ISSN: 0041-4255
e-ISSN: 2791-6472

Ekrem Buğra Eki̇nci̇

Anahtar Kelimeler: verâset, primogenitur, seniorat, üleş, Kānūnnāme-i Āl-i Osman, Osmanlı hukuku, İslâm hukuku, maslahat, nizām-i ‘ālem, şehzâde, örfî hukuk, isyan, fitne, ta‘zir, siyāseten katl, bağy

Özet

Eski Türk siyasî telakkisine göre, siyasî iktidar, hanedan mensuplarının müşterek malıdır (üleş sistemi). Osmanlılarda da başta bu an‛anenin tesiriyle muayyen bir verâset sistemine rastlanmaz. Osmanlı ailesinden güçlü ve talihi de yaver giden herhangi bir şehzâde padişah olabilirdi. Bu sebeple diğer şehzâdelerin hepsi, tahtta hak iddiasıyla komşu devletlerin desteğini alarak ayaklanmıştır. Hükümdara ayaklanmak, hatta isyan hazırlığı içinde olmak İslâm/Osmanlı pozitif hukukuna göre suçtur. Bunun cezalandırılması tabiîdir. Ayaklanmamış hanedan mensuplarının, ileride ayaklanma ihtimaline binâen öldürülebilmesi ise Fatih Sultan Mehmed'in şer'î hukukun hükümdara tanıdığı teşrî (yasama) salâhiyetine dayanarak çıkardığı meşhur Kanunnâme-i Âl-i Osman adlı teşkilat kanunnâmesi ile kanunlaştırılmıştır. Sultan Fatih'in kanunnâmesindeki bu hüküm, Osmanlı kanunnâmelerindeki umumi kaideye göre, İslâm hukukunun maslahat (amme menfaati) prensibine istinâden konulmuştur. Buna göre iki zarar karşı karşıya geldiğinde, hafif olanı tercih edilerek ağır olan zararın icabına bakılır. Şehzâdenin idamı hususi zarar; milletin dirliği ve devletin birliğinin ihlali ise umumi zarardır. Ulemanın ekserisi, bazı âyetleri ve Hazret-i Peygamber'in tatbikatını nazara alarak maslahat çerçevesinde, henüz ayaklanmamış şehzâdelerin öldürülebilmesine cevaz verir. Modern bazı yazarlar ise, bu gerekçeyi kâfi bulmaz; henüz ayaklanmayan şehzâdelerin öldürülmesini politik cihetle faydalı olsa bile, İslâm hukukuna aykırı bir örfî hukuk prensibi olarak görür. Bu sayede Osmanlı Devleti'nde, ne eski Türk devletlerinde olduğu gibi memleket parçalanmış, ne de Avrupa'daki verâset harplerinin benzeri yaşanmıştır; ancak bu acı tatbikat, meşruluk münakaşalarını da beraberinde getirmiştir. XVII. asır başlarından itibaren kati bir verâset usûlü yerleşerek, hanedanın en yaşlısı tahta çıkmaya başlamış; bundan sonra şehzâde idamları da tarihe karışmıştır. Bu makalede, Osmanlı Devleti'nde verâset mücadelesi çerçevesindeki şehzâde idamları, hukukî cihetten tedkik edilmiş; tatbikata cevaz verenlerin delilleri tedkik ve tahlil edilmiştir.