Metin Özbek

Anahtar Kelimeler: İznik, Roma, Tiyatro, Kilise, Bebek, İskelet, Bursa, Kazı

I. Genel Bilgiler

Bursa iline bağlı İznik ilçesinde Roma Açıkhava Tiyatrosu’nun açılması amacıyla Bedri Yalman başkanlığında[1] yürütülen kazı çalışmaları sırasında, bir kilise kalıntısıyla karşılaşılmış; çok sayıda bebek kilisede gömülü olarak bulunmuştur (Yalman, 1987). Gerekli temizlik, onarım ve antropolojik analizleri yapılmak üzere laboratuvanmıza teslim edilen bebek iskeletleri toplam 22 bireyi temsil etmektedir. Süt dişlerinin kök ve taçlarındaki gelişme derecesi başta olmak üzere, gerektiğinde uzun kemiklerin diyaliz uzunluklarından yararlanarak ölüm yaşlarını tesbit ettiğimiz (Brothwell, 1981; Ubelaker, 1978; Olivier ve Demoulin, 1976) bebeklerin tam listesini Tablo; I’de gösterdik. Söz konusu tablodaki yaş dağılımından da anlaşılacağı üzere, kiliseye gömülen bebeklerin % 50’sinin 1 yaşına basmadan öldüğü görülür. Bebeklerin ortalama ölüm yaşı da 16,2 aydır.

II. Antropolojik Analiz

Bebek iskeletlerinin oldukça iyi durumda bulunmaları, bebeklere kiliseye gömülürken özen gösterildiğini, dolayısıyla post-mortem aşamada da etkin biçimde korunduklarını göstermekledir. Hatta bazı bebek iskeletleriyle birlikte bulunan ortalama 8 cm uzunluğundaki çiviler, bebeklerin büyük bir olasılıkla tahtadan muhafazalar içine konulduktan sonra toprağa verildiğini akla getirmektedir. Bebek iskeletini meydana getiren kemiklerin ne kadar nazik oldukları göz önünde bulundurulursa, bu tür gömme alışkanlıklarının antropolog için son derece önemli olduğu açıkça ortaya çıkar. İznik bebeklerinde uzun kemiklerin çok iyi durumda bulunmasına karşın, kafataslarında aynı durum söz konusu değildir. Bilindiği gibi bebek kafataslarını bütünleştirme her zaman mümkün olmamaktadır. Kiliseden çıkarılan 22 bebekten ancak bir tanesinde tam bir onarım (cranium) gerçekleştirebildik (Resim: I). Aşağı yukarı 2 yaşlarında ölen bir bebeğe ait bu kafatasının tüm ölçü ve endislerini Tablo: 2’de verdik. 91,6 değerindeki sefalik endis bebeğimizi ültrabrakikran gruba sokmaktadır. O halde Alpin ırk tipi söz konusudur. Daha önceki çalışmalarımızdan da hatırlanacağı üzere, bu ırk tipi İznik Bizanslıları arasında yaygındar. (Özbek, 1984). Bebeğin kafatası, genişliğine oranla normal yüksekliktedir. Alın öne doğru gelişmiş olup ortometop gruba girer. Yüz, uzunluğuna oranla geniş, burun geniş, göz çukurları ise normal yüksekliktedir. 2 ya-şındaki bu bebeğin kafatasında lambda dikişinin sağ ve sol kolları üzerinde küçük wormians kemiklerine rastladık.

Kilisede bulunan bebeklerin alt çeneleri ise nisbeten iyi korunmuştur. 5 bebekte aldığımız alt çene ölçülerini Tablo: 3’te gösterdik.

Bebeklerin uzun kemiklerinde epifiz kısımları çok iyi korunmuştur. Bu nedenle birçoğunda maksimum diyaliz uzunluğunu ölçme şansına sahip olduk. Bebeklerin boylarını belirlerken bu ölçülerden yararlandık. Tablo: IV’de bebeklerin uzun kemiklerine ait maksimum diyaliz uzunluklarını verirken sağ ve sol ayırımı yapmayı uygun bulduk. Bu ölçülerden hareketle, her uzun kemiğin İznikli bebeklerdeki büyüme eğrisini oluşturduk (Resim: 2). Eğriler üzerinde aynı yaşta olan bebeklerin ortalama değerlerine yer verilirken, farklı yaşta olanlar ayrı ayrı gösterildi.

Femur’un maksimum diyaliz uzunluğundan yararlanarak İznikli bebeklerin boylarını da hesapladık. Bu amaçla, Stewart’in (in Olivier ve Demoulin, 1976) tablosunu esas aldık. Tablo: V, femur diyaliz uzunluğu, bebeğin boyu ve yaşı arasındaki ilişkiyi göstermesi açısından ilginçtir. Sözü edilen tabloya baktığımızda, yeni doğmuş ya da birkaç haftalık bebeklerde boy uzunluğunun 50 cm veya 50 cm’nin altında olduğunu görürüz. Stewart, tablosunda 80 mm’nin altındaki femur diyafız uzunluklarına yer vermediği için, biz de bu değerin altında femur uzunluğuna sahip bebeklerin boyunu 50 cm’den daha küçük olarak göstermek zorunda kaldık.

III. Patolojik Analiz

İznik Roma Açıkhava Tiyatrosu’ndaki kiliseye toplu halde gömülmüş olan bebeklerin bir salgın hastalık sonucunda ölmüş olabilecekleri düşüncesinden hareketle gerek gövde iskeletlerinde, gerekse kafatası kemiklerinin iç ve dış yüzlerinde patolojik izlerin bulunup bulunmadığına baktık. Özellikle bazı kafataslarının tabula interna’larında rastladığımız ve makroskopik açıdan rahatlıkla görülebilen izlerin herhangi bir enfeksiyonla ilişkisinin olup olmadığını kontrol etmek amacıyla mikroskopik analize başvurduk. Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde yapılan histolojik incelemeler[2] kuşkularımızın yersiz olduğunu, kemiklerin iç yüzlerinde rastlanan bu izlerin patolojik bir yapı göstermediklerini ortaya koydu. Bebeklerin diş minelerinde de fizyolojik bir rahatsızlığın göstergesi sayılan hypoplasia ya da dysplasia'ya rastlamadık. Ancak, tüm bu gözlemlerimize rağmen kiliseye gömülen bu bebeklerin ölümünden, iskelet üzeinde iz bırakmayan (bilindiği gibi her hastalık mutlaka kemikte iz bırakmaz) bir bulaşıcı hastalığın sorumlu olabileceğini tahmin ediyoruz.

İTK’86A-38.T.81 no.lu 2,5-3 yaşlarındaki bir bebekte raşitizme rastladık; uyluk kemiği (femur) gövde hizasında önemli bir bükülme yapmaktadır (Resim:3). Yaşça küçük olan diğer bebeklerde ise uzun kemikler raşitik bir deformasyon göstermezler.









V. Kaynakça

BROTHWELL (D.R.), 1981. Digging up bones. British Museum (of Natural History).Londra.

OLİVİER (G.) et F. DEMOULİN, 1976. Pratique Anthropologique. Paris-7 Üniversitesi Yayınları, Fransa.

ÖZBEK (M.), 1984. “Roma Açıkhava Tiyatrosu’ndan (İznik) Çıkarılan Bizans İskeletleri”. H. Ü. Edebiyat Fak. Dergisi, cilt: 2, sayı: 1, ss. 81-89.

UBELAKER (D.H.), 1978. Human skeletal remains. Aldine Manuals on Archaeology., ss. 41-67.

YALMAN (B.), 1987. “İznik Tiyatro Kazısı 1986”. IX. Kazı Sonuçları Toplantısı, Ankara. Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü, ss. 299-328.

Dipnotlar

  1. Kilisede bulunan bebek iskeletlerini antropolijik açıdan incelemeleri yapılmak üzere laboratuvanmıza teslim eden kazı Başkanı Bedri Yalman’a burada teşekkür etmeyi bir borç bilirim.
  2. Mikroskopik analizlerde bize yardımcı olan Sn. Dr. Oğuz Polat’a burada teşekkür ediyorum.

Şekil ve Tablolar