ISSN: 0041-4255
e-ISSN: 2791-6472

Mehmet Öz

Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü.

Anahtar Kelimeler: Tahrir Defterleri, Samsun, Vezirköprü, İskan, Nüfus, 1485-1576, Osmanlı

Ülkemizde olsun Türkiye dışında olsun "tahrir defterleri"ne dayalı araştırmalarda son yıllarda bâriz bir artış görülmekte ve bu sürede pek çok yörenin demografik, sosyal ve ekonomik tarihi ile ilgili muazzam bir veri yığını ilgililerin dikkatine sunulmaktadır. Böylece, Osmanlı sosyo-eko-nomik tarihine dâir görüşleri daha sağlam bir zeminde tartışmak ve irde-lemek imkanı belirmektedir. Bu çalışmamızda, 15-16. asır tahrir defterlerinin yardımiyla, bugünkü Samsun ilimizin Vezirköprü ilçesinin 1485-1576 arasındaki demografik ve sosyal durumunu ortaya koymak süretiyle bu alandaki araştırmalara, küçük de olsa bir katkıda bulunmaya çalışacağız. Bunu yaparken, sadece Vezirköprü'delci durumu tasvir ve tahlille yetinmeyecek, daha önce yapılan benzer araştırmaların verileri ışığında bazı karşılaştırmalar yapma yoluna da gitmeye çalışacağız. Yörenin nüfusu ve toplum yapısı üzerindeki tespit ve tahlillere geçmeden önce konu ile ilgili kaynakları ve yörenin o zamanki idari statüsünü kısaca ortaya koymanın gerekli olduğu açıktır. Bunu müteakip yöredeki yerleşim yerlerinin kısa bir tanıtımı yapılacak ve daha sonra da nüfus konusu incelenecektir.

Kaynaklar

İncelememiz üç ayrı döneme ait tahrir kayıtlanna dayanmaktadır: 1485, 1520 ve 1576. incelenen belgeler Rum Eyâleti'nin bu tarihlerde yapılan genel tahrirlerinin sonuçlarını yansıtırlar. Bu eyâlet, bizim bilgilerimize göre, 1455 ve 1554 civarlannda da tahrire tabi tutulmuş, ancak bu tahrirlerden yöremizle ilgili her hangi bir belge elimize geçmemiştir. Yine, yörenin fethi sonrasında yapılmış olması gereken ilk tahrirden de her hangi bir iz kalmamıştır. Bilindiği gibi, bu yörenin tamamı, Yörgüç Paşa'nın Canik seferi sırasında kesin bir şekilde Osmanlı idaresine geçmiştir(' 1427-28) [1]. Bu sırada bazı komşu yörelerin Yörgüç Paşa'nın kardeşi Hızır Paşa tarafından tahrir edildiği biliniyor[2]. Yöremizin ilk tahriri de yine bu Hızır Paşa tarafından yapılmış olmalıdır. Yine 1455'te, bütün Rum Eyaleti gibi, Vezirköprü yöresi de Umur Bey adlı bir emin tarafından yazılmıştır[3], ancak ne bu tahrire, ne de Atai Bey'in yaptığı 1554 tarihli tahrire ait yöremizle ilgili defterlere arşivde rastlanamamıştır.

Elimizdeki kaynaklara gelince; 1485'te Tâceddin adlı bir emin[4] tarafından gerçekleştirilen tahririn sonunda derlenen defterlerden TT 37'nin 571-672. sayfaları arası yöreye hasredilmiştir. Bu defterin diğer kısımları bugünkü Samsun, Ordu ve Giresun yörelerine aittir. İkinci kaynağımız Rum ve Karaman eyâletlerinin "nüfus ve hasılat icmali” olarak tanımlayabileceğimiz TT 387'dir. Bu defterin Vezirköprü yöresine ait mufassalı elimizde yoktur. Defterin 681-694. sayfaları arası Vezirköprü'ye ayrılmıştır. Takriben 1520'de hazırlanan ve ilyazzast Mehmed bin İbrahim'in derlediği bu defterde, iskan yerlerinin nüfus ve gelirleri özet olarak verilmektedir. Trabzon sancakbeyi Ömer Bey tarafından yapılan son tahrire ait 1576 tarihli Amasya Livası Mufassal Defterinin ikinci cildinde (TK 34) ise Vezirköprü yöresi 20-100 varakları arasında yazılıdır[5].

İdari' Durum

15 ve 16. yüzyıllarda iki ayrı nahiye/kaza (Gedegra ve Kocakayası) halinde teşlcilatlandırılan yöre, fetihten sonra Amasya'daki şehzade sancağına bağlanmış olmalıdır. 1485'te yörenin beş nâhiyeden oluştuğunu görüyoruz: Simre-i Taşan, Kabakoz, Gaziler Ovacığı, Göl tâbi-i Kocakayası ve Zeytun tâbi-i Kocakayası. Aynı döneme ait TT 41 numaralı icmâlden, Simre-i Taşan ve Kabakoz'un Gedegra Nahiyesine bağlı nâhiyeler oldukları anlaşılır. Göl ve Zeytun'un Kocakayası Nâhiyesine bağlı oldukları açı k olmaktı beraber, Gaziler Ovacığı'nın durumu belirsizdir. Bu-tâbir câizse-alt nâhiyenin &yani gelirlerinin Gedegra zaimi Tâceddin Bey'e ait olmasına bakılırsa Gaziler Ovacığı'nın da Gedegra Nâhiyesi'ne tabi olduğu söylenebilir. öte yandan, 152o'de, toplam 8 köyden oluşan bu nâhiyenin 7 köyünün Kocakayası Kazasında, sadece bir köyünün Gedegra'da yazı ldığını görürüz. "Alt veya bağlı nâhiye"lerin verilmediği bu defterde Gaziler Ovacığı'nın Kocakayası'na bağlı yazı ldığı bellidir. Son defterde ise "alt/bağlı nâhiye"ler yine yazılmış ve bu defa Gedegra Kazâsmı n merkez, Kabakoz ve Gaziler Ovacığı nâhiyelerinden oluştuğu açıkça belirtilmiştir. Yine bu son defterde yöredeki diğer kazanın adı Zeytun olarak verilmiş ve Kocakayası ise bir nâhiye olarak yazılmıştı r. Bu bilgiler ışığı nda yörenin idari taksimatı şöylece özetlenebilir: Tablo I: Vezirköprü Yöresinde idari Taksimat (ı 485-1576)

Gerek 15 ve 16. asırlarda, gerekse sonraki yüzyıllarda bu iki kazâ Amasya Sancağına bağlı kalmaya devam etmiştir. Sadece TT 387'de bu ikisinin Canik'e bağlı gösterildiğini görmekteyiz ki, başka bir yazımızda bunun ya sehven böyle yazı ldıgını ya da bu durumun bir kaç yı llık kısa bir uygulama (I 52o civarı) olduğunu belirtmiştik [6].

İdari durumla ilgili tespitlerimize son vermeden önce şu hususu da vurgulamakta fayda var: Kullanılan terminolojide nâlzı:ye terimi hem daha geniş bir birimi,hem de o birimi oluşturan alt-birimleri ifade etmektedir. Üst-birim olarak ndhiyehin bu yörede ve civar yerlerde kaza'ya tekâbül ettiğini gösteren deliller vardır. En azından coğrafi yönden bir kazd ile "üst-nahiye" aynı sınırlara sahiptir. Nitekim 15. asrın Gedegra ve Kocakayası nahiyeleri 16. asırda kazd olarak zikredilmişlerdir. Bu durum, 15. yüzyılda kazd 'nın bir idari birim olarak var olmadığını göstermez; yalnızca, tahrir heyetlerinin şu veya bu sebeple "nâhiye" terimini kullandıklarını gösterir. Nitekim, TT 37'de Gedegra ve Kocakayası Icadı ları ile ilgili bir kayıt vardır[7] ki, bu da bu "üst-nahiye"lerin aslında birer kadılık bölgesi veya kazd olduklarına delâlet eder.

Yerleşim Yerleri ve Cemaaller

Bu noktada yöredeki yerleşim durumu ve yukarıda adı geçen nahiyelerin coğrafi mevkileri üzerinde durma= gerekecektir. Yöredeki nahiyelere bağlı yerleşim birimlerinin (köy ve mezraaların) harita üzerindeki incelenmesinden, Kocakayası (Zeytun) kazasına bağlı köylerin bugünkü Vezirköprü'nün merkez bucağının batı kesimiyle Mezraa bucağında yer aldıkları anlaşılıyor. Yine Göl nâhiyesinin bazı köyleriyle Gaziler Ovacığı'na bağlı bir kaç köyün Beşpınar bucağında bulunduğu göze çarpıyor[8]. Defterlerde geçen köylerin yansından çoğunun yerini tespit etmek mümkün değilse de,tespit edilebilenlere bakılarak Gedegra kazasının bugünkü Vezirköprü'nün merkezi kısımlarıyla doğu kesimini, Kocakayası'nın ise batı kesimini kapsadığı sonucuna vanlabilir. Kocakayası, Osmanlı fethi öncesinde Kocakayası kalesi hâkimi Haydar Bey'in kontrolünde idi. Buranın bugünkü Büyükkale olabileceği öne sürülmüşse[9]de, Kocakayası nâhiyesi köylerinin harita üzerinde incelenmesinden bu ihtimalin zayıf olduğu ortaya çıkar. Büyükkale bugünkü Vezirköprü'nün merkez bucağının güneyindedir ve burayla Kocakayası nâhiyesine ait köylerin bulunduğu Beşpınar bucağı arasında o zamanki Gedegra'ya bağlı Başalan, Esen, Boruk gibi yerleşimler bulunmaktadır. Bizce Kocakayası ismi bugünkü Eğrikale'nin bulunduğu ve eski adı Kocakaya olan yere aitti ki burası Mezraa bucağının kuzeyine düşmektedir [10].

Yörenin 1485'te en büyük alt-nâhiyesi konumundaki Simre-i Taşan, adını, muhtemelen Mesud b. Kıllçarslan'ın kurduğu Simre çiftliğinden ve zamanla burası etrafında teşekkül eden idari-coğrafi bölgeden almıştır[11]. Başlangıçta Simre olarak geçen bu birimin, İlhanlı hâlcimiyeti sırasında ortaya çıkan mahalli beylikler döneminde Taşanoğullan ve Kubadoğullan arasında bölünmesiyle ikiye ayrıldığı ve bugünkü Vezirköprü'nün merkez bucağına tekâbül eden kısmın Simre-i Taşan, bugünkü Havza'ya tekâbül eden ve Kubadoğullannın denetimine giren lusmın ise Simre-i Lâdik adını aldığı varsayılabilir [12].

Yöredeki iskan yerlerinin ve cemaatlerin durumunu bir tabloda gösterdik (Tablo II a-b). Buradan da anlaşılacağı üzere, 1485'te Gedeg-ra'da ı o7 meskün, 3 gayrımeskün köy; 8 meskün, 29 gaynmeskün mezraa ve 14 cemaat kayıtlıydı. 1520 civarında Gedegra kazâsındaki cemaat ve meskün köy sayısı aynı kalmışken, gaynmeskün köy sayısı 6'ya, meskün mezraa sayısı g'a çıkmış, gaynmeskün mezraa sayısı ise 23'e düşmüştür. Yöredeki iskan durumunun bu istikrarı 1576'da da sürmüş ve Gâziler Ovacığı'nın 8 köyünün de katılmasıyla meskün köy sayısı ı g'a çıkmıştır. Bu dönemde, Mric-ez-defter yazılı bazı mezraalann eklenmesiyle meskün mezraa sayısı ı7'ye, gaynmeskün mezraa sayısı da 3o'a çıkmıştır. Kayıtlı cemaat sayısı da ı 4'den 2o'ye yükselmiştir. Bu cemaatler belirli köylerde yazılmışlarsa da nüfuslan ayrı ayrı verilmiştir. Vergileri genelde köy hâsıllanyla birlilte verilmişse de özellikle Etrâlciye cemaatlerinden elde edilen gelirlerin malısid-i Etriikiyı kısmı [13] ayrıca yazılmıştır; zira bu gelir timar sâhibine değil Etrâkiye siihibine tahsis edilmiştir.

TABLO Ila:

VEZIRKÖPRCT YÖRESINDE ISKAN YERLERI VE CEMAATLER: GEDEGRA

Not: 1485 ve 1576'da Gaziler Ovacığı'na bağlı gözüken bir köy, 1520'de Gedegra kazasına dhildi. 152o'de Gaziler Ovacığı'nın diğer 7 köyü Kocakayası kazasıyla yazılmıştır. Son tahrirde (1576) ise bu nâhiyenin köylerinin hepsi Gedegra kazasına tabi idiler.

VEZİRKÖPRÜ YÖRESINDE ISKAN VE NÜFUS

TABLO IIb

:

KOCAKAYASI (ZEYTUN)

Not: Görüleceği üzere, 14.85'te ve 152o'de bütün yöreye Kocakayası Nâhiyesi/Kazâsı denilirken, 1576'da Zeytun olarak geçen alt-nâhiye 1576'da Kocakayası olarak kaydolunrnuştur.

Kocakayası'na gelince; 1485'te, Gâziler Ovacığı'nın 8 köyünü de katarsak, toplam meskün köy sayısı 39, meskün mezraa sayısı ise 2'dir. Yörede 3 köy ve 2 mezraa gayrımeskündu. 1576'da Gaziler Ovacıgı Gedegra'ya dahil olmakla beraber yörenin yerleşim birimi sayısı aynı kalmıştır: 38 meskün köy, ı meskün mezraa, 3 gayrımeskün köy ve 5 gayrımeskün mezraa. Tıpkı Gedegra'daki gibi burada da hiiric-ez-defter mezraaların yazılmasıyla bu durum ortaya çıkmıştır.

Kısaca belirtmek gerekirse 485-1576 arasında yörenin yerleşim durumu istikrarını korumuşa benziyor. Yalnızca 16. yüzyı lı n ikinci yarısında az sayıda yeni mezraanın kullanıma açı ldığı ve yine az sayıda gayrımeskiın birimin yerleşim yeri hâline geldiği söylenebilir. Şurası muhakkaktı r ki, bahsettiğimiz istikrar tablosu elimizdeki defterlerin tanzim tarihleri civarına aittir. Bir başka deyişle, 1485-1520 arasındaki 35 yıllık ve 1520-1576 arasındaki 56 yıllık dönemlerde bu yörede bazı karışıklıkların ve neticede bazı yerleşim yerlerinin geçici boşalmasının meydana gelmiş olması ihtimâli vârittir. Bizim bahsettiğimiz istikrar "uzun vadeli" olup kısa dönemdeki dalgalanmaların varlığı ihtimâlini nakzetmez.

Bu noktada, eklerde verilen "iskan Yerlerinde Nüfus" tablosunun düzenleniş biçimiyle de bağlantılı olarak, köylerin defterlerde nasıl bir sırayla yazıldığı hususuna değinmeliyiz. Köylerin yazılı§ sırasının, coğrafi bir anlamı olması, yani birbirine komşu köylerin sırayla yazılması durumunda hem nâhiye sınırlarını tespit etmek kolaylaşacak, hem de bugün artık adına rastlamadığımız yerleşim birimlerinin, onlara komşu köylerin durumuna göre yerlerini tespit etmek imkanı doğacaktır. Gerek bu çalışmamızda, gerekse Canik Sancağı hakkında incelememizde 1485 ve 1520 tarihlerine ait defterlerde yerleşim birimlerinin, birkaç istisna dışında aynı sırayla yazıldıklarmı ve bu yazılı§ sırasının coğrafi yönden tutarlı olduğunu görmüş bulunuyoruz. Vezirköprü yöresi için 1520 tarihine ait mufassal deftere sahip olmadığımızdan ve kullandığımız icmal defterleri de yerleşim birimlerini dirlik türüne (has, timar ve zeamet, kale merdi timarı, evkaf ve emlak) göre tasnif ettiğinden, ilk bakışta 1485'teki sıralama ile ı 52o'dekinin aynı olmadığı zannına kapılınabilir. Ancak yakından bakıldığında, her bir dirlik türüne ait köylerin kendi içlerindeki sıralamasının bizim 1485 tarihli defterlerde tespit ettiğimiz sıralamayla uygunluk arzettiği görülecektir. Köylerin çoğu timar ve zeamet kategorisine girdiğinden bu durumu müşahede etmek kolaylaşmaktadır; yalnızca arada bazı köyler görülmemektedir, zira bunlar has, vakıf veya mülk olarak tahsis edildiklerinden o tür dirliklerle ilgili kısımda yazılmışlardır. 1576'da ise sıralama büyük ölçüde değişmiştir. Gerçi daha önce ardarda yazılmış bazı köyler bu dönemde de birlikte yazılabilmiştir; ama bir bütün olarak bakıldığında köylerin sıralamasının tamamen değiştiği görülür. Belki de bu tahriri yapan heyet köyleri daha değişik bir sırayla gezmişti. Yine de, yerlerini tespit edebildiğimiz köylerin durumlarından, 1485-1520 dönemindeki sıralamanın daha mantık i olduğu sonucu çıkarılabilir. 1576'daki durumun sebebini şimdilik izah edebilecek bir delile sahip değiliz.Son olarak şunu belirtelim ki, ekteki listede köy ve mezreaları 1485'teki sıralama esas alınarak verdik; zira bizce bu sıralama alfabetik bir sıralamadan daha avantajlıdır ve okuyucuya bugünkü durumu kesin olarak bilinemeyen köy ve mezraaların tahmini yeri hakkında bir fikir verebilir.

Yöre nüfusuna geçmeden önce belli başlı bazı yerleşim yerlerini loo neferden fazla nüfusa sahip yerleri zikredelim. Bunların başında bugünkü Vezirköprü'ye adını veren ve defterlerde ilk sırada yazılan Köprü köyü gelir. 1576'da 363 nefer, yâni yetişkin erkek nüfusa sâhip olan bu köyün toplam nüfusu yaklaşık '000 civarındaydı. Buna mukabil Gedegra kazâsının merkezi konumundaki Nefs-i Kal'a-i Gedegra'nın dört mahallesinde 97 kişi kayıthydı. Kaledeki muhafızları ve muhtemelen burada ikamet eden idari görevlileri katarsak bu sayının 120-130 nefer, yani 350-4.00 kişilik bir nüfus olarak tahmin edilebileceği kanaatindeyiz. Nüfusu loo nefer'in üzerindeki diğer köyler şunlardır: Gedegra Nâhiyesi: Ayvalu(io1), Akviran(127), iki Etrâkiye cemaatına sahip Saraycık(ı28), Beş1ü(lo8), Çal-man( ı o ı ), Taşluöyük(15 ), Yağınözü(115), Ulhan(?)(137), Esen( ı o7), Ça-vuldur(153), İlalch(12o), ildik( ı 45), Beyviranı(2oo), Eğcleş( 148), İremağa-cı( ı 27), Gulam( 04), Borukgöl(123), Doyran(247), İncesu( ı 38), Adate-pe(23 ); Kabakoz'da: Kanlıcı(127), Gaziler Ovacığı'nda: Karaköy(158); Zeytun'da: Garibler(ı34), Karanar(ı4.6), Ankara(172), Erim(ı39),Kozha-yat(t14.), Çay(149), Ulağu(128), Konac(?)(1o7); Kocakayası'nda: Nefs-i Göl(149), Çetlü(?)(125), Hasbeğ(134), Sarayclk(189), Sırbaşmak(ı6o), Kaza-nalan(156), Boğa(21o).

Nüfus ve Toplum

Yöre nüfusuyla ilgili olarak defterlerden elde ettiğimiz verilen i değerlendirmeye geçerken bir hususu vurgulamakta fayda vardır: Tahrir Defterleri "nüfus sayım" yapılmak üzere değil, vergilendirilebilir yetişkin erkek nüfusu tesbit gâyesiyle hazırlanmışlardır. Bu bakımdan defterlerde, bülüğ çağının üzerindeki evli veya bekâr erkek vergi mükellefleri yazılıdır. Bunların yanında vergiden tamamen ya da kısmen muaf olan bazı kişi ya da gruplar da kayıtlıdır. Bunlardan kısmen vergiden muaf olanlar, pirinç üretimi, madencilik, derbendcilik vb. görevler ifâ eden ve aslında re'âyâ'ya dahil olan kişilerdir. 15. yüzyılda vergiden tamamen muaf olan müsellemler, sayyâdlar vb. gruplar ise bir sonraki asırda raiyyet statüsüne indirilmişlerdir. Bunu, 1520'deki defterde sıkça rastlanan "el-müsellemiye, raiy-yet fermude şüd", "el-mu'af raiyyet şüd” gibi ibârelerden ve bu grupların ödemekle yükümlü oldukları vergilerin "hâsırlarının verilmesinden anlamaktayız.

Defterlerdeki verilerin ışığında yöre nüfusunun ve bu nüfusun yapısını incelemeye raiyyel statüsündeki kişilerden başlayacağız. Bu incelemede askeri sınıfa mensup timarlılar ve mülk sahipleri ile diğer kişiler ayrıntılı olarak ele alınmayacak, temelde re'âyd ve yukarıda bahsettiğimiz, defterlere kayıtlı gruplar üzerinde durulacaktır. Burada hemen, kayıtlı nüfusun yüzde 9o'dan fazlası= razy yet olarak yazıldığını belirtelim (1485'te % 9 2 , 152o'de %97-98 ve 1576'da °k 97-98) [14]. Başlıca raiyyet kategorileri, çift, nim-çift, ekinlii-bennâk, caba-bennâk ve miicerıed'dir. Sayıca az bazı kişiler ise hdriç raiyyet olarak kayıtlıdır. Bilindiği gibi defterlerde kişilerin statüsünü gösteren bu ibâreler bir yandan kişinin tasarruf ettiği toprağın büyüklüğçrne (çift, rdm, bennâk), öte yandan da evli olup olmamasına göre (mtizezwec-miicerred) kullanılmaktadır. özelde bu yörede, genelde Rum Eyâ-leti'nde bu tâbirlerin anlamlannı bir başka makalemizde [15] ayrıntılı olarak tartışuğımızdan burada sadece kısa tanımlarla yetineceğiz. Çift terimi, bir çiftlik miktarı toprağa mutasamf raiyyet-daha doğrusu o raiyyetin toprağı-için kullanılırdı. Bir çiftlik, ya da iki ökiizliik yerin büyüklüğü sancaktan sancağa değişebiliyordu. Rum Eyâleti'nde iyi kalitede(l) topraktan 8o, orta halli (mutavassıtu'l-hâl) topraktan roo ve düşük kalitede (ednâ)topraktan 130 dönüm yer, bir çiftlik itibar ediliyordu [16]. Tam bir çift'e sahip bir raiyyet, bunun karşılığında 57 akçe rem-i çift ödemekle yükümlüydü. Tam çiftliğin yarısına sahip olanlar nim (çift), yarım çiftlikten az yeri olanlar (ekinliı) bennâk ve üzerinde kayıtlı toprağı olmayanlar ise caba (bennâk) olarak yazılmışlardır. Bekar yetişkin erkekler ise miicerıed olarak kayıtlıdırlar[17].

Defterlerde, yetişkin erkekler baba adlarıyla birlikte yazılırlardı (bazı istisnalar, yani baba adının yazılmadığı durumlar vardır). Bir köydeki kişiler yazıldıktan sonra toplam neler sayısı, çift, nfm, bennâk, caba, miicerred, pir-i fâmi, drnii vb. sayılan verilir. Burada bir aynntıya dikkati çekmek istiyoruz: çift, nim ve bennak sayısı olarak verilen rakamlar tam olarak böyle yerlere mutasamf kişilerin sayısı değildir; bunlar, yazılan köydeki kayıtlı çift, nimpft ve bennâk büyüklüğündeki çiftliklerin sayılandır. Dikkat edilirse bazen neferen rakamıyla çift, nim, bennak, caba, mıicerıed vb. rakamlannın toplamı birbirini tutmaz. Bunun sebebi, bazı durumlarda bir kişinin mesel â 1,5 çiftliğe veya bir nim ve bir ekinlü'yere sahip olmasıdır. Defterde çift ü rıfm, nin: ü nîm, ?dm ü bennâk şeklinde yazılan kişilere sıkça rastlanır.Böyle yerlere sahip olan kişilerin iki farklı toprak parçasını (mesela biri nim diğeri ekinlü) tevârüs ettiği anlaşılır [18]. Biz tablolarda kişi sayılarını verirken bu şekilde yazılanların sahip oldukları yerlerden büyük olanına itibar ettik; yani bir çift ve bir nim 'e mutasarrıf bir kişiyi çift olarak gösterdik.

İcmal niteliğini haiz 1520 tarihli defterde ise nüfus hâne ve mücerred olarak tasnif edilmiştir. Buradaki hâne kategorisinin çift, ?fm, bennâk ve caba ları ihtiva ettiğine yukarıda zikredilen makalemizde işaret edilmiştir [19].

Bahsettiğimiz raiyyet kategorilerinin toplam re Wyci sayısı içindeki oranları, toplumun demografik ve sosyo-ekonomik yapısını izah etmek bakı-mından önemlidir. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, toplam kategorize edil-miş raiyyet sayısı Gedegra'da, 14.85'te 2388, 1576'da 8405; Kocakayası'nda 14.85'te 1044, 1576'da ise 3125 idi (Gedegra'daki 535 neler, 1485'te Koca-kayası ile birlikte hesapladığımız Gaziler Ovacığı'nın yetişkin erkek nüfu-sun bu iki dönem arasında yüzde 235 oranında bir artış kaydettiği gibi bir görünüm ortaya çıkmaktadır. Bununla beraber, bu verilen i biraz ihti-yatlı değerlendirmek durumundayız; zira bu artışın önemli ölçüde kayıtlı bekâr (mücerred) nüfustaki patlamadan kaynaklandığı aşikardır. Şöyle ki, 1485-1576 arasında Gedegra'daki bekarların sayısı ise 24 ı 'den 1665'e çık-mıştır. Yani yetişkin bekar erkek sayısı yüzde 725'lik bir artış göstermiştir. Buna mukabil, eğer hâne kategorisini, yâni çift, nim, ekznlü ve caba topla-mını esas aldığımızda artış nisbeti yüzde ıo6'dır. Doksan yıllık bir dönem-de nüfusun iki katına çıkması normal karşılanmalıdır, ama buradaki me-selemiz mücered rakamlarmın izah edilmesidir.

14.85'te kayıtlı raiyyet nüfusunun yüzde 21'ini teşkil eden bekarların re'âyâ içindeki oranı 152o'de yüzde 31-32'ye, 1576'da ise yüzde 5o'nin üstüne çıkacaktır. Daha önce başka bir vesileyle işaret ettiğimiz gibi [20] Cook bu meseleyi irdelerken çeşitli ihtimallere dikkat çekmiştir. Mücerredlerin kaydedilmesinde esas alınan kıstasın değişmiş olabileceği, nüfus artışı neti-cesinde geç evlenmelerin yaygınlaşmış olabileceği vb. üzerinde duran Cook[21],bu konuda kesin bir yargıya varmaktan imtina etmiştir. Bizce de bu iki ihtimal şu veya bu ölçüde etkili olmuş olmalıdır. Yani bekârlann kay-dedilmesine 16. yüzyılda, bilemediğimiz bir sebepten, daha fazla özen gösterilmeye başlandığı ve aynı zamanda nüfusun artması yüzünden ev-lenmenin bir ölçüde zorlaştığı düşünülebilir. Bu iki faktör bir araya geldiğinde kayıtlı bekar sayısının bir önceki yüzyıla oranla inanılmaz boyutlar-da artmış görünmesi normal sayılabilir.

İki dönemin karşılaştınlmasından çıkan bir başka önemli sonuç ta, daha önce Cook, İslamoğlu-İnan ve Yediyıldız gibi araştıncılann eserlerin-de ortaya koydukları bir hususun, caba sayısındaki artışın teyid edilmesi-dir[22]. Üzerinde kayıtlı toprağı olmayan evli raiyyet durumundaki caba[23]1a-nn sayısı şöyle idi: Gedegra'da 1485'te 604, 1576'da 2906; Kocakayası'nda 14.85'te 206, 1576'da ıo99. Buna karşılık çift kaydedilenlerin sayısı azalmış-tır. 1485 ve 1576 dönemleri karşılaştırıldığında, Gedegra'da çift sayısı 173'den t 19'a, Kocakayası'nda ise 18'den 2'ye düşmüştür. Witn-çift sayısı ise Gedegra'da 872'den 780'e, Kocakayası'nda 295'ten İİ ı'e düşmüştür. Yörenin bütününde ekinlıi-benna sayısı çok az bir artış göstererek 546'dan 583'e çıkmıştır.

Bu istatistik i mâlumat ilk bakışta, nüfus artarken re'âyânın elindeki toprak miktarının azaldığı intibaını verir; ancak böyle bir görüntü yanıltı-cıdır. Başka bir vesileyle belirttiğimiz gibi[24] kayıtlı raiyyet isimlerinin altın-da, o kişilerin tasarruf ettikleri belirtilen çift, nim-çift ve ekinlü-benna büyüklüğündeki arazi miktarlanna bakarak gerçekten ekili olan veya kul-lanılan arazinin miktarını bulmak mümkün değildir. Zira defterlerdeki vergi (pft-nim ve bennâk resimleri) ve zemin kayıtlanndan da kolayca anlaşı-lacağı üzere, bazı yerler zemin adı altında kaydedilmiş ve buraların sahip-leri zeminlerinin büyüklüğüne göre çift, ?din, bennâk veya dönüm resmi öde-mişlerdir. Bu zemin sahiplerinin çoğu defterde caba veya mticerred yazılan-lar olmakla beraber aslında üzerinde kayıtlı çift, nim-çift veya ekinlü-bennâk miktarı yeri olanların dahi bazen zemin tasarruf ettikleri görülmektedir[25].

VEZIRKÖPRÜ YÖRESINDE ISKAN VE NÜFUS

Bununla beraber, topraksız köylülerin (caba ların) önemli bir kısmının şu veya bu şekilde her hangi bir toprak parçasına tasarruf edemedikleri de hemen hemen kesindir. Gerek zeminlerin gerekse ormanda açılan (balta yerleri) toprakların önemli bir bölümüne mutasarrıf olanların aslında caba yazılan kişiler olmasına rağmen, söz konusu toprakların giderek artan caba nüfusun ihtiyacını karşılamaktan uzak olduğu açıktır.Bu noktada şu husu-sa dikkati çekmemiz gerekiyor: Her hangi bir toprağı yok gözüken caba la-rın önemli bir kesimi aslında defterde çift, nin: veya bennâk yazılan kardeş veya akrabalarıyla aynı toprağa mutasarnftı. Defterler bu durumu "me'a biradereş” vb. notlarla göstermektedir. Böyle yerlere ortak tasarruf edenler bu toprağı müştereken veya ayrı ayrı işliyor olabilirlerdi; ancak Osmanlı merkezi yönetimi açısından raiyyet çiftliğinin hukuki bütünlüğünün ko-runması esas olduğu için defterde böyle yerler tek bir kişinin üzerine kay-dedilirdi [26]. Bütün bunlardan çıkan sonuç, Cook'un da belirttiği gibi, top-rak dağılımının ilk bakışta görülenin aksine nisbeten eşitlikçi olduğudur[27].

Yöredeki re'âyânın durumunu bu şekilde izah ettikten sonra büyük çoğunluğu re'âyâ olmakla beraber sosyo-ekonomik durumlarından dolayı sıradan raiyyetlerden ayrılan bazı gruplara ve muaf kaydedilen kişilere te-mas edeceğiz. Bunların başında defterlerde Etrâkiye ve seyrek olarak da yörükân olarak anılan konar-göçer cemaatler gelir. Defterlerdeki kayıt usülünden bunların aslında kaydedildikleri köy ve mezrealarda ikamet et-tikleri ama henüz tam anlamıyla yerleşikliğe geçmedikleri anlaşılır. Bu şe-kilde kaydedilenler aslında yukarıda zikrettiğimiz kategorilere (çift, nfın vb.) dahildirler; bu yüzden tablolarda bunların sayılarını parantez içinde gösterdik. Bununla beraber vergilendirme açısından bunların farklı bir statüye tabi oldukları anlaşılıyor. Bunu Etrâkiye'nin kayıtlı olduğu köyle-rin vergi rakamlanndan çıkarmak mümkün olduğu gibi, özellikle son def-terde Etrâkiye cemaatine sahip her birimle ilgili sayfalarda, bunların vergi-lerinin ne şekilde tahsis edildiğine dair açıklayıcı derkenarlardan da görmekteyiz. Bunlardan tipik olan bir örnek şöyledir:

"İşbu kaıyınin re'âyâsında mukayyed olan bennalerinden sâhib-i arza oniiç akça sahib-i ve niyâbete beş akçe ve caba bennâklerinden sâhib-i arza sekiz akçe ve sâhib-i niyâbete beş akçe ve Etrâkiye reliyâsz tuttuğu ökiizliikkrden(yani yanm çiftlerden) sâhib-i arta yedi buçuk ve niyâbete dahi kezâlik yedi buçuk akçe; maadası Etniklye sâhibine ve eker bennâk ile caba bennâkden sahib-i niyibete beşer akçe ve maadası sâhib-i Etraly. eye olduğu tafsfl ve tasrih olundu »[28].

Benzer kayıtlardan da yararlanarak şu sonuca vanyoruz: Yörede 57 akçe olan çift resmi 'nin 27 akçesi Etrâkiye sâhibine, yani Etrakiye'nin tabi olduğu timar (zeamet veya has) sahibine, 15 akçesi sâhib-i arza, yani Etrâ-kiye'nin toprağını kullandığı timarlıya ve 15 akçesi de niyâbet hissesi sahi-bine aitti. (Serbest timarlarda niyâbet gelirinin ayrıca yazılmadığı ve sâhi-b-i arza ait olduğu mâlumdur). Bennak(ekin1ü) resminin 8 akçesi Etrâkiye sahibine, 5 akçesi timarlıya ve 5 akçesi niyâbete, caba resminin ise 8 akçe-si Etrâkiye sahibine ve 5 akçesi niyâbete tahsis ediliyordu. Aynı yerlerdeki âdet-i ağnam ve bâcl-ı heva gelirleri ise Etrakiye sahibi ile niyâbet hissesi-ne mutasamf olan kişi tarafından eşit olarak bölüşülüyordu[29].

Etrâkiye yazılanlann kır nüfusu içindeki oranına gelince, 1485-1576 arasında tedrici bir azalmanın vuku bulduğu gözleniyor. Gedegra kazasın-da 1485'te 386 kişi böyle yazılmışken bu sayı 152o'de 292'ye düşmüş; 1576'da ise 539'a çıkmıştır. Ekteki tablolardan anlaşılacağı üzere genel nüfus içinde Etrakiye'nin payı 1485'te yüzde 15'in hemen altındayken 1576'da yüzde 6 civarında kalmıştır. Kocakayası'nda ise sadece 1485'te Göl nahiyesine bağlı Saraycık köyü halkı bu şekilde yazılmıştır (70 kişi). TT 37'de "yörük bennakler" olarak geçen bu köyün halkı (TT 37, S. 658), 1576 tarihli TK 34'de ise (v.1 o3 a-b) 68 caba ile 121 ınticerred'den ibaret olarak gösterilmiştir. Bu tarihte, evli olanların caba, yani caba-bennâk kayde-dilmelerini ve 1485'te aynı köy halkının yOriik bennâkkr olarak nitelenmesi-ni dikkate alırsak aslında bu köy halkının statüsünü 1576'da da aynı ol-duğu sonucuna varabiliriz. Buna göre Kocakayası nüfusunun 1485'te yüzde 6'sı, 1576'da ise yine yüzde 6'sı röriik bennâk statüsündeydi.

Etralciye'nin yanında "özel statülü raiyyet" olarak nitelenebilecek bir başka grup da çeltükçülerdir. Gerçi defterlerde bu ad altında yazılı bir ce-maat yoksa da Gedegra'ya bağlı Çeltek köyü halkının çeltük hizmetini ifa ettikleri ve bunun karşılığında da çift resmibi sabit ve düşük bir oran üze-rinden ödedikleri görülüyor. [30].

Bir başka grup ise 15. yüzyılda yardımcı askeri hizmetler ifa eden kır kökenli müsellemlerdir ki, bunlar, diğer bazı muaf gruplar gibi, 16. yüzyıl başlarında raiyyet statüsüne geçirilmişlerdir [31]. I 485'te Gedegra'da 69 müsellem, Kocakayası'nda ise 6 müsellem kayıtlıdır; 1576'ya gelindiğinde Gedegra'daki müsellem sayısı 249 çıkarken Kocakayası'nda hiç bir müsel-lem kaydedilmemiştir. Kabaca ifade edersek, Gedegra kır nüfusunun yüzde 3 kadarı müsellemlerden oluşmaktaydı.

Diğer bir grup ise bazen "el-muafiye" genel başlığı altında toplu ola-rak yazılan, bazen de "zâviyedar", "imam ve hatib" gibi terimlerle yaptığı işler belirtilen bir takım kişilerden müteşekkildir. Bunların büyük çoğunlu-ğu, tıpkı müsellemler gibi, 16. yüzyılda raiyyet statüsüne indiıilmiştir[32]. Bu durumdaki kişilerin sayıları tablolarda gösterilmiştir. Topluca ifade et-mek gerekirse bunların sayısı Gedegra'da 1485'te 94 iken (cY0 2.8) 1576'da 191'e çıkmış (°/0 2.2); Kocakayası'nda ise 3ı 'den (Y0 2.6) 19'a (<3/0 0.6) düşmüştür.Bu grubun her iki dönemde de 2 kişisi "duagıi" olarak yazılı-dır. Bunlara ek olarak, Gedegra'da 1485'te 15 kişi "ama", "pir-i fâni" vb. olarak yazıllyken aynı dönemde Kocakayası'nda 18 kişi bu şekilde kaydo-lunmuştu. Yine aynı dönemde Gedegra'da 20 kişi sipahizâde, 8 kişi kuş-çu, ıo kişi hizmetkâr, 5 kişi kale hizmetkarı olarak yazılmıştır. Yörede ay-rıca g kişilik bir Koyun Baba müridleri cemaatı vardır[33]. 1576'da ise sipa-hizâde sayısı (Gedegra'da) 3o'a çıkarken 18 kişi tülekçi ve kayacı (kuş ye-tiştiricileri) olarak kaydolunmuştur. Ayrıca 4 kişi de kale hizmetkârı göre-vini yürütüyordu. Bu dönemde 22 kişinin "hâric raiyyet" olarak deftere kaydedildiğini de görmekteyiz. Bunlar daha önce deftere yazılmamış veya her hangi bir sipahiye bağlı olmayan kişilerdir [34].

Osmanlı taşra toplumuna ilişkin bilgilerimiz ve yukarıda anlatılanlar ışığında Gedegra ve Kocakayası kazalarının her birindeki sosyal yapıyı şu şekilde tanımlamak mümkündür: Her bir kazada sivil (adli-idari) idarenin başıda /cadı bulunmakta ve /cadı idareyi bizzat ve/veya ndibleri marifetiyle yerine getirmekteydi. Kadı 'nın maiyyetinde bazı görevlilerin bulunduğu ve asayiş ile ilgili meselelerde zaim ve sipahilerle işbirliği yaptığı belirtilmeli-dir. Yine her bir kazanın birer zeamet olarak teşkilatlandığı ve özellikle 1485 civarında Gedegra zaimi olan Tâceddin Beğ'in oldukça nüfuzlu bir kişi olduğu anlaşılmaktadır[35]. Gedegra kalesinde kaleyi korumakla yükümlü askeri görevliler, kalenin çeşitli ihtiyaçlarını gören hizmetkarlar ve son olarak da bazı reayanın bulunduğu anlaşılıyor ki, bu reayânın da kalenin bazı işlerinde çalıştığı anlaşılıyor[36]. Kır kesiminde sipahiler ve az sayıda mülk sahibi toplumun en üst tabakasını oluştururken sipahizadeler, müsellemler, zaviyedarlar, imam ve hatibler gibi muaf veya yarı-muaf ke-simler onlan izliyordu. Sipahiler savaş zamanında sefere gidiyor, barış za-manında ise köylerde asayişi sağlıyor ve köylüleri denetimi altında tutu-yorlardı. Hiç şüphesiz sipahilerin bu denetimleri sık sık köylü üzerinde bir baskıya dönüşebiliyordu. Böyle durumlarda kadı'nın görevinin önemi ve dengeleyici rolü ön plana çıkıyordu. Tabianyla, kadı'ların her zaman adil ve dürüst oldukları söylenemezse de, Osmanlıların taşra idaresinin askeri-idari ve adli-idari kollarını bir denge içinde teşkilatlandırdıklan belirtilme-lidir[37].

Kır toplumunun büyük kısmı sıradan köylülerden oluşuyordu. Büyük ölçüde hububat tanmı, bir ölçüde hayvancılık ve daha küçük çapta da meyve-sebze yetiştiriciliğiyle uğraşan yöre köylüleri, bu faaliyetlerden elde ettikleri ürünün belli bir miktarını (tarım ürünleri için yüzde 20'sini) sipa-hilere, vakıflara veya mülk sahiplerine vergi olarak veriyorlardı[38]. Sahip ol-duldan toprakların büyüklüğü bakımından köylüler arasında bazı farklılık-lar bulunduğu bir gerçektir; ancak yine de toprak kullanımında çok büyük eşitsizliklerin olmadığı söylenebilir. Kır toplumu içinde özellikli bir grup, aslında yerleşikliğe geçmiş olmakla beraber henüz konar-göçer hayat tarzını tamamıyla terketmemiş olan "Etrâkiye" idi.

TABLO III: VEZIRKÖPRÜ YÖRESINDE KAYITLI VE TAHMINI

NÜFUS

(Nefs-i Kal'a-i Gedegra Dahil)*

(x) Tahmini nüfus, (nefer x 3) formülüne göre hesaplanmıştır. Yörede takriben ı oo timani, 60-65 mülk sahibi bulunmaktaydı. Timar sahiplerinin maiyyetleri ve aileleriyle mülk sahibi bulunmaktaydı. Timar sahiplerinin maiyyetleri ve aileleriyle mülk sahiplerinin ailelerinin tahminen 800- ı 000 kişi olduğunu farzedersek, yukarıdaki toplam nüfusa bu rakamı ekleyip görenin toplam tahmini nüfusuna ulaşınz.

Yöre nüfusundaki değişmelere baktığımızda, Nefs-i Gedegra'nın nüfusunda pek kayda değer bir değişikliğin olmadığı görülür. 1485'te beş mahalleden oluşan Nefs-i Kal'a'nın bir mahallesi 16. yy.da ortadan kaybolmuştur. Kale içindeki kayıtlı nefer sayısı 1485'te 62, 152o'de 58 ve 1576'da 97 idi. Bununla beraber ilk iki dönemde kaydedilenlerin tamamına yakınının hâne olması muhtemelken, 1576'daki hâne sayısı 54 olduğundan kale nüfusunda pek bir değişiklik olmadığı, kale muhafızları hariç toplam tahmini nüfusun 300 civarında bulunduğu ve kale muhafızları, kadı ve maiyyeti hesaba katı ldığında yaklaşık 350 kişinin kalede yaşadığı söylenebilir. Bu hâliyle Nefs-i Kal'a-i Gedegra mahallelere bölünmüş olmakla beraber orta boy bir köy hüviyetindedir.

Kır kesiminin nüfusunda ise, gerek 1485-1520, gerekse 1520-1576 arasında kayda değer artışların vuku bulduğu gözleniyor. Bir bütün olarak yörenin nüfusu 1485'te tahminen 1 1-12.000 kişi iken bu sayı 1520'de 15-'6 bine, 1576 itibariyle ise 35-36 bine yükselmiştir[39]. Böylece 1485-1576 arasında yöre nüfusunun yüzde 200 oranında arttığı ve 1520-1576 arası esas alındığında ise artışın yüzde 130 civarında gerçekleştiği söylenebilir. Bu çapta bir nüfus artışı 16. yüzyıl Anadolusu'nun diğer bazı yörelerinde de de gözlemlenmiş ve bu asrın ikinci yarısındaki sosyal huzursuzlukların en önemli sebeplerinden birisi olarak telakki edilmiştir[40].

Yöre nüfusunun yapısı ile ilgili olarak son bir hususu da belirtelim: 15 ve 16 ncı yüzyıl tahrir defterlerinin incelenmesinden yöredeki nüfusun tamamen müslümanlardan oluştuğu, yani yörede gayrimüslimlerin yaşa-madığı anlaşılmaktadır. Bundan da bu yörelerin Türkleşme ve İslamlaşma sürecinin Osmanlı fethinden önce tamamlandığı sonucu çıkarılabilir.

Sonuç

Bütün bu anlatılanlardan nasıl bir sonuç çıkarabiliriz? 1520'den önce-ki dönem, Yavuz Selim'in Şah Ismail taraflarına karşı düzenlediği harekatı da kapsadığından, orta-kuzey Anadolu'nun demoğrafik tarihinde bu döne-min doğal gelişmeler kadar, göç, yeni yerleşmeler vb.ye de sahne olduğu-nu düşünmek yanlış sayılamaz. Bununla birlikte, iskan yerlerinde müşa-hede olunan istikrar, bu dönemde yöremizde meydana gelmiş olması muhtemel sarsıntı ve çalkantıların büyük boyutlarda olmadığını düşündürüyor. Her şeye rağmen yöreden dışarıya ve dışarıdan yöreye bazı göçlerin vuku bulmuş olabileceği kuvvetle muhtemeldir[41]. 1520-1576 ara-sındaki nüfus artışının Anadolu'nun pek çok yöresinde de görülmesi, bize bu artışın büyük ölçüde tabii bir artış olduğunu düşündürmektedir. Bu büyük çaptaki nüfus artışının beraberinde bir takım meseleleri de getirdiği ve nüfus tazyiki yüzünden yaşanan bunalımlı bir dönemden sonra Anadolu'nun genel nüfusunda hatın sayılır bir azalmanın meydana geldiğini ima eden bazı delillere sahibiz [42]. Ekilebilir arazi miktanndaki genişlemenin nüfus artış hızının çok gerisinde kalması, tarım teknolojisinde verimliliği büyük çapta arttırmağa yarayacak yenililderin görülmemesi dikkate alınırsa, 17 nci yüzyıl başlarında nüfusta bir azalmanın meydana gelmesini tabii karşılamak gerekir.

EKLER

TABLO IV NEFS-İ GEDEGRA VE MAHALLELERI

Gedegra halkının vergilerden muafiyeti bütün defterlerde belirtilmiştir: "kal'a civarında oldukları eclden kadimden rüsiım-örfiye ve behrehat ve avanz-ı divaniye virügelmemişler, girü hemân ber-karar virmeyüb mu'af ve müsellem olalar; amma resm-i tezvic ve cerime vaki oldukca subaşıya virügelmişler, girü vireler." Bkz. TT 37, s. 6o6. Bu kayıt özü aynı kalmakla beraber, bazı değişikliklerle müteakip defterlerde tekrarlanmıştır. Krş. TT 387, s. 681; TK 34, v.41 a. Bunlarda resm-i tezi& ve eerfine 'nin kime verildiği belirtilmemiştir.

TABLO Va:

GEDEGRA NAHİYESİ NÜFUSU (1485) (Nefsi Gedegra hâriç)

Açıklamalar : Etrak ka egorisinin 20'Sİ "Diğer", kalanı ise çift, bennak, caba ve mücerred arasındadır. Gedegra'da 46 zaviyedar, 12 imam ve hatib, Kabakoz'da ise ı zaviyedar "Diğer" sütununa dahil olan "muarlar arasındadır. "Diğer" sütunu şu unsurlardan oluşuyor: Gedegra'da 49 müsellem, 65 muaf, 20 sipahizade, 8 kuşçu, 2 duagu, 10 ama, pir-i fani vb., 20 Etrak, to hizmetkk 5 kale hizmetkan ve 9 kişilik müridan-ı Koyun Baba; Kabakofda 20 müsellem, 7 muaf, 5 ama vb. "m.v.", yani "mea veledihi" sütununda gösterilenler, defterde babalanyla birlikte yazılmış ve "noter" rakamına dahil edilmiş olmakla beraber, tek tek nüfus kategorilerinde yer almayan kişilerdir.

TABLOVb:

KOCAKAYASI NAHİYESİ NÜFUSU (1485)

Açıklamalar : "Diğer' sütunu, G.Ovacığı'nda 5 müsellem, 7 ama vb. ve t şerik(?)'ten; Göl'de t müsellem, rt muaf, 6 ama vb. den; Zeytun'da ise, 7 muaf ve 5 ama vb. den oluşmaktadır.

TABLO VIa/ı

GEDEGRA KAZASI NÜFUSU (1520) (Nefs-i Gedegra hâriç)

Not: "Diğer" de 13 pir-i fâni, 2 malül, 7 imam, 7 sayyad, 29 kişilik 2 cemaat, 6 kişilik veledan-ı Seyh Mezid, 5 kişilik kale hizmetkân vardır. Etrak'in 90'ı, muaflann ise 5'i mücerred'dir.

TT 387'de verilen nüfus toplamında ise Etrak, muaf ve imam ve sayyadlar hariç "diğer " sütunundakiler "re'âyâ" arasında yazılmıştır. Aynca Gedegra kalesi halkı da bu toplama dahildir.

Defterde verilen toplam rakamlar şöyledir:

TABLO VIa/2:

Bizim tek tek kayıtları toplayarak bulduğumuz yukarıdaki toplama (3531) Gedegra kalesi nüfusunu (54 raiyyet ve 20 kale mülazımını) eklersek 3605 rakamına ulaşınz. Defter toplamı her ne kadar 3595 ise de, toplamı oluşturan rakamlara bakıldığında bunun 3620 olarak düzeltilmesi gerektiği görülür. Defter toplamı nda, pir-i fani ve malül yanlanlar mücerredlerle birlikte toplanmıştır.

TABLO VIb:

KOCAKAYASI KAZASI NÜFUSU (1520)

Not: a) kısmı bizim hesabımızın sonucunu, b) kısmı ise defterdeki top am rakamlan yansıtıyor. Aradaki farkın sebebi, "evkaf ve emlak" faslındaki hane sayısı nın aslında 72 iken 123 olarak gösterilmesinden kaynaklanmıştır. Öbür fasıllann (Hassa-i hümayun, kale merdi timarlan ve erbab-ı timar) sonuçları ile bizim sonuçlarımız ise tıpatı p aynı çıkmıştı r.

TABLO VIIa:

GEDEGRA KAZASI NÜFUSU (1576) (Nefsi Gedegra hariç)

Açıklamalar : Etıokiyehin parantez içinde yazılmasının sebebi, diğer sütunlardaki rakamlara dahil olmasındandır. Yine yukarıdaki kategorilere dahil diğer bazı zümreler şunlardır: Gedegra'da: 42 muaf (raiyyet olmuş), 30 sipahizâde, 145 zâviyedar ve zâviye reâyası , 18o müsellem, 18 kayacı ve tülekçi, 4 kale hizmetkân, 2 duaguy, 2 imam-hatib, 22 hariç raiyyet ve 172 kişilik muhtelif cemaat mensubu. Kabakoz'da 40, Gaziler Ovacığı'nda ise 29 müsellem.

TABLO VIIb:

ZEYTUN KAZASI NÜFUSU (1576)

ISKAN YERLER' VE NÜFUS (1485-1576) (Nefer olarak)

Nahiye-i Gedegra

1520 ve 1576'da ilave olunan köy ve mezraalar:

* "Şarklu tâifesi gelüb şenledib ziraat ider" (TK34, v.48a).

** "Dulkadir'den gelmiş cemaatdir" (TK 34, v. 52a).

Açıklamalar : K: Karye, M: Mezraa, C.: Cemaat, x: Bu tahrirde yok; -: nüfus yok. Önceden mezrea olup sonradan karye olan yerlerin durumu ilgili sütunda nüfus rakamı verilmeden
gösterilmiştir.

Nahiye-i Kabakoz

Not: Kabakoz bütün dönemlerde Gedegra'ya bağlı idi; 1520'de nahiyeler yazılmadığından bu köyler Gedegra köyleri arasında verilmiştir.

Nahiye-i Gaziler Ovacığı

Not: 1520'de Yedideresi köyü Gedegra, diğer köyler Kocakayası kazası içinde yazılıdır. 1576'da bütün nahiye Gedegra'ya bağhydı.

NAHİYE/KAZA-İ KOCAKAYASI (ZEYTUN): Nahiye-i Göl (Kocakayası)

Not: (x) işaretli üç köy ı 576'da kayıthdır. (xx) işaretli köye 152o'de Arım ve Akçaköy de dahil.

Nahiye-i Zeytun

(x) Bu köy 1520'de Gedegra'da yazılı.
(xx) Bu köyler 1576'da Kocakayası nahiyesinde yazılı.
Not: Yukarıda yazılanlara ilaveten Kocakayası 'na bağlı gayrımeskun üç mezraa daha vardır. Bunlardan Buğra ve Garetalanı hem 152o'de hem 1576'da yazılıdır; Çayıryazı köyüne bağlı adı belirtilmeyen mezraa ise sadece 1576'da kayı tlıdır.

Şekil ve Tablolar