IŞIN YALÇINKAYA, ANGELA MINZONI - DÉROCHE

Taş nesnelerin betimlenmesi, parçalar üzerinde isteyerek yapılmış düzelti özelliğinin, bir başka deyişle gerçekleştirilen nesnelerin, rastlantısal olarak değil de, insanın isteği ile yapıldığının anlaşılmasından bu yana prehistoryenlerin önemli uğraşlarından birini oluşturmuştur.

Daha 1847 yılında Boucher de Perthes, taş nesneleri tanımlama yoluna gitti[1] ve daha sonra da[2], düzeltilenmiş parça ile yontma artığının ayırdedilmesi gereğini ortaya koydu. O tarihten bu yana da taş aletlerin betimlenmesi, prehistorik incelemelerde başlıca ilgi alanı olmakta devam edip gitti.

Türk Dil Kurumu’nun ilk yıllarında (1932-1937) Şevket Aziz Kansu, taş aletlerin ayırdedilebilmesi için bir dizi genel sözcük önerdi. [3] 1960 yılında ise Kılıç Kökten, Türk Arkeoloji Dergisi’nde kullandığı kaplağ (patine), dilgi (lame) gibi yeni sözcüklerle terminolojiyi zenginleştirdi. Bununla birlikte, bazı kavramlardaki anlayışın değişmesi gibi, Türkiye’de bulunan taş aletlerin de artması, yeni bir terminolojinin geliştirilmesini gerekli kılmıştır.[ 4]

Bu durum, İstanbul Edebiyat Fakültesi Prehistorya Anabilim Dalı üyelerini, sorunu ele almaya ve bir terminoloji denemesine girişmeye yöneltmiştir.Genel olarak parçaların biçimsel ya da işlevsel olarak betimlenmesinden, teknik bir betimlemeye doğru gelişen bir evrim gözlenebilir; bu da, muhtemelen birçok yıldan beri deneysel yontmaya[5]gösterilen ilgiye ve dolayısiyle de parçaları elde etmeye imkân veren mükemmel bir teknik bilgiye tekabül etmektedir.

Son zamanlarda Türkiye’de yapılan çalışmalar, taş malzemeye ilişkin bir fihrist önermektedir[6]. Sözcükler; betimleme sözcükleri, yongalama sözcükleri, işleme sözcükleri ve diğer sözcükler olmak üzere ayrı gruplar içinde toplanmışlardır. Her grup, örneğin uçların, kenarların, biçimlerin ve hacimlerin söz konusu edilişine göre bölümlenmeler göstermektedir. Birkaç örnek verebiliriz:

  1. Betimleme sözcükleri
    1. bitimler: topuk (talon); dip (base)....
    2. kenarlar: ağız (tranchant); sırt (dos)...
    3. çıkıntılı kenarlar:alın(front); şataf (biseau)...
    4. ayrıntılar: sap (pedoncule); yay (courbe)...
    5. yönlendirme: yanal (lateral); yatay (transversal)...
    6. genel biçim: keser biçimli (hachettiforme); kemerli üçgen biçimli (ogivo-triangulaire)...
    7. hacim: düz-dışbükey kesitli (plano-convexe); omurgalı (carene)...
  2. Yongalama sözcükleri
    1. vurma: vurgaç (percuteur); sert vurgaç (percuteur dur)...
    2. vurma şekilleri: doğrudan vurma (percussion directe); dolaylı vurma (percussion indirecte)...
    3. vurma ürünleri: çekirdek (nucleus); dilgi (lame)...
    4. vurma izleri: çıtlak (esquille); vurma halkaları (ondes de percussion)...
  3. İşleme sözcükleri
    1. düzelti: doğru düzelti (retouche directe); kaplayan düzelti (retouche couvrante)...
    2. yongalama ve işleme: taşkalem kıymığı (chute de burin)...
  4. Diğer sözcükler
kaplağ (patine); kabuk (cortex)...

Türkiye’de şimdiye kadar taş malzemenin, bütünü içinde, sistemli bir değerlendirilmesi gerçekleştirilmiş değildir. Anadolu’ya özgü teknik ya da tiplerle, onlara bağlı kavramlardan şimdilik kesin bir şekilde sözetmek imkânsızdır; bu nedenle genel olarak kullanılan sözcük ve terimler diğer dillerden, özellikle de Fransızcadan alınmışlardır. Anadolu’ya ait taş malzeme üzerine yapılacak yeni incelemeler, özellikleri ortaya koymaya ve sonuçta da bu malzemeye uygun bir terminolojinin düzenlenmesine imkân verecektir.

Şu anda ilgilenmekte olduğumuz konu, çeşitli sınıflama biçimlerinden ileri gelen sorunlara girmemize hiçbir şekilde imkân vermemektedir. Bizim konumuz, aletleri betimleyebilmek için kullanılan sözcük ve terimlerle ilgilidir.[7]

Parçaların betimlenmesinde kullanılan sözcük ve terimlerin büyük bir kısmı bize, Boucher de Perthes’in eserinde belirlenmiş gibi görünmektedir, öte yandan, Fransa’da yer alan prehistorik yatakların çok sayıda olması nedeniyle bilinen birçok tip, ilk kez bulunmuş olduğu buluntu yerinin adını taşımaktadır [8]. Şu halde, bugün parçaları betimlemek için kullanılan sözcük ve terimlerin önemli bir kısmının Fransızcadan gelmekte olduğunu söyleyebiliriz. Bu yüzden, yalnızca Fransa’da ortaya konmuş tip adlarını, diğer ülkelerin taş nesnelerine uygulamanın zorluğunu değil, ayrıca taş parçaları için kullanılmış betimleme sözcük ve terimlerinin çevirisinin zorluğunu da göstermek istiyoruz. Muhtemelen çeviriyi pusu kurup bekleyen önemli bir tehlike bize, çevrilecek olan esas dilin sözcüklerine, sözcüğün kökeninde bulunmayan işlevsel ya da biçimsel çağırışım yaptıran anlamın verilmiş olmasında görünmektedir.

Bildiğimiz kadarıyla yalnızca tek bir eser, iki dilden (Fransızca- İngilizce) bir sözlükçük önermiştir.[9 ]Bu, övgüyle karşılanmaya değer ve böylesine bir gayretin ne denli güç olduğunu ortaya koyan yenilikçi bir girişimdir. Böylece, karıştırılmaması gereken nervure (eksi ayırt) ve arete (ayırt)[10] sözcükleri aynı terimlerle çevrilmişlerdir.[11]Yine örneğin, debitage (yongalama) yada angle de chasse (yontma açısı) ya da dent du burin (taşkalem dişi) gibi diğer sözcükler çevri İçmemektedir.

Fransızca abattu (devrik) sözcüğü, baked(sırtlı) şeklinde çevrilmiştir, fakat bu sözcük İngilizce-Fransızca kısmında bord abattu(devrik kenar) karşılığı olarak verilmiştir. Hiç kuşkusuz bir sözlükçülük yanlışlığı söz konusudur. Fakat, Fransızcada farklı olan cache(kertik) ve encoche (çontuk) sözcükleri, İngilizcede notch sözcüğü ile aynı şekilde çevrildiğinde daha derin bir soruna yeniden değinmiş oluyoruz. Gerçekte bu örnekler bize, bu problemin “basit” bir çeviri düzeyinde olmadığını fakat, belki de daha çok henüz tam anlamıyla aydınlanmamış ve iki dilin tarzından ileri gelen kavramsal farklılıkların söz konusu olabileceğini düşündürtüyor.

Konumuzun çerçevesini aşan sorunlara daha fazla girmeksizin, taş aletlerin betimlenmeleri sırasında Türkçede karşılaşılan temel problemleri vermeye çalışacağız.

Türkçe’nin yapısı, sözcüklerin yaratılmasında kolaylık sağlıyor, fakat yine de Türkçe ile Fransızca arasındaki yapı farklılıkları, sıradan bir çeviriyi zorlaştırıyor ve yerinde bir uyarlama yapabilmek için kelimesi kelimesine bir tanımdan sıyrılmayı gerektiriyor, örneğin, çontuklu alet (outil encoche) olarak çevrilen Fransızcadaki encoche (çontuklu) sözcüğünün özel bir anlamı vardır, oysa Türkçede çontuklu sözcüğü tek başına açık seçik bir anlam taşımıyor. Dahası da Türkçe gramer yapısı bakımından sıfatın bulunması halinde (ki burada encoche sıfat oluyor), ismin (alet) konulması yerinde oluyor. Aynı şekilde, bir diğer örnek de gaga alet olarak çevrilmek zorunda olan bec (gaga) sözcüğü durumunda görülmektedir. Burada gaga sözcüğü kendi başına belirgin bir anlam taşımadığı gibi, bilimsel tanım cümlelerinde de yerine oturtulamıyor.

Başka bir yerde bilinmeyen ve çok özel olan nesne ya da biçimleri belirleyen sözcükleri yabancı dillere aktarmak da özellikle zordur, örneğin, “kilim” sözcüğünü belirtmek için Fransızcada yine bu sözcüğü kullanmak uygun olacaktır; aynı şekilde bir alet tipinin tanımı için o alete ad olarak verilmiş olan “fıcron” (özel bir demir uç şekli) Türkiye’de bilinmemektedir, bu nedenle de çevirisi sorun yaratmaktadır.

Yongalama (debitage) ya da işleme (façonnage) [12]gibi, teknik kelime dağarcığından gelen sözcüklerin çevrilmesi daha kolaydır, çünkü bir parçanın elde edilmesinde gerekli özellikler söz konusudur. Oysa, daha soyut ya da biçimsel benzetmelerle kurulan özelliklerin çevirisi zordur.[13] Bu nedenle teknik bir terminolojinin kurulmasının gerekliliği üzerinde önemle duruyoruz.

Aynı görüş düzeni içinde racloir ya da grattoir gibi, işlevsel çağırışımı olan sözcüklerin Türkçede tek ve aynı anlamı vardır ve nüansı ayırdetmek imkânsızdır. Bu durumda daha çok İngilizce adlandırmaya başvurmak ve bu nesneleri, kenar kazıyıcı (side-scraper) ve ön kazıyıcı (end-scraper) [14]sözcükleriyle belirtmek gerekmiştir. Buna karşılık, bazı sözcükler biçimsel olduğu kadar teknik açıdan da kavramı daha yakından çevrelemektedir. Örneğin, yatık yöneşen kenar kazıyıcı (racloir dejete) kalıbı aynı anda iki kavramı birden ifade etmektedir: Bir yandan düzeltili kenarların birleştiğini, öte yandan yongalama eksenine göre yönünü belirtmektedir.

Bu çalışmanın amacı, betimlemeler konusunda Türk-Fransız işbirliği açısından ortak bir alan kurmaktır. Daha sonra, grafik çizimler ve elde bulunan betimlerin yardımıyla, tam olmayı ileri sürmekten uzak, fakat yukarda belirlenmiş ihtiyaçları gidermeyi deneyecek bir sözlükçük hazırlamaya girişeceğiz.[15]

Öte yandan bu sözlükçük, bu alanda kendi türünün ilki olduğundan ve uzmanlar arasında belirli bir alışverişin temelini oluşturduğundan görünüşte, sola (gauche) göre sağ (droit) gibi bir ya da öteki dilde karışıklığa açık olan basit kelimeleri de içermektedir; örneğin sağ/düz kenar (bord droit) “solun karşı tarafındaki kenar” olarak anlaşılacağı gibi, “düz kenar” olarak da anlaşılabilir.

TÜRKÇE-FRANSIZCA
FRANSIZCA - TÜRKÇE
almaşan: altcrnante (şek. 5c)
almaşık: alterne (şek. 3d)
alt: inlerieur (şek. 3b, 3b)
proximal (şek. 3I1. 3k, 3b)
ayırt: nervurc (şek. 3m)
basamak biçimli: scaliforme (şek.yd)
baskı: pression (not29)
bitişme çizgisi: charniere (şek. 3p)
bürüyen: envahissante (şek. 6c)
çıtlak: esquille (şek. 30)
çekirdek: nucleus (not26)
çontuk: encoche (şek. gd)
dışbükey: convexe (şek. gc)
dik: abrupte (not 16)
dilgi: lame (şek. 2a)
dilgicik: lamelle (şek. 2c)
dişlemeli: denticulee (şek. ge)
devamlı: continue (şek. 8a)
devamsız: discontinue (şek. 8b)
doğru: directe (şek. 5a)
dolaylı: indirecte (not22)
düz: rectiligne (şek. ga)
düz vurma düzlemi: plan de frappe lisse (şek. 1a)
düzelti: retouche (şek. 4a, not31)
düzeltiyle durdurulmuş taşkalem dar-besi: retouche d’arret du coup de burin (şek. 10e)
düzensiz: irregulicre (şek. 7e)
eğim: inclinaison (not16)
eksi ayırt: nervure (şek. 3m)
hammede: matiere premiere (not25)
hazırlama, hazırlanmış: preparation, prepare (not28)
içbükey: concave (şek. gb)
iki yüzden: bifaciale (şek 5e)
iki yüzeyli: biface (şek. 11, not17)
kabuk: cortex (not19)
kaplayan: couvrante (şek. 6d)
kavuşan: croisee (şek. 5!)
kenar: bord (şek. 3d, 3e)
kesişme: intersection (şek. 10)
kırık: cassure kısa: courte (şek. 6a)
kısmî: partielle (şek. 8c)
koşut: parallele (şek. 7b)
koparılmış ham parça: brut de debitage (şek. 4b)
Levallois: Levallois (not 24)
neşter: lancette (şek. 3c)
omurgalı dilgi: lame â crete (şek. 12, not 23)
orta: mesiale (şek. 31)
parça: piece pulcuklu: en ecaille/ecailleuse (şek.7a)
sağ: droit (şek. 3d)
sol: gauche (şek. 3e)
taraf: partie taşkalem: burin (şek. 10, not18)
taşkalem darbesi: coup de burin (not20)
taşkalem kıymığı: chute de burin (şek. 13)
ters: inverse (şek. 5b)
teknik: technique topuk: talon (şek. gf)
uc: extremite (şek. 3k, 31)
uzun: longue (şek. 6b)
üst: distal (şek. 3j, 31)
vurgaç: percuteur (not27)
vurma: percussion (not22)
vurma düzlemi: plan de frappe (şek. 1)
vurma halkaları: ondes de percussion (Şek. 3g)
vurma konisi: cone de percussion (şek. 3q)
vurma noktası: point de percussion (Şek. 3r)
vurma yumrusu: bulbe (şek. 30)
yalayan: rasante (not,6)
yarı dik: semi abrupte (not20)
yarı koşut: sub parallele (şek. 7c)
yonga: eclat (şek. 2b)
yongalama: debitage (not21)
yüz: face (şek. 3a, 3b)
abrupte: dik (note )
alternante: almaşan (fig. 5c)
alterne: almaşık (fıg. 5d)
biface: iki yüzeyli (fıg. ti, note )
bifaciale: iki yüzden (fıg. 5e)
bord: kenar (fıg. 3d, 3e)
brut de debitage: koparılmış ham parça (fıg. 4b)
burin: taşkalem (fıg. 10, note )
bulbe: vurma yumrusu (fig. 30)
cassure: kırıkcharniere: bitişme çizgisi (fıg. 3p)
chute de burin: taşkalem kıymığı (fig- >3)
cöne de percussion: vurma konisi (fig- 3q)
continue: devamlı (fig. 8a)
concave: içbükey (fıg. 9b)
convexe: dışbükey (fıg. 9c)
cortex: kabuk (note )
coup de burin: taşkalem darbesi (note 20)
courte: kısa (fig. 6a)
couvrante: kaplayan (fig. 6d)
croisee: kavuşan (fig. 5Q debitage: yongalama (note21)
denticulee: dişlemcli (fig. 9e)
directe: doğru (fig. 5a)
discontinue: devamsız (fig. 8b)
distal: üst (fig. 3j, 31)
droit: sağ (fig. 3d)
ecailleuse: pulcuklu (fig. 7a)
eclat: yonga (fıg. 2b)
encoche: çontuk (fig. qd)
envahissante: bürüyen (fig. 6c)
esquille: çıtlak (fig. 30)
extremite: uc (fig. 3k 31)
face: yüz (fig. 3a, 3b)
gauche: sol (fig. 3e)
inclinaison: eğim (note16)
indirecte: dolaylı (note 22)
inferieure: alt (fig. 3b, 3b’)
intersection: kesişme (fig. 10)
inverse: ters (fig. 5b)
irreguliere; düzensiz (fig. 7e)
lame: dilgi (fig. 2a)
lame â Crete: omurgalı dilgi (fig. 12, note 16 17 18 * )
lamelle: dilgicik (fig. 2c)
lancette: neşter (fig. 3c)
Levallois: Levallois (note )
lisse: düz (fig. 1a)
longue: uzun (fig. 6b)
matiere premiere/bloc: hammad- de/hammade bloğu (note )
mesial: orta (fig. 3İ)
nervure: eski ayırt (fig. 3m)
nucleus: çekirdek (note )
ondes de percussion: vurma halkaları (fig. 3g)
parallele; koşut (fig. 7b)
partie: tarafpartielle: kısmî (fig. 8c)
piece: parça percussion: vurma (note 22)
percuteur: vurgaç (note )
plan de frappe: vurma düzlemi (fig. 1)
point de percussion: vurma noktası(fig- 3r)
preparation, prepare: hazırlama, hazırlanmış (note )
pression: baskı (note )
proximal: alt (fig. 3b, 3k)
rasante: yalayan (note 16)
rectiligne: düz (fig. 9a, note 30)
retouche: düzelti (fig. 4a, note 31)
retouche d’arret du coup de burin: düzeltiyle durdurulmuş taşka- lem darbesi (fig. 10e)
scaliforme: basamak biçimli (fig. 78)
semi abrupte: yarı dik (note 16)
sub parallele: yarı koşut (fig. 7c)
talon: topuk (fig. 3!)
technique: teknik
sıralamak fazla olacaktır.
31 Brézillon, op. cit., s. 106-115.













* Bu çalışmanın Fransızcası, Travaux ti Recherches en Turquie II, Collection Turcica IV. Editions Pcctcrs, Paris - Louvain, 1984, pp. 7-19’da yayımlanmıştır.

Dipnotlar

  1. Boucher de Perthes, J.- AntiquiUs Celtiques et Antediluviennes, 1847 ss. 401-417.
  2. Boucher de Perthes, op. cit., p. 162.
  3. Örneğin, elbaltasi/coup de poing, yonga/eclat, kazıyıcı/(kenar kazıyıcı ve ön kazıyıcının karşılığı) v.s.
  4. örneğin, coup de poing…………biface elbaltası iki……….yüzeyli.
  5. Henri Breuil, 1954 yılında, taş blokları yongalamada izlenecek yöntemler bilgisinin yararına değiniyor. "Prolcgomenes â une classification prehistorique”. BSPF t. 51 s. 7-15.
  6. Yalçınkaya, I.- Ali ve Orta Paleolitik l'ontmataş Endüstrileri Biçimsel Tıpolojisi ve Karain Mağarası. (Doçentlik tezi), Ankara, 1981 s. 36-60 (yayınlanmamış).
  7. Bu çalışmanın ancak bir ön çalışma olduğunu, Türkiye’de bulunmuş bazı parçaların yoğun bir biçimde incelenmesi sırasında, tipoloji ya da sınıflamanın söz konusu oluşuna göre, farklı söz ve terimler üzerinde daha geniş olarak durulacağını belirtelim.
  8. Örneğin, Solutre yaprağı, Laugerie Haute ucu v.s.
  9. Inizan, ML.; Roche, H.; Tixier, J. -Prihisloirt de la pierre tailUe. 1980. Ed. CREP, Antiba. France.
  10. op. cit., not 7, s. 93.
  11. “ridge ou arris” op. cit., not 7, s. 107-108.
  12. örneğin, vurma/la percussion, çarpma/impact, yontma/la taille, düzelti/retouche v.s.
  13. örneğin, “limace” (kabuksuz sümüklü böcek), “lageniforme” (dibi yuvarlak şişe), kendi sözlük anlamlan içinde Türkçede bir fikir vermiyorlar. Bu nedenle diğer sözcükler tercih edilmiştir: "limace” için “mekik biçimli” ve “Lageniforme" için “armut biçimli”. Yalçınkaya op. cit., s. 42 ve 106. Yine aynı dilde aynı tip için farklı sözcüklerin bulunduğunu görüyoruz. Bkz. Brezillon op. cit., s. 149-151.
  14. “Kenar kazıyıcı” ve “ön kazıyıcı" sözcükleri bir yandan işlevi, öte yandan düzeltilerin aldığı yeri ifade ediyor.
  15. Bu sözlükçükte bulunan sözcükler, tipolojik değil, teknik bir kelime dağarcığına aittirler. Bu terimlerden birçoğunun bir arada bulunuşu, parçaların çoğunluğunun teknik betimlenmesi için yeterlidir.
  16. Brezillon, M.-La denomination des objets en fierre taillee. 1977. IV. supplement â Gallia Prehistoire. CNRS., France s. 108-110.
  17. Brezillon, op. cit., s. 149.
  18. Brezillon, op. cit., s. 165-173 ve Minzoni, A., "Etude technique des burins Aurignaciens et Perigordiens du Flageolet I, Dordogne". BSPF 1983, t. 80 s. 149-154.
  19. Inizan et al. op. cit., not 9, s. 82.
  20. Bourlon, M.-“Essai de classement des burins, leurs modes d’avivage” Revue Anthropiologique, 1911, t. 21, s. 267-278.
  21. Brczillon, op. cit., s. 69.
  22. Brezillon, op. cit., s. 75-76.
  23. Brezillon, op. cit., s. 96.
  24. Brezillon, op. cit., s. 79-86.
  25. Bordes, F.- Etude comparative des dilTerentes techniques de taille du silex et des roches dures”. L’Anlhropologie, 1947, t. 51, s. 1-29.
  26. Brezillon, op. cit., s. 86-98.
  27. Brezillon, op. cit., s. 283-284.
  28. Brezillon, op. cit., s. 71.
  29. Brezillon, op. cit., s. 77.
  30. Burada örnek olarak birkaç kenar çizgisine işaret ediyoruz, mümkün olabilecek bütün kenar çizgilerini sıralamak fazla olacaktır.
  31. Brezillon, op. cit., s. 106-115.

Şekil ve Tablolar