AHMET SUBHİ FURAT

The Muntakhab Şiwân. al-Hikmah of Abü Sulaîmân as-Sİjİstânî (Arabic text, Introduction and Indices by D. M. Dunlop, 1979) (A IV/4973):

Ebü Suleyman es-Sicistânî’nin bugün elimizde bulunmayan Şivânu 1-hikme’si, h. IV. (m. X.) asırda Arapça olarak kaleme alınmış bir felsefe tarihidir. Bu eser, müellifinin kuvvetli şahsiyetinin de tesiriyle, İslâm dünyasında tetimme, müntehap ve ihtisar şeklinde bazı çalışmalara mevzu olmuştur. Böylece, halen elimizde olmamasına rağmen, Zahlru d-dîn ‘AH el-Beyhakl’nin (v. 565/1169; hk. bk. GAL I, 324, Suppl.,I, 557-8; Mu'cemu 1-mu’ellifîn VII, 96-97) Tetimmetu şivâni l-hikme'si ile D. M. Dunlop tarafından neşredilmiş bulunan müntehabatı vasıtasıyla, sahasının okuyucularına faydasını sürdürebilmiştir. Şivânu 1-hikme’nin bilhassa Grek felsefesi ile ilgisi içinde, İslâm felsefesi tarihi için arzettiği ehemmiyet, 1930 lardan beri Martin Plessner, Muhammed Shafi, Paul Kraus v.d. araştırıcıların dikkatini çekmişti. Bunda, oldukça erken bir tarihte kaleme alınmış olan eserin, tetimme ve müntehabından da kısmen anlaşılan seviye ve hacimli muhtevasının büyük hissesi olmalıdır. Yoksa Şivânu l-hikme, Arap edebiyatında tarzının ne ilk ne de son eseridir.

Tabiî ilimler sahasında Hcllen dünyasıyla ilk temâsın, daha Emevîlerin ilk zamanlarında, veliahd Hâlid b. Yezid b. Mu'iviye (v. 101/719) ile başladığı (bu hususta bk. A. S. Furat, Arap edebiyatında ilk ansiklopedik eserler, s. 301 (İslâm Tetkikleri Enstitüsü Dergisi, VII, 1978) ve Abbâsiler zamanında, bilhassa halife el-Me’mün devrinde (hüküm yılları 198-218/ 813-833) büyük merhaleler kat’ettiği göz önüne alınırsa, Müslümanların, aynı zamanda tabiî ilimlerle de meşgul olmuş bulunan Grek filozoflarını daha o sıralarda tanımak isteyişleri yadırganmıyacaktır. Milâdî V I. asrın ilk yarısında yaşıyan ve Arapların lahyâ en-Nahvi el-İskenderânî diye tanıdıkları Johannes Grammatikos (hk. bk. GAS III, I57-160) birçok tıbbî eser kaleme almış ve bu arada bir de Târlhu 1-etibbâ yazmıştı ki bu eser İshâku b. Huneyn’in (v. 298/910) Târlhu 1-etibba’sı ile Şivânu 1-hikme’nin müntehabının (bk. s. 14; tercüme-i hâli için bk. 110-112) kaynaklarından birini teşkil edecektir.

Grekçe eserlerin Arapçaya tercümesi ile göz tıbbı, ışık ve görme mevzûlarında büyük hizmetleri geçmiş bulunan Huneyn b.İshâk (v. 260/873; hk. bk- GAS III,247-256) bir de Nevâdiru l-felâsife ve l-hukemâ adlı bir eser yazmıştı. Maalesef elimizde bulunmayan bu eseri h. VII. (m. XIII.) asrın büyük tıp tarihçisi İbnu ebl Useybi'a’nın (v. 668/1270) 'Uyunu l-enbâfi tabakâti 1-etibbâ’sından (bk. nşr. Müller I, 28-29) öğreniyoruz. D. M. Dunlop’un haber verdiği bu eser, yine onun işaret ettiği gibi, Muhammed b.'AH b. İbrahim b. Ahmed el-Enşârl tarafından Adâbu 1-felâsife adı altında işlenmiştir (bk. Introcduction, XIV). Hicrî 215-298 (m. 830-910) yılları arasında yaşamış oğlu İshâk b. Hunayn’in bize kadar birçok yazmalar halinde (bk. msl. Hekimoğlu 691/4 (125a-126b; Ayasofya 4850 (86b-88a) ; eser hakkında daha geniş bilgi için bk. GAS III, 267-8) gelmiş bulunan Târihu l-etibbâ’sı (bu eser Rosenthel tarafndan neşredilmiştir: Oriens 7/1954/55-80) bugün bu mevzûda elimizde bulunan en eski eserdir. Babası Huneyn b. İshâk’ın mezkûr faaliyetleri yanında oğlu İshâk b. Huneyn’in ilgisini daha ziyade tıp tarihinin çektiği görülmektedir.

İslâm dünyasının çok yönlü şahsiyetlerinden biri olan sadece tarih ve coğrafya ile değil fakat ilâhiyat, siyâset, dil ve felsefe ile de uğraşmış olduğu görülen Ebu 1-Hasan ‘Ali el-Mes'üdî (v. 345/956; hayatı ve eserleri için bk. GAS I, 332-336) et-Tenbihu ve l-işrâf'ında (bk. nşr. ‘Abdullah İsmâ'îl eş-Şâvi, Kahire 1357/1935, s. 97-106) Greklere de yerverir. Ama onun bizi daha ziyade alâkadar eden eseri, bu kitabında haber verdiği (s. 104) Funûnu l-me'ârif ve mâ cerâ fi d-duhüri s-sevâ- lif’idir. İçinde felsefe ile Grek filozoflarından bahsettiğini haber verdiği bu eseri ne yazık ki bugün dimide değildir.

Felsefe tarihinin bu kronolojik tertibi, sonunda bizi şivânu 1-hikme’nin sahibi Ebü Süleyman es-Sicistânî’nin muâsırlarından Ebu 1-Hasan el-'Amirî’nin, el-Emed 'ala l-ebed’i ile karşı karşıya getirir. Eserinde daha çok kendi görüşlerine yer vermiş olan el-'Âmiri, Müntehab’a göre, Horasan’da felsefe tahsili yapmış, Ebû Zeyd Ahmed b.Sehl el-Belhl’den okumuş bir filozof olup, Bağdad’a gelmiş ve orada üstünlüğünü kabul ettirmişti (bk. s. 127). Kendisini ilim ve edebiyat hâmisi vezir Ebu l-Fazl b.el-'Amid’in huzurunda gören Ebü Süleyman es-Sicistânî, herkes gibi onun da mezkûr vezirin bilgisine hayran olduğunu nakleder (s. 137). Ebu 1-Fazl b.el-'Amîd’in h. 360 (m. 970) de vefatı üzerine, ilim ve edebiyat muhitlerine gösterdiği ilgi, h. 363-366 (m. 973-976) yılları arasında oğlu Ebu 1-Feth b.el- ‘Amld tarafından devam ettirilmiştir. Huzurunda akdedilen meclisler, Ebü Hayyân er-Tevhîdl, Ebü Süleyman es-Sicistânî, Ebu 1-Hasan el-’Amirl, Ebü Sa‘Id cs- Slrâfi ve Ebü tshâk eş-Şâbî gibi sahalarının otoritelerinin buluşarak edebî, felsefî ve İlmî münâzaralar da bulundukları mahaller olmuştur. Daha sonraları h. 370-380 (m. 980-990) de vezir İbnu Sa'dân’ın hinıâyesinde toplanan bu meclislerin devamlı üyelerinin başında şüphesiz ki, geniş ve güvenilir felsefî bilgisiyle diğerlerinin takdirini kazanmış olan Ebü Süleyman es-Sicistânî gelmektedir.

Mütehab’ın temelini teşkil eden Şivânu 1-hikme’nin müellifi Ebü Süleyman es-Sicistâni, haklı şöhretlerine rağmen, hakkında pek fazla ilgi sahibi olmadığımız filozoflardan biridir. Kendisi devrin İbnu Hibbân, Talha en-Nesefî gibi önde gelen âlimleri ile birlikte Sicistan emiri Ebü Ca'fer b. Bânüyeh’in sarayında bulunmuştu. Müntehab’ta yeralan tercüme-i hâli herhalde, müellifinin, intihabın da hudutlarını aşarak yaptığı büyük tassarrufların bir tezâhürüdür. Burada yeralan bilgiler şöyle hülâsa edilebilir: Ebü Suleyman Muhammed b. Tahir b. Behrâm, doğruluk ve iffet içinde geçirdiği gençliğinde, önce fıkıh tahsil etmiştir. Hanefî mezhebinden olup Sicistan meliki Ebü Ca’fer b. Bânüyeh’in nedimi olmuştur. Onun Ebü Hayyân et- Tevhidi ile sıkı bir temas halinde olduğu muhtelif mevzûlarda ondan naklettiği rivâyetlerden anlaşılmaktadır. Yine bu rivâyetlerden h. 370 (m. 980)’e doğru Bağdat’ta olduğu; Ebu 1-Feth tbnu l-’Amld’in h. 364 senesinde Bağdad’a gittiğinde Ebü Süleyman’ı sorduğunu ve onun tarafından ziyâret edilmesi için gayret sarfettiği halde Ebü Süleyman’ın imtina edip gitmediği, bir bahar günü, arkadaşlarından bir grupla sahraya doğru gezintiye çıktığı ve el-Buhâri nisbesiyle mâruf bir talebesi bulunduğu görülmektedir.

Ebü Suleyman Sicistânl’nin, ana katlarıyla muhtevası verilen bu tercüme-i hali dışında, Müntehab’ta dikkat çekecek derecede az zikredilmesi, mevcut rivayetlerin birçoğunun et-Tevhidi’ninkilerle aynı oluşu, eser sahibinin, girişte söylediklerinin aksine, intihabta büyük tasarruflarda bulunduğunu göstermektedir. Ama bütün bunlara rağmen kitabın, IV. hicri asırda yaşamış bir büyük filozofun bugün elimizde bulunmayan eserinden seçme yoluyla kaleme alınışı, kendisine gösterilen büyük ilginin temeli olmuştur.

Müntehab’ın müellifi, hemen girişle, hakimlerin yaşadıkları devirleri, isimlerini ve sözlerinden bazılarını tesbit etmeği düşündüğünü, bunun için de Sivânu l’-hikme’den seçmeler yaptığını söyler. Çalışmasına ayrıca Zahîru d-dün Ebu l-Hasan b. Ebi l-Kösım el-Beyhaki'nin K. Tetimme şivâni l-hikme’sini eklediğini ve sonuna da İtmâmu t-tetimme adını verdiği ve içinde son devirde yaşamış hakimlerin şiirleriyle yaşadığı yılları kaydettiği bir risale eklediğini ilâve eder. Daha sonra, başvurduğu eserlerde, yaşadığı yıllar hakkında farklı rivayetler bulunduğundan, bu hususlardaki mes’ûliyetkeri sahiplerine iade ederek, bu rivayetleri olduğu gibi zikretmek gerektiğini söyleyen müellif, ilk filozof ve hakimleri anlatmağa başlar. Ele aldığı Thales, Anaximandros, Anaximenes, Anaxagoras, Parmenides ve ArchelausYunan felsefesinin ilk büyükleridir (s. 3-4)- Ancak burada felsefenin ilk mümessilerinin Pythagoras, Heracleitos, Epikuros, Empedokles, Sokrales, Platon, Aristotales ve Zenon olduğunu ifâde eden bir rivayet te vardır. Bunları teker teker ele alıp ana düşünceleriyle birlikte anlatan müell.f, daha sonra da Ebu l-Hasan el-'Amirî’nin eseri el-Emed ’ala 1-ebed’te, felsefenin başlangıcına dâir kaydettiği diğer bir görüş üzerinde durur. Buna göre ilk hakim, Lokman el-Hakim’dir. Empedokles onun talebesidir; bu gurupta Pythagoras, Sokrates, Platon ve Aristotales yer almaktadır.

Müntehab’ta yer - yer felsefe tarihinin dışına çıkıldığı da görülmektedir. Yazının icadı (s. 11), İranlıların hikmeti Yunanlılardan alması (s. ta), astronomi ve hesap ilimlerinin doğuşu (s. 12-13), “P (s- >3-14). Yunanistan’da tıp tarihi ve ilk tabipler (s. 15 v. d.) daha ziyâde kültür ve ilimler tarihinin ilgi çekici mevzûlarıdır.

Eserin 26-100. sayfaları, yukarıda zikredilen filozofların daha teferruatla ele alındığı kısımdır. Thales'den (s. 26-28) itibaren Galen'e (:Câlinus, s. 104-110) kadar 135 fizolofun gözden geçirildiği bu bölümde, kendilerine büyük yer ayrılmış olanlar arasında Pythagoras(s. 29-34), Sokrates (s. 34-36), Platon (s. 36 39)), Aristotales (s.39-48), İskender Zu l-karneyn. 48-56) Diogenes(s. 56-57), Plotinus (yef-Şeyhu l-Yunâni, s. 58-60), Hermes. 63-66), Solon (s. 66-67), Homer(s. 68-72), Hippocrates(s. 74-78) bulunmaktadır. Kitabın daha sonraki kısmı İslâm dünyasındaki hakim ve filozoflara ayrılmıştır. İlk olarak zikredilen (Yahya en-Nahvi el-İskenderani'den (s. 110-112) yazının başında tabibler târihi dolayısıyla bahsedilmişti. Burada yer alan 34 isim arasında bilhassa Ebü Yûsuf Ya'küb b. Ishâk el-Kindi. 113-122), Ebu l-Hasan Sabit b-Kurre el-Harrani(s. 122-125), Ebu l-Hasan Muhammed b. Yûsuf el-'Amiri (s. 127-129), Ebü Suleyman Muhammed b.Tâhir b. Behrâm es-Sicezi {-.es-Sicistânl, s. 136- 139),el-Hasan b.Mikdâd (s.140-142) İbnu Miskeveyh (s. 151-156), Ebu n-Nefis (s. 158161)ile İhvânu s-sefâ risâlelerinin tahrir heyetinde yer almış Ebü Suleyman el-Makdisi (s.161-163)’ye oldukça yer verildiği görülür.

Sadece büyük bölümlerinin kaydıyla ortaya çıkan yukarıdaki muhtevası bile, Müntehab’ın, dolayısıyla Şivânu 1-hikme’nin, felsefe târihi için ehemmiyetini ifadeye kâfidir Ancak burada müntehab müellifinin, bihassa İslam âleminde yaşamış hakimlerin tertibinde şahsi tasarruflarda bulunduğu da unutulmamalıdır. O, Şivânu 1‘hikme’deki bilgilerden seçtiklerini almış, bunlara cl-Emed 'ala l-ebed v. d. muâsır kaynaklardan beğendiklerini ilâve ederek eserini yazmıştır.

D. M. Dunlop’un, müntehabı, elimizde mevcut yazmalara dayanarak tenkidli bir şekilde hazırlaması ve yer-yer alışılmamış bir şekilde de olsa İbnu Ebi Useybi'a'nın (v. 668/1270) ‘Uyunu 1-enbd'sı'ile Ebû Havyan et-Tevhîdi’nin (v. 414/1023) el-Mukâbesât'ı ve el-Mubeşşir b. Fâtik’in (v.445/1053) Muhtâru l-hikem'indeki ilgili rivayetleri vermesi, şüphesiz ki neşrin değerini arttırmıştır. Metnin başında yer alan ve içinde Şivânu 1-hikme’nin muhtelif cepheleriyle genişçe gözden geçirildiği önsöz (s. IX-XXXI), okuyucuyu gerekli hususlarda yeteri kadar tenvir etmektedir. Metinde geçen özel isimlerin, kitabın başında Lâtin harfleriyle bir liste halinde verilmesi (s. XXXIII XXXVII), sahasının okuyucuları tarafından şükranla karşılanacak bir hizmet olmuştur. Sonda, yine Latin harfleriyle verilmiş bir umûmî fihrist (s. 181-198), Arapça bilmeyenlerin bile eserin muhtevası hakkında etraflı bir fikre sahip olmalarına imkân verecek mahiyettedir. Neşir, bütün bu müsbet tarafları yanında, bilhassa noktalamalarla ilgili olarak, burada teknik imkânsızlıklar dolayısıyla gösterilemeyen çok sayıda tabı hatası ihtiva etmektedir ki bunların daha sonraki baskılarda tashih edilmesi yerinde olacaktır.

PROF. DR. AHMET SUBHİ FURAT