ISSN: 0041-4255
e-ISSN: 2791-6472

Yılmaz Kurt

Anahtar Kelimeler: Kozan, Sis, Sancak, 1572, Osmanlı, Erkek Şahıs İsimleri, Mufassal Tahrir Defterleri

Bu çalışmada Kozan (Sis) Sancağı'nda 1572 yılında kullanılmış olan erkek şahıs isimleri üzerinde durulacaktır. I. Onomastik Çalışmaları

Özel adları konu edinen bilim dalına onomastik denilmektedir. Onomastik biliminin yer adlarını inceleyen dalına toponymie, şahıs adlarının menşe' ve tekâmulünü inceleyen dalına ise antroponymie adı verilmektedir. 1949'da Brüksel'de toplanan IIL Beynelmilel Toponimi ve Antroponimi Kongresi'nde bir Beynelmilel Onomastik ilimler Komitesi teşkil olunmuş, bir Beynelmilel Onomastik Merkezi kurulmuş ve bu merkez Onoma adıyla bir dergi çıkarma& başlamıştır. V. Beynelmilel Onomastik Kongresi ise 1955 yılında İspanya'nın Salamanca şehrinde Türk bilim adamlarının da katılmasıyla toplanmıştır[1].

Batılı bilim adamları kendi tarihleri ile ilgili ana problemleri çözmüş oldukları için olmalıdır ki onomastik çalışmalarına daha çok eğilebildikleri halde Türk onomastiği henüz çok gerilerde bulunmaktadır. Halbuki arşivlerimizde gerek toponimi ile gerekse antroponimi ile ilgili yüzlerce defterde milyonlarca belge bulunmaktadır. Ancak coğrafya adlarının ve şahıs adlarının yer aldığı bu defterlerden henüz yeterince yararlanılmamıştır. Bugün Anadolu'nun tarihi coğrafyası ile ilgili bilgilerimiz çok sınırlıdır. Değil köy isimlerini bazı nâhiye isimlerini bile okumakta güçlük çekilmektedir. Yer adları sözlüğü ve şahıs adları sözlüğünün bugüne kadar hazırlanamayışı Türk bilim hayatı için büyük bir eksikliktir.

Türk şahıs adları üzerinde şimdiye kadar özellikle folklorik açıdan bazı denemeler ve incelemeler yapılmış ve bunlar Türk folklor ve Etnografya bibliyografyası'nda yayımlanmıştır[2].

Çoğunluğu XVI. yüzyılda tutulmuş olan Mufassal Tahrir Defteri en, Osmanlı İmparatorluğu'nun vergi defterleridir. Burada vergi veren yetişkin erkekler Ali veled-i Osman şeklinde, mahalle-mahalle, köy-köy kayıt edilmişlerdir. Bu bakımdan bu defterler Türk onomasdği için paha biçilmez hazinelerdir. Bu Defterlerden yapılan bir şahıs adları çalışmasında sondaj metodu kullanılmış, şahıs isimlerinin incelenmesinde ölçme-değerlendirme yöntemi uygulanmıştır[3]. Aynı yöntemle Adana Mufassal Tahrir Defteri üzerinde yapmış olduğumuz şahıs adları çalışmasında ise sondaj metodu uygulanmayarak Defterindeki bütün şahıs adları değerlendirmeye alınmıştır[4]. şer'i Mahkeme Sicillerinde yer alan şahıs adları üzerinde yapılan çalışmaların sayısı da fazla değildir[5].

Şahıs adları üzerinde yapılan çalışmaların çoğu basılı eserleri kaynak olarak almışlardır. Bu eserlerin bir kısmında şahıs adları hakkında kısa ansiklopedik bilgi de verilmiştir. Bu tür kitapların çoğu "çocuklarına ad arayan" aileler için hazırlanmış piyasa kitaplarıdır. Oysa olayın bir tarih, dil, kısaca kültür problemi olarak ele alınması ve bilimsel metodlarla incelenmesi gerekmektedir. Bu iş ise bir iki kişinin kendi imkanları ve çabaları ile bitiremeyecekleri kadar büyük ve masraflı bir iştir. Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu gibi kuruluşlarımızın bu konuda destek sağlamaları, bu işin bilgisayar kullanılarak daha verimli olmasını temin edecektir.

II. XVI. Yüzyılda Kozan

Kozan bugün Adana İli'ne bağlı şirin bir ilçemizdir. Osmanlı imparatorluğu döneminde bu ilçemizin adı Sis idi. Sis Kasabasının tarihi Hititler dönemine kadar uzanır. Sis, Yavuz Sultan Selim 'in 1516 yılındaki Mısır seferinden sonra Osmanlı İmparatorluğu'na geçmiş, önce Halep Eyâled'ne, sonra da Kıbrıs Eyâleti'ne bağlanmıştır. Bu dönemde Feke ilçesi de Kozan (Sis) Sarıcağı'na bağlı bulunuyordu. Sisin ilk Mufassal Vergi Defteri 1519 yılında tutulmuştur. İstanbul Başbakanhk Arşivi'nde ayrıca 4 Sis Mufassal Defteri daha bulunmaktadır[6]. Ankara Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi- 'nde bulunan tek Sis Mufassah 150 numara ile kayıtlı olup 1572 M. tarihini taşır. İşte bu şahıs adları çalışmasında bu defterde yer alan Türk şahıs adlarını ele alacağız, gayrı müslimler arasında görülen Türk adlarını VI. bölümde ayrıca inceleyeceğiz[7].

III. Ad Verme Geleneği ve Hane Yoğunluğu

Orta Asya Türk Tarihi ile ilgili bilgilerimizin çoğu Çin kaynaklarından alınmıştır. Çinliler ise Türk isimlerini kendi söyleyişlerine göre kaleme almışlardır. Bu sebeple Orta Asya Türk tarihi için Çin kaynaklarında yer alan bu şahıs adlarını kullanmak doğru sonuçlar vermeyecektir. Orhun Anıtları'nda geçen şahıs adları ise çok sınırlıdır. Bu kaynaklardan eski Türklerde ad verme geleneğinin ne şekilde olduğunu bugün için tam olarak anlayamıyoruz. Dede Korkut Hikayelerinde öğrediğimize göre bir erkek çocuğun ad alabilmesi için kahramanlık göstermesi gerekiyordu. Burada adı koyan bilge kişi ise Dede Korkut'un kendisi olarak görülmektedir. Erkek çocuğa bu şekilde ad konulduktan sonra çocuğun babası büyük bir "toy"vermekte, yenilip içilmekteydi. Bir Altay Destanında ise ad koyma geleneği mitolojik bir hüviyet kazanmakta, çocuğa büyük bir ihtimalle Hızır Aleyhisselâm ad vermektedir[8].

Çocuğa saygın bir kişinin veya bir aile ulusunun ad vermesi geleneği bu günlere kadar gelmiştir. Çocuğa ad verecek kişi, bu adı bizzat kendisi verebileceği gibi çocuğun anne-babasından da bir ad isteyebilir, çocuğa ad vermeden önce abdest alır, sağ kulağına ezan okur, sol kulağına kamet getirir, bir dua ile çocuğun adını koyar[9].

Aileler ad seçerken nelere dikkat ediyorlardı? İncelediğimiz 1572 tarihli Kozan Defterine göre büyük bir çoğunluk babalarının adını çocuklarına vermekte idiler. Ali veled-i Deniz, Deniz veled-i o (yani Ali), şeklinde kayıt edilmiş pek çok baba-oğul bulunmaktadır.

Çocuklara ad verirken ses uyumuna da özen gösterilmekteydi. Bunu aşağıdaki örneklerde açıkça görmekteyiz.

Tablo I Çocukların adlarında ses uyumu

Tahrir Defterlerinde vergi veren erkek nüfusun evli ve bekâr olanları isimlerin altına konulan birer işaretle belirtilmiştir. Bazı defterlerde her köyün, her cemaatin altında toplam evli ve bekâr nüfus gösterilmiştir. Yaptığımız hesaplamada 4431 vergi mükellefi Türk nüfusun 3429'unun evli (% 77,3), 1002'sinin ise (% 22,6) bekar olduğunu gördük. Evli olanlar yılda 50 akça, bekâr olanlar ise 6 akça vergi ödemekteydiler. Bir sancakta toplam nüfusu bulabilmek için izlenen yol, hane sayısını 5 ile çarpmak şeklinde olmaktadır. Bazı araştırmacılar bekâr erkek sayısını da bu çarpım sonucuna ekleyerek, şehrin toplam nüfusunu, bu yolla tahmin etmeye çalışmaktadırlar. Tahrir defterlerinde, vergi sorumlusu erkek nüfus arasındaki akrabalık ilişkisi de gösterilmiş olmasına rağmen, bu veriden hareket edilerek hâne yoğunluğunun tesbiti cihetine gidilmemiştir. Her ne kadar bu yolla kesin bir sonuca ulaşmak mümkün değilse de bazı ip uçlarının sağlanabileceğini düşünerek bir tesbitte bulunduk. Yaptığımız bu tesbite göre 344 hanede babanın vergi veren bir de oğlu bulunmaktadır. Baba ve vergi veren iki oğlu bulunan aile sayısı ise 121'dir. Baba ve üç oğul 28 aile, baba ve 4 oğul 9 aile, baba ve 5 oğul birlikte vergi veren 2 aile bulunmaktadır. Bu erkek çocuklardan bir kısmı da evlidir. Ancak bu evli çocukların henüz vergi verecek yaşta erkek çocuğu görülmemektedir. Deftere sadece vergi verecek yaşa gelmiş ergin erkekler kaydedilmiş olduğu düşünülürse, defterde yer almayan çocuk yaştaki nüfusun varlığını da hesaba katarak, kardeş sayısını buna göre düşünmek gerekecektir. Tabii bu hesaba yaşlan ne olursa olsun kadın nüfus dahil değildir. Normal olarak erkek kardeş sayısı kadar kız kardeşin de var olduğunu kabul etmek gerekir. Bu bakımdan aşağıdaki tabloyu değerlendirirken bu husus göz önüne alınmalıdır.

Bu tablodan anladığımıza göre 567 adet vergi mükellefi iki kardeş bulunmaktadır (1134 kişi). Bunlardan 121 adedi (242 kişi)'nin babaları da vergi vermektedir. 446 ailede ise babaları ölmüş iki kardeş bulunmaktadır. Bunların dışında diğer akrabalık ilişkisi şu şekildedir:

Baba-Oğul-Torun = 22 adet.
Baba-Oğul-2 torun = 6 adet.
Baba-2 Oğul, 1 'inde 2 torun = 1 adet.
2 kardeş 1 'inden 2 oğul = 7 adet.
2 kardeş, l'inden 3 oğul = 2 adet.
3 kardeş, 1 'inden 1 oğul = 4 adet.
3 kardeş, 1 'inden 2 oğul = 1 adet.
4 kardeş, 1 'inden 1 oğul = 2 adet.

1572 yılında Kozan halkının % 77,9'u cemaat halinde yaşamakta tarım ve hayvancılıkla uğraşmakta idi. Yukarıdaki verilere dikkat edecek olursak, konar-göçer hayatı yaşayan bu Türkmen kitle arasında hane yoğunluğunun 5'in üzerinde olduğu tahmin edilebilir. En azından incelediğimiz bu bölge için hane yoğunluğunu 5'in üzerinde düşünmek gerekir görüşündeyiz. Bugün bile Çukurova yöresinde çok evlilik yaygın olduğu gibi, bir anneden 10- 11 çocuğu olan aileler de az değildir. Televizyonda yayınlanan bir programda söz konusu edilen 4 karısı ve 38 çocuğu olan baba ise, Çukurova için bile bir istisna olarak kabul edilmelidir. Ancak çiftçilik ve hayvancılık çok çocuğa ihtiyaç göstermekte idi. Sıtma, veba gibi salgın hastalıklar ise çok çocuğa sahip olmayı teşvik etmekteydi. Çok çocuk sahibi olmak islam dini adına da teşvik edilmekte, doğum kontrolü günah olarak kabul edilmekteydi. Bu bakımdan bugünün çekirdek ailesi içerisinde büyüyen kişiler olarak, aile büyüklüğünü anne-baba-3 çocuk olarak düşünmemiz bir yanlış şartlanma veya eksik inceleme olarak kabul edilebilir.

IV. Ençok Kullanılan Adlar

Kozan'da 1572 yılında en çok kullanılan şahıs adı Mehmed'tir. Mehmed adını taşıyan 289 kişi, toplam Türk nüfusun % 6.4'ünü oluşturmaktadır. Ali adını taşıyan 276 kişi (% 6,1), Ahmed adını taşıyan 193 kişi (% 4.3) bulunmaktadır[10]. En çok kullanılan 12 adı taşıyan 1920 kişi bulunmaktadır. Başka bir deyişle toplam Türk nüfusun % 42.8'ini oluşturan 1920 kişi 12 değişik adla çağırılmakta idi. Bu 12 adın tamamı ise Arap kökenli Müslüman-Türk isimleridir.

30 ve daha yukarı sayıda kişi tarafından kullanılan adların toplamı ise 33'dür. Bu 33 adı, Türk nüfusun % 62.8'ini oluşturan 2819 kişi kendisine ad olarak almıştır. Bu 33 ad arasında sadece Sevindik adı tam Türkçe ad olarak görülmektedir. "Verdi" eki ile yapılan Sübhanverdi adını da Türkçe saymak mümkün olabilir. 35 kişi tarafından kullanılan Şah Veli adında İran etkisi sezilmektedir. Bu üç ismin dışındaki isimlerin çoğu İslâmi kaynaklı peygamber adlarıdır.

Mehmed bilindiği gibi Muhammed adının Türkçeleşmiş şeklidir. Türkler Peygamberlerine duydukları saygıdan dolayı en çok bu adı tercih etmişler, yine aynı saygıdan dolayı Muhammed değil de Mehmed demeyi tercih etmişlerdir'[11]. Ahmed (193), Mustafa (115), Mahmud (53) adları da İslâm Peygamberinin diğer adlarındandır[12].

En çok kullanılan 33 ad arasında geçen diğer peygamber isimleri ise şunlardır: İbrahim (136), Süleyman (110), Yusuf (80), Musa (61) Yakub (50), Yunus (47), İsmail (46), İsa (35), İlyas (31). 124 kişi tarafından kullanılan Halil adı ise İbrahim Peygamberin ilk adıdır. Bunun yanıda Hızır (57) ve İskender (Zulkarneyn) (36) gibi peygamberliği tartışmalı olan isimler de görülmektedir. İlk dört halifenin adlarından Ömer (31), Osman (43), Ali (276) yaygın olarak kullanıldığı halde Ebubekirin adı sadece bir defa geçmektedir. Hz. Ali'nin çocukları, Peygamberin torunları Hasan (119) ve Hüseyin'in (153) adları da en çok sevilen adlar olmuştur. İslam kaynaklı adların bu ölçüde yaygın olarak kullanılması, Güvendik, Sevindik, İl Beyi gibi Türkçe adların ikinci, üçüncü plana düşmesi sanırım XVI. yüzyılın düşünce hayatında dinin etkisini gösteren bir ölçüttür. Bu konuda kesin bir yargıya varabilmek için daha önceki tarihlerde tutulmuş olan defterlerin aynı metodla incelenerek sonuçlarının karşılaştırılması gerekecektir.

Bugün de bazı çevrelerde korunmakta olan anlayışa göre çocuklara Kuran 'dan isim vermek gerekmektedir. Bu yanlış düşünce sonucu olmalıdır ki Arap-İslâm kökenli adlar birinci sıralara yerleşirken, İslâmiyet öncesi Türk isimleri "putperest isimleri" olarak görülmüş ve dışlanmıştır.

Nüfusun % 81'ini oluşturan 3631 kişi toplam olarak kullanılan 479 adın 78'ini (% 15) taşımakta idiler. Geri kalan 401 adı ise nüfusun % 19'unu oluşturan 851 kişi kullanmaktaydı.

29 ile 11 kişi tarafı ndan kullanılan adlar arasında Hakverdi, Budak, Uğurlu (veya Oğuzlu), Dede, Durak, Karaman adları Türkçe adlar olarak görülmektedir. Arapçada "koca, eski, köhne" anlamı na gelen bir sıfat olan Bâti adını Türkçe bir kelime olarak bal'dan Balı şeklinde okumak son zamanlarda ağır basan bir görüştür. Hacı Bektaş'dan sonra en büyük Bektâşi şeyhi olarak kabul edilen Balım Sultan (ölüm 1516)'ın adı Bah Sultan veya Hızır Balı şeklinde kullanılmış olması bu görüşü kuvvetlendirmektedir[13]. Nitekim defterde Hızır Balı adı da bu ismin doğrudan Bahm Sultan ile olan ilişkisini düşündürmektedir. Balı adı 17 defa, Hızır Bah adı 15 defa geçmektedir. Tur Ali adı bugün özellikle Ankara çevresinde çok görülmekte ve Dur Ali şeklinde söylenmektedir. Defterde tı (ip) ile yazılmış olanlar Tur Ali, dişli harf ( jy ) ile yazılmış olanlar ise Nur Ali olarak okunmuştır.

V. Şahıs Adlarının Değerlendirilmesi

Bugün de yaygın olarak kullanılan Arap-İslâm kaynaklı şahıs adlarının dışında Ebu 'd-derrâ, Ebu 'I-kâsım, Ebu 'I-mehdi gibi adlar ancak 6 kişi tarafından kullanılmaktadır. Bu bakımdan Müslüman nüfusun içinde Arap unsurun bulunmadığını söyleyebiliriz. Şahıs adlarinın alınmasında İran kültürünün etkisini gösteren bazı isimler bulunmaktadır. Firuz (1), Ferhad (14), Hürmet Şah (2), İsfendiyâr (1), Kuran Şah (1), Pir (1), Pir Ahmed şeklinde ismin başına Pir eki getirilerek yapılmış 14 ad vardı. PirS (25), Salman (45), Sultan Şah (1), Tura Şah (1), Yardım Şah (1), Şah Abdal] (1), Şehriman (1), Şehriyâr (2) adlarını bu meyanda sayabiliriz. Şah adı isimlerin başına geldiği gibi sonuna da getirilmektedir. Hürmet Şah, Kuran Şah, Sultan Şah gibi. Şah eki başa getirilerek yapılmış 14 değişik adı taşıyan 85 kişi bulunmakta idi. Bu adlar arasında Şah Abdal' ve Şahverdi adları ilginçtir.

Verdi eki getirilerek yapılan adlarda genellikle Allah adı görülür: Allahverdi, Sübhan verdi, Çalabverdi, Hudaverdi, Hakverdi gibi. Şahverdi adı bu bakımdan anlamlı görülmektedir. Abdal, derviş, ermiş, evliya anlamına gelir, Tanrı dostu demektir. Şah Abdah adında da Şahverdi adındaki çapraşı klık ortaya çıkar. Şah Kulu adı ise daha da yaygındır. Şahverdi adını 4 kişi kullanırken, Şah Kulu adında 21 kişi bulunmakta idi. Bu adların belli bir mezhebe bağlılık gösterdiğini düşünebiliriz. 1526-1527 yıllarında Çukurova'da Safevi Halifelerinin teşvik ve tahrikiyle üç ayrı ayaklanma çıkarılmış olduğunu biliyoruz. Birincisi Berendi Nahiyesi'nde Domuz-Oğlan 'm ayaklanması, ikincisi Tarsus'a bağlı Ulaş Nahiyesi'nde Beğce Bey'in ayaklanması, üçüncüsü de Karaisâlu Nahiyesi'nde Mustafa Oğlu Veli Halife'nin çıkarmış olduğu ayaklanmadır. Bu ayaklanmalar Maraş tarafındaki Baba Zünnün ayaldanması kadar büyük çapta olmamış, her üçü de Adana Sancakbeyi Ramazanoğlu Pin' Bey tarafından basunlmışu. Aynı şekilde Kozan Varsaklan arasında da Safevi propogandasının etkili olduğu bilinmektedir[14].

Anadolu Selçuklu sultarılannın İran etkisinde taiumnış oldukları Keykavus, Keyhusrev, Keykubad gibi adlara Kozan halkı hiç itibar etmemiştir. Sadece Kubad (23) adının kullanıldığını görmekteyiz. Selçuklu Devleti'nin kurucusu Tuğrul Bey'in adı 1 defa geçerken, ağabeyi Çağrı Bey'in adı unutulmuş gibidir. Melik Şah, Alparslan adlarını da 4 bin isim arasında göremiyoruz.

Bölge uzun süre Memlük Devletine bağlı olarak yaşamış olduğu halde Memlük sultanlarının adlarına da rastlamıyoruz. Yalnızca bir defa geçen Hayr Bey adı Memlük döneminin bir hatırası gibidir.

Kozan'da yaşayan 94 Türk cemaatten, Alişarlu, Aydoğmuşlu, Aydoğmuş Oğlanlan, Çiçek Oğlu, Dana Satı, Haydarlu, Haydar Oğlu, İlyaslu, İsalu, Kutlu Bey Hacılu, Men teşlü, Taşdemürlü, Tur Ali Hacılu, Zekeriyyalu gibi cemaatler adlarını büyük bir ihtimalle cemaatin kurucusu olan kişinin adından almışlardır. Ancak taife adı olarak geçen Savcı Hacı, Avşar, Eğlen isimlerine şahıs adı olarak rastlayamıyoruz. Ancak bu adların da daha önceki dönemde yaşamış kişiler olması düşünülebilir.

24 Oğuz Boyu'nun adlarından Eymür adı 9 kişi tarafından kullanılmakta idi. Eymür adı Hasan ve Musa isimlerinin başında bir sıfat gibi de kullanılmış, Eymür Hasan, Eymür Musa isimleri doğmuştur. Kayı Boyu'nun adı ise sadece 1 kişi tarafından ad olarak kullanılmıştır. Bayat (Bayad), Yazır, Döker, Dodurga, Yaparh, Avşar, Kızık, Bayındır, Peçenek, Çepni gibi Oğuz boyları adlarına şahıs adları arasında rastlayamadık. Bulgar adı Adana Sancağı'ndaki kadar yaygın olmamakla birlikte Kozan'da da şahıs adı olarak kullanılmaktadır. Bulgar adını taşıyan 6 kişi vardır. Adana'da 20.330 isimde 47 Bulgar adı bulunmakta idi[15]. Şahıs adlarının başına getirilen ekler içinde Dede, Derviş, Gül, Hacı, Hızır, Hoca, Kara, Pir, Seydi, Şah, Şeyh, Sarı, kelimelerini sayabiliriz. isim sonunda ise, Dede, Derviş, Fakih (Fakı), Halife, Hoca, Hacı, Bey, Kulu, Şah, Verdi, Gazi, elden sayılabilir.

Adana Sancağı'nda 1572 yılında 1080 ayrı ad kullanıldığını tespit etmiştik. Kozan'la ilgili bu çalışmanın sonucunu Adana'nın sonuçları ile karşılaştırdık. Kozan'da kullanılan 479 adın 314'Cı Adana'da da kullanılmaktadır. 165 ad ise Adana Defterinde yer almayan adlardır. Bunlardan çoğu Hoca Ali, Seydi Mehmed gibi birleşik adlardır. Kozan Defterinde çokça kullanıldığı halde Adana'da hiç kullanılmamış olan adlar yanlarında parantez içerisinde kaç defa kullanıldığı da belirtilerek şu şekilde sıralanabilir. Seydiyar (10), Eymûr (9), Abdürrâzık (8), Kâdirverdi (6), Cesâmed (4), Bende (4), Azametullah (3). Söz konusu 165 adın 138'i 1 defa, 17'si 2 defa, 2'si 3 defa kullanılmıştır.

Kozan'da kullanılan 479 şahıs adını Türk Adları Kılavuzu adlı kitapta yer alan 10.000 dolayındaki erkek adı ile karşılaştırdığımızda 90 adın bu kılavuzda yer almadığını gördük. Bu karşılaştırmaya Seydi Ahmed, Ömer Halife gibi birleşik adları da dahil edecek olursak bu sayı daha da artacaktır. Yaygın olarak kullanılan adlardan bu kılavuzda yer almayanlar şunlardır: Abdürrâzık (8), Arafa Gazi (3), Azametullah (3), Bayram Hoca (10), Bende (4), Bulgar (6), Cesâmed (4), Çırak (4), Devletgeldi (2), Devlet Han (3), Dulkâdir (2), Ebu Hayı- (2), Ebulkasım (4), Eyne Hoca (4), Güvendik (7), Hoca (8), İmiıza (46), İsrail (4), Kadı (2), Kâdirverdi (6), Kulaguz (3), Menteşe (7), Mürüvvet (13), Sılbhanverdi (33), Şahbende (4), Şah Kulu (21), Şah Veli (35), Şah verdi (4), Şeyh Ali (23), Şeyh! (3), Zeyyal (5), Bay Kulu, Divan, Eylük, Göçgün, Göğü, Göçiçek, Çiçek, Yaramış, Yetilmiş, Yol Kulu, Yol Kaya, Ulu Bey adları da daha az sayıda geçen ve Kılavuz'da yer almayan adlardandır[16]. Bu karşılaştırma Tahrir Defterleri ve diğer arşiv belgeleri kullanılmadan yapılan bir şahıs adları sözlüğû denemesinin ne kadar yetersiz kalacağını açıkca göstermektedir. Aynı Kılavuziu Adana ile ilgili çalışmamızla karşılaştırdığımızda da 163 adın bu kitapta yer almadığını görmüştük.

VI. Gayri Müslimler ve Mühtediler

1572 yılında Kozan'da toplam olarak 902 vergi nüfusuna sahip gayrimüslim halk bulunmaktaydı. Bunlardan 728'i evli, 174'ü bekar idi. Gayrimüslim halkın 540 neferi Feke, Anavarza, Lemberd, Kübdere kalelerinde yaşıyordu. Şehir merkezinde ise 290'1 evli, 72'si bekar olmak üzere 362 gayrimüslim vergi nüfusu bulunuyordu. Kalelerde yaşayan Ermenilerin çoğu kale hizmetinde bulundukları için vergiden muaf idi.

Bunlar arasında Türk adı kullanmak alışkanlığı oldukça yaygındır. En çok kullanılan Türk adlarını şöylece sıralayabiliriz.

Bunun dışında bir defa geçen şahıs adları ise, Eslemez, Arslan, Hüsam veya Hişam, Çöl Bey, Arap Şah, Hızır, Hoca Han, Kutlu Bey, Kapucı, Yakub Hızır Şah, Şahin, Kara Eşeklü, Gül Şah, Hoca, Karaca, İsmail, Turgud, Paşa, Sefer, Çırak, Gökçe, Davud, Kara adlarıdır.

XVI. yüzyılda gayrı müslimlerden bir kısmı kendi istekleriyle İslâm dinini kabul etmişlerdir. Mühtedi adı ile anılan bu kimselerin adı daha çok Mübârek, Cevher ve Mercan olarak görülmektedir. İncelediğimiz Defter'de baba adı Abdullah olan 40 kişi görülür. Bunları n çocukları 32 ayrı adla çağırılmaktaydı. Ali, Abdulkâdir, Abdullah, Bedir, Bilâl, Kara Bilâl, Eyınür, İbrahim, Mahmud, Süleyman adlarını örnek olarak verebiliriz. Baba adları üzerindeki değerlendirmemizi ayrı bir makalede açıklayacağımızdan, burada bir tesbitimizi belirtmekle yetineceğiz[17]. Mühtedi olanların baba adları Abdullah olarak verilmekteydi. Bunu yanlış değerlendiren bazı kimseler baba adı Abdullah olanların tümünü mühtedi zannetmektedirler. İncelediğimiz Adana ve Kozan mufassal defteri verilerine göre İslam dinine geçen kimselere genellikle Mübarek, Cevher ve Mercan adları verilmekteydi. Nitekim Kozan defterinde 7 Mübarek, 2 Cevher, 1 Mercan adı geçmektedir. Hepsinin de baba adı Abdullah 'ur. Bunlar da genellikle cemaatin veya mahallenin son adları arasında geçmektedir[17a]. Bilâl, Kara Bilal ve Ferhad adları konusunda Mübarek, Mercan, Cevher adlarındaki ölçüde kesin bir tesbitte bulunmuş değiliz.

Gayrımüslimlerin Türk kültürüne olan ilgileri, şahıs adlarının incelenmesinde gördüğümüz Türk adları ile ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan bunlardan bir kısmının da İslamiyete geçmiş olmaları gayet normal görülmelidir. Ancak bu din değiştirmenin kitle halinde olduğunu gösterecek bir belgeye bu incelememizde rastlayamadık. 4482 ad içerisinde kesin mühtedi gözüyle bakabileceğimiz sadece 10 kişi bulunmaktadır. Gayrımüslimler bütün halk gibi resm-i hane olarak 50 akça, resm-i mücerred olarak 6 akça ödemekte idiler. Bundan ayrı olarak da önceleri 50 akça, incelediğimiz dönemde ise 60 akça cizye veriyorlardı. Etin kilosunun 5 akça, pirincin kilosunun 5 akça, bir koyunun 25-35 akça olduğu bir dönemde 60 akça için bir Hristiyanın din değiştirmiş olması bize uzak bir ihtimal olarak görülmektedir. Konuyu maddi zorunluluk ile değil kültür yakınlaşmasıyla açıklamak gerekir.

Şahıs adlarının alfabetik sıralamasında 1 veya iki defa geçen adların daha çok olduğu görülmektedir. Az kullanılan adlar daha çok Türkçe adlardır.

Yukarıdaki tablodan anlaşılacağı gibi toplam 479 ayrı şahıs adı bulunmakta idi. Bunlardan 51 tanesi A harfi ile, 22 tanesi B harfi ile başlamaktadır. Aile başlayan 51 adın 24 tanesi 1 defa, 7 tanesi 2 defa geçmektedir. A ile başlayan 51 adı taşıyan 681 kişi bulunmaktadır. 11 ve daha fazla kişi tarafından kullanılan 78 adın 7 tanesi A harfi ile başlamaktadır. Sadece 1 defa geçen adların toplamı 246'dı r. 479 şahıs adının 70 tanesi 2 defa, 27 tanesi ise 3 defa kullanılmıştır.

SONUÇ

Bu çalışmada 1572 tarihli Kozan (Sis) Mufassal Tahrir Defteri nde yer alan şahıs adlarının sayınn ve değerlendirilmesi yapılmıştır.

En çok kullanılan şahıs adı Mehmed'tir (% 6.4). Sonra Ali (% 6.1) ve Ahmed (% 4.3) isimleri gelmektedir.

Yaygın olarak kullanılan 33 addan 10 tanesi peygamber ismidir. 3 tanesi ise 4 büyük halifeden Ali, Osman ve Ömerin adlarıdır. Mahmud, Ahmed ve Mustafa islâm peygamberinin diğer adlarından olduğu gibi Hamza da amcasının adıdır. En çok kullanılan 33 ad arasında sadece Sevindik adı Türkçe olarak görülmektedir. Bu durum ad vermede dini düşüncenin ağır bastığını açıkca göstermektedir. Değerlendirilen 4482 şahıs adının 2819'unu (% 62.8), bu 33 adı taşıyan kimseler taşımaktadır. Yaygın olarak kullanılan 78 adı ise, nüfusun % 81'ini teşkil eden 3631 kişi kullanmaktadır. Defterde geçen şahıs adlarının toplamı ise 479'dur. Geriye kalan 401 adı da nüfusun % 19'unu oluşturan 851 kişi kullanmaktadır. Yaygın olarak kullanılan adlar Arap kökenli Müslüman-Türk isimleri olduğu gibi daha az kullanılan adlar da çoğunlukla Türkçe adlardır.

Şah verdi, Şah Kulu, Şah Abdah gibi adlar bir mezhebe bağlı lığı gösterebilecek adlar olup sosyal yapının aydınlatılmasına yardımcı olacak ipuçları sayılabilirler.

Gayrimüslimler içerisinde İslâmiyet öncesi Türk adlarını kullanma oldukça yaygındır. Vergi mükellefi 902 gayrimüslimden 144'ü (% 15.96) Türk adı kullanmaktadır. En çok kullandıkları adlar ise, Balı, Hüdaverdi, Tanrıverdi, Budak, Asil Bey, Sinan, Ferruh ve Karagöz'dür.

Gayrimüslim nüfusdan az sayıda kimsenin İslam dinine geçmiş oldukları anlaşılmaktadır. Deftere bu kimselerin baba adları Abdullah olarak yazılmaktadır. Ancak bütün baba adı Abdullah olanlar da dönme değildir. Dönmelere daha çok Mübarek, Cevher ve Mercan adlarının verildiği ve bunların Defter'de cemaatlerin sonuna yazıldığı görülmüştür.

Şahıs adlarının incelenmesinde bu kimselerin baba adlarını da aynı metodla inceleyerek sosyal yapıyı ve sosyal değişmeyi daha iyi açıklayabilmek mümkün olacaktır.

AÇIKLAMA

1. Şahıs adlarının yazımında Ebu'd-derrâ gibi az kullanılan adlarda transkribe kurallarına uyulmuş, diğerlerinde gerek duyulmamıştır.

2. Birleşik adların yazımında kelimenin daha açık görülebilmesi için ayrı ayrı yazmak tercih edilmiştir. Bahtiyar, Aliyar, şahruh gibi ayrı yazıldıklarında pek anlam vermeyen adlar birleşik yazılmıştır. Verdi ve geldi filleri yardımıyla yapılan şahıs adları da aynı şekilde birleşik yazılmıştır.

3. Tahıir Defterlerinde çoğunlukla nokta kullanılmamış olduğundan bazı isimler iki, hatta üç türlü okunuşa izin vermektedirler. Aziz kelimesinin yazımı ile üzeyr kelimesinin yazımı, Arap kelimesi ile İzzet kelimesinin yazımı aynıdır. Halil kelimesi Celil olarak da okunabilir. Bu tür adlarda yaygın olan tercih edilmiş, diğer okunuş şekli de parantez içerisinde verilmiştir.

4. Okunuşunda tereddüt ettiğimiz adların yanına soru işareti(?) konulmuştur.

5. Bu tür çalışmaların sonunda Türk şahıs Adları Sözlüğ-ü 'nün hazırlanacağı düşüncesiyle az kullanılan şahıs adlarının yanına Defter'de yer aldığı varak numarasını da verdik. Daha sonra da o adın 4482 ad içerisinde kaç defa geçtiğini, yani kaç kişi tarafından kullanıldığını gösterdik. Yaygın olarak kullanılan adlarm ise yaygınlık oranını % olarak ifade ettik. Örnek verecek olursak, Ahi Evren adı Defter•de 1 defa geçmekte ve lb numaralı varakta yer almaktadır. Ahmed adı ise 193 kişi tarafından kullanılmaktadır. Bunun 4482 ada göre oranı %4.3'dür.

Kaynaklar

  • GÜZELBEY, CEMIL CAHIT, "Gaziantep Şer'i Mahkeme Sicillerinde Türkçe Kişi Adlan", Türk Kültürü, XII/252 (1984), s. 246-249.
  • HALAÇOĞLU, YUSUF, "Tapu-tahrir defterlerine göre XVI. yüzyılı n ilk yarısında Sis (=Kozan) Sancağı", İCIEF Tarih Dergisi, Sayı: 32 (1979), s. 819-893.
  • HIZIR BEK GAYRETULLAH, "Kazak Türklerinde Kişi Adları", Türk Kültürü, I/10 (1963), s. 13-17.
  • İNALCIK, HALIL, "V. Beyelmilel Onomastik ilimler Kongresi, Salamanca 12- 15 Nisan 1955", Belleten, XX/78 (1956), s. 223-28.
  • KURT, YILMAZ, "Adana'da 1572 Yılında Kullanılan Türk Erkek Şahıs Adları", Belleten, LVII/218 (1993), s. 173-200.
  • ----- ,"Kozan (Sis) Sancağı'nda Kişi Adları", Ondokuzmayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, V (1990), s. 179-194. (Bu makâlede Kozan Sancağı Baba adları incelenmiştir).
  • MEYDAN-Larousse, "Balım Sultan", c. II, s. 110.
  • ÖĞEL, BAHAEDDİN, Dünden Bugüne Türk Kültürünün Gelişme Çağları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, 3. bs., İstanbul 1988.
  • RASONYI, LASZLO, 'Türk Özel Adlarının Kaynakları", A. Ü. DTCF Türkoloji Dergisi, I/1 (1964), s. 71-101.
  • SÜMER, FARUK, "Çukur-Ova Tarihine Dair Araştırmalar (Fetihden XVI. yüzyılın ikinci yarısına kadar), DTCF, Tarih Araştırmaları Dergisi, I/1 (1963), s. 1-113.
  • TUNCAY SELMA-ADVİYE AYSAN, Türk Adları Kılavuzu, Dilimizde Kadın ve Erkek Adları, Ankara 1981, Bilgi Yayınevi.
  • YEDİYILDIZ, BAHAEDDİN-İZGİ, ÖZKAN" 1455 Yı lı nda Ordu ve Yöresinde Kullanılan Şahıs Adları" H.Ü., Edebiyat Fakültesi Armağan Dizisi I. (Şükrü Elçin Armağanı), Ankara 1983, s. 361-368.

Dipnotlar

  1. Halil İnalcı k, "V. Beynelmilel Onomastik ilimler Kongresi, Salamanca 12-15 Nisan (1955)", Belleten, XX/78 (1956), 223.
  2. Bahaeddin Yediyıldız-Özkan İzgi, "1445 yılında Ordu ye Yöresinde Kullanılan Sahıs Adları", H.C.E.F. Şükrü Elçin Armağanı, Ankara 1983, s. 361; Türk Folklor ve Etnografya Bibliyografyası L, Ankara 1971, s. 210-214; c. II, Ankara 1973, s. 51. Bu tür kaynakları n listesi için ayrıca bkz.: L. Rasonyi, "Türk özel Adlarının Kaynakları", A.Ü.DTCF Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Enstitüsü, Türkoloji Dergisi, 1/1, s. 71-101
  3. Hacettepe üniversitesi Profesörlerinden Hocam Bahaeddin Yediyıldız ve İzgi daha önce bahsettiğimiz makaielerinde 1445 tarihli Ordu Tahrir Defterinden sondaj usulü ile 23 köy seçmiş, bu köylerde yaşayan 511 vergi sorumlusunun adlarını ve baba adlarını birlikte incelernişlerdir.
  4. Yılmaz Kurt, "1572 Yılında Adana'da Kullanılan Türk Erkek Şahıs Adları", Belleten, LVIII/218 (1993), s. 173-200. Bu çalışmamızda Defterde yer alan bütün Türk isimleri incelenmeye alınmış, 20.330 şahıs adı tek tek fişlenmiş, alfabetik sıraya göre tasnif edilmiş. yüzdeleri alınmış ve değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Bu tür çalışmaların sonunda Türk şahıs adları sözlüğüniin hazırlanacağı düşünülerek sondaj metodu uygulanmanaış ve bütün isimlerin tesbiti yoluna gidilmiştir. Çünkü Defterde yer alan 20.330 kişiye ait 1080 ayrı adı n 577'si sadece bir defa kullanılmaktadır.
  5. Cemil Cahit Güzelbey, "Gaziantep şerl Mahkeme Sicillerinde Türkçe Kişi Adları", Türk Kültürü, XXII/252 (Nisan 1984), s. 246-249; Ömer Demirel, -1700-1730 Tarihlerinde Ankara'da Ailenin Niceliksel Yapısı", Belleten, LIV/211 (1991), s. 945-962.
  6. İstanbul Başbakanhk Arşivinde bulunan Sis defterleri ile ilgili bir çalışma için bkz.: Yusuf Halaçoğlu, 'Tapu-Tahrir Defterlerine Göre XVI. Yüzyılın İlk Yarısında Sis (Kozan) Sancağı, IÜEF Tarih Dergisi, sayı: 32 (1979), s. 819-893.
  7. İncelemekte olduğumuz 150 numaralı Sis Mufassal Tahrir Defteri'nin tamamı 98 varaktır. Defterde toplam olarak 5333 vergi mükellefine ait erkek adı bulunmaktadır. Bunlardan 902'si gaynmüslimdir. Vergi mükellefi olan Türk nüfusun sayısı defter verilerine göre 4431 kişidir. Bunlardan 362'si şehir merkezinde yerleşik hayat yaşamaktadır. Geriye kalan 3069 Türk vergi mükellefi ise 94 cemaat içerisinde konar-göçer hayatı yaşamakta, tarı m ve hayvancılılda uğ-raşmaktadırlar. 1572 yılında Kozan'da köy görülmemektedir. Bu Tahrir defterinin tanı tım ve değerlendirilmesini konu alan OTAM, c. I, ve c. Ilde çalışmamız için bakınız: "Sis (=Kozan) Sancağı Mufassal Tahrir Defteri Tanıtımı ve Değerlendirilmesi I'', OTOM, I (1990), s. 271-298; OTAM, II (1991), s. 151-199.
  8. Bahaeddin ögel, Türk Kültürünün Gelişme Çağlart, 3. bs., İstanbul 1988, s. 278-279.
  9. Kazak Türklerinde çocuğun dünyaya geldiği gün, ay, yıl veya yerde uğurlu olarak bilinen şey ne ise onun adı çocuğa ad olarak verilirdi. Yaylada doğan çocuğa Yayla, yurtta doğan çocuğa Yurt (Curt) adı konuluyordu. İslâmiyetin kabulünden sonra İslâmi adlar verilmeye başlamlmıştır. Bu adlar çocuğun kulağına, hocalar tarafından kı bleye dönülerek tekbir ve ezanla çağınlmaktadır. Bk.z.: Hızır Bek Gayretullah, "Kazak Türklerinde Kişi Adları", Türk Kültürü, 1/10 (1963), s. 13-14.
  10. Defter verilerine göre 4431 Türk nüfus hesaplandığı halde isimlerin sayımında 4482 kişi bulunduğu görülmüştür. Bu fazlahk bazı cemaatlara sonradan kayıt yapılmış olması ile açı klanabilir. Isimlerin çok kullamlışlarma göre yapılan sıralamamn 1572 tarihli Adana Mufassal Defteri'nde bu üç isim için ayın olduğu görülmektedir: 1. Mehmed (% 8.67), Ali (% 7.12), Ahmed (4.70).
  11. Bilindiği gibi Mehmed ve Muhammed kelimeleri aynı imla ile yazılırlar. Bu imla ile yazılan kelimeler de şedde konulmamış olduğundan Mehmed olarak okunmuştur.
  12. Şahıs adlarından sora aynı sırada parantez içerisinde o adı n Defter'de kaç defa geçtiği belirtilmiştir. Dipnot numaraları ise cümle sonunda ve bir üstte gösterilmiştir.
  13. Meydan-Larousse, c. II, "Bahm Sultan", s. 110.
  14. Faruk Sümer, "Çukur-Ova Tarihine Diir Araştırmalar", Tarih Araştırmaları Dergisi, I/1(1963), s. 56-57.
  15. XVI. yüzyılda Bulgar ismi şahıs adı olarak kuRanılmaktaydı. Bilindiği gibi Bulgar aynı zamanda Türk boylanndan birinin adı idi. Bugün Slavlaşmış olan Bulgarlar'ın yaptıklanna kızarcasına Bulgar Dağı' nın adını Bolkar yapmak bize anlamsız görülmektedir.
  16. Selma Tuncay-Adviye Aysan, Türk Adları Kılavııru, Ankara 1981.
  17. Yılmaz Kurt, "Kozan (Sis) Sancağı'nda Kişi Adları", Ondukuzmayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, V (1990), s. 179-194.
  18. 17A 1572 tarihli Adana Mufassalinda Milbârek adını taşıyan 78 kişiden 75'inin babasının adının Abdullah olduğunu gördük. Kara Mübârek adını taşıyan 6 kişiden de 5'inin babasının adı Abdullah'tır. Abdullah adını taşıyan 123 kişiden 43'ünün babasının adı yine Abdullah olarak verilmiştir.

Şekil ve Tablolar