ISSN: 0041-4255
e-ISSN: 2791-6472

Armağan Erkanal

Anahtar Kelimeler: Önasya, Kült Kabı, Kültepe, Kaniş, Tell Mardik, Ebla, Cebail, Biblos

Ord. Prof. Dr. Ekrem AKURGALa atfedilmiştir.

Önasya İçin önem taşıyan merkezlerden olan, Kultepe (Kaniş)[1], (Lev. I, res. 1-3), Tell Mardik (Ebla)[2] (Lev. II, res. 4) ve Cebail'de (Biblos)[3] (Lev. II,res. 5-6) açığa çıkartılan buluntular arasında, bereketle ilgili olduğu tartışmasız, bir kült kabının üzerinde durmak istiyorum. Bu kap bir kadının be¬linden dizine / ayaklarına (belden aşağısına) kadar olan ,vücut parçası biçi¬mindedir. Kültepe ve Teli Mardik örnekleri bu kabın sanat eserlerinde nasıl tasvir edildiğini gösterir. Biblos'ta ele geçen altından yapılmış bir örnek, bu kabın daha yakından tanınmasına - sınırlı da olsa - olanak sağlamıştır.

Bu kap biçiminin en iyi izlendiği eser, Kültepe'de aşağı şehirde, II. taba-kada Adad Sululi arşivinde ele geçen "Suriye Koloni Üsluplu” [4]bir mühür baskısıdır ve burada çift sahneli zengin bir anlatım karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle de Kültepe örneği, bu kabın tasvir edildiği diğer örnekler ara¬sında özgün bir yere sahiptir. Baskı üzerinde sağda kalan sahne en önemli olanıdır. Burada karşılıklı oturan iki figür ve bunlarla ilgili diğer figürler; soldaki sahnede ise, iki boğa adamın arasında yer alan göğüslerini tutan Çıplak Tanrıça görülmektedir. Tanrıçanın başı sağa, ana sahneye yöneliktir. Bizi esas ilgilendiren figür ise , ana sahnede karşılıklı oturan figürlerin ara¬sında yer alan, daha küçük boyda tasvir edilen iki figürden sağda olanıdır. Bu iki figür başını arkaya çevirmiş bir dağ keçisinin üzerindeki alana yerleş¬tirilmiştir. Bunların dinsel törende görevli kült personeli oldukları düşünü¬lebilir. Bunlardan sağdaki, oturan figüre (kral ?)[5] doğru sağ elinde tuttuğu, konumuzu oluşturan kabı (Lev. I, şek. 1) sunarken tasvir edilmiştir. Bu mü¬hür baskısının yapıldığı özgün mührün çok ince bir işçilikle yapıldığı ve çok kaliteli olduğu, baskı üzerinde en ufak ayrıntıların dahi görülebilmesinden anlaşılmaktadır. Bu nedenle, üzerinde durduğumuz kabı da ayrıntılı bir bi¬çimde inceleyebilmemiz mümkün olmaktadır. Cepheden gösterilen ve bir kadının belinin bir kısmı ile dizine kadar olan vücut parçası biçiminde olan kabın boyun kısmı silindir biçimindedir.

Kültepe örneğinin özelliği bu kabın kulbunun boyun kısmına nasıl bağ¬landığının izlenebilmesidir. Buna göre, muhtemelen silindir biçiminde olan bir çift eklem parçası ile sepet kulp kaba bağlanmıştır. Burada madenden yapılmış bir kabın tasvir edildiği şüphesizdir[6].

Bu kabın görüldüğü bir diğer örnek ise, Teli Mardik'de yapılan kazılar sırasında, III-A tabakasında, D Mabedinin Cellasında açığa çıkartılan bir kült teknesinin üzerinde karşımıza çıkar. Bu tekne içten iki bölmelidir. Burada ana konu bir yemek sahnesidir. Bu sahnede yer alan iki figürün ellerinde de bu türde birer kap görülmektedir. Teli Mardik kült teknesinin üzerindeki tasvirlerle Kültepe gliptiği arasındaki benzerlikler bir taraftan tasvir edilen tek tek motiflerde izlenirken, diğer taraftan da üslup özelliklerinde dikkati çeker. Bunları kısaca şöyle özetliyebiliriz: Yukarıda ele aldığımız Kültepe mühür bakısındaki elinde kült kabı tutan figürle, Teli Mardik kült tekne¬sinde, kült kabını taşıyan figürlerin keçi ve geyik gibi hayvanların üst kısımla¬rına yerleştirilmiş olmaları, gene her iki eserde de oturan figürlerin tabure¬lerinin çarpıcı bir biçimde birbirlerine benzemesi ilginçtir. Bu benzerliklerin bir diğeri de Teli Mardik kült teknesinde yer alan boğa ayaklı masa biçimin¬deki sunaktır. Bunun çok yakın benzerlerini Kültepe gliptiğinden tanımak-tayız[7]. "Suriye Koloni Üsluplu” mühürlerin yanı sıra, "Yerli Anadolu Grubuna” verilen mühürler üzerinde de bu tipte sunu masalarını ve bunla¬rın çeşitlemelerini diğer örneklerden tanıyoruz. Kültepe'de ele geçen mü¬hür baskılarına dayanarak iyi tanıdığımız "Yerli Anadolu Grubunun” üslup özelliklerini, Teli Mardik kült teknesi üzerinde oturan iki figürün giysilerinin gösterilmesinde ve teknenin alt kısmında yer alan hayvanların vücut tüyleri¬nin işlenişinde uygulanan ve bir sağa, bir sola yönelik olarak gerçekleştirilen paralel çizgilerden oluşan taramalarda çok iyi bir biçimde görmekteyiz. Bu nedenle, Kültepe ve Teli Mardik eserleri arasında kuvvedi ilişkilerin varlığı inkâr edilemez bir gerçek olarak izlenmektedir.

Teli Mardik kült teknesi büyük boyda bir eser olmasına ve konumuz olan kabın da burada iki kez tasvir edilmesine rağmen, bu kapla ilgili bazı ayrıntıların tam olarak anlaşılmaması L. Sabatini'nin yayınladığı çizimlerden de anlaşılmaktadır[8]. Kanımca Sabatini'nin bu kapla ilişkili gördüğü İ.Ö. I. bine tarihilendirilen oval gövdeli madeni kaplarla bu kabın hiç bir ilişkisi yoktur. Kendisi bu kabın biçimini teşhis edememiştir.

Biblos kazıları sırasında, Obelisk Mabedi'nin avlusunun önünde adak eşyasının depolandığı kısımda, ezilmiş olarak ele geçirilen alündan bir kap, yukarıda tanıttığımız örneklere ışık tutması açısından büyük bir önem taşır. 0.137 m yüksekliğindeki bu kabın biçimi burada ele aldığımız örneklere benzer. Biblos örneği, kabartma, telkâri, granülasyon ve kakma gibi çeşitli tekniklerle zengin bir biçimde bezenmiştir. Bu bezemeler, kabın omuz ve ka¬ide kısımlarında geometrik desenlerden oluşan şeritler halinde yerleştiril¬mişlerdir. Bu kap formunun bir vücut parçasını yansıtüğı kabul edilirse bu¬radaki zengin bezemeyle bir giysinin mi vurgulanmak istendiği sorusu ister istemez akla gelir[9].

Kabın omuzunda, orta kısım aşağıya doğru hafif bir kavisle alçalan, iki sıra halindeki şerit bezemenin kabın orta eksenini kestiği bölgede, alt şeridin tümünü baş kısmı kaplayan, oturan bir insan tasviri yerleştirilmiştir. Burada insanın varoluşuyla, kadının doğurganlığının sembolik olarak anlatılmak is¬tendiği kanımca açıktır[10].

Biblos örneğinin kulbuna ait bir kalıntının olup olmadığı yayınından tam olarak anlaşılamamaktadır. Kültepe ve Teli Mardik örneklerinin ışığında bu kabin da bir sepet kulbunun olması muhtemeldir. Kabin boyun kısmında, yaklaşık orta bölgesinde birbirinden eşit aralıklarda dört deliğin bulunduğu eserin yayınında bahsedilmektedir. Bu deliklere İkişer perçinle tutturulmuş olan- muhtemelen- eklem parçalarıyla hareket edebilen bir sepet kulp bağlanmış olmalıdır.

Burada ele aldığımız üç eser de İ.ö. II. binin başına (yaklaşık 1850) ta- rihlendirilmiş yapılarda ya da yapı katlarında açığa çıkartılmışlardır. Birbirlerinden uzak merkezlerde ve birbirlerinden farklı malzemelerde karşımıza çıkmış olmalarına rağmen, ortak olan özellikleri dikkat çekicidir. Gene bunların gerek buluntu yerleri, gerekse tasvir edildikleri diğer figür ya da figür gurupları göz önünde bulundurulsa, bunlar birer kült kâbıdır ve din- sel içeriklidir Ayni zamanda bereketle ilgili oldukları da açıkça görülür. Bunun en iyi görüldüğü örnek şüphesiz Kültepe'de ele geçen mühür bakısı- dır. Binada iki sahneli olan mühür üzerinde yer alan sahnelerden birinde, iki tarafında ayna simetrisi ile yerleştirilmiş boğaların arasında göğüslerini tutarken tasvir edilen Çıplak Tanrıça’nın yer alması; diğer sahnede ise, kült kabı ile oturan figüre sunuda bulunulması, bu mühür baskısı üzerindeki iki sahnenin birbirleriye İçerik açısından da bağlantılı olduğunu ve bu kabin "Çıplak Tanrıça" ile ilişkili olduğunu düşündürmektedir. Bu da, kült kabinin bereketle doğrudan ilişkisini, Biblos örneğinin yani Sira, bir kez daha vurguların aktadır. Diğer İlginç bir özellik ise, Biblos örneğinin çift situla olarak tanimlanmasıdır. Bu kapların İç kısımlarının iki liazneli olabilecekleri ve Teli Mardik kf'ılt teknesinin İç kısmındaki bölme aracılığı ile, iki hazneli yapılmış olması, bunların bir r aslan ti sonucu mu? olduğunu düşündürmektedir.

Bu kült kabinin aracılığı ile, bir taraftan İ.ö. II. binin başında Anadolu, Suriye ve Filistin arasındaki kültürel ve ticari ilişkilerin ne denli güçlü olduğu anlaşılırken, diğer taraftan da Teli Mardik kült teknesinde karşımıza çıkan üslup özellikleri ve ikonografik çözümlemede gözlemlenen Kültepe gliptiği ile olan yakın ilişkiler büyük bir önem taşımaktadır.

Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde 74 numaralı vitrinde sergilenmekte olan pişmiş topraktan bir kap, burada ele aldığımız örneklere çok benzer. Bu örnekte yer alan bacaklar adeta ucu kıvrılmış sivri dipli birer kap gibi gösterilmiştir, inandıktepe'de bulunan ve yakın zamanda T. Özgüç tarafından yayınlanan bu örnek, burada incelediğimiz örneklerden sonraki bir zaman dilimine verilmektedir[11]. Bu da, bu kap biçiminin Anadolu'daki kul¬lanımının sürekliliğini göstermesi bakımından üzerinde durulması gereken önemli bir husustur. Bir başka önemli özellik de İnandıktepe'de, bu kabın bulunduğu mabet yapısında ele geçen, ünlü kabartmalı vazonun da bereketle ilgili bir kült kabı olmasıdır. Böylece, İnadıktepe mabedi ya da mabet- sarayı, bereketle ilgili bir tanrıçanın / tanrının da kült yeri olmalıdır. T. Özgüç bu mabedin Fırtına Tanrısı adına inşaa edildiğini düşündüğünü be¬lirtmektedir[12]. Yoğun bir tahribat geçiren bu yapı kompleksinin birden fazla tanrıya ait kült yerlerini içermesi olasılığı da vardır. Ne yazık ki bu yapıda bulunan yazılı belge de bu konuya ışık serpmekten uzak görünmektedir[13].

Bu tür pişmiş toprak kaplara Habaşeşti'de Cucuteni kültüründe de rast- lanmışür. Bu da, bu kült kabının kullanımının Avrupa içlerine kadar, birbi-rinden uzak bölgelerde ve kültürlerde nasıl yayılmış olduğunu gösteren il¬ginç bir örneği oluşturur[14].

Araşürmacılar tarafından, filolojik belgelere dayanarak, "kap kadınlar” (Gafaessfrauen) ve "göbek kapları” (Bauchgefaesse) diye anılan antropo- morf kült kapları doğuran ve emziren Ana Tannça'nın sembolleri olarak yo¬rumlanmak istenmektedir[15]. Arkeolojik belgeler yardımı ile yapılan araşürma ve karşılaştırmalarımız sonucunda; bizim burada ele aldığımız ve bir kadının belden aşağısını betimleyen kült kabımız; biçimsel ve işlevsel açılardan yukarıda tanımlanan kaplarla yakın bir benzerlik gösterir.

Ayrıca burada ele alınan örnekler, bu tür kült kaplarının Anadolu, Suriye ve Filistin Bölgelerinde M.Ö. II. binin başında yaygın olarak kullanıl¬dıklarını ve bu geleneğin Hitit İmparatorluk Döneminde de devam ettiğini göstermektedir. Bu nedenle, bir kadının belden aşağısını betimleyen kült kabımız, gerek diğer kült kaplan; gerekse bu kap biçiminin Hitit dini inanç¬larında oynadığı rolün ve Hitit dininin yakından tanımlanmasında yeni ba¬kış açıları kazandırması açısından da son derece önemlidir.

HAMİŞ:

Tunç Sipahi’nin yazdığı, Kültepe'de ele geçen konumuzla doğrudan il¬gili bu kap, bu makalemizin baskısının son aşamasında yayınlandığı için, bu¬rada değerlendirilmemiştir. Karş.: T. SİPAHİ, ""Kültepe'den Sepet Kulplu Madeni Bir Kap", Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi: 377, Cilt XXX٦٦I/l-2, 1995, s. 711-718.

Dipnotlar

  1. Mühür Baskısı: Kt a/ k 481 a; Anadolu Medeniyetleri Müzesi, 109- 147- 64 a. II. Tabaka, A Ocağı, Adad Sululi Evi. 0.062 x 0.062 x 0.031 m boyutları nda devetüyü-kirli devetüyü rengindeki zarf üzerinde bulunan sekiz baskıdan dördü. Mührün yüksekliği: 0.024 m; Mührün baskı uzunluğu: 0.004 m; Mührün özgün çapı: 0.013 m. N. ve T. özg-iık, Kültepe Kazısı Raporu 1949, Türk Tarih Kurumu Yayınları (TTKY), V. Seri, Sayı 12, Ankara, 1953, 690. 1974-79 yılları arasında doçentlik tezi olarak "Anadolu'da Bulunan Eski Suriye Kökenli Mühürler ve Mühür Baskıları" konulu çalişmamı yaparken, Sayın Hocam Prof. Dr. N. özgiiç tarafından yayınlanmış olan Kültepe II ve lb tabakalarında açığa çıkartılmış olan Suriye Koloni Üsluplu örnekleri de orijinallerinden inceleme olanağı bulmuştum. Bu konuda bana kendisinin gösterdiği yakın ilgi ve yardımları için Sayın Hocama ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi ilgililerine bu vesile ile şükranlarımı sunmayı bir borç bilirim. Bu üslup grubu tarafımdan "1. Üslup" olarak değerlendirilmiştir. Karş. A. Erkanal, Anadolu'da Bulunan Suriye Kökenli Mühürler ve Mühür Baskıları, TTKY VI. Dizi-Sa. 42, Ankara, 1993/94, s. 92 vd. Bu mührün sahibinin Susja s Sü 'Star isimli bir şahid olduğu saptanmıştır. Bu konuda karş.: B. Teissier, "The Ruler with the Peaked Cap and Other Syrian Iconography on Glyptic from Kültepe in the Early Second Millennium B.C.": M.J. Mellink. E. Porada, T. Özgüç (ed.), Aspects of Art and Iconography: Anatolia and its Neighbors. Studies in Honor of Nimet özgik, Ankara, 1993, lig. 9; a. y., Sealing and Seals on Texts from Kültepe Karum Level 2, İstanbul, 1994, s. 183.
  2. Kült Teknesi: TM. 65. 226; Halep Müzesi, 6474. Ill- A Tabakası, D Mabedinin Cellasının güneybatısında ele geçmiştir. Uzunluk: 1.17 m; Yükseklik: 0.64 m; Genişlik: 0.79 m. Kalker taşından dikdörtgen biçiminde olup, ortasından ikiye bölünmüştür. Üç kenarında mitolojik içerikli tasvirler yer alır. P. Matthiae, Missione Archeologia Italiana in Sina, Roma, 1965, s. 113 vdd, Lev. XLIII- LI; a. y., "Unit et d6'elopment du temple dans la Syrie du Bronze Moyen" Le Temple et le Culte, Istanbul, 1975, s. 43 vdd. Lev. Xl. res. 6; L. Sabatini, "Th6nes iconographiques sculpt6 de Tell Mardik et de Kark6nish. Etude Comparative", Syria 51, 1974, s. 31- 64; P. Matthiae: W. Orthmann (ed.), Propylaeen Kunstgeschichte 14, Frankfurt am Main, Berlin, Wien, 1975, s. 482, res. 412; a. y., "Ebla in the Period of the Amorite Dynasties and the Dynasty of Akkad: Recent Archaeological Discoveries at Tell Mardikh (1975)" Monographs on the Ancient Near East I/ 6, 1979, Lev. IX- X; Land des Baal. Syrien- Forum der Valker und Kulturen, Mainz am Fthein, 1982, s. 122, res. 106.
  3. Situla: Beyrut Müzesi(?), Obelisk Mabedinin avlusunun önündeki adak eşyası deposunda bulunmuştur. Alundandır. Lapislazuli kakma malzemesi olarak kullamlnuşur. Yüksekliği: 0.137 m; İnsan tasvirinin yüksekliği: 0.03 m. M. Dunand, Fouilles de Byblos, Tome II: 1933- 1938, Paris, 1958, s. 853, Lev. CXXXV. 16695.
  4. N. ve T. Özgüçl s. 102.
  5. Teissier bu figürün bir kral figürü olduğu üzerinde durur. Bir kral ve bir tanrmın karşılıklı otururken betimlenmiş olması kammızca çok düşündürücüdür. Bu konuda karş.: B. Teissier (1993)1 s. 605 vd.
  6. Bu konuda yapılan en son yayın: D. Collon, "Some Bucket Handles", Iraq XLIV, 1982, s. 95 vdd, res. 1-2.
  7. N. ve T. özgikl s. 102 vd, res. 695, 702; N. (5zgilç, Kültepe Mühür Baskdarında Anadolu Grubu, TTKY V. Seri, No. 22, Ankara, 1965, s. 12, Lev. I, 1; II, 5-6; III, 8; IV, 11a; V, 15a; VI, 17; X, 30; XIII, 37- 38; XIV, 40, 42; XVI, 48; XX, 61; XXIII, 69-70; XXIV, 71, 73; XXV, 75a-b; XXVI, 77-78.
  8. Karş. L Sabatini 2 s. 35 vdd, res. 4-5.
  9. Burada gerçekten bir giysi söz konusu ise, düşündürücü olan, giysiye rağmen vücut hatlarının gösterilmiş olmasıdır. Bununla ilişkili olarak akla ilk gelen, Eski Suriye üsluplu milhürlerde karşımıza çıkan eteklerini açan ya da yarı giysili gösterilen "Çıplak Tanrıça" tasvirleridir. Bu örneklerde "şeffaf" bir giysi söz konusu ise, Biblos örneği için de böyle bir giysi düşünülebilir. Tül kumaşlar üzerine gümüş telle yapılan geometrik desenlerle bezenmiş giyim eşyasına günümüzde de rastlanması, benzer örneklerin çok eski dönemlerde de kullanılmış olabileceklerini akla getirir. Acemhöyük kazıları nda, "fildişi odasında" bulunan, yangın sonucunda cüruflaşmış olarak ele geçirilen ve altın iplikle fayans boncukların geometrik desenler oluşturacak biçimde dikilmesiyle işlenmiş kumaş parçası ile ister istemez ilişki kurmak istiyoruz. Assur Ticaret Kolonilerinin Kültepe II. Tabakası ile çağdaş olan bu buluntu ile Biblos örneğinin bir başka benzerliği de şüphesiz, kumaş üzerinde mavi bonculdarla (mavinin çeşitli tonlarımn kullanıldığı ) gerçekleştirilen bezemenin Biblos örneğinin madenden olması nedeniyle, lapislazuli taşının kullanılmasıyla yansıtılmak istendiği düşünülebilir. İ.Ö. I. Binde de karşımıza bu tür kumaş parçaları çıkmış olup, bunlar bu geleneğin devamhliğım göstermesi açısından önemlidir. Karş. R. Barnett: S. Lloyd ve N. Gökçe, "Sultantepe", Anatolian Studies III, 1953, s. 49, Lev, V, c; N. Özg-ik, "Acemhöyük Kazılan", Anadolu X, 1966, s. 21, Lev. XXII, 1-3.
  10. Kadının doğurganlığının vurgulandığı tasvirli eserler bilindiği üzere, Paleolitik Dönemden başlayarak uzun bir süre çeşiti biçimlerde izlenmiştir. Bunlar arasında Çatalhöyük Neolitik tabakalarmda "Doğuran Tanrıça" olarak tanımlanan figürler açığa çıkartılmışur. İ.Ö. III. Binin sonlannda, aşırı stilize edilmiş idoller Kültepe ve Tell Brak kazılannda ele geçirilmiş olup, bunlar arasında göydelerinin üstünde "çocuk" tasvirleri bulunanlar da gün ışığına çıkartılmışur. Biblos örneğinin iyi anlaşılabilmesi için, bu örneklerin de göz önünde bulundurulmalan gerekir. Dikkat çeken bir özellik de Tell Brak örneklerinde gövdelerin biçimlendirilişleri ile Biblos örneğinin biçimsel açıdan benzerlikler göstermesidir. Karş. J. Mellaart, Çatal Höyük. A Neolithic Town in Anatolia, London, Southhampton, 1967, s. 124 vd, 156, 183, 203, Fig. 37, 52, 67-68; Kemaleddin (K. Karamete), "Idoles du Kultepe au Lycee et au Musee de Kayseri" Revue Hitite et Asianique (RHA) 18, 1935, s. 63-66, Lev. 5, 1; 8, 9; a. y., "Nouvelles idoles du Kültepe au Musee de Kayseri". RHA 24, 1936, s. 245— 247, Lev.11, 13; N. özgik, "Kültepe Kazılarında Bulunan Mermer İdol ve Heykelcikler", Belleten XXI/ 81, 1957, s. 61-70, res. 15; M.E.L. Mallowan, "Excavations at Brak and Chagar Bazar", Iraq IX, 1947, s. 50 vdd, Lev. LI, 40-41; P. Amiet, Die Kunst des Alten Orient, Freiburg, 1977, res. 220, 222.
  11. T. Özgüç, inandıktepe. Eski Hitit Çağında Önemli Bir Kilit Merkezi, TTKY V. Dizi-Sa. 43, Ankara, 1988, karş.: s. 6, 13, 42, 138, res. 32; Lev. 29, 4.
  12. T. özgüçll s. 40.
  13. K. Balkan, ına_ndık'ta 1966 Yılında Bulunan Eski Hitit Çağına Ait Bir Bağış Belgesi, Ankara, 1973.
  14. N. mama, "Contributii La Problema Neoliticului", Apulum, IX, 1971, s. 61, fig. 29.
  15. Bu konuda karş. V. Haas, Geschichte der hethitischen Religion. Handbuch der Orinetalistik, Leiden. New York. Köln, 1994, s. 528 vd.