H. Basri Karadeniz

Anahtar Kelimeler: XVI. Yüzyıl, Rumkale, Anadolu, Tarih

Klasik Ortaçağda “kale”, “hisar” ve “palanga” gibi savunma sistemine sahip alanlar çok büyük önem arz eder. Öyle ki, umumiyetle şehirler, ancak kale gibi korunma özellikleri bulunan alanlar etrafında kurulmuş ve gelişme imkanı elde edebilmiştir. Hatta, sarp kalelere sahip şehirlerin bile zaman zaman istilacılar tarafından tahrip edildiği, bundan da öte yıkıldığı görülmektedir. Bununla birlikte, Ortaçağda özellikle savaş ve anarşinin hüküm sürdüğü dönemlerde insanların can güvenliğini emniyet altına aldıkları yegâne iskan mahalli kale vs. gibi korunma sistemine sahip yerlerdir.

Anadolu’da Kayseri, Diyarbekir vs. düz alanlara kurulup, güçlü surlar ile çevrili kaleler olduğu gibi, tabii şartların bahşettiği sarp kayalıklar üzerine tesis edilmiş Kemah, Bayburt, Afyon vs. kalelerde mevcuttur. Diğer taraftan, bazı şehirler ve kasabalar varlıklarını ve bulundukları bölgeye etkilerini sahip oldukları kalelere borçludur. Hatta, bu kale şehirler, Karahisar-ı Sahip (Afyon), Karahisar-ı Şarki (Şebinkarahisar) Hısn-ı Mansur (Adıyaman), Rumkale vs. adlar ile zikredilmişlerdir. Nitekim, bu tür kale şehirlerin önemli bir kısmı kalelerin önemini yitirdiği son yüzyıllarda ya eski itibarlarını kaybetmiş ya da araştırma konumuz Rumkale misalinde olduğu üzere, tamamen terk edilmiştir.

Anadolu’da sarp ve tabii korunma unsurlarına sahip önemli kalelerden birisi de bugün terk edilmiş olan Rumkale’dir. Rumkale’nin adı tarihi kaynaklarda farklı olarak zikredilir. Ermenice de “Hromklay”, “Klay-Horomakan”, halk dilinde, “Urumgala” ve “Hromgla” diye bahsedilirken Schiltberger “Urumkala” olarak zikreder[1]. Ortaçağ da umumiyetle “Rumkale” şeklinde anılan şehir, 1292’de Memluklular tarafından zaptedilince “Kal ‘at’ül- Müslimin” adını aldı[2]. Bununla birlikte, şehir Osmanlılar’ın son dönemlerine kadar “Rumkale” adıyla zikredilmiştir.

Fuat Nehri'nin batışında yer alan Rumkale, çok dik yamaçlı bir kaya üzerinde bulunmaktadır. Rumkale'de kayaların nerede, insan çalışmasının nerede başladığını tespit etmek güçtür. Rumkale'nin bir tarafından Fırat Nehri, diğer iki tarafından ise Fırat ile bütünleşmek amacı ile bir yay çizerek kuzeye yönelen Merzuman (Merzuban) Çayı akmaktadır. Geriye kalan son tarafta ise 400 m. uzunluğu ve 200 m. genişliği bulunan bir sırt bulunmakta olup, 30 m. derinliğinde kazılmış bir hendek ile kesilmiştir. Ayrıca, kalenin burçları, çıkıntıları ve zikredilen sırtın uçurumlu kenarları, Fırat’ın yatağından takriben 50 m. yüksekliğinde takip eder[3]. Rumkale'ye giden tek yol daha sonra ayrılmakta ve kaleye altı kapıdan girilmektedir[4]. XIX. asrin son çeyreğinde Rumkale'yi ziyaret eden Humann ve Puchstein'e göre, bu kapılar kemerli idi. Ayrıca, kale İçinde bir tepede etrafı büyük bir avlu ile çevrili camii kalıntısı vardır. Bunun altındaki harabe eski bir manastırın kalıntısı olabilir. Tepenin en yüksek yerinde ise bir Ermeni kilisesinin kalıntısı bulunmaktadır[5]. Bundan başka, kale İçinde muhasara esnasında kalenin su İhtiyacını karşılayan 60-80 m. derinliğinde meşhur bir kuyu bulunmaktadır[6]. Kuyunun zeminine tahminen altı dolam merdivenle inilmektedir. Bu merdivenler tamamen kayanın kendi bünyesinden olduğu için pek yıpranmamıştır.

Rumkale yukarıda zikrettiğimiz üzere, üç tarafının akarsu ile çevrili olması ve çok sarp bir sırt üzerinde bulunması sebebiyle stratejik bir öneme sahip olmuş ve bu vasfını bölgenin Osmanlı Devleti sınırları İçinde, bil, iç bölge haline gelinceye kadar devam ettirmiştir. Nitekim, XV. asır Memluklu tarihçisi Aynı, Rumkale Kalesi'nden yüksekliği ve emniyetli olmasından dolayı, kalelerin en iyisi olarak bahseder. Yine, Ayni, Rumkale'ye ancak yüksek bir yerden ulaşabildiğini: ancak, o yoldan da atlıların gidemediğini belirtir[7].

B.Kaynak ve C.Akşamoğlu'na göre, Rumkale, muhtemelen M.Ö. 123O'da Proto Hitit veya ön Hitit Krallıkları döneminde kurulmuş olup, kalede bulunan eski eserler (yontma taşlar) Hitit devrine aittir[8]. Bununla birlikte, Anadolu’daki eski yerleşim birimlerinin tarihi hemen her yerde Hitit devrine götürüldüğü için bu görüşü ihtiyatla karşılamak gerekir. Bundan başka Rumkale'nin M.Ö. Asur hükümdarı HI. Saman asar tarafından "gökyüzünde bir bulut gibi bir dağın zirvesine konmuş kale" diye tarif edilen Şitamrat şehrine karşılık olduğu tahmin edilmektedir[9] .

Rumkale, Memluklular tarafından I292'de fethedildiği esnada tahrip edildi. Sultan Eşref Halil mancınıkların yıktığı ve tahrip ettiği surlar ve kale içindeki evlerin tamiri için Şam naibi Emir Sencer Eş-Şücai'yi görevlendirdi. Rumkale, bu emir tarafından yeniden imar edildi[10]. XVII. yüzyıl ortalarında Rumkale'ye gelen Evliya Çelebi, Yavuz Sultan Selim'in burayı imara çalıştığını ama halihazırda pek kullanışlı olmadığını zikretmektedir[11]. Evliya Çelebi, bu ifadesi ile Rumkale'nin muhtemelen Memluklular döneminde bir uç kalesi olarak sahip olduğu stratejik önemini yitirdiğini belirtmektedir. Nitekim, Osmanlı hâkimiyetine geçmesinin ardından sürekli gerileyen ve sakinlerinin Fırat'ın hemen doğusunda bulunan Halfeti’ye göç ettiği Rumkale'de Moltke'nin buradan geçtiği 1837 yılında 40 hane ikamet etmekte ve şehrin geri kalan kısmı harabe halinde bulunmaktaydı[12]. XIX. yüzyılın ikinci yarı- sında ise Rumkale'de 6 hane kalmış ve bunlarda daha sonra burayı terk etmiştir[13].

XVI. asırda Rumkale'de mevcut askeri görevlilerin sayısını tespit edemedik. Bununla birlikte, XVI. yüzyıl da Rumkale kaza köylerinin gelirlerini tasarruf eden askeri görevlilerden, Rumkale Kalesi dizdarı, kethüdası ve mustahfızları ile ilgili kayıtlar tahrir defterlerinde mevcuttur[14].

B- Anadolu’nun Fethinden Osmanlı Hakimiyetine Kadar Rumkale’nin Tarihi

1071 Malazgirt Muharebesi'nden sonra Büyük Selçuklu Devleti'ne mensup beyler, farklı kollardan Anadolu'nun fethine başladılar. Bu fetih hareketi genelde Süleyman Şah’ın 1075 yılında İznik'i ele geçirmesi ile tamamlandı[15].Diğer taraftan, 1084 yılında Şeref üd-Devle Rumkale'nin kuzeyinde bulunan Samsat, Kahta, Hısn-1 Mansur (Adıyaman) ve Gerger'i zaptetti [16]. Yine, 1085 senesinde bu kez Rumkale'nin güneyinde Ayıntab v.s. Süleyman Şah ve batısında Maraş ve civan Süleyman Sah'ın komutanlarından Emir Buldacı tarafından fethedildi[17]. Bu donemle ilgili araştırmalarda Rumkale'den bahsedilmemektedir. Peki dört tarafı Türk hâkimiyetine geçen Rumkale'nin akıbeti ne oldu? Anadolu'da Türk fethi süratle gerçekleşmekle birlikte, bu yarımadanın zamanla fethedilmiş bir kısım şehir ve kaleleri, bulundukları bölgenin Türk beyine tabi olmak kaydı ile yerli Hıristiyan asilzade veya beylerinin idaresine bırakılmıştır. Bunlar, ellerinde tuttukları şehir ve kaleleri Sultan namına idare etmekte ve gerekli vergiyi ödemekteydiler. Maraş, Urfa ve Malatya bu tür şehirlerin en önemlileridir. Ayrıca, Türk taarruzlarından kaçan Er- meniler, özellikle Ceyhan Bölgesi ile yukarı Seyhan (bugünkü Kozan) Havzası'nda tesis etmiş oldukları müstahkem kaleler ile bu tarzda idare edilmişlerdir. Benzer bir uygulama, İçel Bölgesi, Çoruh ve Kelkit Vadisi'nin dağlık mıntıkaları ve Sason (Bugünkü Batman ve civarı) bölgelerinde de tatbik edilmiştir[18].

Anadolu'nun fethinin ardından idaresi yerli Hıristiyan beylere terk edilen yerlerin başında, yukarıda da zikrettiğimiz Maraş, Malatya ve Urfa gelmektedir. Burada dikkati çeken önemli husus, birbirine yakın bu üç şehrin bir üçgen teşkil etmeleri ve çok sarp kaleye sahip olan Rumkale'nin bu üçgenin ortasında yer almaşıdır.

1071 Malazgirt Savaşından sonra etrafa dağılan Frank ve Ermeniler'i etrafında toplayan Ermeni asıllı Bizans kumandanı Flaretos, Maraş, Andırın, Göksün, Elbistan, Hısn-1 Mansur, Besni ve Samsat’ı zapt etti. 1074 ve sonraki yıllarda ise Antakya, Malatya ve Urfa'ya kadar hâkimiyetini genişletti[19]. Rumkale'de muhtemelen bu tarihlerde Flaretos'un eline geçti. I. Haçlı Savaşları (1097-1lOO)'nın ardından Urfa’da bir kontluk kuran Haçlılar'ın kontu Baudoin Bourg, 1116'da Ermeni Prensi Goğ-Vasil'in idaresindeki Rumkale'yi zaptetti[20].

1144 yihnda Musul Atabeyi İmadeddin Zengi Urfa’yı fethetti. Daha sonra da Urfa Konduğunun elinde kalan son yerleşim birimlerinden Birecik'i kuşattı. Rumkale'den yardımcı kuvvetler gönderilmesine rağmen şehir teslim olmak üzere idi. Fakat, Musul’da bir isyan zuhur edince kuşatma kaldırıldı[21]. 1146’ da II.Joscelin Urfa’yı geri almak istedi ise de bozguna uğradı ve daha sonra Türkler'e esir düştü[22]. Urfa Konduğu'nun geri kalan kısımlarını savunmakta zorlanan Kontes Beatrice, Tel-Bâşir, Ravendan, Samsat, Aymtab, Dülük ve Birecik Kaleleri'ni almak isteyen Bizanslılar'a önemli bir para karşılığı terk etmiştir. Sadece, Rumkale'yi bunun dışında bırakmış ve burayı Ermeni Katolikos (Patrik)'luğuna vermiştir[23]. 1150'de II. Joscelin'in karısı tarafından Ermeni katolikosu III. Grigor’a satılan Rumkale, 1292 yı- lında Memluklu Türkleri tarafından fethedilinceye kadar. Ermeni Katolikosluğu'nun merkezliğini yapmıştır [24].

Rumkale, Ermeni din adamlarının elinde, genelde siyasi hadiselerden uzak kalmıştır. Fakat, XIII. asrın ikinci yansından itibaren, Moğol (ilhanlı) ve Memluklular arasındaki mücadele. Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye'de yoğunlaşınca, stratejik özelliklere sahip olan Rumkale'nin önemini daha da arttı.

ilhanlı Hakam Hülagü, 1259 yılında Malatya, Rumkale ve Birecik üzerinden geçerek Suriye Seferine girişti[25]. 1281 yılında iki büyük devlet bir kez daha Rumkale önlerinde savaştı ve bu savaşı Memluklular kazandı[26]. Rumkale'nin stratejik önemini anlayan Memluklular burayı zaptetmek için harekete geçtiler.

1280 yılında Memluklu Sultani Kalavun'un kumandanı Basari emrinde bulunan 9000 adi ve 4000 yaya asker ve Suriye askerlerinin başında olan Ayıntablı Hüsameddin ile birlikte, Rumkale'nin yanında Fırat'a karışan Merzuman çayı kenarında karargah kurdular. Rumkale Ermeni Katolikos’una elçi gönderen Memluklular, Kudüs veya Kilikya'ya gitmesi halinde her türlü yardımda bulunacaklarım bildirdiler ise de bu talep Katolikos tarafından reddedildi. Buna mukabil, Memluklu kuvvetleri şehri zaptetti. Şehir halkı iç-

kaleye sığındı. Rumkale'yi beş gün boyunca yağmalayan ve tahrip eden Memluklular şehri terk ettiler[27].1290 yılında babası Kalavun’un yerine Memluklu sultanı olan Melik Eşref Halil babasının Haçlılar'ı Suriye'den temizleme politikasını devam ettirmiş ve Suriye sahillerini Haçlılardan almış tır[28].

1291'de ilhanlı hükümdarı Argun vefat etti. Onun yerine kardeşi Geyhatu İlhanlı hakanı oldu. Bu taht değişimi esnasında gerek İlhanlı beyleri gerekse Anadolu’da İlhanlılara yönelik isyanlar çıktı[29] . Bu karışıklık esnasında İlhanlılar'dan bazısı Rumkale'ye geldi.Rumkale'nin yerli halkı ile İşbirliği yapan İlhanlı kuvvetleri, civarda bulunan yollan kesip, Müslüman halkın bir çoğunu esir aidi. Memluklu Devleti'nin Halep naibi durumu Memluklu Sultanına bildirdi[30]. Bunun üzerine, Suriye sahillerinden Haçlılar'ı uzaklaştıran Memluklu Sultani Eşref Halil, bu tarihte Kuzey Suriye'de gayri müslimlerin elinde kalan tek kale Rumkale'nin üzerine yürüdü[31]. 23 Mayıs I292'de Halep'ten hareket eden Eşref Halil , 27 Mayıs I292'de Rumkale önlerine geldi ve şehri kuşattı. Rumkale, önüne kurulan 20 mancınık ile dövüldü. Ayrıca, Çam naibi Emir Sencer Eş-Şücai yüksek yerlerden kaleye giden yollan kesti. Bu durum, Rumkale'yi savunanların moralini bozdu[32]. Bundan başka, İlhanlılar ile ittifak halinde olan Rumkale Ermeniler'i onlardan yardim bekli- yordu.Bunu tespit eden Melik Eşref kendi askerlerine ilhanlı askeri elbisesi giydirerek, Rumkaleliler'i aldatmış; bir taraftan açılan kale kapılarından diğer taraftan da mancınıkların yıktığı surlardan kaleye girerek 28 Haziran I292'de şehri fethetmiştir[33]. Rumkale'deki askerler öldürüldü. Kadın ve çocuklar ise esir alındı. Esir alınanlardan 1100’ü Beytülmalın hissesine ayrıldı[34]. Rumkale, stratejik konumu gereği bu tarihten Osmanlılar’ın eline geçtiği 1516 yılına kadar, sırasıyla İlhanlılar, Akkoyunlular, Karakoyunlular ve Osmanlılar'a karşı bir uç kale ve Memluklu öncü kuvvetleri için üs olarak kullanılmıştır. Yine, Memluklular, güneyden kuzeye doğru Ayıntab, Birecik,Rumkale, Besni, Malatya, Darende (zaman zaman hâkimiyetlerinden çıkmasına rağmen) gibi şehirleri ellerinde tutarak gerek Anadolu'da bulunan devlet ve beylikleri, gerekse kendilerine tabi Dulkadirli ve Ramazanoğulları Beyliklerini hem kontrol altında tutmuşlar hem de gerektiğinde dışardan gelen bir tehdit durumunda bu tabi beyliklere yardımda bulunmuşlardır. Başbakanlık Arşivi maliye defterleri tasnifinde bulunan 1552 tarihli[35] ve 15776 nolu vakıf defterinde, Rumkale Ulu Camii Vakfı olan ve Rumkale’nin hemen aşa- ğısında yer alan Gökmeydanı adil bostandan bahsedilirken, buranın evvelce Memluklu (Cerakese) beylerinin atlarını talim ettirdikleri yer olduğu zikredilir[36]. Bu da, yukarıdaki görüşümüzü teyit etmektedir.

1308 yılında İlhanlılar'ın Diyarbekir Eyaleti valisi Sutay Noyan, Rumkale civarında bulunan Türkmenler üzerine akın yaptı. Bu ani baskın ile Sutay, Türkmenlerin kadın ve çocuklarını esir etti. Ayrıca, bunlara ait çok sayıda davarı da ganimet olarak aidi. Memluklular'ın Halep naibi (vali) Kara Sungur, Rumkale, Birecik ve Ayıntab naiblerini de yanına alarak, Sutay'ı takip etti ve Urfa'nın güneyinde Belih Çayı kıyısında ilhanlı beyini mağlup ederek, Türkmenlerin kadın, çocuk ve davarların kurtardı[37].

Memluklu Devleti'nin Suriye (Sam) Eyaleti'ne bağlı altı büyük naiblikten birisi de Halep naibliğidir. Halep naibliğine ise-bugün çoğunluğu Anadolu sınırları içinde yeralan-irili ufaklı kırk naiblik bağlıdır. Bunlardan birisi de Rumkale'dir[38].

Diğer taraftan, Sam eyaleti ve ona bağlı Halep naibliği Memluklu devleti valilerinin sultanlık mücadelesi verdikleri bölge olmuştur. Ayrıca, Memluklular ile Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Memluklu Devleti'ne tabi Dulkadirli Beyliği arasındaki mücadele de zikredilen bölgede yoğunlaşmıştır.

1400 yılında Suriye Seferi'ne çıkan Timur, Besni üzerinden Halep'e giderken, kuvvetleri Rumkale'de sakin Köpeklü Türkmenleri’ne saldırdı. Başlangıçta Timur'un askerlerine karşı iyi bir savunma örneği veren Türkmenler geri çekildi. Timur’un askerleri Rumkale ve civarım yağmaladı[39].14O8'de isyan eden ve Dulkadirliler'e sığınan Memluklu beyi Nevruz Rumkale'ye geldi. 1410 da Rumkale’ye gelen Memluklu Sultani Ferec, buranın nâibini öldürdü ve yerine Togan'ı tayin etti. 1413'te Halep eski naibi Demirtaş mezkûr naibin ölmesi üzerine Rumkale'yi ele geçirdi. Bundan başka, zaman zaman Rumkale naibleri merkeze karşı girişilen isyanlara iştirak ettiler[40].

Diğer taraftan, Dulkadirli Beyliği tabi olduğu Memluklu Devleti'ne karşı daima bağımsızlık mücadelesi vermiş ve Ayıntab, Birecik, Rumkale ve Halep bölgeleri bu çekişmenin geçtiği saha olmuştur. Memluklular’a karşı bağımsızlığını ilan eden Dulkadirli Beyi Sehsuvar Bey 1466 yılında Memluklular in Trablusşam valisi Demirtaş’ı mağlup ettikten sonra, bu ülkeye ait, Birecik, Besni, Gerger ve Rumkale'yi zaptetti[41]. Rumkale, muhtemelen I472'de Şehsuvar Bey'in Kahire'de öldürülmesinden sonra yeniden Memluklu Devleti'ne katildi.

XV. yüzyılın ortalarına kadar Ortadoğu’nun en güçlü devleti Memluklular idi. Fakat, bu tarihten itibaren bölgenin liderliği İçin Osmanlı-Memluklu devletleri arasında rekabet başlamış ve asrin sonunda her iki devlet altı yedi yıl savaşmış ise de birbirlerine üstünlük sağlayamamışlardır[42].

Bundan başka, XVI. asrin başında Akkoyunlular'm yerini alan Saferiler Ortadoğu'da önemli bir siyasi güç olmuştur. 1514 yılında Çaldıran Savaşı ile Safeviler'i bertaraf eden Yavuz Sultan Selim, rotasını daha evvelce ülkesi ile ihtilaflı olan Memluklu Devleti'ne çevirmiştir. Yavuz Sultan Selim Çaldıran Savaşı akabinde Sivas'a geldiğinde, öncelikli olarak son yıllarda Osmanlılar aleyhine Memluklular’a yaklaşan Dulkadirli Beyliği üzerine, 40 bin kişilik kuvvetle Hadim Sinan Paşa’yı gönderdi. 15 Haziran I515'te Göksün ve Andırın arasında bulunan Ördekli mevkiinde vukubulan savaşta Dulkadirliler mağlup edildi. Böylece, Osmanlılar hudutlarını Memluklular'ın kuzey sınırlarına yani Birecik, Antep ve Rumkale’ye kadar genişletmişler ve her iki ülke hem sınır olmuşlardı[43].

1516 yılında Yavuz Sultan Selim Memluklu devletine yönelik sefer hazırlıklarını tamamlayarak harekete geçti. Osmanlı Ordusu Memluklu sınırını geçtiğinde Memluklu Devleti Ayıntab valisi Yunus Bey, Rumkale’de bulunan Merzuman Çayı kenarında ordugâha gelip itaatini bildirdi. Osmanlı Ordusu, H. 21 Recep 922/ M.20 Ağustos 1516’da Antep’e geldi. 24 Ağustos 1516’da vukubulan Merc-i Dabık muharebesinden sonra Malatya, Divriği, Besni, Rumkale ve Ayıntab Osmanlı hâkimiyetine geçti[44].

C- Rumkale’nin Osmanh İdari Teşkilâtındaki Yeri

Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi’nin başarı ile sonuçlanmasının akabinde, Suriye, Filistin ve Hicaz’ı içine alan Arap eyâleti kuruldu[45]. Bu eyâletin merkezi muhtemelen Halep olup, ilk beylerbeyliğine Karaca Paşa getirildi[46]. Kanuni’nin ilk yıllarında gerekli görüldüğü için Arap eyâleti, yeniden tanzim edilerek Halep, Şam ve Mısır beylerbeylikleri olarak üçe ayrıldı[47]. Kanuni döneminde on sancağı bulunan Halep Eyâleti’ne bağlı sancaklardan birisi de Birecik Sancağı'dır[48]. XVI. asır boyunca Halep Eyâleti’nin sancağı kalan Birecik, XVII. yüzyılda Rakka Eyâleti’ne bağlanmıştır[49]. Birecik Sancağı ise Birecik ve Rumkale Kazâlarından müteşekkildir.

Rumkale, 1523 yılı tahririnde “vilâyet” olarak kayıtlıdır[50]. Vilâyet terimi Anadolu Selçukluları’nda taşra; Osmanlı Devleti’nin ilk devirlerinde sancakların bir alt birimi olarak kullanılmıştır[51]. Bununla birlikte, XVI. yüzyılda vilayet kavramının manası açık olmayıp, beylerbeylik, kazâ veya nâhiye anlamında kullanılmıştır[52]. Diğer taraftan, sonraki tahrirlerde Rumkale kazâ olarak kayıtlıdır. Bu sebeple, muhtemelen 1523 yılı tahririnde Rumkale için kullanılan vilâyet terimi kazâ anlamı taşımaktadır.

Birecik Kazâsı’na oldukça büyük bir merkez nâhiye ve Suruç Nâhiyesi tâbi iken, Rumkale Kazâsı’na bağlı üç nâhiye olup; bunlar, aynı zamanda merkez nâhiye olan ve adını Rumkale’de Fırat ile birleşen çaydan alan Merzuman, bugünkü Araban ve yine bugün bir köy olan Ank nâhiyeleridir.

1523 senesi tahririne göre, Rumkale Kazâsı’na bağlı nâhiyelerden, Ank (Bugün Halfeti’ye bağlı Yeşilözen köyü)’ta 25 köy ve 27 mezraa, Merzumân’da 15 köy ve 17 mezraa ve Araban’da 18 köy ve 23 mezraa vardır. Buna göre, Rumkale Kazâsı’na bağlı 68 köy ve 67 mezraa mevcuttur[53]. XVI. yüzyıl sonlarına doğru Rumkale Kazâsı’na tâbi köylerin sayısı oldukça artmıştır. 1570 yılında tanzim edilen tahrir defterine göre, Ank’ta 78 köy ve 50 mezraa, Merzumân’da 35 köy ve 37 mezraa ve Araban’da 42 köy ve 25 mezraa olmak üzere toplam 155 köy ve 112 mezraa’ya yükselmiştir[54]. Buna göre, Rumkale Kazâsı’na bağlı köy ve mezraa sayısında 1523 yılına nispeten 1570’te %100’e varan bir artış görülmektedir.

D- Yerleşme, Nüfus Ve Sosyal Yapı

Osmanlı Devleti’nde bir yerleşim biriminin “şehir” olarak nitelendirile- bilmesi için asgari şart, pazar yerinin bulunması ve cuma kılınan bir camiye sahip olmasıdır[55]. Ayrıca, hamam, han, bedesten ve kervansaray’da şehir ve kasabanın önemli fizikî birimleri arasındadır[56]. Bundan başka, küçük şehirlerde en mühim yapı, cuma namazı kılınan ulucamiî, aynı zamanda şehrin merkezi’dir[57].

1- Rumkale’nin Mahalleleri

XVI. asırda bütün özellikleri ile bir şehir olan Rumkale’de tabii olarak mahallelerden oluşmuştur. Osmanlı şehrinin fiziki yapısında temel yerleşme birimi, bir dini yapının ya da bir pazarın etrafında gelişmiş olan mahallelerdir. Mahalle sosyal ve fiziki birimdir[58]. Dolayısıyla, Osmanlı şehir ve kasabası’nda mahalle, birbirini yakından tanıyan, birbirlerine karşı sorumlu ve içtimai dayanışma İçinde bulunan şahıslardan müteşekkil bir topluluğun sakin olduğu yerdir. Diğer taraftan, mahallede halkı bir araya getiren yer, merkez camii veya mesciddir[59] .

XVI. asırda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Osmanlı şehir ve kasabalarında, genelde Müslüman ahalinin yanısıra gayr-1 müslim tebaada yaşamakta idi. Bunun Birecik ve Nizib gibi bir kaç istisnasından birisi de Rumkale'dir. Diğer Doğu ve Güneydoğu Anadolu şehirlerine göre, oldukça geç bir zamanda (1292) Türk hâkimiyetine geçmesine ve uzun müddet Ermeni Katolikosluğu'nun merkezi olmasına rağmen, XVI. yüzyıla gelindiğinde Rumkale halkının tamamı Türk ve Müslümandır. Bu durum, yukarıda da zikredildiği üzere, muhtemelen, Rumkale’nin Memluklu Türkleri'nce önce 1280 yılında ağır bir şekilde tahribi ve akabinde de I292'de Ermeni Katalikosluğu'nun burayı terk etmesi ile ilgilidir. Bundan başka Memluklular, düşmanları İlhanlılar ile İşbirliği yapan Ermeniler'in sınır bölgesinde ve stratejik öneme haiz Rumkale gibi bir şehirde bulunmalarım sakıncalı görerek, onları buradan uzaklaştırmış olabilir. Günkü, Memluklular, 1292 yılında Rumkale'yi fethettiklerinde burayı savunan erkekleri öldürmüş; esir alınanlardan 1100'ü bey- tülmalın hissesi olarak ayrılmıştır[60]. Diğer esirler ile bu sayının daha fazla olacağı aşikârdır. Yine yukarıda bahsedildiği üzere, Memluklu hâkimiyetine geçtikten sonra, Rumkale ve civarına Türkmenler yerleşmiştir.

Rumkale’nin Osmanlı hâkimiyetine girmesinin ardından tanzim edilen ilk tahrir defterini elde edemedik. Diğer tahrir defterlerine göre Rumkale'de dört mahalle mevcuttur. Bunlar, Kazan el-marûf Altuntaş Kızılca, Rumlulu ve Hacı Halil mahalleleridir. Bu mahalleler ile ilgili dikkati çeken husus, Osmanlı Devleti'nin diğer şehirlerindeki mahallelere gore, oldukça fazla sayıda haneyi barındırmalarıdır.

  1. Kazan el-maruf Altuntaş Mahallesi:I536'da 74 hane ve 18 mücerred[61] (1 imam, 1 pirifani); I552'de 63 hane ve 7 mücerred; 157O’de 58 liane ve 23 mücerred (1 imam); I584'de 64 hane ve 17 mücerred (1 imam ve hatib) nüfusu vardır (Tablo I). Ayrıca , bu mahallede 1536’da 1 Harpudu ikamet etmektedir.
  2. Osmanlı toplumunda bir hane 5 kişi kabul edilmekte [62] ve ona mücerredler ilâve edilerek tahmini nüfus bulunmaktadır. Buna göre , Kazan Mahallesinin tahmini nüfusu, 1536 ‘da 388, 1552’de 322, 1570’de 313 ve 1584’de 337 kişidir (Tablo II). Bu mahallenin nüfusunda 1536 yılına göre diğer tahrirlerde %15’lik bir azalma görülmektedir.

  3. Kızılca Mahallesi: 1536’da 57 hane ve 33 mücerred (1 imam); 1552’de 53 hane ve 3 mücerred (1 hatip); 1570’de 57 hane ve 11 mücerred (1 imam) ; 1584’de 81 hane ve 9 mücerred (1 imam) nüfusu bulunmaktadır (Tablo I). Kızılca mahallesi’nin tahmini nüfusu ise 1536’da 318, 1552’de 268, 1570’de 296 ve 1584’de 414 kişiden ibarettir (Tablo II). Bu mahallede nüfus 1536 yılına göre, 1570 senesinde %17 nispetinde düşmüş; 1584’de ise %30 oranında artmıştır.
  4. Rumlulu Mahallesi: 1536’da 122 hane ve 12 mücerred (2 müderris, 2 hatib,2 sadat, 1 duacı ve 1 derviş) ; 1552’de 65 hane ve 3 mücerred (1 imam); 1570’de 69 hane ve 18 mücerred; 1584’de 89 hane ve 5 mücerred ( 1 imam) nüfusu vardır (Tablo I). Rumlulu Mahallesi’nin tahmini nüfusu ise, 1536’da 622,1552’de 328, 1570’de 363 ve 1584’de 450 kişidir (Tablo II). Bu mahallede sakin hane sayısında 1536-1552 yılları arasında %90 nisbetinde azalma olmuştur. Aşağıda genel sebepleri üzerinde duracağımız üzere, XVI. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin genelinin aksine Rumkale’nin nüfusu düşmüştür. Nüfusun en fazla azaldığı mahalle ise Rumlulu Mahallesi'dir. Bunun sebebi nedir? Rumkale bugün harabe olduğu için mahallelerin yerlerini, dolayısı ile Camii Kebir’in ve pazarın nerede olduğunu, diğer bir ifade ile şehrin merkezinin neresi olduğunu bilemiyoruz. Bununla birlikte, 1536 yılı tahrir defterinde şehrin ülemâ kesimi ve itibarlı şahısların Rumlulu Mahallesi’nde sakin olduklarını görmekteyiz. Bundan dolayı Rumkale Şehri’nin Merkez Mahallesi’nin Rumlulu olduğu kanaatini taşımaktayız. Diğer taraftan, sonraki tahrirlerde zikredilen zevat ile ilgili herhangi bir kayıt yoktur. Rumkale eski itibarını kaybedince, muhtemelen bu şahıslar ve esnaftan bir grup şehri terk etmiştir. Aşağıda zikredeceğimiz üzere, XVI. yüzyıla ait tahrir defterlerine göre, Rumkaleli bazı şahısların çevre sancak ve kazâlara göç ettikleri görülmektedir.
  5. Hacı Halil Mahallesi: Rumkale’nin diğer büyük mahallesi olan Hacı Halil Mahallesi bu özelliğini XVI. asır boyunca devam ettirmiştir. 1536’da 115 hane ve 8 mücerred (1 imam, 2 müezzin) ; 1552’de 119 hane ve 10 mü- cerred (1 müderris ve imam); 1570’de 107 hane ve 31 mücerred (1 imam ve 1 sadat); 1584’de 130 hane ve 11 mücerred (1 imam) nüfusu vardır (Tablo- I). Hacı Halil Mahallesi’nin tahmini nüfusu ise, 1536’da 583, 1552’de 605,1570’te 566 ve 1584’te 661 kişidir (Tablo-II). Bu mahallede de 1552-1570 yılları arasında azalan nüfus, 1584 yılında tekrar artmıştır.

Tablo I. XVI. Yüzyılda Rum kale Şehrinde Hane ve Mücerredler


YIL

1536

1552

1570

1584

MAHALLE

H

M

H

M

H

M

H

M

Kazan ( El-Maruf Altuntaş)

74

18

63

7

58

23

64

17

Kızılca

57

33

53

3

57

11

81

9

Rumlulu

122

12

65

3

69

18

89

5

Hacı Halil

115

8

119

10

107

31

130

11

Toplam

368

71

300

23

291

83

364

42


2- Rumkale ’nin Tahmini Nüfusu

Rumkale’nin toplam dört mahallesinde olmak üzere, 1536’da 368 hane ve 71 mücerred; 1552’de 300 hane ve 23 mücerred ; 1570’de 291 hane ve 83 mücerred; 1584’de 364 hane ve 42 mücerred nüfusu vardır (Tablo I). Rumkale Şehri'nin tahmini nüfusu ise hane rakamını 5 ile çarpıp mücerredleri ilâve (5 x hane + mücerred) ile elde etmek mümkündür. Buna göre, Rumkale’nin tahmini nüfusu , 1536’da 1911, 1552’de 1523, 1570’de 1538 ve 1584’de 1862 kişidir (Tablo II). Memlukluların önemli bir uç nâibliği ve Osmanlıların bir kaza merkezi olan Rumkale’nin nüfusu Fırat’ın ötesindeki Birecik merkez nâhiye’ye tâbi Nizib Kasabası’ndan daha azdır. XVI. yüzyıl sonlarına kadar bir köy olan Nizib’in nüfusu aynı asır içinde süratle artmış ve 1570 yılında Rumkale’nin nüfusunu geçerek tahmini 2618 kişiye ulaşmıştır[63]. Bundan da öte, Rumkale’ye tabi Ank Nâhiyesi köylerinden ikisinin nüfusu da Rumkale Şehri'nden fazladır. Bunlardan birincisi, Bilesur (Bugünkü Halfeti ilçesine bağlı Savaşan Köyü) olup, tahmini 1536’da 856, (163 hane ve 41 mü- cerred), I552'de 1671 (331 hane ve 16 mucerred) ve 157O'de 1662 (324 hane ve 41 mücerred) kişi nüfusu vardır[64]. Yine, merkez nahiyeye tabi Arah' in (bugünkü Halfeti İlçesi'ne bağlı Ortayol Köyü) tahmini nüfusu I536'da 1327 ( 257 hane ve 42 mücerred), I552'de 2127 (414 hane ve 57 mücerred), 147O'de 2116 (395 hane ve 241 mücerred) kişiden ibarettir[65] . Ayrıca, Rumkale'nin kuzeyinde Araban Nahiyesi'ne tabi olup, 157O’de tahmini 973 (183 hane ve 58 mücerred) kişi gibi önemli bir nüfusa sahip Ardıl'ın (bugünkü Araban İlçesi’ne bağlı Köklüce Köyü) senelik 2000 akça vergi geliri olan pazarı vardır[66] . Rumkale'ye tabi oldukça büyük olan bu köylerin varlığının Rumkale'nin gelişmesi veya gerilemesindeki etkilerine aşağıda değineceğiz.

Tablo II. XVI. Yüzyılda Rumkale Şehri’nin Tahmini Nüfusu

YIL
MAHALLE

1536

1552

1570

1584

Kazan ( ElMarûf Altuntaş)

388

322

313

337

Kızılca

318

268

296

414

Rumlulu

622

328

363

450

Hacı Halil

583

605

566

661

Toplam

1911

1523

15.38

1862

Rumkale'nin elimizde olmayan ilk tahriri, muhtemelen Osmanlı hakimiyetine geçtiği 1516 yılının hemen akabinde yapılmıştı. Elimizdeki ilk tahrir 1523 [67] yılına ait olup, oldukça muhtasardır. Birecik Sancağına bağlı olmasından dolayı Rumkale'nin tahrirleri de tabii olarak mezkûr sancak ile birlikte düzenlenmiştir. Rumkale’nin sonraki tahrirleri sırası İlel3,16,18 ve 14 yıl ara ile yapılmıştır. Rumkale Şehri’nin nüfusu, Osmanlı Devleti ve bağlı olduğu sancak merkezi ve bölge nüfusunun aksine, XVI. yüzyıl ortalarına doğru azalmış; ayni asrin sonlarına doğru ise yeniden artmıştır. Buna göre, Rumkale'nin nüfusu .15361552 yılları arasında %20 nispetinde azalmıştır. 1552-1570 senelerinde ise nüfusda bir değişiklik olmamıştır. Buna mukabil ,1570-1584 yıllan arasında Rumkale'nin nüfusu %21 nispetinde artmıştır. 15361584 seneleri arasında ise şehrin nüfusu %2.5 oranında azalmıştır.


XVI. asırda Osmanlı Devleti'nde ve Akdeniz ülkelerinde genel bir nüfus artışı vardır. 1500-1600 yıllan arasında Osmanlı Devleti'nin nüfusu muhtemelen %40 oranında artmıştır. Bu oran şehirlerde köylere nispeten dalla yüksektir[68]. Diğer taraftan, 1523 yılı tahririne göre, Rumkale Kazasının tahmini nüfusu, 8767 (1644 hane ve 547 mücerred)[69], iken , 1570 senesi tahririnde %170 gibi oldukça yüksek bir oran artışı ile 23722 (4498 hane ve 1232 mücerred) kişiye ulaşmıştır [70]. Rumkale'nin hemen güneyinde yer alan Nizib Kasabasının nüfusu 1520-1584 yılları arasında %186 nisbetinde artmıştır[71]. Rumkale'nin hemen güneybatısında bulunan Ayıntab'm tahmini I536'da 10.637 (1830 hane ve 492 mücerred + 119 muaf aileleri ile birlikte) kişi olan nüfusu, I575'de %46.7'lik bir artış ile 15.560 (2988 hane ve 460 mücerred + 31 muaf aileleri ile birlikte) kişiye yükselmiştir. Yine, bu kez Rumkale'nin güneydoğusunda olan Urfa (Ruha) 'nin I518'de tahmini 5527 (1082 hane ve 926 mücerred muaflar ile birlikte) kişi olan nüfusu I566'da % 151'lik bir artış ile 13.876 (2570 hane ve 926 mücerred + muaflar ile birlikte)'ya yükselmiştir[72]. XVI. asırda diğer Güneydoğu Anadolu şehirlerinde de benzer nüfus artışları görülmektedir[73].

XVI. yüzyıl boyunca bağlı olduğu Osmanlı Devleti’nin nüfusunun; hatta bölgedeki şehirler ve kendi kazâ merkezine bağlı köylerin nüfuslarının yüksek oranlarda artmasına rağmen, aynı asırda Rumkale Şehri’nin nüfusu niçin azalmıştır?

XIII-XVI.yüzyıllar arasında sınır bölgesi olması sebebiyle Rumkale’ninde içinde yer aldığı Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye Bölgesi, Memluklular’ ın sırasıyla İlhanlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlılar’a karşı mücadelelerinin ve tâbi beylikler Dulkadirliler ve Ramazanoğulları’nı kontrol altında tutma çabalarının cereyan ettiği saha olmuştur. İşte, büyük devletler arası rekabette Rumkale, Memluklular’ın bir “uç” şehri, diğer bir ifade ile Fırat kenarındaki sarp ve stratejik kalesi ile bir “üs” şehirdir. Bu durumda Memluklular’ın diğer uç şehirleri gibi Rumkale’ye de önem verdikleri ve önemli askeri birliklerinin burada üstlenmesi muhtemeldir. Nitekim, Rumkale’nin aşağısında bulunan Gökmeydanı adlı mahalde Memluklu beylerinin at talimi yaptıklarını yukarıda zikretmiştik.

1516 yılında Osmanlı hâkimiyetine geçtikten sonra, Rumkale bütün önemli özelliklerini kaybetti. Birincisi, bir üs şehir ve üs kale olmaktan çıkıp büyük bir imparatorluğun iç bölgesinde bulunan klasik bir şehire dönüştü. İkincisi, iç bölge olması ve Osmanlı Devleti’ndeki genel huzur sonucu, insanların tehlike anında güvende hissettikleri Ortaçağın tabii korunma merkezi olan kaleye ihtiyaç kalmadı. Dolayısı ile askeri görevlilerin mevcudu azaldı. Üçüncüsü, önemli miktarda askeri görevliye hizmet veren esnaf v.s. meslek grupları eskisi kadar iş imkânı bulamadı. İşte bu sebeplerden dolayı, Osmanlı Devleti’nin Rumkale'yi ele geçirmesinin ardından, bölge şehirlerinin nüfusu yüksek oranlarda artar iken, Rumkale’nin nüfusu azalmıştır. Bu ana sebeplerin yanısıra bazı tali faktörler de vardır ki aşağıda ele alacağız.

Bu durum sadece Rumkale için mi geçerlidir? Rumkale’nin hemen aşağısında aynı özelliklere sahip ve Memluklular’ın bir uç şehri olan Birecik’in Osmalı hâkimiyetine girmesinin akabindeki durumu nedir? Bunu tespit edebilmek için evvelâ, XVI. yüzyılda Birecik Şehri’nin nüfus seyrine bakmak gerekil. Birecik’in tahmini nüfusu 152O'de 3766 (742 hane ve 56 mucerred)[74]: I53۶'da 2796 (537 hane ve III mücered)[75]; I552'de 2895 (530 hane ve 245 mücerred)[76], 157O'de 3852 (707 hane ve 257 mücerred)[77]; I584'de ise 4500 kişidir[78]. Görüldüğü üzere, 1520-1536 yılları arasında Birecik'in nüfusu %26 oranında azalmış; I552'de ise I536'ya göre %3.5 nispetinde fazlalaşmıştır. 1520-1552 yılları arasında Birecik şehri'ndeki nüfus seyri ile Rumkale Şehri'ndeki nüfus seyri benzerlik göstermektedir. Buna mukabil, 1552- 1570 yılları arasında Rumkale'nin nüfusunda bir değişiklik olmaz iken, ayni dönemde Birecik'in nüfusu %33 oranında artmıştır. Birecik'in nüfusundaki artış 1570-1584 yılları arasında da devam etmiş ve artış nispeti %17 olarak gerçekleşmiştir.

Rumkale, XVI. yüzyılın ikinci yarışına doğru, daha sonraki yüzyıllardaki çöküşünün başlangıç! olan nüfus azalması ile karşı karşıya kalmış iken, Osmanlı hâkimiyetinde büyük bir sancağın merkezi olmasına rağmen, benzer sebepler ile aynı durumla karşı karşıya kalan Birecik bu durumdan nasıl kurtuldu?

Akdeniz'den gelip, Halep gibi büyük bir şehirden geçerek, bir kolu Diyarbekir üzerinden İran’a, diğer bir kolu ise Bağdat’a giden ticaret yolu, farklı devletlerin elinden çıkarak tek bir imparatorluğun (Osmanlı) iç sınırlarında kaldı. Dolayısıyla ticaret yolları için en önemli faktör olan güvenlik tam olarak sağlandı. Bu yoğun ticaret yolunun Birecik'te Fırat'ı aşması, burada nehir nakliyatının gelişmesine vesile oldu[79]. XVI. yüzyılın ikinci yarısında Birecik'e gelen Batılı tüccarlar buranın bir ticaret şehri olduğunu belirterek çeşidi malumatlar verirler[80] . Tahrir defterlerinde “Mahsûlat-ı İskele-i Birecik” diye kayıtlı olan, Birecik iskelesinin yıllık geliri: 1536 ve I552'de 180.000 ve 157O’de 200.000 akçadır. Bu iskelede çalışanlardan 1520 ve 1536 yılına ait tahrir defterlerinde bahsedilmez iken, 1552 ve 1570 yılı tahrir def- terlerinde ‘Taife i hüddâm-1 İskele-İ Birecik” başlığı altında I552'de 5 reis, 2 neccar (marangoz) ve 38 kürekçi ve 157O'de 6 reis, 3 neccar ve 54 kürekçi kayıtlıdır[81]. Birecik'in iktisadi hayatına önemli katkısı olan diğer bir faaliyette, Fırat üzerindeki nehir nakliyatının buradan başlamasıdır. Bu sebeple, Birecik'te bir tersane kurulmuş ve gerek askeri gerekse ticari amaçlı gemiler burada İnşa edilmiştir. Ayrıca, bu gemiler ile Birecik'ten Basra'ya nehir yolu ile ticari nakliyatın yanısıra askeri amaçlı olarak zahire ve harp malzemesi nakliyatı da yapılmaktaydı[82].

XVI. yüzyıl başlarında, Osmanlı hâkimiyetine geçtikten sonra, sancak merkezi Birecik ile aynı kaderi paylaşan Rumkale, Birecik’in yukarıda bahsettiğimiz imkanlarına sahip olmadığı için, sürekli gerilemiş ve nihayette terk edilmiştir. Bu ana faktör ile birlikte diğer etkenlere de dikkat etmek gerekir. Şöyle ki, Osmanlı taşra teşkilatında coğrafyam tabii olarak sınırladığı bölgedeki köylerin birleşmesi sonucu meydana gelen idari birime nahiye[83] ; ticari ve kültürel üstünlüğü ile bulunduğu bölgenin merkezi olmuş bir kasaba veya şehir ile onun civarında bulunan köylerin teşkil ettiği idari birime ise kaza denir[84]. Bir kaza merkezi olan Rumkale'ye bağlr üç nahiye vardır. Bunlar, merkez nahiye Merzuman, kuzeyinde Araban ve Fırat'ın öte yakasında yani doğusunda bulunan Ank Nahiyeleridir. 1570 yılı tahririne göre, 78'İ Ank'a, 35'İ Merzuman'da ve 42'si Araban'da olmak üzere, toplam 155 köy Rumkale Kazasına bağlıdır. Bu dönemde Rumkale Kazâsı'mu tahmini nüfusu ise 6533 (1220 hane ve 433 mücerred, (Rumkale şehri dahil)'ü Merzumân, 5328 (997 hane ve 525 mücerred)'i Araban ve 11951 (2281 hane ve 546 mücerred)‘i Ank Nahiyesinde olmak üzere, toplam 23722 (4488 hane ve 1232 mücerred) kişidir[85]. Yukarıda görüldüğü üzere, Rumkale Kazâsı nüfusunun %22.5'İ (Rumkale şehir nüfusu dahil) merkez kaza Merzuman'da, %27.5’İ Araban Nahiyesinde ve % 50’si, şehir nüfusunu hariç tuttuğumuzda daha fazlası, Rumkale ile ulaşımın ancak küçük gemiler ve kelekler [86] ile sağlanabildiği büyük bir nehir olan Fırat'ın doğu yakasında bulunan Ank Nahiyesi'nde ikamet etmektedir. Diğer taraftan, Ank Nahiyesi'ne bağlı Bilesur ve Arah Köylerinin Rumkale Şehrinden nüfus olarak daha fazla olmaları ve kasaphane, boyahane ve ma’sara (üzüm, susam v.s sıkıldığı yer) gibi hizmet kurumlarına sahip olmaları dikkat çekicidir[87]. Ayrıca, Rumkale’nin kuzeyinde olan Araban Nahiyesi’ne bağlı Ardıl Köyü'nde 1570 yılı tahrir defterinde rastladığımız yıllık 2000 akça gelirli bir pazar bulunmaktadır[88].

Rumkale Kazâsı nüfusunun %50’sinden fazlasının tabii engel olan Fırat' ın ötesinde olduğunu yukarıda zikretmiştik. Bu köylerin gerek ihtiyaçlarını giderebilecekleri büyük köylere sahip bulunması gerekse hemen güneylerinde önemli ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri ve ürettikleri mallarını satabilecekleri, Birecik ve Urfa gibi şehirlerin olması, tabii olarak Ank Nahiyesi’ne tâbi 78 köyün Rumkale ile irtibatını en aza indirmiştir. Nitekim, bu tabii engel sonraki asırlarda şehrin yerini değiştirmesine ve Fırat’ın ötesinde yeniden Halfeti adıyla kurulmasına sebep teşkil etmiştir. Bundan başka, Rumkale’nin kuzeyinde Ardıl Köyü'nde kundan pazarın da Rumkale’nin ekonomik yapısına olumsuz etkisi olmuştur.

1536 yılında Rumkale’de 368 hane meskûn iken, 1552’de hane sayısı 300’e düşmüştür. Peki 68 hane nereye gitmiştir? Tespit edebildiğimiz kadarı ile çoğunluğu esnaf ve sanatkâr olan Rumkale sakinleri yakın şehirlere göçmüşlerdir. 1520 yılında Birecik’in Vadicik Mahallesi’nde 4 hane Rumkaleli meskûndur[89]. 1536 senesinde Ayıntab’ın yabancı sakinleri arasında şarktan gelenlerden sonra en fazla haneye sahip olanlar Rumkaleli'lerdir. Bu tarihte Ayıntab’da ikamet eden 13 hane Rumkaleli stardır[90]. Bu, Rumkale’den göçün 1536’dan önce başladığını göstermektedir. Ayrıca ,1552’de Nizib’in El-Zûk (Çarşı) Mahallesi’nde 1 ve 1570’de El-Tahtani Mahallesi’nde 1 hane Rumkaleli ikamet etmektedir[91]. Bundan başka, 1570 yılında Birecik Sancağı merkez nâhiyesine bağlı Keferşeyh Köyü'nde 1 hane Rumkaleli meskûndur[92].

XVI. yüzyıl ortalarına doğru nüfusu azalan ve bu durgunluğunu aynı asrın ikinci yarısında da devam ettiren Rumkale’nin nüfusu 1570-1584 yılları arasında yukarıda zikrettiklerimizin aksine %21 nispetinde artmıştır. Osmanlı devleti hâkimiyetine girmesinden sonra idari, iktisadi ve içtimai şatlar aleyhine gelişen ve bu yüzden demografik kayıba uğrayan Rumkale Şehri'ndeki bu geçici nüfus artışının sebebi nedir?

Bunu ancak Osmanlı Devleti'nin XVI. yüzyılın son çeyreğindeki siyasi iktisadi ve içtimai durumu ile açıklayabiliriz. şöyleki, XVI. asırda bir çok cephede savaşmak zorunda kalan Osmanlı Devleti'nin iktisadi durumunun bozulması sonucu, enflasyon artmış ve devlet memurlarının (ehl-i örf) gelirleri enflasyonun oldukça altında kalmıştır. Bu eksiklerini gidermek isteyen devlet görevlileri ise köylüden kanun dışı yollar ile yeni vergiler alma yoluna gitmiş- tir. Ayrıca, timarlı sipahiler geri plana itilerek Anadolu'daki yüksek dirlikler kapıkullarına verilmiş: taşraya yerleşen bu askeri görevliler de halka zulüm yapmaktan geri durmamışlar ve Anadolu'yu büyük bir anarşiye sürükleyen Celali isyanlarının zuhur etmesini temin edecek zemini hazırlamışlardır. Bu sebeple, özellikle XVI. asrin son çeyreğinden itibaren ehli örfün baskılarından yılan köylü halk çiftini terk etmiş ve kendileri İçin güvenli buldukları kale gibi korunma unsuruna sahip şehirlere göç etmişlerdir[93] . Bu da, evvelâ köylerin ve korunmasız kasabaların nüfusunun azalmasına sebep olmuş; asrın sonlarında ise bu yerleşim yerlerinin bir kısmı tamamen boşalarak viran olmuştur[94].

Nitekim, Rumkale'nin hemen yakınında olup, XVI. asrin hemen başlarında bir köy iken, hızla gelişerek, ayni yüzyılın son çeyreğinde kasaba olan Nizib’in 1552-1570 yıllan arasında %95.6 nispetinde artan nüfusu, 1570-1584 seneleri arasında ancak %6.3 oranında yükselmiştir[95]. 16 Nisan ve 25 Temmuz 1578 tarihli hükümlere göre, Anadolu'daki huzursuzluktan nasibini alan Nizib Halep Beylerbeyinin adamlarının zulmüne uğramış; ayrıca, civarda bulunan Yezidi Kürdler kasabayı yağmalamıştır[96].

XVI. yüzyıl sonlarında, Osmanlı Devleti'nin İçinde bulunduğu, istikrarsızlık sebebiyle, Rumkale Şehrinin nüfusu geçici olarak artmış: fakat, sonraki asırlarda yukarıda ifade ettiğimiz sebepler doğrultusunda bunu muhafaza edememiştir. 1837 yılında Rumkale'den geçen Moltke, burada 40 hanenin bulunduğunu ve şehrin geri kalan kısmının harabe olduğunu belirtmektedi[97]. XIX. yüzyılın ikinci yansında ise Rumkale'de 6 hane kalmış ve bunlar da daha sonra burayı terk etmiştir[98] .

3. Şehrin Sosyal Yapısı

a) Şehirdeki idari Dini ve Sosyal Görevliler

Osmanlı şehirlerinde idari görevliler: bulunduğu kaza merkezinde önemli görevler üstlenen kadı, onun adli hizmetlerde yardımcıları olan naib ve mahkeme asayişini temin eden muhzırbaşı, şehirde güvenliği sağlayan şehir subaşısı, geceleri çarşı ve pazarları bekleyen asesler, esnafın devlet ile ilişkisinde temsilci olan şehir kethüdası, çarşı ve pazarlarda fiyatların tespiti ve alışverişi kontrol eden muhtesip, şehir kalesinin sorumlusu dizdar, onun yardımcısı kale kethüdası, kaleyi bekleyen kale erleri; dini görevliler ise müderris, imam, müezzin, vakıf görevlileri v.s. müteşekkildir[99] .

Bu görevlilerden bir kısmını tahrir defterlerinden tespit edebildik. Buna göre, Rumkale Kalesi dizdarı, I536'da merkez nahiye Merzuman Nahiyesine tabi Cibin Köyü vergi gelirini tasarruf eden Ali: I552'de Ank Nahiyesi'ne bağlı Vahna ve Derto köyleri vergi hasıllarını tasarruf eden Nasuh ve 157O'de yine Merkez Nahiye’ye tabi Milalis Köyü ve Deliliz mezraası vergi gelirlerini tasarruf eden Hasan'dır[100]. Rumkale Kalesi kethüdalığını, I536'da Merzumân Nahiyesine bağlı Bakırhan Köyü vergi hasılını tasarruf eden Hasan isimli bir şahıs yapmaktadır[101] I. 1552 yılı tahrir defterinde. Kazan Mahallesi sakinlerinden bir şahıs“Bali kethüda” adıyla kayıtlıdır. Bu şahıs mulitemelen Rumkale'nin şehir kethüdasıdır[102]. Kalede görevli kale erlerinin sayısını bilmemekle birlikte tahrir defterlerinde onların tasarruf ettikleri timarlar hakkında kayıtlar vardır[103]. 1536 tarihli tahrir defterinde şahıs adlarının altına düşülen kayıtlara göre, bu tarihte şehirde 4 ases (bekçi) bulunmaktadır (Tablo III.) Bundan başka, şehirden alman ihtisab vergisine dair kayıt muhtesibin varlığına delalet eder.

Rumkale’de görev yapan dini ve sosyal görevliler; 1536’da 2 müderris, 2 hatip, 4 imam ve 4 müezzin; 1552’de 1 müderris, ayrıca mevcut dört mahallede birer imam vardır. Bundan başka,sadât, derviş, pirifani, duacı, divane, v.s. farklı özelliklere sahip olan şahıslar şehirde sakindir.Ayrıca vakıf kurumlar olan medrese ve camilerde çalışan şahıslar da şehirde ikamet eden diğer bir sosyal grubu teşkil etmektedir.

b) Şehirdeki Meslekler

Osmanlı şehir ve kasabalarında, şehir nüfusunun önemli bir kısmını teşkil eden esnaf, iktisadi hayatın temelini oluşturmaktaydı. Osmanlı esnafı, her çeşit gıda, mal imali ve hizmeti için ayrı birimler halinde teşkilatlanmışlardı. Ayrıca, her esnaf grubunun başında onların temsilcisi olan kethüdaları vardı[104].

XV. asrın sonu ve XVI. yüzyılın başlarında tanzim edilen tahrir defterlerinde, herhangi bir meslek ile uğraşanlar, hangi mesleği yapıyorsa, o mesleğin ismi kendi isimleri ile birlikte yazılırdı. Sonraki tahrirlerde ise bu tür kayıtlara önem verilmemiştir. Diğer taraftan, meslek dallan kendi şahıs isimlerinin altına veya üstüne yazılabildiği gibi, baba ismi kaydedilmeden sadece kendi ismi ve mesleği kayıtlı olanlar da vardı[105].

Rumkale Şehri için de benzer bir durum söz konusudur. Burada da meslekler, tahrir defterlerinden, 1536 yılına ait defterde ve kısmen de olsa 1552 senesine ait defterde yer almıştır. Tokat’ta olduğu gibi, Rumkale’de de meslekler baba adı zikredilmeden şahıs adı ve mesleği deftere kaydedilmiştir.

Şehirlerde bulunan esnafın çeşitliliği ve sayısı, şüphesiz o şehrin fiziki, iktisadi ve demografik durumu ile doğrudan orantılıdır. XV. yüzyılın ikinci yarısında büyük şehirlerden birisi olan Tokat’ta 163 çeşit[106] meslek var iken, Tablo III’de görüldüğü üzere, XVI. yüzyılın ilk yarısında Rumkale’de meslek türleri ve sayıları oldukça azdır. Bu da Rumkale’nin küçük bir şehir olmasından kaynaklanmaktadır. Tahrir defterlerinden tespit ettiğimiz kadarı ile Rumkale’de mevcut olan idari, dini, sosyal ve diğer meslekler aşağıdadır.

TabloIII XVI. Yüzyılda Rumkale Çehri'ndeki Meslekler

İdari, Dini ve Sosyal Meslekler

YIL

Diğer Meslekler

YIL

1536

1552

1536

1552

Kadı

1

1

Abacı

1

-

Dizdar

1

1

Aracı

-

1

Şehir Kethüdası

1

1

Babcı (Kapıcı)

-

1

Kale Kethüdası

1

1

Bazlamacı

-

1

Müderris

2

1

Boyacı

2

1

Hatib

2

1

Çerçi

1

1

İmam

4

3

Çırakçı (Mumcu)

1

-

Mütevelli

1

1

Debbağ

1

 

Ases

4

2

Eğerci

1

1

Duacı

1

-

Güveçci

1

 

Ferraş

2

2

Haddad (Demirci)

1

1

Nazır

1

1

Hammal

1

-

Zabit

1

1

Hayyât (Terzi)

2

1

Keçeci

1

2

 

Kemerci

1

-

Keresteci

2

1

Kılıççı

1

-

Köşker

1

1

Neccâr (Marangoz )

2

1

Tarakçı

1

-

Taşçı

2

-

E- içtimai Kurumlar

1552 tarihli[107] evkaf defterine göre, bu tarihte Rumkale şehrinde içtimai kurum olarak 2 camii, 1 medrese ve medreseye dahil bir mescid bulunmaktadır.

a) Camii Kebir (Ulu Camii): Adından da anlaşıldığı üzere, Rumkale'nin en büyük camiidir. Ulu Cami'nin evkafı. Araban Nahiyesine tabi Karacavirân nam-ı diğer Bağltıkıl (Elmarûf Altuntaş) mezrası[108]'nda 12 kıtanın senelik 850 akça geliri, aynı köyde bulunan değirmenin senelik yari hasılı olan 560 akça; yine Araban'a bağlı Sekizce Köyü'nün 3620 akça geliri; Rum kale Şehri yakınında bulunan bir bostan; Keferkab Köyü'nde bulunan bostanın 80 akça geliri; Tatayni Köyü'nde bulunan değirmenin 160 akçalık gelirinden ibarettir.

Ulucamii evkafının toplam senelik 11 asılı 5620 akça olup, bunun yevmi 2 akçası tevliyet, 5 akçası hitabet, 2 akçası te'zin (iki ayrı şahıs)[109] 4 akçası imamet, 1 akçası ferraş ve geriye kalan 580 akçası yağına ve hasırına sarf olunmak üzere, tahsis olunmuştur[110]. Yukarıda görüldüğü üzere. Ulu camii, vakıf gelirlerinin büyük bir kısmı Sekizce Köyü gelirlerinden oluşmaktadır. Evkaf defterine düşülen bir kayıtta, bu köyün Karakadı (bölgenin ilk muharrirlerinden)'nın tanzim ettiği tahrir defterinde, mezkûr caminin hatibi, yağı ve hasırına vakfedildiği; ancak, Ali Bey (1536 yılı tahrir muharriri )'in 2000 akçasını has olarak ayırıp, geri kalanı vakfa bıraktığı, bu gelirin vakfın giderlerini karşılamadığı belirtilmekte, hali hazırda ise mezkur köyden elde edilecek hasılın hatibine, yağına, hasırına ve iki şahıs müezzinine sarf olunmak üzere düzeltildiği zikredilmektedir[111].

b-) Kale Camii." Bu cami muhtemelen İç kalede bulunmaktadır. Nitekim, 1536 yılı tahrir defterinde İç camii olarak zikredilmektedir[112]. Bu caminin ev- kafi, Rumkale'nin aşağısında bulunan Gökmeydanı'nındaki bostandan ibarettir. Evkafın senelik 200 akça maktu geliri olup, mezkûr caminin yağına ve 1 aşırına sarf olunmaktadır [113]. Evkaf defterine düşülen bir kayıtta, kalenin hemen aşağısında bulunan bu yerde, evvela Memluklu beylerinin at talim ettikleri, Osmanlı fethinden sonra caminin vakfı olmadığını tespit eden evvelki muharrir bu bostanın gelirini mezkûr caminin yağı ve hasırına sarf olunmak üzere deftere kaydettiği belirtilmemektedir[114]. Evkaf defterinde bu caminin imamından bahsedilmemektedir. Bununla birlikte, 1552 yılına ait tahrir def terinde, bu caminin İmamı, Ank Nahiyesi'ne bağlı Tillak Köyü'nün 2400 akça ve Nordin Mezraası'ııın 600 akçalık gelirini tımar olarak tasarruf eden Şemseddin'dir. Buna göre, kale camiinin İmamı ayni zamanda kalede bulanan bir askeri görevlidir[115].

c-) Zamahiye (?) Medresesi: Evkaf defterindeki kayıta göre, bu medreseye ait vakfiyenin tarihi H.766/M.1365’dir"'[116]. Evkaf defterinde, vakfın giderlerinden bahsedilirken, medreseye bağlı bir mescidin varlığı anlaşılmaktadır[117], Zamahiye (?) Medresesinin evkafı, Ank Köyü'de 12 kıtanın senelik 6428 akça hasılı; Masaru (?)[118] Köyü'nün yıllık 4100 akça geliri; Bozağıl Köyü'nde senelik 200 akça hasıl; Keferkab Köyü'nde bulunan bostanın yıllık 800 akça geliri; Balak(?) Köyündeki bostanın senelik 60 akça ve değirmenin 12 kıt'asının 200 akça hasılları; Tatayni Köy'ü'ndeki değirmenin 10 kıt'asının yıllık 600 akça geliri ve Rumkale Şehri'nde bulunan vakıf dükkanların yıllık 50 akça hasılı ve yine şehirdeki bazı dükkanlara ait 20 akçalık zemin gelirinden ibarettir[119].

Bu medrese evkafının toplam senelik hasılı 12458 akça olup, bunun yevmi 16 akçası tedrise, 6 akçası 6 adet talebeye, 1 akçası imamete, 4 akçası te’zine, 1 akçası muallim-i hisabata, 1 akçası mescit ve medresenin ferraş ve bevvabına, 3 akçası nezaret ve tevliyete, 1 akçası zabit ve mimarına, senelik 180 akçası 3 adet yetime, 180 akçası yetimlere elbiseye, 180 akçası...(?) mescid-i atik, 180 akçası ...(?) 50 akçası zeyt ve.... (?)200 akçası yağına ve hasırına sarf olunmak üzere, tahsis olunmuştur[120]. Evkaf gelirinin geriye kalan 868 akçası ise medresenin onarımına ayrılmıştır[121].

F- Rumkale’nin İktisadi Durumu Ve Şehirden Alınan Vergiler

Osmanlı Devleti’nde raiyyetten alınan vergiler, tekâlif-i şer’iyye, rüsum-ı örfiyye ve tekalif-i divaniyye diye üç kışıma ayrılmaktaydı. Şeri vergiler, zekat, öşür, haraç, cizye v.s; örfi vergiler, çift, bennak, ispençe, bad-ı hevâ v.s; divani vergiler ise avarız akçası ve onun içinde yer alan nüzul bedeli, kürekçi akçası vs. dir[122]. Buna mukabil, ziraatle uğraşmayan, genelde sanat ve ticaretle meşgul olan şehir halkının devlet ekonomisine katkısı pazarlarda sattıkları mallar vesilesiyle ödedikleri vergiler ile olmuştur[123].

XVI. yüzyılda Güneydoğu Anadolu’nun iktisadi hayatında en büyük unsur Akdeniz ticaret yolunu Halep üzerinden İran ve Irak’a bağlayan yolun bölgeden geçmesidir. Diğer önemli ekonomik faaliyetler ise dokumacılık, dericilik, bağcılık, hayvancılık ve zirâi üretimdir[124].

Rumkale, zikrettiğimiz kervan yolunun üzerinde olmadığından dolayı, milletlerarası ticaret yolunun getireceği imkânlardan yoksun kalmıştır. Yine, aynı asırda Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde önemli ölçüde hayvancılık , pamuk ve bağcılık üretimine dayalı sanayi tesisleri[125] yoğun olarak bulunurken, Rumkale’de sadece boyahane, debbağhane ve kirişhane vardır. Bu tesisler de oldukça az gelirlidir. Dokuma sanayinin hacmini gösteren ve mukataa usulü ile işletilen boyahanenin hasılı, 1536’da 1400, 1552’de 3.500, 1570 ve 1584’de 6000 akçadır (Tablo ٢V). Halbuki, aynı dönemde Diyarbekir Eyaleti’ndeki bir çok köyde bulunan boyahanenin vergi geliri Rumkale’den çok daha fazladır[126]. Debbağhane vergi hasılı da az olup, 1536 ve 1552’de 700, 1570 vel584’de 1000 akçadır. (Tablo ٢V).

Rumkale’de devlete ait olup, şahısların uhdesinde maktu olarak çalışan büyük bir değirmen bulunmaktadır. Bu değirmeni 1552’de Bali kethüda, 1570’de ise Cuma kethüda işletmektedir. 1536 yılı tahrir defterinde kayıtlı olmayan bu değirmenin vergi geliri, 1552’de 1600, 1570 ve 1584’de 1280 akça dır (Tablo ٢V). Bundan başka, 1 tane senelik 60 akça vergi basilli bir vakıf değirmen de vardır (Tablo-FV).

Rumkale Şehri civarında, muhtemelen bu şehrin sakinlerine ait küçük baş hayvancılığı yapılmaktadır. Adet-i ağnam hasılı, 1536’da 3000, 1552’de 5000 ,1570 ve 1584’de ise 6000 akçadır (Tablo ٢V). Koyun ve keçilerden alınan ağnam vergisi iki koyuna bir akça olduğuna göre[127], Rumkale ve civarında zikredilen tarihlerde sırasıyla, 6000, 10000 ve 12000 küçük baş hayvan vardır. Yine, Rumkale şehri civarında bad-ı hevâ türünden olan, “beytülmâl”, “yava”, “mal-ı mefkûd” ve “kaçgûn” [128] vergileri 1536’da 3000, 1552’de 5000, 1570 ve 1584’de 6000 akçadır (Tablo IV).

Diğer taraftan, Rumkale’nin hemen aşağısında Gökmeydanı denilen yerde kale camisinin vakfı olan küçük bir bostan ve yine Rumkale’nin hemen yakınında bulunan Altuntaş Mezraası’nda bağcılık yapılmaktadır. Bostandan elde edilen vergi hasılı dört tahrirde de 200 akçadır. Altuntaş Mezraa’sındaki bağlardan alınan “haraç’ül-kürüm” vergi geliri ise 1570 ve 1584’de 1000 akçadır. (l’ablo IV).

Rumkale’nin ticaret yolları dışında olduğunu belirmiştik. Bununla birlikte, bir şehir ve kazâ merkezi olmasından dolayı kendi çapında ticari faaliyetlerin olduğu da bir gerçektir. Ticari faaliyetleri ile ilgili, tahrir defterlerindeki kayıtların tek bir kalemde toplanması, bu faaliyetlerin boyutunu tespit etmemize mani olmuştur. Tek bir kalemde toplanan vergiler; cürüm, cinayet, evlilik(arus), pazar, hayvan pazarı, dellâliye, ihtisab, ases, kirişhâne, dükkân gelirleri, bağ ve bostan, kasab ve ekmekçilerden alınan vergilerden müteşekkildir. Bu verginin miktarı, 1536’da 18650, 1552’de 30000, 1570’de 39057 ve 1584’de 40257 akçadır. Tablo IV’de görüldüğü üzere, bu kalemde toplanan vergiler, XVI. yüzyılda Rumkale’den alınan vergilerin yaklaşık yarısına tekabül etmektedir.

Rumkale’de elde edilen önemli gelirlerden birisi de Fırat üzerindeki nakliyattan ve gümrükten alınan vergidir. Fırat Nehri üzerinde, Birecik’ten Bağdat’a, hatta Basra’ya kadar gemi nakliyatının yapıldığını yukarıda zikretmiştik. Birecik bu tür ulaşımın ilk başlangıç yeridir. Çünkü, Fırat üzerinde gemilerin seyri ancak bu mıntıkadan sonra mümkündür. Rumkale’de Fırat üzerinde yapılan nakliyat ise köprünün olmadığı bu yerde küçük gemi ve kelekler ile karşıdan karşıya yapılmakta idi. Bu tür nakliyat Osmanlı Devleti’nin diğer nehirlerinde de mevcuttur. Tuna nehrinde geçiş için özel olarak devlet tarafından yaptırılan geçiş gemileri vardı. Bundan başka, Tunca, Arda, Ergene ve Meriç sularının birleştiği Yenice Karasu’da; Sakarya nehrinde v.s. gemi ile taşımacılık yapılmaktaydı. 1540 tarihli Bozuluş kanunnamesi’ne göre Murat nehri üzerinden gemi ile taşınan insan ve hayvanlardan para alınmakta idi[129]. Rumkale’de Fırat üzerinde gemicilik faaliyetleri şahıslar tarafından yapılmakta ve yolculardan para alınmaktaydı. 1536 tarihli tahrir defterindeki kayıtla göre, bu taşımacılıktan elde edilen gelirin yarısı devlet hazinesinin, diğer yarısı ise gemi sahiplerinindir[130]. Devlet hazinesine ait hisse; 1536’da 3600, 1552’de 12500, 1570 ve 1584’de 15000 akçadır (Tablo IV).

Rumkale’de nehir taşımacılığının yanısıra bir de gümrük bulunmaktadır. Osmanlı Devletinde gümrükler dahili ve harici olmak üzere ikiye ayrılmaktaydı. Ayrıca, iç gümrüklerinde üç farklı çeşidi olup; sahildekilere “sevahil” sınırdakilere “hudut” ve ülkenin iç bölgesindekilere ise “kara” gümrükleri denirdi[131]. Diğer taraftan, gümrüklerden alınan vergilerin oranları malın, ithal ve ihracına tüccarın Osmanlı tebaası olup olmamasına ve müslim veya gayri müslim olmasına göre farklılık arzetmekte idi. Bu nispet %2 ile %5 arasında değişmekteydi [132]. Bu vergi çeşidi, tahrir defterlerinde “mahsûlat-ı gümrük-i sefine der Nefs-i Rumka’la şeklinde kayıtlıdır[133]. Bu kayıtla göre, gümrük vergisinin Fırat Nehri'nde karşıdan karşıya nakledilen mallardan alındığı anlaşılmaktadır. Rumkale’de gümrük gelirleri, 1536’da 10000, 1552’de 5.500, 1570 ve 1584’de ise 15000 akçadır (Tablo IV).

Tablo IV. XVI Yüzyılda Rumkale Şehri'nden Alman Vergiler

YIL
Vergi Çeşidi

1536

1552

1570

1584

Mahsûlat-ı Gümrük-i Sefine der Nefs-i Rumkal’a

10.000

5.500

15.000

15.000

Mahsûlat-ı Sefine der... nısf hisse hass-ı şahi ( nısf-ı ahiri sefine sahiblerinindir) TD .184, s.181

3.600

12.500

15.000

15.000

Mahsûlat-ı Mukataa٠i Boyahane

1.400

3.500

6.000

6.000

Mahsûlat-ı Beytûlmal ve mal-ı mefkud ve yava ve kaçgûn ve mal-ı ğaib der nevâhi Rumkal’a

3.000

5.000

6.000

6.000

Mahsulat-ı Debbağhane

720

720

1.000

1.000

Adet٠i ağnam maa resm-i meyve (?) der ne١٠ahi Rumkal’a

3.000

5.000

6.000

6.000

Mahsûlat-ı Bad-ı hevâ (niyabet) ve cürm ü cinayet ve resm-i arusane-i Nefs-i Rumkal’a ve bac٠ı bazar-ı siyah maa bac-ı ağnam ve ihtisab ve adet-i kassaban ve adet-i habbazan ve dellaliye-i bazar-ı tûccaran ve adet-i ser asesiyan ve adet-i kirişhane ve mahsul-ı dekakin ve harac-ı bağat ve besatin

18.650

30.000

39.057

40.257

Resm-i Asiyab 1 tane vakf-ı Hacı Cuma bin Hoca Ali (Tamamen)

-

60

60

60

Asiyab-ı hassa der Nefs-i Rumkal’a ber vech-i maktu der uhde-i Cuma kethüda ( Bali kethüda) Nefs-i Rumkal’a

-

1.600

1.280

1.280

Bostan Gökmeydan der Nefs-i kal a vakf-ı cami der enderun- ı kal’a-i mezbure (Tamamen) (Maktu)

200

200

200

200

Mezraa-i Altuntaş der nezd-i Rumkal’a hasıl maa harac’ül- kûrüm

-

-

1.000

1.000

TOPLAM

40.570

64.080

90.597

91.797

G٠ Rumkale Şehri’nden Alınan Vergilerin Tasarrufu

Osmanlı Devleti’nde arazi miri (devlete ait), vakıf ve mülk diye üçe ayrılmaktaydı. Miri arazilerden ve şehirlerdeki ticari faaliyetlerden elde edilen gelirlerin bir kısmı doğrudan devlet hazinesine alınmakta, bir kısmı ise dirlik sahiplerine hizmet karşılığı olarak tevcih edilmekteydi[134].

Rumkale Şehri’nden alınan vergilerin toplamı, 1536’da 40570, 1552’de 64080, 1570’de 90570 ve 1584’de 91757 akçadır (Tablo IV). Bu vergi hasıllarından ticari faaliyetler ve küçük bir oran teşkil eden vakıf gelirleri hariç diğer gelirlerin tamamı padişah hassı (hass-ı şahi)'dır. Bunlar, gümrük, gemi nakliyatı, boyahane mukataası, debbağhane, Rumkale ve civarındaki ağnam ve bad-ı hevâ, büyük bir değirmen ve yine şehrin civarındaki bir mezraanın hasılından oluşmaktadır. Bu vergilerin toplam miktarı ise, 1536’da 21720, 1552’de 28320, 1570 ve 1584’de 51280 akçadır (Tablo IV). Bu rakamlara göre, Rumkale şehrinden tahsil edilen hasılların %50’den biraz fazlasının padişah hassına tahsis edildiği görülmektedir.

Rumkale’den alınan vergilerin yaklaşık yarısına yakın bir kısmı, yukarıda da zikredildiği üzere, ticari faaliyetlerden elde edilen gelirler olup, bu hasılları X١T yüzyıl boyunca, Birecik sancak beyi tasarruf etmiştir (Tablo ٢V).

Diğer taraftan, şehirden tahsil edilen vergiler içinde, nereye vakfedildiği belli olmayan 60 akça gelirli bir değirmen mevcuttur. Ayrıca, Rumkale’nin hemen aşağısında Gökmeydanı’nda senelik 200 akça gelirli bir bostan Kale Camii’nin vakfıdır.Yine Rumkale Şehri’nde bulunan dükkanların yıllık 70 akçalık hasılı, Zamahiye(?) Medresesi’nin tasarrufundadır.

H-Kaynaklar

(Tahrir Defterleri)

  1. BOA,TD. [135] nr. 998: Diyarbekir, Halep ve Şam v.s. eyâletlerine muhtevi bir icmal defter olmakla birlikte, önemli bilgiler ihtiva etmektedir. Fakat, mezkur defterin 299-300 sayfaları arasında yer alan Birecik Sancağı oldukça muhtasar kaydedilmiştir. Defterin tarihi ile ilgili bir kayıt bulunmamakla birlikte, 1523 yılında tanzim edildiği kabul edilmektedir[136].
  2. BOA, TD. nr. 184 : Birecik Sancağı’na ait mufassal bir tahrir defteri olup, H. 943/M. 1536 tarihlidir. Baş tarafında kanunnâmesi mevcuttur. Toplam 197 sayfa olan bu defterin 177-181 sayfalan Rumkale Şehri'ne aittir.
  3. c-BOA, TD. nr. 276 : Birecik Sancağı’na ait mufassal bir tahrir defteri olup, H.959/M.1552 tarihinde tamamlanmıştır. Baş tarafında kanunnâmesi vardır. Tamamı 281 sayfa olan mezkûr defterin 176-180 sayfaları arasında Rumkale Şehri yer almaktadır.
  4. BOA, TD. nr. 476 : Birecik Sancağı’na ait mufassal bir tahrir defteri olup, H. 978/M. 1570 tarihlidir. Baş tarafında kanunnâmesi mevcuttur. Bu defterin diğer bir nüshası Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tapu-Tahrir defterleri tasnifinde 501 numarada kayıtlıdır. Toplam, 330 sayfası bulunan 496 nolu defterin 240-245 sayfaları Rumkale Şehri'ne aitttir.
  5. T.K.K.K.A. [137]nr. 173: Birecik Sancağı’na ait son mufassal tahrir defteri olup, H.992/M.1584 tarihinde tamamlanmıştır. Baş tarafında kanunnâmesi mevcuttur. Bu defterin 123- b -126- a varakları arasında Rumkale Şehri yer almaktadır.

Tahrir defterlerinin haricinde, BOA, MAD. tasnifinde 15776 numarada kayıtlı vakıf defteri de önemli kaynağımızdır. Tamamı 12 sayfa olan bu defter Birecik Sancağı’nda bulunan vakıflara aittir.





Dipnotlar

  1. E. Honigmann - Besim Darkot,"Rumkale", İA, C.IX, s.780
  2. Makrizi, es-sülük li Ma'ıifeti Düveli'l-Mülük, C.I, Kısım 3, Yay. Muhammed Mustafa Ziyade, Kahire 1956, s.778
  3. Kari Humann-Otto Puchstein, Reisen in Kleinasien und Nordsyrien, Berlin 1890. S.176- 177; Bekir Kaynak - Cevdet Akşamoglu, “Rumkale". Gaziantep Kültür Dergisi, C.VU.S.81 (Eylül 1964), S.198; Honigmann- Darkot, a.g.m. S.777
  4. H.v٠n Moltke, Türkiye Mektuptan. Çev. Hayrullah örs, İstanbul 1969. S.16O
  5. Humann-Puchstein. a.g.e. s. 177
  6. Kaynak-Akmamoglu, a.g.m, C.VI1.S.83 ( Kastm 1964), S.252
  7. Bedreddin Mahmud Ayni. İkdu’l - Cuman (Asr-1 Selatin 'Ül-Memaük Havadis ve Terecim) ,Yay. Muhammed Emin, CII.Kahire 1990,s.122
  8. Kaynak-Ak$amoğlu, a.g.m. S.253
  9. Honigmann-Darkot a.g.m, s. 777
  10. ibn Tagribirdi, Nücumü’z-Zahire, C VIII, Yay. Muhammed Hüseyin Şemseddin, Beyrut 1992. s.OMakrizi. a.g.e, sgos.yer"
  11. Evliya Çelebi, Seyahatname, Sad. Tevfik Temelkuran- Necati Akta؛, c. III, İstanbul 1986. S.H7
  12. Moltke, a.g.e, s. “gos.yer”
  13. Honigmann-Darkot a.g.m., S.78O
  14. BOA, TD. nr. 184, s. 167. 184 ; BOA, TD. nr. 276, s.278-281; BOA, TD. nr. 496, s.341-343
  15. Ostnan Turan, Sclçuklar Zamanında Türkiye Tarihi. İstanbul, 1984, S.55
  16. M. Halil yınanç, Türkiye Talihi Selçuklular Devri, İstanbul 1944, S.116
  17. M.Yınanç, a.g.e. s.123-124
  18. M.Yınanç a.g.e. S.156
  19. Turan, a.g.e. 5.18-69; M.Yınanç a.g.e, s. 120-121
  20. Urfalı Mateos. Urfah Mateos Vekayi-Namesi (952-1136) ,’e Papaz Grigor'un Zeyli (1136-1162), Çev. Hrant D.Andreasyon, Ankara 1987. S.294, dip. 7, (Ed. Dulauner'in notu)
  21. Coşkun Alptekin, “Zengi”, i A. C.XIII, S.531: Işın De mir kent, Urfa Haçlı Kontluğu Tarifli (1118-1146), Ankara 1987, s. 150-151
  22. e.Honigmann-Nejat GOyûnç, "Urfa", İA, C.XIII, S.55
  23. Steven Runcıman, Haçlı Seferleri Tarifli, Çev. Fikret Işıltan, c. II, Ankara 1992, S.275
  24. Urfalı Mateos. a.g.e, s. “gOs.yer"
  25. Turan, a.g.e, S.492
  26. Turan, a.g.e. S.574, 606
  27. Gregory Abû'1-Farac (Bar Hebraeus). Abû’l Farac Tarihi, Çe١’. O.Rıza Doğrul, c.u. Anlara 1987, s. 603- 604
  28. m. Sobernheım, “Halil", İA, c. v/l. s. 159; Honigmann- Darkot. a.g.m, S.779
  29. Faruk Sümer, “Anadolu’da Moğollar", Selçuklu Araştırmaları Dergisi, C.I, (Ankara 1970),s.62٠63
  30. Ayni, a.g.e, s.m.
  31. Ayni,a.g.e,s."gos.yer.”
  32. Makrizi.a.g.e.s.778.
  33. Ayni,a.g.e,s.ll4 ; Makrizi,a.g.e,s."gös.yer."
  34. Makrizi, a.g.e, s. gos.yer.”
  35. Defterin tarihi hakkında bkz. Kaynaklar, 33
  36. Zikr olunan bostan Mukaddema Çerakese (Memluklu) beglerinin at talim idecek yerleri olub...". BOA, MAD. nr. 15776, S.1O
  37. Sümer, a.g.m. s.77-78
  38. K.Yaşar Kopraman. Mısır Memlukleri Tarihi (1412-1421), Ankara 1989. s. 162
  39. Yaşar Yücel, Timur'un Ortadoğu Anadolu Seferleri ve Sonuçları (1399-1402>.
  40. Kopraman, a.g.e, s.67,89,119,149
  41. Refet Villanç, Dulkadir Beyliği, Anlara 1989. s.64-65.
  42. Hakki Uzunçarşılı, Osmanh Tarihi, c.n, Ankara 1984. s. 189-195: Har-El, s.. Struggle for Domination, The Ottoman - Mamluk War, 1485-1491, Brill, The Ottoman Empire and its Heritage, s. 1995
  43. Hoca Sdettin Efendi, Tacti 't-Tevarih, Haz. ismet Parmaksizoglu, C.IV. Ankara 1992, s.236243: Solakzade Mehmet Hemdemi Çelebi, Solakzade Tarihi, Haz. Vahid Çabuk, c. II, Ankara 1989. s.35-37
  44. Hoca Sadettin, a.g.e, s.273-289; Solak zâde, a.g.e, s.46-56
  45. Halil İnalcık “Eyalet”, DİY. İA. C. XI, s.549
  46. Hoca Saadettin, a.g.e, s.291
  47. İnalcık, a.g.e, s. “gös.yer”
  48. Ahmet Akgündüz, Osmanh Kanunnâmeleri ve Hukuki Tahlilleri, C.V, İstanbul, 1992, s. 629
  49. Tuncer Baykara, Anadolu'nun Tarihi Coğrafyasına Giriş- I, Anadolu'nun İdari Taksimau, Ankara 1988, s.106-107
  50. BOA. TD. nr. 998, s.299
  51. Baykara, a.g.e, s.30-31
  52. M.Akif Erdoğru, “Karaman Vilayetinin İdari Taksimatı”, The Journal of Ottoman Studies (Osmanh Araştırmaları) C. XII, (İstanbul 1992), s.425
  53. BOA. TD. nr. 998, s. “gös.yer''
  54. BOA. TD. nr. 496, s. 240-350
  55. Özer Ergenç, “Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim Kuramlarının Niteliği Üzerinde Bazı Düşünceler", VIII. Türk Tarih Kongresi, (Ankara 11-15 Ekim 1976), Ankara 1981, s. 12
  56. Ergenç, a.g.m, s. “gös.yer”
  57. H.Hadi Selen. (16 ve 17. Yüzyılda Anadolu’nun Köy ve Küçük Şehir Hayatı", III. Türk Tarih Kongresi (1943) Ankara 1948, s.595
  58. Özer Ergenç, Osmanlı Şehrinde Esnaf Örgütlerinin Fiziki Yapıya Etkileri", Türkiye'nin Sosyal ve Ekonomik Tarihi (1071-1920), Ankara 1980, s. 103
  59. Özer Ergenç, “OsmanlI Şehrindeki “Mahaie” ’nin İşlev ve Nitelikleri üzerine". JOS (Osmanh Araştırmaları), c. IV (Istanbul 1984),s.69-73.
  60. Makrizi,a.g.e,s.778.
  61. اهKendi İşiyle meşgul genel de 20 yaşında ve bekar idmselere mücerred deirir. M.A. Cook, Population Pressure in Rural Anatolia (1450-1600), Oxford 1972. S.65; Halil Inalcik, “OsmanlIlarda Raiyyet Rüsümu". Belleten.C.XXIII/S.52 (Ankara 1959) , S.587
  62. Ö. Lütfı Barkan, “Tarihi Demografı Araştırmaları ١e Osmanlı Tarihi”. TM, C.X (İstanbul 1953), s.ll
  63. 570 yılı tahririne göre. Nizib'te 503 hane ve 103 mücerred bulunmaktadır. BOA, TD. nr. 496, s. 84-91
  64. اهBOA, TD. nr. 184, s. 140-142; BOA, TD. nı. 276, s. 218221; BOA, TD. nr. 496. s. 268271. 65 BOA, TD. m. 184, s.142-145; BOA, TD. nr. 276, s. 204-208; BOA, TD. ir. 496, s. 272-277.
  65. BOA, TD. nr. 496, s. 330333.
  66. Bu defterin tarihi İçin bkz. Kaynaklar .s. 32.
  67. Barkan, a.g.m. s.15-18
  68. 644 hanenin 112'si muafur. Muaflar hane olarak kabul edilmiştir. Aynca, kale dizdarı, azab.v.s. askeri görevliler hariçtir. BOA, '٢D. nr. 998, s. 299
  69. BOA, TD. nr. 496 , s. 240-243
  70. 520 yılı tahririne gore. tahmini 974 (193 hane ve 9 mücerred) kişi olan Nizib'in nüfusu I584'de 2783 (525 hane ve 158 mücerred)'e ulaşmıştır. BOA, M AD. nr. 75, vr. 45-b46 b. : T.K.K.K.A. TD. nr. 173. vr. 46a49b.
  71. Nejat Göyünç, “XVI. Yüzyılda Güııey-Doğu Anadolu’nun Ekonomik Durumu" Türkiye İktisat Tarihi Semineri-Metiııler, Tartışmalar (8-10 Haziran 1973 Ankara), s.77-79.
  72. Göyünç, a.g.m,s.73-83.
  73. XVI. asırda Birecik’in Meydan, Merkez, Derya, ishak, Şemsiyye (?) Vadicik ve Bab-1 Ruhâ(ürfa kapısı) adlarında 7 mahallesi mevcuttur. BOA, MAD. nr. 75. vr. 16- tr-23-a.
  74. BOA.TD. nr. 184. s. 7-12
  75. BOA, TD. nr. 276, s. 10-18
  76. BOA, TD. nr. 496. s.20-29
  77. Goyünç, a.g.m, S.81
  78. Halil İnalcık, The Ottoman Empire, The Classical Age, 1300-1600, london 1973, s. 125; Goyünç, a.g.m s. 8687
  79. Göyünç, a.g.m. s. 88
  80. BOA, TD. m. 184. S.12; BOA, TD. lir. 276, s. 18-19; BOA, TD. nr. 496. s. 29-30
  81. Cengiz Orhonlu-Turgut İşıksa!. “Dicle ١’e Firar Nehirlerinde Nakliyat; OsmanlI imparatorluğunda Şehircilik ve Ulaşım üzerine Araştırmalar", Der. Salih Ozbaran İzmir 1984, s. 116-138
  82. Tayyip Gokbilgin, “Nahiye" İA, c. IX, s. 37-39
  83. Mustafa Akdag, Türkiye'nin iktisadi ve içtimai Tarihi, c.n, İstanbul 1979. s. 83
  84. BOA, TD. nr. 496. s. 240-243
  85. Koyun ve keçi derisinden yapılan tulumlardan 4060 kadanmn bağlanması ile, ancak suyun akış istikametinde gidebilen ulaşım araçlarına kelek denir. Orhonlu- Işkı, a.g.m, S.124
  86. 5 70 yılı tahririne göre, Bilesur Köyü'nde senelik 5000 akça gelirli kasaphane, 3000 akça hasılh boyahane ve 2 ma’sara sardır. (BOA, TD. nr. 496. s. 268-271). Yine, aynı tarihte Arah Köyü'nde yıllık 3000 akça gelirli kasaphane, 4000 akça hasıllı boyahane ve 2 ma’sara bulunmaktadır. BOA, TD. nr. 496, s. 272-277
  87. BOA. TD. nr. 496, s. 330-333
  88. BOA, MAD. nr. 75. vr. 17٠a.
  89. Hüseyin Ozdeğer, XVI. Asırda Ayıntâb Livası, C.I, İstanbul 1988 s. 116
  90. BOA, TD. nr. 276, s.87:, BOA, TD. nr. 496. s.96
  91. BOA, TD. nr. 496, s. 44
  92. Mustafa Akdag. Celali isyanları, (1550-1603), Ankara 1963, s.35-36
  93. Akdağ, a.g.e, s. 250-257
  94. BOA, TD. nr. 276, s. 8489: BOA, TD. nr. 496, s. 91-96; T.K.K.K. AiTD. nr. 173. vr. 123-6 I26a
  95. BOA, MD. nr. XXXV, s. 51, hüküm. 119; BOA, MD. nr. XXXIV, S.11O, hüküm.243.
  96. Moltke, a.g.e, “gos.yer”.
  97. HonigmannDarkot, a.g.m. S.78O
  98. '''' Özer Ergeııç, OsmanlI Klasik Donemi Kent Tarihçiliğine Katkı; XVI. Yüzyılda Ankara ,’e Konya. Ankara 1995. s. 6983.
  99. 'BOA, TD. nr. 184, s. 167; BOA, TD. ir. 276, S.249; BOA. TD. nr. 496, S.263
  100. BOA, TD. nr. 184, S.197 , 102 BOA TD. ,ir. 276, S.177.
  101. BOA. TD. nr. 276, s. 278281: BOA TD. nr. 496, s.341-343
  102. İlhan Şahin-Feridun M. Emecen, “XV. Asnn İkinci Yarısında Tokat Esnafı" JOS (Osmanlı Araştırmaları), C. VII-VIII, (İstanbul 1988), s. 288-291
  103. Şahin-Emecen, a.g.m, s. 289
  104. Şahin-Emecen, a.g.m, s. 299-303
  105. Başbakanlık OsmanlI Aışiri mâliyeden müdeer tasnifi 15776 numarada kayıtlı tamamı Birecik Sancagi'na ait evkaf defteri 12 sayfa olup, tarihsizdir. Gerek yazı stilinin H. 959/M. 1552 tarihli tahrir defteri ile ayni olması, gerekse zikrolan evkaf defterinin bir yerinde (BOA, MAD. nr. 15776, S.8) Ali Bey'in (1536 tarihli tahririn muharriri) düzenlediği tahrir defterinden sabık deftet olarak bahsedilmesi ve mezkur defterdeki 'aklilar ile ilgili rakamlar ile evkaf defterindeki rakamların ayni olması, bu defterin 1552 yılında yapılan tahrir sonucunda tanzim edildiğini göstermektedir
  106. 570 yılı tahririnde köydür. BOA, TD. nr. 496, 338
  107. Bu hizmetlerin geliri Sekizce köyü gelirlerinden karşılanmaktadır. BOA, M AD. nr. 15776, S.8
  108. BOA, MAD. nr. 15776, s. “gös.yer."
  109. "Karye-i Sekizce'nin hukuk-! şer'iyyesi Karakadı defterinde cami-i mezbûrenin hatibine ve yağına ve hasırına vakf deyü kayd olunub sonra Ali Beg hassa-i hümâyûna yazub iki bin hassa zabt olunduktan sonra girü mahsuli vakfa virilmek içün Asitâne-İ saadetden hükm-i şerif sadık olunub ol zamandan berfl cami-i mezbûrun katibi tasarruf idermiş. Haliya. teftiş olundukta vakfiyesi bulunmayub hüccetinde dahi isbat olub lakin bu makule mesacid ve medaris vakf olanlar hakkında merahim-i aliyye-¡ padişah¡ zuhûr İdüb erbabı vezaife ve sayirlü lazemine kifayet idecek mikdan '"irilmesi ferman olunmağın camii mezbûrenin sahih vakfı ancak imamına ve ferraşıııa kifayet İdüb karye-¡ mezbûre mahsûli hatibine ve yağına ve hasırına ve iki nefer müezzinlerine sarf olunmak üzere defteri cedide kayd olundu." BOA, MAD. nr. 15776, s. “gös.yer".
  110. “Bostan Gökmeydaııı der zir-¡ (aşağı) kal "a vakf-1 cami-i der enderun”, BOA, TD. nr.
  111. BOA. M AD. lir. 15776. sio
  112. “zikr olunan bostan mukaddema Çerakese (Memluklu) begleriuiu at talim idecek yirleri olub ba'del- feth hisar erenleri Inostau iyleyüb kal'a-i mezbûre camii'ııiıı vakfi olmayub sabıka '-¡ayet kitabet idenler mahsûlat"! camii mezbûruıı yağıma ١-e hasırına sarf olunmak muuasib gorub deftere kayd iyleyfnb suret-؛ defter virüb zikrolu lan suret-¡ defter mucibince Asitaııe-İ saadet-i aşiyâııedeıı mukarrer ame-i hümayun sadır olunmağın ١-ech-i meştûh üzere cami-i meztnürun yağına ve hastnua sarf olunmak üzere defter-¡ cedide dahi kayd olundı". BOA. M AD. nr. 15776, s. “gos.yer"
  113. BOATD. nr. 276. S.25O
  114. Vakf-1 medrese-¡ Zamahiye (?) der ııefs-i Rumka'la tarih'til-vakfiye sene 766’. BOA, MAD. nr. 15776, S.9
  115. BOA MAD. nr. 15776, s. “gos.yer”.
  116. Karye-¡ mezbure Misaru(?)’mn hukuk-! şeriyyesi Rumka'la'da vaki olan medresenin vakft olub Sultan Kayitbay (Memluklu Sultam, 1468-1496) zamanından berü medaris tasarruf idegeliib defteri atikde dalni mukayyed olmağııt defter-i cedid-i hakaniye dahi kayd olundt", BOA, TD. nr.184, S.183
  117. BOA MAD. nr. 15776, s. “gos. yer"
  118. BOA, MAD. nr. 15776. s. “gös.yer
  119. “Zevaid deyii kimesneye virilmeyub ma rifet-¡ kadı ile zabt olub ta'mir ve termimine sarf oluna” BOA, MAD. nr. 15776, s. “gos. yer"
  120. ismet Miroglu, Kemah Sancağı ve Erzincan Kazası (1520-1556), Ankara 1990, s. 178; Ahmed Akgunduz, Osman! Kanunnameleri ve Hukuki Tahlilleri, c. 1, İstanbul 1990. s. 153-194
  121. Yusuf Halaçoglu, XIV-XVII. Yüzyıllarda OsmanlIlarda Devlet Teşkilat1 ve Sosyal Yap,. Ankara 1991, s.93.
  122. Goyünç, a.g.m, s. 86-91
  123. Yılmaz Kurt, “XVI. Yüzyılın ikinci Yarışında Diyarbekir Eyaleti’nde Sanayi ve Ticaret”, Ege. ünv. Tarih incelemeleri Dergisi, s.v, (İzmir 1990). s. 191-200; GOyûnç, a.g.m. s. “gos. yer"
  124. Kurt, a.g.m, s. 196
  125. Neşet Çağatay, “Osmaıılı İmparatorluğu’nda Reayadan Alınan Vergiler”. DTCFD, V/5 (Ankara 1947), s. 485-487
  126. Devlet hâzinesine kalan sahipsiz mallara beytülmâl, sahipsiz olarak tutulan hayvanlara yava, kayıp şahısların mallarının hâzineye devrine mal٠ı mefkûd ve kaçan köle ve cariyelerin sahiplerine tesliminde alınan vergiye kaçgun denir. Halil Sahillioğlu, “Bad-ı Heva", DIY.IA, C.IV
  127. Cengiz Orhonlu, “Nehir Gemiciliği", Osmanlı İmparatorluğu'nda Şehircilik ve Ulaşım Üzerine Araştırmalar, Der. Salih Özbaran, İzmir 1984, s.106
  128. Mahsûlat-ı Sefine der (?) nısf-ı hisse-i hass-ı şahi”, “nısf-ı ahiri sefine sahiblerinindir.” BOA, TD. nr. 184. s. 181.
  129. Akgündüz, a.g.e, s. 166
  130. Lütfı Güçer, “XVI- XVIII. Asırlarda Osmanlı İmparatorluğunun Ticaret Politikası", Türk İktisat Yıllığı, (1987), İstanbul s.25
  131. BOA. TD. nr. 184, s.181BOA, TD. ur. 276, s. 180; BOA, TD. nr. 496,s. 244; T.K.K.K.A, TD .nr. 173١T. 126-a
  132. Gûçer, a.g.m, s. 26-27; Ö. Lûtfı Barkan, ؟imar", İA C. XII/1, s. 286-333
  133. Başbakanlık Osmanli Arşivi Tapu-Tahrir Defterleri
  134. M.Ali Ünal, XVI. Yüzyılda Harput Sancağı, Ankara 1989. s. 5
  135. Tapu-Kadastro, Kuyud-ı Kadime Arşivi

Şekil ve Tablolar