Nadir Devlet

Anahtar Kelimeler: Çeçenistan, Dağıstan, İşgal, Müslüman, Osmanlı, Ruslar, Türkler, Kuzey Kafkasya

MOSHE Gammer, Muslim Resistance to the Tsar (Shamil and the Conquest of Chechnia and Daghestan), Frank Cass Co., Ltd., (Londra 1994), XXIII-452 s. [12 resm+22 hart] (Çara Müslüman Direnişi - Şamil ve Çeçenistan ile Dağıstan'ın İşgali)

Tel Aviv Üniversitesi ögretim üyesi Dr. Moshe Gammer'in bu eseri Londra üniversitesi Ekonomi ve Siyasi Bilimler Okulu'nda (London School of Economics and Political Science) savunduğu doktora tezidir. Dr. Gammer Bati dünyasının bilimsel geleneğine sadik kalarak ve Doğu'nun da alçakgönüllülüğünü ihmal etmeyerek bu çalışması esnasında kendisine en ufak dahi olsa maddi veya manevi yardımda bulunan her şahıs ve kuruluşa teşekkür etmeyi ihmal etmemiş ve bu davranışı ile bazılarının düşündüğü gibi bilimsel şahsiyetinden bir şey kaybetmemiş, tersine çok yücelmiştir .

Eser XXIII sayfa giriş (içindekiler, resim ve haritaların listesi, teşekkür, transliterasyon ile takvimlerin İzahı, önsöz ve kronoloji); 295 sayfa metin: 137 sayfa (s. 296433) dipnotlar: 2 sayfa arşiv malzemeleri ve yayınlanmamış kaynaklar; 7 sayfa (s. 436442) sözlükçe ve 9 sayfalık indeksten yani 475 sayfadan müteşekkil çok hacimli bir eserdir. Burada yadırgayacağımız bir husus belki de ayrıca bibliyografyanın verilmemiş olmasıdır.

Kuzey Kafkasya toplulukları ile çok ya kin tarihi ilişkimiz olmasına ve hatta Kuzey Kafkasya'nın Ruslara direnişinin destanı sembolüne dönmüş olan Şeyh Şamile sehven Türk dememize rağmen ülkemizde maalesef bu konuda ilmi araştırmalara rastlamıyoruz. Yüksek lisans öğrencimiz Hülya Hoşkan'ın tespitine göre, son 40 yılda Türkiye'de Şeyh Şamil ve onun mücadelesi ile ilgili ancak 56 eser yayınlanmış olup, bunlar da bizim anladığımız anlamda bilimsel eserler değildir' Bu konuyla ilgili tek mühim eser ise s. özden tarafından Türkcemize kazandırılan J. F. Baddley'nin (Ruslann Kafkasya„ istilası ve Şeyh Şamil, İstanbul 1989) eseridir. İşte bu gerçek gözönünde tutulduğunda Dr. Gammer'in eserinin Kuzey Kafkasya ve Şeyh Şamilin mücadelesi hakkında bilimsel boşluğumuzu doldurmada ne kadar mühim yer alabileceği gerçeği ortaya çıkmaktadır.

Yazar bu eserini hazırlarken Avusturya, İngiltere, Almanya arşivlerini taramakla yetinmemiş. konuyla ilgili özel arşivlere girmiş, bu konuyla ilgili yayınlanmamış 4-5 doktora eserini incelemiş, bunlara ilaveten Rusça. İngilizce ve Türkçe eserlerden yararlanmış, ayrıca bazı Gürcü, Fars ve Urdu kaynaklarını da gözden geçirmiştir, (s. 434 vd.).

Dr. Gainmer eserine Kafkasya'ya Rusların ne şekilde yerleşmeye başladıklarını izahla işe başlamış, ilk olarak Rus Kozakların (akıncı grupların) Kuzey Kafkasya'ya yerleştirilmesine Kabardaların 14 yıl süren (17651779) mücadeleyle karşılık verdiklerini (s. 2), ancak 1774 yılında Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla Rusya ile Türkiye arasında Kuban Nehri sınır olarak belirlenince, Osmanlıların bu bölgedeki etkinliklerinin azalması üzerine Rusya'nın 8 yıl süreyle bir yandan Kırım'ı İşgal için planlar geliştirirken, diger yandan da Kuzey Kafkasya'yı ihmal etmediğini bu dönem içinde Kuban boyunda ve Laba'da Yekaterinograd, Geogrievsk ve Stavropol kalelerini inşa ederek bu bölgeyi de İşgal için on hazırlıklarını tamamladıklarını izah eden yazar. Rusların daha sonra I783'te Surarov komutasındaki güçleriyle Nogay göçerlerini feci bir şekilde kılıçtan geçirerek, Kuban bölgesini Rus kolonizasyonuna nasıl açtıklarını izah ediyor. Ayni yılda ele geçen Kırım'da uygulanan politikalar da Kırım Tatarlarının korku İçinde ülkelerini on binlerce olarak terke mecbur etmişti (s. 3). Zaten Şamilin direnci kırılıp Kafkasya'da Rus hakimiyeti tam anlamda yerleşince Kafkasya halklarının başına gelen de ayni şey oldu.

Dr. Gammer okuyucusuna bu karmaşık bölgenin etnik yapısını izah etmeyi de gerekli bulmuş ve "...Kafkasya dünyanın etnik ve dil farklılıkları yönünden en karışık bölgesidir. Otuzun üzerinde etno-linguistik grup mevcut olup, bazıları tek bir köye sıkışmış durumdadır. En mühim dördü Avar, Dargin, Laks ve Lezgin'dir..." diyerek, bu toplulukların dağılımını gösterdiği haritasında aşağıdaki 22 ana etnik grubu da sıralamıştır:

1- Avar; 2- Andi (Ahvah, Bakgulal, Botlih, Godoberi. Hamalal'lar dahil); 3-Dido (Bejeta, Hrarşi, Ginuh. Kunzal'lar dahil), ،faks; Dargin (Kubaçi'ler dahil); (Kaytak; 7-Tabasaran; 8- Agul; 9-Rutu!; 10-Tsahur; 11-Lezgin; 12-Şah dağ halkları (Cek. Kriz.Haput, Buduh, Haynalug'larO; 13Udin; 14Tat (Dağ Yahudileri dahil); 15-Azeri; l&Gürcü (T'uş, Pshav, Hesu'lar dahil); 17-Osset; IBKabardin; 19-inguş; 20Çeçen; 21-Kumuk; 22-Kozak (Rus Kazaçiler) (Bkz. s. 18-19).

Ruslara karşı direncin en mühim faktörlerinden biri olarak gördüğü sufizm hareketinde yazar, Nakşibendiliği en önde gelen tarikat olarak yorumlamaktadır. Yazarın ifadesine göre, Ebu Yakup El-Hamadani (ölm. 1140) tarafından kurulan, ancak buna son şekli veren Muhammed Bahaeddin El-Nakşibendi'nin (13181389) adıyla anılan Nakşibendilik Orta Asya'dan bütün dünyaya. Hindistan'a, oradan Orta Doğu’ya ve buradan da çok geç dönemlerde Kafkasya'ya yayılmıştı. Yerel geleneklere göre ilk Nakşibendi lideri Şeyh Mansur idi ve "Kafir Ruslara karşı cihadı örgütleyen” ilk şahıstı (s. 39).

Dr. Gammer bundan sonra eserini Ruslarla silahlı mücadeleye girişen imamlara tahsis etmiş. "ilk imam" diye adlandırdığı Gazi Muhammed ibn İsmail El-Gimravi El-Dağistani (Rus kaynaklarında Kadı Molla) (s. 49-59), "ikinci imam" Hamza Bek ibn Ali İskender Bek El-Hutsali (Gamzat Bek) (s. 6O-65)'ten sonra eser esas konusu olan "üçüncü imam" Şeyh Şamil ve onun mücadelelerine ayrılmıştır (s. 66-295).

Eserin bu son kısımında Rusların kullandıkları askeri ve siyasi taktikler. Dağlıları buna karşı direnci kendi aralarındaki İç mücadele vb. akıcı bir üslupla sistemli olarak ayıklanmaktadır.

Eserin son kısımlarında Şeyh Şamilin Osmanlılarla ilişkilerine de yer verilmektedir. Bu kısmın bizim arşiv malzemeleri ile zenginleştirilmesi ise belki zor, fakat gerekli olacaktır. Dr. Gammer eserinde Dağıstanlılar ve Geçenlerin Osmanlılarla güçlü tarihi bağlarının olduğu Şamilin bir subayına söylediği şu sözlerden de anlaşılmaktadır, diyerek Şamilin bu konudaki görüşünü aksettirmektedir:

“Bu dünyada tek bir padişah var, o da Osmanlı sultanidir; semada ise tek bir Tanrı var. o da Allah'tır" (s. 257). Yazarın ifadesine göre. Şamil in Osmanlılardan ilk yardim talebi 1839 yılına dayanmaktadır. Bundan sonra Şamil 1840'lar ile 1850'lerde çeşidi taleplerde bulunmuşsa da hiçbiri arzuladığı şekilde cevaplandırılmamıştır. Bu da Şamil in Osmanlılara kızmasına vesile olmuş ve hatta bir esir Rus subayına aşağıdaki sözleri sarfetmiştir:

“Sen Sultan'ın İslam'ın kurallarına tam riayet ettiğini ve Türklerin gerçek Müslümanlar olduğuna inanıyor musun? Onlar gavurlardan da beter. Şayet elime geçerlerse ben Sultan dahil hepsini 24 parçaya bölerdim, o bizim dindaş olduğumuzu, Allah ve iman aşkına Ruslarla mücadele ettiğimizi görüyor. Buna rağmen neden bize yardim etmiyor?" (s. 258). Bu acı ile söylenen sözlere rağmen Şamil Osmanlı sultanına hürmetini yitirmemiş ve gene de ümidini koparmamıştı 1853 yılının Martı'nda Şamil Osmanlı Sultanı Abdülmecit'e yazdığı bir mektupta ne kadar zor durumda olduğunu ve ümitsizlik İçine düştüğünü de aşağıdaki şu ifadelerle belirtmişti:

"Kerim ve Ulu Halife!

Biz kullarınız çok uzun zamandan beri inancın düşmanları ile mücadele ettik, gücümüzü kaybettik. Ayrıca biz kullarınız yıllarca o denli zorluklara katlanarak mücadele ettik ki, artık düşmana karşı kendimizi yeniden teciliz edecek gücümüz kalmadı. Her şeyden mahrum ve feci bir durumdayız." (s. 267).

Dr. Gammer Şamil e vurulan en büyük darbenin Yeni Dargiyya mevkiindeki mağlubiyet olduğunu belirterek, bunun Şamil in morali üzerine çok kütü tesir ettiğini ve son defa olarak İstanbul'a elçisini yolladığını, yardim gelmediği takdirde bu kanlı savaşı durdurmak İçin teslim olacağını belirttiğini yazıyor (s. 283 ve 285). Bundan sonraki gelişmeler ise aşağıdaki satırlarla ifade ediliyor: Ağustos I859'da Dağlıları direnişi kırıldı. Şamil 400 kişi ile Gunip Dağına kaçtı, ancak 21 Ağııstos'ta Rus ordusu dağı kuşatınca başka çıkış yolu bulamayan Şamil yanındaki çoluk-çocuk, kadın-kızların hayatını kurtarmak için General Beriatinski'ye teslim olmak zorunda kaldı, (s. 286) Şamil Gunip'ten St. Petersburg’a II. Aleksandr'ın yanına götürüldü. Daha sonra ailesi ile birlikte Moskova'dan 150 km. güneybatıdaki Kaluga'ya sürgüne yollandı. Ancak I866'da Kiev'e. I868'de ise hacca gitmesine izin verildi. I871'de de Medine'de öldü ve burada gömüldü. Böylece bir efsane sona ermiş oldu. Hayatta kalan üç oğlundan Gazi Muhammed Osmanlı paşası oldu ve 1877-78 yılında Kafkasya gönüllülerine komuta etti. Ortanca oğlu Muhammed Şafi ise Rus generali oldu. En küçük oğlu Kamilin oğlu yani torunu Said Şamil ise dedesi gibi Dağıstan'da 192O'de Ruslara karşı silahlı mücadeleye katıldı (s. 294).

Dr. Gammer eserinin sonunda. Şamil in uzun yıllar bu yörede süren hâkimiyeti ve mücadelesi bugünkü Çeçenistan ve Dağıstan'ın şekillenmesinde mühim rol oynamıştır ve ayrıca Şamil in mücadelesi bu yörelerde sufi tayfaların sosyal, ekonomik, politik ve günlük hayatta etkilerinin hala devam etmesine neden olmuştur, şeklinde bir yorum yapmakladır.

İngilizce yayınlanan bu değerli eserin Türkçe'ye kazandırılması bize Kuzey Kafkasya tarihinin bu çok mühim dönemini ve o yörelerin halklarım daha iyi anlamamıza, bir hayli bilmediğimiz hususları öğrenmemize hizmet edeceği şüphesizdir. Burada ise bize Dr. Moshe Gammer'i bu döneme bilimsel bir ışık tuttuğu için candan kutlamak kalıyor.

NADİR DEVLET

* H. Hoşkan. XX. yy'da Türkiye'de Kuzey Kafkasya Toplulukları ile ilgili Yaymlarda Tarihi, Etnik, Kültürel, Kimlik (M. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Genel Türk Tarihi Bölümü Yüksek Lisans Tezi. Istanbul 1994) s. 93-94.