilere tohumluk zahire, orak ve saban gibi ziraî âlet dağıtmak suretiyle üretimin %30 nisbetinde arttırılmasını plânladılar[34]. Söz konusu darlığın fiyatlara tesirine dair elimizde herhangi bir kayıt bulunmamaktadır.



B- YAKACAK FİYATLARI

Kasabada halk odun ve kömürle ısınırken aydınlatma İçin de gazyağı kullanmaktaydı. Resmi kurumlar, yakacak ihtiyaçlarım ihale usûlüyle temin etmekteydiler[35]. Resmi kurumların ve hakin başlıca yakacak maddesi olan odun kaza sınırları dahilindeki hususi ormanlardan temin edilmekteydi. Ormanlardan elde edilen odunlar öküz arabalarıyla üç saat İçinde kasabaya nakledilmekteydi[36]. Odun yüklü öküz arabaları kasaba dahilinde gelişi güzel dolaştırılmak suretiyle odun satışı yapılmaktaydı. Bu karışıklığa son vermek amacıyla, 1915 yılında kasaba dahilinde bir odun pazarının kurulması planlandı[37].

Genel savaş esnasında kasaba dahilindeki yakacak fiyatları hakkında elimizdeki defterlerde herhangi bir kayda rastlamadık. Odunun kilosu 1919 yılının Mart ayında 20, Kasım ayında ise 30 paradır. 1920 yılının ilk on ayında bir kuruş olan odunun kilosu Kasını 1920-Şubat 1922 tarihleri arasında 30 paradır. Odunun kilosu 1922-1930 tarihleri arasında uzunca bir süre bir kuruşa satıldı.

Kasabada tüketilen kömürün cinsi ve nereden getirildiğine dair herhangi bir kayda rastlamadık. Kömürün kilosu Kasını I919'da 5 kuruş iken Mart 192O'de 12.20 kuruşa kadar yükseldiyse de ayni yılın sonunda 6 kuruşa düştü. 1921-1924 yılları arasında 2.30 ile 7.20 kuruş arasında değişen fiyatlardan İşlem gördü.

1914 yılında Canik Sancağı dahilinde gazyağı darlığı vardı. Kasaba yetki- !ilerinin birçok teşebbüsü sonucu Canik Mutasarrıflığı Bafra'ya 150 teneke gazyağı tahsis etti. Söz konusu mail Gazhane Mültezimi İsmail Efendi teneke başına 3 kuruş kâr payı ile kasabaya nakletti. Böylece bir teneke gazyağının maliyeti 31 kuruş 62.5 santime çıktı. Belediye kasaba dahilindeki kimsesizlere sarfetmek üzere teneke başına 8 kuruş zam yaptı. Netice itibariyla, gazyağınin tenekesinin 40 kuruşa satılması kararlaştırıldı. [38]



C- İNŞAAT malzemesi FİYATLARI

Bafra kasabasında kamuya ait binaların inşası veyahut tamiri İçin gerekli malzemeler Belediye Meclisi'nin tespit ettiği rayice göre satın alınmaktaydı. Elimizdeki defterlerde İnşaat malzemeleri ile ilgili rayiç listeleri sekiz nolu tablodan anlaşılacağı üzere 1919 tarihinden itibaren başlamaktadır. Bu da seferberlik esnasında Bafra kasabasında kamuya ait binaların tamir edilmediğini göstermektedir. Dört, beş yıllık bir aradan sonra söz konusu binaların tamir edilmesi gündeme geldi. Bu süre zarfında kasaba dahilinde meydana gelen Rum şekaveti dolayısıyla 120.448.000 kuruş değerinde 40.149 baş hayvan, 81.636.300 kuruş değerinde 544.242 ölçek hububat yağma edilirken, 8.340.000 kuruş değerinde 278 !iane, 2.360.000 kuruş değerinde 236 ambar, 4.440.000 kuruş değerinde 222 mağaza, 3.170.000 kuruş değerinde 317 samanlık ve 350.000 kuruş değerinde 7 değirmen tahrip edilmişti[39]



Tespit edebildiğimiz kadarıyla bil dönemde Hükümet Konağı, Jandarma hizmet binası ve cephaneliği, salhane, tevkifhane, Nur-1 İbrahim Camii, Tayyar Paşa Iramamı, kasaba dahilindeki mektepler. Ziraat Bankası deposu, askerlik şubesi ve Duhan inhisar idaresi binaları, kanalizasyon ve su şebekesi ile metrûk emvalin tamir edilmesi söz konusu idi. Bayındırlık faaliyetlerinin 1924 yılında yoğunlaştığı anlaşılmaktadır.

D- NAKLİYE VE TAŞIMA ÜCRETİ

1924 yılına kadar ulaşım ve nakliye vasıtası olarak sadece hayvan gücün- den faydalanılmaktaydı. Köylüler, kasabaya binek hayvanları veya arabaları ile gelip gitmekteydiler. Tahsildar ve sıhhiye memuru gibi devlet memurları ise kiralık hayvanlarla görev mahalline ulaşmaktaydılar. Herhangi bir memurun görevli olarak köye gitmesi gerektiğinde ilgili devlet dairesi belediyeden rayiç talep etmekteydi. Bu talep üzerine piyasa araştırması yapan Belediye Meclisi hayvanların yevmiye ücretini tespit etmekteydi[40]. Belirlenen rayiç ile serbest piyasa arasında fark bulunup bulunmadığına dair elimizde herhangi bir belge bulunmamaktadır.

Nakliyatı dahili ve harici nakliyat olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Kasabanın İhraç ürünleri Alaçam ve Samsun iskelelerine nakledilmekteydi[41]. Posta nakliyatı Bafra-Samsun arasında 1923 yılında haftada üç gün yapılıyordu. 1923 yılında bu İş İçin aylık 12.000 kuruş sarf ediliyordu[42]. Nakliyat İşinde at, katır, merkep, deve, manda, öküz gibi hayvanların yanı sıra tek veya çift hayvanlı arabalar kullanılmaktaydı. Kasaba dahilinde kamuya ait binaların inşası veya tamiratında gerekli olan malzemenin nakli İçin manda ve öküz gibi yük hayvanı veyahut tek veya çift atlı arabalar kiralanmaktaydı[43]

Kiralık binek hayvaninin yevmiye ücreti, yem ve saman masrafı biniciye ait olmak üzere 1921 tarihinde 200 kuruştu[44]. Haziran I922'de ise 170 kuruş olarak tespit edildi. Ancak, hayvan iki veya daha fazla gün için kiralanıyorsa yem ve saman masrafı biniciye ait olmak şartıyla günlük 200 kuruş idi[45]. Temmuz 1923 tarihinde bir çift mandanın yevmiye ücreti 500 kuruş, bir çift öküzün yevmiyesi ise 300/400 kuruştur. 1922 yılında öküz arabası yevmiyesi 400 kuruş, tek atlı araba yevmiyesi 400/500 iken I923'de 300 kuruş,çift atlı arabanın yevmiyesi ise 600 kuruştur. Hayvanâta en fazla ihtiyaç hissedilen Temmuz-Aralık döneminde hayvan yevmiye ücretleri artmaktaydı, örneğin, Temmuz-Aralık 1923 döneminde hayvan yevmiyesi 3 lira olarak tespit edildi[46]. Bafra'dan Samsun'a eşya nakleden hayvan sahiplerine Eylül I922'de batman başına 15 kuruş ödendi[47]. Yaylı arabanın Bafra-Alaçam arasındaki gidiş dönüş ücreti ise 1924 yılında 18 liradır[48]. 1929 yılında yaz veya kış mevsimi fark etmeksizin at yevmiyesi iki liradır. Yük hayvanlarının 1929 yılı itibarıyla belediye sınırları dahilinde veya vilayetler arasındaki bir günlük kazanç- lan belediyenin tespitlerine göre şöyleydi: Çift atlı fayton ve yük arabaları 150, tek atlı yük arabaları 100, deve ve katin 100, merkep 50 kuruştur[49].

Belediye Karar Defterleri'ndeki kayıtlara nazaran kasaba dahilindeki nakliyat işlerinde 1924 tarihinden itibaren hususi ve ticari olmak üzere yirmiyi aşkın otomobil ve kamyon gibi motorize araçlar hizmete alındı[50] 1929 yılında otomobilin bir günlük kirası 20 lira, kamyon kirası ise 25 liradır[51] . Motorlu araçların 1929 yılı itibarıyla belediye sınırları dahilinde veya vilayetler arasındaki bir günlük kazançları belediyenin tespitlerin göre şöyleydi: Binek otomobilleri 2.50, yük otomobilleri 3 liradır[52].

Kasabada kullanılan diğer bir nakil vasıtası ise kayıklardır. Vezirköprü ve Bafra iskelesi arasında seyr ü sefer eden kayıkçılar ve reisleri yevmiye hesabıyla çalışmayıp her sefer İçin gidiş-dönüş ücreti almaktaydılar. 1924 senesinde bir torba unun nakil ücreti 60 kuruştur. Kayıkçılar zaman zaman bu fiyatın iki misli ücret talep edebiliyorlardı[53] 1927 yılında, tayfalar bu İş İçin yaz aylarında 2.5-4 lira, kış aylarında ise 4-8 lira arasında bir ücret alıyorlardı. Reisler ise tayfalardan bir lira daha fazla ücret talep ediyorlardı [54]. 1929 yılında belediyenin tespitlerine göre bir kayıkçının günlük kazancı bir liradır[55].

E- ÜCRETLER

Kasaba dahilinde çalışan nüfusu asker, memur, çiftçi, tüccar, esnaf, zanaatkar ve amele şeklinde gruplandırabiliriz. Asker ve memurlar hariç diğer meslek grubunda olanlar belediye tarafından tutulan deftere kaydolunarak çalışma ruhsatı almakla mükelleftiler. Ruhsatsız işçi ve usta çalıştıran işveren ile ruhsatsız çalışanlar tespit edilmeleri halinde para cezasına çarptırılmaktaydılar[56].

Tüccar ve esnafı tütün tüccarı, hayvan tüccarı, simsar, bakkal, kasap, manifaturacı, uncu, eskici, yağcı, balıkçı, samancı, halıcı, kömürcü, sütçü, pazar esnafı ve seyyar satıcılar ( boğçacı, elbiseci, bıçakçı, orakçı, ipçi, bakırcı, bezci vs.) şeklinde tasnif edebiliriz[57]. Özellikle kasaba dahilinde tütün ticaretiyle meşgul bir hayli sermayedar mevcut olup işyerlerinde pek çok işçi istihdam etmekteydiler[58]. 1929 yılında Bafra kasabasındaki seyyar tüccarlar günde üç lira, hayvan tacirleri ve seyyar satıcılar 50 kuruş kazanmaktaydı[59]'.

Zanaatkâr ve işçileri aşçı, şekerci, bozacı, çarıkçı, kahveci, çörekçi, yoğurtçu, simitçi, köfteci, limonatacı, şıracı, ekmekçi, hamurkâr, garson, demirci, "perükâr" (berber), arabacı, tuzcu, tabakçı, şerbetçi, balıkçı, saatçi, börekçi, şoför, helvacı, inşaat ustası, dülger, marangoz, taş ustası, sıvacı, badanacı, nakkaş, bozacı, hızarcı, baltacı, lağımcı ve duvarcı şeklinde gruplandırabiliriz[60]. Zanaatkârlar meslekteki maharet ve kıdemlerine göre çırak, kalfa, usta veya işbaşı, usta işçi, adî işçi veyahut birinci sınıf, ikinci sınıf şeklinde kategorilere ayrılmaktaydılar[61].

Söz konusu defterlerdeki kayıtlardan anlaşıldığına göre usta ve vasıflı veya vasıfsız ameleler günde 10 saat çalışmakta ve buna karşılık işverenden dokuz ve on nolu tablolarda belirtilen miktarda yevmiye almaktaydılar[62]. Tablolardan da anlaşılacağı üzere amele yevmiyeleri yaptıkları işlere göre değişkenlik arz etmektedir
.


Kasaba dahilinde çalışan memurları merkezî idareye bağlı bürokratlar ve belediye çalışanları olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Merkeze bağlı bürokratlar : Kaymakam, Tahakkuk memuru, Tahsildar, Müftü, Müezzin, Tahrirat kâtibi, Tapu memuru, Eytam müdürü, Mahkeme baş kâtibi, Zabıt kâtibi, Süvari mübaşiri, Piyade mübaşiri, Gardiyan, Orman memuru, Sıhhiye memuru, Mal müdürü, Mal muavini, Varidat kâtibi ve diğerleridir. Belediyede görev yapan- lar ve aylık gelirleri on bir nolu tabloda gösterilmiştir[63]. Savaş yıllarında, belediyede çalışanlara zaman zaman maaşları ödenememiştir[64].



F- KİRA bedelleri

Kira bedelleri konusunda defterlerde teferruatlı bilgi yoktur. Bununla birlikte, kiralar hakkında bir fikir vermek mümkündür, öreğin, savaş yıllarında muhacir hastahanesine dönüştürülen bir binaya aylık kira bedeli olarak I917'de 200 kuruş ve I918'de 500 kuruş takdir kılındı. Keza, askeri hastahaneye dönüştürülen diğer bir binaya da emsaline nisbetle I916'da 250 kuruş, I917'de 500 kuruş ve I918'de 600 kuruş verilmesi kararlaştırıldı [65]'. Bu örneklerden hareketle kira bedellerinin savaş yıllarında yıllık % 100'e varan bir oranda arttığını ifade edebiliriz.

SONUÇ

1880-1913 arası dünyada olduğu gibi Anadolu'da da fiyat istikrarının bu- lunduğu bir dönemdir. 1880-1896 arasında tedricen düşen dünya fiyatları asrin sonlarında hafif bir şekilde yükselmeye başladı. Fiyat artışı genel savaş ile hızlanarak 1920’lere kadar arttı. özellikle zirai ürünlerin fiyatlarında savaşın başlangıcı ile birlikte ani bir yükselme oldu[66]1913-1896 arasında ülke genelinde fiyatlar senelik %1.7 nisbetinde artarken 19131914 arasında bu rakam %9'lara çıktı. 1914-1915 sonrası ekonomik istikrar bozulunca Birinci Dünya Savaşı esnasında paranın satın alma gücü %85 azaldı. Hayat pahalılığı 1914- 1929 yılları arasında yaklaşık 14 kat arttı[67].

Seferberlik ile müsahsil çağda olan büyük bir kitlenin silah altına alınması sonucu ziraî İşler kadın, çocuk ve ihtiyarlara kaldı. Orta Anadolu'da yok pahasına satılan hububat ulaşım ağının yeterli olmaması ve nakliyat vasıtalarının ilkelliği sebebiyle zamanında kıtlık sahalarına nakledilemedi. Öte yandan, mevcut yiyecek stoklarının mühim bir kısmı ordunun emrine verildi. Bu ise, özellikle tüketici toplulukların bulunduğu büyük şehir ve kasabalarda İaşe sıkıntısının çekilmesine, hatta açlık tehlikesinin ortaya çıkmasına sebebiyet verdi'[68]. Ziraî üretimin 1915 ve 1916 yıllarında gerilemesi üzerine İaşe meselesi vahim bir durum aldı. Netice itibarıyla Birinci Dünya Savaşı esnasında Anadolu'daki zirai üretim yarı yarı ya azaldı[69]. Bu durum, 1914'ün sonlarına doğru tüketim maddelerinin fiyatlarının hızla yükselmesine sebep oldu. Trabzon'un Ruslar tarafından İşgali ile sancak dahiline sığınan mülteci sayısının artması İaşe darlığını had safhaya çıkardı. Fiyat artışlarını önleyebilmek için valilere 1 Mayıs 1916 tarihli muvakkat kanunla zorunlu ihtiyaç maddelerinin satış fiyatlarım belirleme yetkisi verildi. Buna rağmen, fiyat ar- tışları 1916 senesinde tedricen devam etti. 1917 yılında ise büyük bir kıtlık ile karşı karşıya kaimdi. Kıtlık ve yokluk mevcudu bulunmayan malların fiyatlarının astronomik seviyelere yükseltti[70].Örneğin, ülke genelinde buğday fiyatları 1914-1917 yılları arasında 14 kat arttı. Fiyatlardaki bu dalgalanmayı Bafra kasabasındaki ekmek fiyatlarında da tespit edebiliyoruz. Tevziat sistemindeki aksaklıklar ve serbest piyasada fiyatların astronomik artışı şehir ve kasabadaki fakir ve orta halli nüfusun mağdur olmasına yol açarken varlıklılar ile fakir ve yoksullar arasındaki dengenin büsbütün bozulmasına sebebiyet verdi.

1917’deki İaşe problemini aşmak amacıyla 5 Nisan I917'de gıda ve sair ihtiyaç maddelerinin satış ve tevzii kanunu çıkartıldı. Buna göre: Taşrada belediyelere belirleyecekleri ihtiyaç maddelerine azami fiyat koyabilme ve bunların satış usûllerini tespit yetkisi verildi, öte yandan, 1917 tarihli iaşe-i Umumiye Kararnamesi'ne istinaden Ağustos 1917 tarihinde Canik Sancağı'nda İaşe Tali Komisyonu oluşturuldu. Komisyon vasıtasıyla, memur ve mültecilere İaşe ambarlarından yiyecek tevzi ediliyordu. Ancak, tevziatın yeterli olmaması üzerine söz konusu kişiler ihtiyaçlarını serbest piyasadan temin etmek zorunda kalıyorlardı. Bu ise piyasadaki talebi arttıran bir unsurdu. 1918 yılında savaşın sona ermesi, kasaba dahilindeki mültecilerin memleketlerine dönmeleri ve ithalat kapılarının aralanması gibi gelişmeler sonucu fiyatlarda hissedilir düşüşler olacaktır.

Vasıfsız bir işçi bir günlük kazancı ile 1914 yılında 8 kilo, I919'da 3.2 kilo, I923'de 5.5 kilo, I929'da ise 4.7 kilo ekmek alabiliyordu. Vasat bir usta ise günlük kazancı ile 1914 yılında yaklaşık 20 kilo, I919'da 8 kilo, I923'te 11 kilo ve I929'da 9.5 kilo ekmek alabilmekteydi. Bu mukayesenin de ortaya koyduğu üzere ücretlilerin alım gücü düştü. Netice itibarıyla, yevmiyelerin satın alma gücü Millî Mücadele'nin başında %60, Cumhuriyet döneminin başında %31-45, 1929 yılında ise %41-52 nisbetinde azaldı.

Devlet memurlarının maaşlarına 1918 yılına kadar yapılan zamlar maaş seviyelerine göre %20-50 arasında oynadı. Bütün bu zamlara rağmen memur maaşlarının satın alma güçleri %60-80 oranında azaldı[71]. İşçi ve usta yevmiye- lerinin aynı tarihler arasındaki satın alma güçlerinin %50 oranında azaldığını söyleyebiliriz. Bunların devlet memurlarının maaşlarına nazaran fiyat artışlarına daha iyi intibak ettikleri anlaşılmaktadır. Bunu da savaş döneminde işçi ve ustaya duyulan şiddetli ihtiyaç ile açıklamak mümkündür. Netice itibarıyla, maaş, ücret ve yevmiye ile geçimlerini temin eden kitle savaş müddetince iştira kuvvetini büyük bir oranda kaybetmiş bulunuyordu.

Dipnotlar

  1. Oktay Gökdemir, " Belediye Meclisi Kararları na Göre İşgal Yıllarında Akhisar'da Fiyatlar (1920-1922)", Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, I/1, İzmir 1991, 183-200.
  2. Mart 1331 tarihli karar: Baha Belediye Meclisi Karar Defteri (BMKD), I, 75.
  3. Halit Eken, "Samsudda Asayisin Sağlanması Yolunda Mutasarrıf Hamid Bey'in Aldığı Tedbirler", 19 Mayıs ve Milli Mücadelede Samsun Sempozyumu Bildiriler 16-20 Mayıs 1914, Samsun 1914, s. 36.
  4. Trabzon Vilayeti Salnamesi 1320, s. 89.
  5. 5 Eylül 1337 tarihli karar: BMKD, I, 188, 265/15.
  6. 21 Mart 1341 tarihli karar: BMKD, Il, 106/10; Trabzon Vilayeti Salnamesi 1320,s. 163.
  7. 6 Nisan 1330, 3 Mart 1339, 4 Nisan 1339 tarihli kararlar: BMKD. I, 6/8, 293/1, 301/14.
  8. 9 Mart 1340 tarihli karar: BMKD, Il, 37/40; 5 Eylül 1332 tarihli karar: BMKD, I, 160.
  9. 23 Nisan 1924 tarihli karar: BMKD, II, 52/77; 5 Kası m 1928 tarihli karar: BMKD. III, 13/528
  10. Mart 1928 tarihli karar: BMKD. III, 56/79.
  11. 2 Şubat 1331 tarihli karar: BMKD. I, 136; 17 Mayıs 1340 tarihli karar: BMKD, II, 56/91.
  12. 30 Mart 1335 tarihli karar: BMKD, 1, 203.
  13. 21 Mart 1341 tarihli karar: BMKD, Il, 106/10.
  14. 5 Şubat 1340 tarihli karar: BMKD. II, 16/120.
  15. 9 Nisan 1330 tarihli karar: BMKD, I, 7/23.
  16. 2 Şubat 1331 tarihli karar: BMKD. I, 134.
  17. 30 Kanun-i evvel 1331 tarihli karar: BMKD, 1, 132, 133.
  18. 5 Kanun-i evvel 1332 tarihli karar: BMKD. I, 167.
  19. Kanun-i sâni 1332 tarihli karar: BMKD, I, 162.
  20. 4 Mart/21 Nisan 1340 tarihli kararlar: BMKD, Il, 35/18; 51/76.
  21. 2 Şubat 1332 tarihli karar: BMKD, I, 172.
  22. Canik Mutasarnffnin 15 Kâni111-1 sâni 1334 tarihli tezkiresi: Başbakanlık Osmanlı Arşixi (B.A). Dahiliye hade-i Umumiye (DH.İ.UM), nr. 20-2/2-37.
  23. Catlik Mutasarrifi'lliti 15 Kânüll-1 siii 1334 tarihli tezkiresi: BA. DH.İ.UM, tır. 20-2/2- 37.
  24. 7 Tesrin-i sâtri 1334 tarihli karar: &kilit), I, 186; 8 Ekim 1927 tarihli karar: 131111W, III, 4/501.
  25. 334 tarihli karar: BMKD, I, 258/53.
  26. 2 Mart 1337 tarihli karar: BMKD. I, 258/53.
  27. 0, 27 Aralık 1927 tarihli kararlar: BMKD. Il, 26/572; 29/582.
  28. 24 Kanun-i sâni 1340 tarihli karar: BMKD, II, 14/115.
  29. 9 Ağustos 1339 tarihli karar: BMKD. I, 311/45; 13 K.inün-ı evvel 1339 ve 5 Şubat 1928 tarihli kararlar: BMKD. III, 3/85, 49/61.
  30. 9 Nisan 1330 tarihli karar: BMKD, I, 4/15.
  31. 25 Haziran 1330 tarihli karar: BMKD, I, 32.
  32. 3 Mayıs 1330 ve 19 Mart 1339 tarihli kararlar: BMKD. I, 8/29, 298/8; 5 Şubat 1928 tarihli karar: BMKD III, 50/62.
  33. 2 Haziran 1330 tarihli karar: BAIKD, I, 28.
  34. 20 Ka'nnir-1 evvel 1337 tarihli karar: BAIKD,I 271/36.
  35. 6 Kası m 1927 tarihli karar: BMKD, III, 17/542.
  36. 21 Mart 1341 tarihli karar: BAIKD. Il, 106/10.
  37. 2 Şubat 1331 tarihli karar: BMKD, I, 134.
  38. 31 Kânun-ı sâni 1330 tarihli karar: BMKD, I, 53.
  39. 1 Teşrin-i evvel 1339 tarihli karar: BMKD. I, 320/54.
  40. Aslında, Vilayât Belediye Kanunu'na göre: belediye hududu dahilinde kiralık binek ve yük hayvanı ile araba ulaşım ve nakliyat ücreti tarifeleri belediyeler tarafından tanzim edilecekti. 1293 tarihli Vılayat Belediye Kanunu: Düstur, I. tertip, IV, İstanbul 1289, s. 538-539.
  41. BMKD, Il, 2/79.
  42. 23 Ağustos 1339 tarihli karar: BMKD. I, 313/48.
  43. Kasabadaki kiralık veya hususi binek ve yük hayvanı ile arabalardan belediyece belirli bir oranda rüsıim alınmaktaydı. Ancak, mal sahibi rençberlik yapıyorsa veya askerlik hizmetini ifa ediyorsa bu vergiden muaf tutulmaktaydı. 3 Eylül 1332 tarihli karar: BMKD, I, 152. Hayvan sahipleri hayvanlarını kasabada belediye tarafından gösterilen yerlere bağlamak zorundaydılar. Bu kuralı ihlal edenlere para cezası veriliyordu. 12 Temmuz 1339 tarihli karar: BMKD. I, 310/41. Araba sürücülerinin kasaba dahilinde dikkatsizlik sonucu bir kişiyi çiğnemeleri veya yolu tahrip etmeleri nakit para cezasını gerektiren bir suçtu. 28 Mayıs 1340 tarihli karar: BMKD. II, 58/97.
  44. 28 Mayıs 1337, 2, 31 KAnün-ı sAni 1337 tarihli kararlar: BMIiD, I, 263/91; 255/48; 272/37.
  45. 29 Haziran 1338 tarihli karar: BMKD. I, 283/30. Kiralı k hayvanların maliyetini ortaya koyabilmek için yem masraflarmın da bilinmesi gerekmektedir. Arpa, yulaf, saman ve ot gibi hayvan yemi olarak kullanılan ürünlerin fiyatları mahsül ayının olup olmamasına göre değişkenlik arz etmektedir. Arpaııııı kilosu 1916'da 30 para, 1917'de 35 para, 1918 ve 1924 yı llarında 9 kuruş, 1926 yılında ortalama 12 kuruştur. Yulafin kwyesi ise 1915 yılında 25 para. 1920'de 30 para, kıyahm (taze ot) kıyyesi 1915'de 12 para, 1920'de 15 para, otıııı kilosu 1924'te 5/8 kuruş, 1925'te 8 kuruş, 1926'da 6 kuruş, 1928de 5/7, 1929'da 6/9, 1930da 4/7 kuruştur. Samaııııı kilosu 1919da 7, 1924'de 9/10, 1925de 9 ve 1926'da 8, 1928de 6/8. 1929*da 10, 1930'da 4/7 kuruş arasında değişmektedir. Bir binek hayvanını,' bir aylık yem ve saman bedeli 1.200 kuruş olarak belirlenmiştir. 24 Mayıs 1337 tarihli rayiç mazbatası: BMKD. I, 263/8.
  46. 9 Haziran 1339 tarihli karar: BMKD. I. 308/36.
  47. 2 Eylül 1338 tarihli karar:BAfK.D, I, 286/37.
  48. Kanun-ı sani 1340 tarihli karar: BMIW. II, 7/95.
  49. BMKD, III, 200/148.
  50. Belediyeye kaydedilen söz konusu vası talara vesika ve huslisi numara verilmekteydi. Vesika ve hususi numarası olmayan vası taların kullanımı yasaktı. 25 Ocak 1928 tarihli karar: BMK13. II, 58/99; 111. 44/44. Motorlu araçlara park, tamirat ve lastik değişimi içiıı kasaba dahilinde hususi yerler ayrılmaktaydı. Bu amaçla, Kasım 1927'de kasaba dahilinde beş taka mahalli mevcuttu. 23 Kası m 1927 tarihli karar: BMKD, III, 23/563. Park mahalli olmayan yerlerde ve özellikle sokak ve cadde ortası nda trafiği aksatacak bir şekilde park etmek veya gidiş-gelişe engel teşkil edecek bir şekilde yaya kaldırımlarıııııı Üzerine araba bırakmak kesinlikle men edilmişti. Ticari arabaları n işlerini daha düzenli yapabilmeleriııi temin maksadıyla temkkuf mahalli adı verilen duraklar yapılmıştı. Duraklarm önüne konan levhalarda ise durakta en fazla bulunabilecek araç sayısı yazılıydı. Araçlar, söz konusu duraklarda muayyen bir süre bekliyebiliyorlardı. Yukarıda belirtilen yasaklara riayet etmeyen şoförler nakit para cezasına çarpurılmaktaydı lar. Suçun tekerrikii halinde ceza mıkdarı artrnaktaydı. BMKD, Il!, 14/531, 38/26; 42/40; 38/28; 39/30; 45/46.
  51. Temmuz 1929 tarihli karar: BMKD. III, 207/166.
  52. BMKD, III, 200/148.
  53. BMKD, II, 16/120.
  54. BMKD, III, 16/539.
  55. BMKD, III, 295/49.
  56. 24 Şubat 1924 ve 22 Mart 1924 tarihli kararlar: BMKD, II, 27/159, 42/43.
  57. Esnafın dükkân önüne ticari mal koymak suretiyle yaya kaldınmlannı işgal etmeleri yasaktı. Yasağa uymayanlar para cezasına çarpunlıyorlardı. Bu cezaya rağmen söz konusu fiillerin önüne geçilemediği anlaşılmaktadır. Nisan 1928 tarihli karar: BMKD. III, 68/118. Kahveciler ise kahvehanelerinin önüne gidiş gelişe engel olmayacak bir şekilde ruhsatiye resmi vermek şartıyla sandalye koyabiliyorlardı. 4 Nisan 1928 tarihli karar: BMKD, III, 66/110. Seyyar satıcıları n ise sokakların dar olması sebebiyle kasabanın pazar günü olan perşembe günleri haricinde gidiş-gefişi engelleyen sergi açmaları, caddelerde küfe ve tabla ile satış yapmaları veya üstü açık gıda ürünleri satmaları yasaktı. Sadece eski pazar yerinde belediyeden ruhsat almak şartıyla daimi olarak sergi açabiliyorlardı. Düstur. I. tertip, III, İstanbul 1289, s. 520.
  58. Trabzon ViLlyeti Salnamesi 1320, s. 162.
  59. BMKD, III, 295/49.
  60. BMKD, III, 200/148, 295/49.
  61. Ustabaşılarla dülger, taşçı, marangoz, hızarcı, boyacı ve sıvacılardan 1926 senesi için beşer lira, karagöz, hokkabaz, cambaz, tiyatro ve sinemalardan gayr-i safi hasılalarından % 10, diikkâıl levhaları ile tütün tüccarı ve birinci sınıf manifatura mağazalarından beşer lira, ikinci sınıf manifatura mağazalanyla birinci sınıf bakkaliye ve kunduracı esnafindan üçer lira, ikinci sınıf bakkaliye ve sair küçük esnafla han, kahvehane, aşçı, kebapçı ve sair esnaftan 50 kuruştan 100 kuruşa kadar, sergilerden beher gibi için 100 kuruş resm alınacaktı. Belediye vergi ve resimler kanununun XIV. maddesine göre dükkanlarla ticari ve smai müesseseleriııiıı Türkçe levha asmaları mecburi idi. Yabancı dildeki ifadeler Türkçe metnin altına yazılabilecekti. Ayrıca, levhalann kırmızı zemin Üzerine beyaza boyanmış harfier ile yazılması gerektiği müessese sahiplerine tebliğ edilmiştir. 8 Mayıs 1926 tarihli karar: BMKD, Il, 182/74; 25 Ocak 1928 tarihli karar: BMKD III, 43/41.
  62. 9 Ağustos 1924 tarihli karar: BMKD, II, 74/144.
  63. Bafra Beledi Dair esinin Maaşat Defteri.
  64. 7 Teşrin-i sani 1331 tarihli karar: BMKD I, 126.
  65. 9 Mart 1335 tarihli karar: BMKD, I, 200.
  66. Vedat Eldem, Osmanlı İmparatorluğu'nun iktisadi Şartları Hakkında Bir Tedkik, Ankara 1994, s. 131, 133.
  67. Eldem, Osmanlı s. 137.
  68. Muzaffer Lermioğlu, Akçaabat Akçaabat Tarihi ve Birinci Genel Savaş Hicret Hatıraları , İstanbul 1949, s. 188, 208-209.
  69. Vedat Eldem, Harp re Miitareke Yıllarında Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonomisi, Ankara 1994, s. 33, 37.
  70. Nedim İpek," Birinci Dünya Savaşı Esnasında Karadeniz ve Doğu Anadolu'da Cereyan Eden GOçIer ", 19 Mayıs ve Milli Mücadelede Samsun Sempozyumu Bildiriler 16-20 Mayıs 1994, Samsun 1994, s. 88.
  71. Eldem, Harp re Mıltareke lillamıda.... s. 54-55.

Şekil ve Tablolar