ISSN: 0041-4255
e-ISSN: 2791-6472

Ayşenur Erdoğan

İstanbul/TÜRKİYE

Anahtar Kelimeler: Yeniçeri Ağası, Belgrad, Vidin, Niş, Osmanlı Kitap Kültürü, Kitap Vakfı.

Giriş

Fatih Sultan Mehmed devrinde hazırlandığı belirtilen Kanunname-i Ali Osman’da “sair ağalardan büyüktür” ifadesi ile işaret edilen yeniçeri ağası, XIV. asrın ikinci yarısında kurulan ve zamanla Osmanlı askerî teşkilatının önemli bir parçası hâline gelen Yeniçeri Ocağı’nın lideridir[1] . Osmanlı Devleti’nin idari ve askerî teşkilatında üst düzey bir rütbeye sahip olan yeniçeri ağası, Yeniçeri Ocağı neferlerinin disiplininden, ihtiyaçlarının karşılanmasına ve bilhassa savaş için hazır tutulmasına kadar birçok alandan sorumlu olmuşlardır. Savaş zamanı da orduya nefer sağlayan yeniçeri ağalarının birçoğu seferlerde bizatihi çarpışmalara katılmışlardır. Ayrıca askerî kumandanlığının yanı sıra İstanbul’da asayiş ve nizamın sağlanması için büyük bir misyon üstlenmişler, asırlarca ahalinin huzurla yaşaması adına neferleri ile görev icra etmişlerdir. Dahası devlet protokollerinin ayrılmaz bir parçası olan yeniçeri ağaları, merasimlerde makamlarını tüm ihtişamları ile temsil ederken aynı zamanda bu merasimlerin güvenlik içerisinde yapılmasını da sağlamışlardır[2] .

Askerî ve idari birçok vazifeyi aynı anda icra eden yeniçeri ağaları, devlet tarafından kendilerine verilen sorumluluk haricinde birçok üst düzey devlet memuru gibi halkın tasarrufu için hayır eserleri kurmuşlardır. Bunlar içerisinde Balkanlarda ve Anadolu’da vakfedilmiş cami, tekke, Mevlevihane, medrese ve çeşme gibi birçok hayır eseri bulunmaktadır. Hiçbir maddi karşılık beklemeden halkın kullanması için eserler vakfeden yeniçeri ağaları içerisinde ise Hasan Ağa farklı bir portre çizmektedir. Nitekim onun vakfettiği eserler kitaptır. Dahası Hasan Ağa kitap vakfetmeye yeniçeri ağası olmadan çok önce başlamıştır.

Osmanlı askerî teşkilatı dahilinde vazife yapanların kitapla ilgilenmesi sıklıkla rastlanılan bir durum değildir[3] . Yeniçeri Ağası Hasan Ağa, bu istisnalardan biri olmasının yanı sıra kitap toplama ve onları koruma konusundaki tavrı ile de ayrıca dikkat çekmektedir. Öyle ki bu çalışma da askerî teşkilat dahilinde vazife yapan birinin, devletin sınır bölgesindeki kalelere kitap bağışlaması ve korumasını tüm yönleri ile ortaya koyabilme amacıyla meydana gelmiştir. Öncelikle şunu söylemekte fayda vardır ki Hasan Ağa, farklı rütbelerde kitap bağışı yapan biri olduğundan, süreç onun askerî kariyeri ile takip edilmiştir. Bunu yaparken onun vazife tarihlerini net olarak ortaya koyabilmek için Osmanlı Arşivi’nde yer alan resmî kayıtlar kullanılmıştır. Akabinde bahsi geçen kitapların Hasan Ağa’dan sonraki durumu anlatılırken, bilhassa Balkanlarda yaşanan gelişmeler ve nüshaların İstanbul’a taşınması süreci, bu konuda literatüre kazandırılmış çalışmalarla desteklenerek ortaya konmuştur. Vakfetme süreci ve eserlerin İstanbul’a taşınması anlatıldıktan sonra Hasan Ağa’nın Vidin Şer’iyye Sicili’ne işlenen listedeki kitapları ile Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi’nde tespit edilenlere dair ayrıntılar ele alınmıştır. Ayrıca vakfedilmiş kitaplar ve muhtevalarına dair detaylar ve buna bağlı olarak değerlendirmelere yer verilmiştir. Çalışmanın nihayetinde ise Vidin Şer’iyye Sicili’ne kaydedilenler ve Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’nde tespit edilenler için oluşturulmuş listelere yer verilerek Hasan Ağa’nın vakıf kitaplarına dair bir veri ortaya konmuştur.

Belgrad’dan Vidin’e

Osmanlı vakıf kütüphanelerinde yer alan kitaplardaki vakıf kayıtları ve mühürler, eserin maliki yani sahibini, nüshanın ilim talibinin hizmetine sunulması ve dolaşım sürecine dair önemli ayrıntıları ihtiva etmektedir[4] . Nitekim Hasan Ağa’nın vakfettiklerinde bulunan alametler de onun kariyerine ve kitapların akıbetine dair çok önemli bilgiler sunmaktadır. Öyle ki bahsi geçen kayıtlardan da anlaşıldığı üzere Hasan Ağa, Yeniçeri Ocağı’nın katar ağalarındandır. Katar ya da silsile-i meratib, yeniçeri ağasının kul kethüdasından seçilmesi üzerine alt kademelerdekilerin birer rütbe yükselmesi demektir. Yani bu sisteme göre kul kethüdası yeniçeri ağalığına getirildiğinde, diğer rütbeliler genellikle kethüdayeri → muhzır ağa → turnacıbaşı → samsoncubaşı → zağarcıbaşı → kul kethüdası sıralaması ile birer kademe yükseltilmektedir[5] . İşte bu silsilede yer alan ve yeniçeri ocağının zabitlerinden olan Hasan Ağa’nın kitap vakfetmeye henüz turnacıbaşı iken Belgrad’da başladığı tespit edilmiştir[6] .

Kanûnî Sultan Süleyman zamanında alınan (1521) Belgrad Kalesi, devletin bölgeye hâkimiyeti ve Macaristan fethi için oldukça önem arz etmekteydi. Bundandır ki fethe giden yoldaki önemini vurgulamak için belde dârü’l-cihâd sıfatıyla nitelendirilmiştir[7] . Resim 1’de görüleceği üzere mühründen H.1123 (M.1711/1712)’te vazifede olduğu anlaşılan Turnacıbaşı Hasan Ağa da vakfettiği eserlere düşürdüğü Arapça kayıtta dârü’l-cihâd ibaresini kullanmıştır. Dahası bağışladığı eserlerin her birine yazdırdığı vakıf kaydında “bu güzel kitabı Belgrad-ı dâru’l-cihâd kalesinde bulunan mescidim için sahîh ve şer‘-i şerife uygun bir vakıf olarak, Allah’ın rızasını gözeterek ve Resulünün şefaatini umarak, ihtiyaç duyanlar faydalansın diye vakfettim” manasına gelen ifadeler kullanmıştır. Kalede bir mescidi bulunduğu anlaşılan turnacıbaşı, kitapların kullanıldıktan sonra hafız-ı kütübe teslim edilmesini, herhangi bir şekilde rehin verilmemesi, satılmaması, zimmete geçirilmemesi ve Belgrad’dan çıkarılmamasını kesinlikle şart koşmuştur. Nüshaları bir arada tutabilme adına şartlarını sıraladıktan sonra eseri kullanmak için alanın, işinin ehli olması kaidesiyle, tashih yapmasından, gerekli şerh ve haşiyeleri yazmasından memnun olacağını da ayrıca beyan etmiştir. “Şimdi her kim, bunu duyduktan sonra onu değiştirirse, vebali sırf onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphe yok ki Allah, her şeyi işitir ve bilir” manasına gelen Bakara Suresi’nin 181. ayeti ile vakfiyesini mühürlemiştir.

Hasan Ağa, Belgrad’daki iki yıllık vazifesinin ardından önce Mayıs 1713’te samsoncubaşılığa/ seksoncubaşılığa yükselmiş[8] , Ocak 1714’te ise Hotin Kalesi muhafazasında bulunan Zağarcıbaşı Mehmed Ağa’nın kul kethüdalığına yükselmesi üzerine onun yerine geçmiştir[9] . Rütbesi ve görev yeri değişen Hasan Ağa’nın kitap vakfetmeyi burada da sürdürdüğü, mührünün (Resim 2) de yer aldığı nüsha vesilesiyle tespit edilmiştir. Hotin’e eski kul kethüdası tarafından inşa edilmiş camiye kendi malıyla bir dolap yaptırıp içerisine kitap vakfetmiştir. Osmanlı Türkçesi ile yazılan vakıf kaydında ise bilhassa kalenin dış mahallesinde yaşayan ahaliden biri kitap istediğinde hafız eliyle çıkarılıp kefiliyle verilmesini, kullanıldıktan sonra geri teslim edilmesini ve Hotin’den asla çıkarılmamasını şart koşmuştur[10].

Hasan Ağa’nın, Hotin Kalesi’nde zağarcıbaşı olarak vazife icra ettiği sırada Belgrad Kalesi, Osmanlı’nın Macar sınırındaki mevkileri tek tek kaybetmesine müteakip tehlikeye düşmüştür. XVII. asrın son çeyreğinden itibaren bölgedeki hâkimiyeti lehine değiştiren Habsburglar, Haziran 1717’de kuşattıkları kaleyi iki ay nihayetinde Osmanlı’dan teslim almıştır[11]. Belgrad’ın kaybı Osmanlı’nın bölgedeki askerî varlığına darbe vurmuş, buradaki asker, bir divan-ı hümâyûn kaydında da işaret edildiği üzere bilhassa Vidin, Niş ve etraftaki kalelere dağıtılmıştır[12]. İşgal edilmiş kaledeki Osmanlı eserleri ise malum akıbete sürüklenirken, Hasan Ağa kendisine ait olan mescide vakfettiği kitapları kaderine terk etmemiştir.

Mart 1718 tarihli divan kaydından zağarcıbaşılıktan alındığı, ancak Hotin’in muhafazasında normal bir zabit olarak görev yaptığı anlaşılan[13] Hasan Ağa, 19 Ağustos 1719’da kul kethüdalığı[14] makamına getirilmiştir[15]. Bu vazifede iken vakfetmeye devam ettiği kitaplara düşürdüğü kayıt ise daha önce Belgrad’da bağışladıklarının akıbetine ışık tutmaktadır. Osmanlı Türkçesi ile yazılan bu kayda göre Hasan Ağa, turnacıbaşı iken Belgrad’daki mescide vakfettiği kitapları kale işgal edilince oradan alıp, tıpkı devletin askere yaptığı gibi Niş ve Vidin kalelerine dağıtmıştır. Dahası Kul Kethüdası Hasan Ağa Belgrad’ın dârü’l-cihâd sıfatını devrettiği Vidin Kalesi’ndeki Şeyh Medresesi’ne, daha önce koyduklarının yanına vakıf şartlarıyla yeni kitaplar bağışlamıştır.

Sultan I. Bayezid döneminde Osmanlı topraklarına katılan Vidin, 1717’de Belgrad’ın elden çıkmasına kadar bir iç kale statüsündeydi[17]. Fakat Belgrad’ın kaybedilmesi onu sınırdaki önemli bir kale hâline getirmiş ve Vidin gerçekleştirilen faaliyetler ile adeta baştan inşa edilmiştir[18]. Kale genişletilip askerî tahkimatı güçlendirilirken, Hasan Ağa da buradaki kitap sayısını arttırmayı sürdürmüştür[19]. Yeniçeri Ağası Mehmed Ağa’nın 18 Aralık 1723’te[20] aniden vefatı üzerine yerine geçen Hasan Ağa, devletin en prestijli askerî grubunun sorumluluğunu üstüne alırken, yeni rütbesiyle Vidin’e kitap vakfetmeye devam etmiştir. Yeniçeri ağası ibareli mührünün bulunduğu kayıtta “şirk ehlinden ve karışıklıklardan korunmuş Vidin şehrinde” vakfettiğini işaret ettiği kitapları Belgrad’dan getirdiklerinin arasına eklemiştir. Ayrıca turnacıbaşı iken vakfettiklerindeki gibi şartlarını da belirtmiştir. Allah’ın rızasını ve Hz. Peygamber’in şefaatini umarak vakfettiği bu kitapları içeriğinden faydalanacak ve okumaktan feyz alacak kişilere bırakmıştır. Kitapların rehin verilmemesini, zimmete geçirilmemesini ve hiçbir şekilde Vidin’den çıkarılmamasını da şart koşmuştur. Daha önce olduğu gibi vakfiyesini “Şimdi her kim, bunu duyduktan sonra onu değiştirirse, vebali sırf onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphe yok ki Allah, her şeyi işitir ve bilir” manasına gelen Bakara Suresi’nin 181. ayeti ile nihayete erdirmiştir.

Silâhdâr Fındıklılı Mehmed Ağa’nın Nusretname’sinde “Arnavud”, müellifi meçhul Vefâyat Tarîh-i Beşer adlı eserde “Evliya”, Vidin Sicili’ndeki bir kayıtta ise “Sofu” lakabıyla anılan[21], düşürdüğü kayıtlardan ilme talip kişiler için kitap vakfetmeyi çok önemsediği ve akıbetlerini de koruma altına aldığı alenen anlaşılan Hasan Ağa’nın, askerî teşkilatın en yüksek rütbesindeki yedi yıllık vazifesi Lale Devri’ni sonlandıran hadiseler ile nihayete ermiştir. 28 Eylül 1730’da başlayan ve tarihe Patrona Halil İsyanı adıyla kazınan hadiselerin sonunda asilerin Sarraç Mehmed adında birini yeniçeri ağalığına getirmeleri üzerine Hasan Ağa Abdi Tarihi’nde yer aldığına göre kendini 40 akçe ile emekli etmiştir[22]. Hatta Subhî Tarihi’nde beyan edildiği üzere makamın yeni sahibi Zorba Sarraç Mehmed tarafından şehirde durması sakıncalı bulunarak Hasan Ağa Rodos’a sürülmüştür[23]. Hasan Ağa’nın görevden ayrıldıktan sonra kitap vakfetmeye devam ettiğine dair şimdilik bir bilgiye ulaşılamamıştır. Vidin’de topladığı ve yenilerini vakfetmeye devam ettiği kitaplar için ise ilerleyen zamanlarda başka bir süreç başlamıştır. Bu sürecin ilk aşaması Pazvandoğlu Osman eliyle gerçekleşmiştir. Bölgenin yerel yöneticilerinden olan Pazvandoğlu Osman[24], XVIII. asır sonralarından itibaren idaresinde yetki sahibi olduğu Vidin’i sosyal ve kültürel anlamda kalkındırmak üzere yollar, dinî yapılar ve kamu binaları inşa ettirmiştir. Bilhassa bu yapılardan bir tanesi de babasına ithafen yaptırdığı caminin hemen yanına annesinin hatırasına H.1215 yılında inşa ettirdiği kütüphanedir. Osmanlı Devleti’nde İstanbul dışında inşa edilmiş ilk müstakil kütüphanelerden biri olarak kabul edilen bu kuruluş, Pazvand aile fertlerinin bağışları da dahil olmak üzere şehirdeki birkaç kütüphane koleksiyonunun toplanmasıyla meydana gelmiştir[25]. Bu koleksiyonlardan biri de Hasan Ağa’ya aittir.

Pazvandoğlu’nun Vidin’de kurduğu bu büyük kütüphanenin XIX. asrın son çeyreğine kadar gelişmeyi sürdürdüğü ve şehrin kültürel hayatında önemli bir yer edindiği bilinmektedir. Ancak 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın siyasi sonuçları kütüphaneyi de etkilemiştir. Zira bu savaşın nihayetinde Bulgaristan Rus hâkimiyetine girmiş, bölge Müslümanları ve İslam eserleri için Bulgar zulmü başlamıştır[26]. Osmanlı’nın bölgedeki hâkimiyetini kaybetmesi ile başlayan Bulgar zulmünden Vidin’deki tüm kütüphaneler de payını almıştır. Birçoğu çalınıp satılan kıymetli kitapların sayfaları bakkal dükkanlarında kahve ve şeker külahı yapılmıştır. Bununla birlikte Hasan Ağa’nın kitaplarının bulunduğu Pazvandoğlu Kütüphanesi’nin de bu zulme maruz kaldığını ancak tamamen yağmalanmadan duyarlı bir Rus kumandan tarafından koruma altına alındığına dair bilgiler de bulunmaktadır[27].

Bulgaristan’dan gelen olumsuz haberler üzerine Osmanlı Devleti sağ kalmış kitaplar için girişimlerde bulunmuştur. Öncelikle Vidin’deki tüm kütüphanelerde bulunan kitapların tespiti ve tutanaklarının hazırlanması için bir görevli tayin edilmiştir. Ancak bahsi geçen kişi bilhassa Pazvandoğlu’nun yaptırdığı büyük kütüphaneye kilitli olduğundan girememiştir. Kütüphane yasağından hayli rahatsız olan Osmanlı yönetimi Bulgar hükûmeti ile iletişime geçmişse de görüşmelerin neticesinde kitaplar sadece şehrin müftüsünün erişimine açılmış, halkın burayı kullanmasına izin çıkmamıştır. Vidin’de kitaplar için durum yıllar içerisinde iyileşmezken, Osmanlı Devleti de bu konuda takibi bırakmamış ve eserlerin akıbetini öğrenebilmek için ara ara Bulgar hükûmetine başvurularda bulunmuştur. En nihayetinde Ağustos 1887’de Osmanlı tarafından kitapların İstanbul’a getirilmesi için Vidin muhacirlerinden Bürokrat Mahmud Nedim Efendi görevlendirilmiş ve bu durum Bulgar tarafına iletilmiştir. Aralık 1887’de ise Bulgar Bakanlar Kurulu kitapların önce Sofya’ya taşınması, burada incelenmesi ve sadece dinî içerikli olanların Osmanlı’ya teslim edilmesi yönünde karar almıştır. Vidin’in Müslüman ahalisinin isteği ile otuz dinî içerikli kitap iyi korunma şartıyla burada bırakılırken geri kalanı aynı ayın sonunda Sofya’ya taşınmıştır. Vidin’den getirilen 2.664 kitap burada Mahmud Nedim Bey’in de içinde bulunduğu bir komisyon tarafından incelemeye alınmış ve nihayetinde 2.009’u Osmanlı’ya teslim edilmek üzere ayrılmıştır. Ocak ayının sonunda İstanbul’a götürmek üzere Vidinli Mahmud Nedim Bey’e zimmetlenen kitaplar 18 Şubat 1888’de Beyazıt Umumi Kütüphanesi’ne teslim edilmiştir. Turnacıbaşı, zağarcıbaşı, kul kethüdası ve en nihayetinde yeniçeri ağası olan Hasan Ağa’nın Belgrad’da bağışlamaya başladığı, düşman eline düşmeden Vidin’e yerleştirdiği ve burada arasına yenilerini eklediği kitapları da böylelikle İstanbul’a gelmiş ve Beyazıt Umumi Kütüphanesi’nde muhafazaya alınmıştır[28].

Hasan Ağa’nın Kitapları

Hasan Ağa’nın koleksiyonuna dair tespit edilen en eski liste, kendisinin yeniçeri ağası vazifesinde bulunduğu 15 Rebiülevvel 1141/19 Ekim 1728 tarihine aittir. Vidin Şer‘iyye Sicilleri’nde yer alan[29] bu kaydın hemen başında Hasan Ağa’nın Belgrad’da vakfettiği kitapları, kalenin istilası üzerine hâfız-ı kütüb Hasan Efendi’nin kurtardığı ve Vidin’e getirdiği beyan edilmektedir. Devamın da ise “kütüb-i mevkûfun defteridir ki” ibaresi ile 113 nüshanın yer aldığı bir liste verilmiştir[30]. Bununla birlikte bahsi geçen liste dikkatle incelendiğinde bazı nüshaların aynı cilt içerisinde birden fazla eserin bir araya getirilmesi sonucunda oluştuğu tespit edilmiştir. Hüssam Kati ma‘a bir dua ve Velediyye, Kavaid-i İ’zaz ma‘a Resail, Metn-i Feraiz ma‘a Risaletü’l-hisab birden fazla eserden müteşekkil nüshalardan sadece bir kaçıdır. Bunlardan bazıları için detay vermek gerekirse örneğin Vidin Sicili’ne Hüssam Kati ma‘a bir dua ve Velediyye olarak kaydedilen nüsha Hüsâmeddin Hasan el-Kâtî’nin Şerhu Îsâgûcî ile er-Risâletü’l-Velediyye fî Âdâbi’l-Münâzara, Tehzîbü’l-Mantık ve’l-Kelâm ve el-Matla‘[31] isimli eserlerin beraber ciltlenmiş hâlidir. Yine bunlardan biri olan ve Usul-i Hadis Nuhbetü’l-fiker ma‘a şuruh-ha şeklinde kaydedilen nüsha Nüzhetü’n-Nazar fî Tavzîhi Nuhbeti’l-Fiker, Hâşiye alâ Şerhi Nuhbeti’l-Fiker ve Ma’rifetu Merâtibi’l-Mevsûfîn bi’t-Tedlîsi fî Esânîdi’l-Ehâdîs ve Şerhu’l-Varakât’tan müteşekkildir[32].

Osmanlı kütüphaneleri için kendi devirlerinde oluşturulmuş birçok kayıtta kitaplar için kısaltmalar, ism-i meşhurlar ve eksik ya da hatalı bilgiler kullanıldığı bilinmektedir ki Vidin’de Hasan Ağa’nın koleksiyonuna dair hazırlanmış olan bu listede de aynı durum söz konusudur. Örneğin Sa‘deddin Taftazânî’nin Şerhu’l-Akâidi’n-Nesefîyye isimli eseri sicile “Saadeddin ‘ale’l-‘akaid” ibaresiyle yazılmıştır. Yine Hacı Baba b. İbrahim’in Hulâsatü’l-İ‘râb’ı “Hacı Baba”, Sirâceddin es-Secâvendî’nin el-Ferâ’izü’s-Sirâciyye’sinin “Secavend”, Sadruşşerî‘a es-Sânî’nin Şerhu’l-Vikâye’sinin “Sadrüsşeria” ve İbnü’s-Sâ‘âtî’nin Mecma‘u’l-Bahreyn ve Mülteka’n-Neyyireyn isimli eserinin “Mülteka”[33] şeklinde yazılmış olması bu konudaki örneklerden bazılarıdır.

Yeniçeri ağasının vakfettiği kitapların akıbetleri için Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi’nde yer alan dijitalleştirilmiş nüshalar tarandığında ise Hasan Ağa’nın 124 vakıf kitabına ulaşılmıştır[34]. Nitekim kütüphanedeki dijitalleşmenin tamamlanması neticesinde bu sayının artabileceği ihtimali burada özellikle belirtilmelidir. Ayrıca Yeniçeri Ağası Hasan Ağa’nın Vidin Sicili’ndeki kaydın tarihinden iki yıl sonra görevden ayrıldığı da göz önünde bulundurulduğunda sayı artışının afaki bir boyuta ulaşmayacağı da muhtemeldir.

Vidin Sicili’nde yer alan kayıt ile Beyazıt’taki tarama nihayetinde elde edilen listenin[35] karşılaştırılması sonucunda ortaya çıkan farklar ise burada mutlak suretle değinilmesi gereken hususlardır. Zira Vidin’deki bazı nüshalar Beyazıt’ta sürdürülen çalışma sırasında bulunamamıştır. Sicildeki listede Ustuvani, Çağmini, Kudûrî ve Kara Yahya gibi yazar ismiyle kaydedilmiş bazı kitaplar, Kaside-i Bürde ve Delailü’l-Hayrat’ın nüshaları ve bir adet Kuran-ı Kerim’e Beyazıt’ta yapılan taramada bulunamamıştır[36]. Şerh-i Akâid ma Resâil başlığı ile işaret edilmiş nüshada da görüleceği üzere bazıları kitap adı yerine ibare veya ism-i meşhurlar ile kaydedildiğinden künye tespiti yapılamamıştır. Yukarıda beyan edilen sebepler dolayısıyla Vidin’de tutulan listedeki yaklaşık 20’den fazla esere ulaşılmamıştır. Elbette bahsi gecen eserler Sofya’da kalanlar arasında olabilir. Yine Vidin’de bırakılan ama akıbetlerinden anlaşıldığı üzere harap hale düşenler[37] arasında yer almaları da ihtimal dahilindedir. Bununla birlikte Beyazıt’taki tarama sırasında bulunan bazı eserlerin de Vidin’deki kayıtta yer almadığı anlaşılmıştır. Örneğin Buhârî’nin el-Câmi‘u’s-Sahîh’i Vidin’deki listede bulunmamaktadır. Yine Beyazıt’taki tarama sırasında Hasan Ağa’ya ait olduğu anlaşılan ve içerisinde Kasîdetü’n-Nûniyye, Tafsîlü Ikdi’l-Ferâ’id (Fevâid) bi-Tekmîli Kaydi’ş-Şerâ’id, Merâki’l-Fellâh bi-İmdâdi’l-Fettâh, Hulâsatü’l-İ‘râb, Kitâbü’l-Hamdiyye, el-Mukaddimetü’l-Âcurrûmiyye, en-Nazmü’l-Mübîn fî Âyâti’l-Erba‘în, Kitâbü’s-Salât ve Âmentü Tefsîri’nin yer aldığı on dört eser Vidin’de tutulan listede yoktur.

Mevcut iki liste arasında bazı farklar olsa da eserlerin konularında bütünlük söz konusudur. Nitekim eldeki verilere bakıldığında Hasan Ağa’nın farklı rütbelerde aynı tarzda eserler vakfettiği anlaşılmaktadır. Öyle ki eserlere düşülen kayıtlarda ulema ve talebenin istifadesi için vakfedildiği işaret edilmektedir. Keza Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi bünyesinde gerçekleştirilen tarama neticesinde ortaya çıkarılan listeden[38] de anlaşılacağı üzere Hasan Ağa’nın ilk olarak Belgrad’da bir mescit dolabında kurduğu kitaplığın içerisindeki eserlerin muhtevası dolayısıyla eğitim amacı güttüğü aşikardır. Ayrıca yine listede görüleceği üzere Vidin’e getirilen koleksiyona, aynı amaç doğrultusunda yeni kitaplar eklenmeye devam etmiştir. Zira klasik bir medrese eğitiminde talebeye okutulan derslere dair birçok kitap yeniçeri ağasının koleksiyonunda yer almaktadır.

Koleksiyonun bugün ulaşılabilen 124 kitabından 26’sı medreselerde sarf, nahv ve belâgat yani Arapça eğitimi için okutulan ve içerisinde Maksûd, İzzî ve Binâ’ şerhi gibi eserlerin yer aldığı Arap diline dairdir. 21’i ise yine mantık ilmine dairdir ki aralarında Metâli‘i’l-Envâr ve Îsâgucî şerhi gibi bu alanın önemli kaynaklarından eserler bulunmaktadır. Hasan Ağa’nın koleksiyonunda kitap sayısı fazla olan bir diğer konu ise akâid ve kelamdır. Genel ifade ile imanın ve İslam’ın esaslarını ortaya koyan bu eserlerin sayısı 19’dur. Listede ön plana çıkan konulardan bir diğeri de hadis ilimleridir. Buhârî ve Müslim’in el-Câmi‘u’s-Sahîh’leri haricinde câmi‘u’l-hadîs, usûl-i hadîs, hadîs ilmi ve kırk hadîs kategorilerinde hayli eser bulunmaktadır. Yine temel şer‘i ilimlerden tefsir ve fıkha dair birçok eserin varlığı söz konusudur. Ayrıca Hz. Peygamber’in hayatını anlatan eserler ile evrâd-ezkâr, İslam ahlakı-adabı, ibadetler, tarikatlar ve tasavvuf alanındaki kitaplar ilme talip kişiler için vakfedilmiştir. Arap ve İran Edebiyatı’na dair olanların yanı sıra 2 adet tıp kitabının bulunduğu koleksiyonda bir tane de cihat konulu eser yer almaktadır.

Hasan Ağa’nı koleksiyondaki eserlerin çoğu Arapçadır. 118 Arapça kitap ile birlikle 6 Türkçe ve 1 Farsça kaynak bulunmaktadır. Bahsi geçen tek Farsça eser bir lügattir. Türkçe kitaplar ise Âmentü Tefsîri, en-Nazmü’l-Mübîn fî Âyâti’l-Erba‘în, Fezâilü’l-Cihâd, Şerh-i Dîvân-ı Hâfız ve iki adet Şerh-i Gülistân’dır. Bu eserlerden Âmentü Tefsîri’ni Hasan Ağa, turnacıbaşı iken vakfetmiştir. Diğer dördü ise yeniçeri ağalığı dönemine aittir. Son olarak Beyazıt’taki koleksiyondan tespit edildiği üzere Hasan Ağa en fazla kitabı turnacıbaşı iken bağışlamıştır. Nitekim ortaya çıkan listeye bakıldığında Hasan Ağa tarafından eserlerin 105’i turnacıbaşı, 1’i zağarcıbaşı, 5’i kul kethüdası ve 13’ü yeniçeri ağası iken vakfedilmiştir.

Sonuç

Askerî ve idari birçok vazifeyi aynı anda icra eden yeniçeri ağaları, kendilerine verilen sorumluluk haricinde birçok üst düzey devlet memuru gibi halkın tasarrufu için hayır eserleri kurmuşlardır. Genel olarak bu eserlere bakıldığında bunların dinî ve içtimai yapılar olduğu görülmektedir. İşte tam da bu noktada Hasan Ağa, diğer yeniçeri ağalarından ayrılmaktadır. Zira Osmanlı Vakıf Kütüphane tarihinde askerî rütbede bulunan kişilerin kitapla ilgilendikleri, koleksiyon oluşturdukları ve bunları vakfettikleri sıklıkla rastlanan bir durum değildir. Dahası Yeniçeri Ocağı’nda yetiştiği bilinen Hasan Ağa, kitap vakfetmeye “tüm ağaların en büyüğü” olarak gösterilen yeniçeri ağalığına gelmeden önce turnacıbaşı rütbesinde iken Belgrad’da başlamıştır. Vakıf kaydında beyan ettiği üzere Turnacıbaşı Hasan Ağa, sahibi olduğu kitapları ilme talip kişiler için Belgrad Kalesi’ndeki mescidine koymuştur. Vakfettiği kitapların her birine tek tek düşürdüğü bu kayıtta eserlerin kullanıldıktan sonra kütüphane görevlisine teslim edilmesini, kitabın rehin olarak alınmaması, satılmaması, zimmete geçirilmemesi ve Belgrad’dan çıkarılmamasını şart koşmuştur.

Yeniçeri Ocağı’nın kumandanlarından biri olan Hasan Ağa’nın kitap konusundaki tutumu ilerleyen zamanlarda da sürmüştür. Öyle ki kendisi Hotin Kalesi muhafazasında görevli bulunduğu sırada Belgrad işgale uğrayınca (1717) kitapları kaderine terk etmemiş, bu eserleri oradan alarak daha güvenli olan Niş ve Vidin kalelerine taşımıştır. Eserlerin bir bilinmeze sürüklenmesine izin vermeyen ve akıbetlerini kontrol altına alan Hasan Ağa’nın kitap sahibi olma ve bunları vakfetmesi burada son bulmamıştır. Nitekim 1719 yılı itibariyle yükseldiği kul kethüdalığı rütbesinde özellikle Vidin’de Şeyh Medresesi’nde bulunan kitaplarına yenilerini eklediği vakıf kaydı ve mühründen takip edilmektedir. 18 Aralık 1723’te ise yeniçeri ağası olan Hasan Ağa, devletin en prestijli askerî grubunun sorumluluğunu üstüne alırken, Vidin’i ve oraya vakfettiği kitapları unutmamıştır. Yeniçeri ağası ibareli mührünün bulunduğu vakıf kaydından da anlaşılacağı üzere Vidin’de kitap vakfetmeyi sürdürmüştür. Ancak 1730 Patrona Halil isyanı ile görevinden ayrılan Hasan Ağa’nın bu tarihten sonra kitap bağışı yaptığına dair şimdilik bir kayda ulaşılamamıştır. Kitapları ise ondan çok sonra Osman Pazvantoğlu’nun kurduğu Vidin’in en büyük kütüphanesine taşınmıştır.

XIX. asırda Osmanlı’nın Bulgaristan’daki siyasi durumunun değişmesi ile başlayan Müslümanlara yönelik zulümden şehirlerdeki kitaplar dahi etkilenmiştir. Bulgaristan’dan gelen olumsuz haberler üzerine Osmanlı Devleti mezalimden sağ kalmış kitaplar için girişimlerde bulunmuştur. Süregelen yazışmaların neticesinde 1887’de Bulgar Bakanlar Kurulu Vidin’deki kitapların önce Sofya’ya taşınması, burada incelenmesi ve sadece dinî içerikli olanların Osmanlı’ya teslim edilmesi yönünde karar almıştır. Büyük bir kısmı Sofya’ya taşınan kitaplar burada incelendikten sonra 2.009 adet kitap Osmanlı Devleti’nin temsilcisi olan Mahmud Nedim Bey’e teslim edilmiştir. Hasan Ağa’nın vakıf kitaplarının da bulunduğu bu eserler 1888’de İstanbul’a getirilmiştir.

Vakfedildikleri şehirlerden çıkarılmışsa da Hasan Ağa’nın kitaplarının büyük çoğunluğunun hâlâ bir arada durduğu aşikârdır. Zira bugün Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi’nde yer alan sekiz binden fazla dijitalleştirilmiş kitabın taranmasına müteakip, Hasan Ağa’nın şimdilik 124 vakıf kitabına ulaşılmıştır. Elbette Vidin’de tutulan kayda bakıldığında eksikler olduğu açıktır. Ancak eksik olan nüshaların dahi bugün ulaşılabilenler ile aynı içeriğe sahip olduğu bir gerçektir. Nitekim Hasan Ağa’nın, Belgrad’da da Vidin’de de vakfettiği eserler ağırlıklı olarak bir medrese talebesinin eğitiminde ihtiyaç duyacağı kaynaklardır. Arapça eğitiminde kullanılan sarf, nahv ve belâgat, imanın ve İslam’ın esaslarını ortaya koyan akâid ve kelam, ayrıca mantık ve hadis ilimleri eser sayısı itibarıyla koleksiyonda ön plana çıkan konulardır. Tasavvuf ve ibadetler hakkında da ziyadesiyle eser bulunan koleksiyonda, tıp branşından Arap ve İran Edebiyatı’na kadar birçok konuda nüshanın varlığı da ayrıca dikkat çekicidir.

Şüphesiz mevcut şartlarda Hasan Ağa’nın tüm vakıf kitaplarına ulaşılması şimdilik söz konusu değildir. Ancak tespit edilenler, eserlere dair genel bir kanaat oluşturulmasını sağlarken, nüshalara düşülen vakıf kayıtları Hasan Ağa’nın kitap vakfetme ve onları koruma konusundaki tavrını ziyadesiyle ortaya koymaktadır.

EKLER

Ek I: Hasan Ağa’nın 1728’de Vidin Şer‘iyye Sicili’ne Kaydedilen Vakıf Kitapları*



Ek II: Hasan Ağa’nın Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi’nde Bulunan Kitaplarının Listesi*














* Bu tablonun hazırlanmasında Orlin Sabev’in “Bulgaristan Örneği Işığında Balkanlar’da Osmanlı Medrese Kütüphaneleri” isimli makalesinde yayımladığı Hasan Ağa’nın kitaplarını gösteren listeden faydalanılmıştır. Bk. Sabev, “Bulgaristan Örneği Işığında Balkanlar’da Osmanlı Medrese Kütüphaneleri”, s. 167-171.
* Listede yer alan eserler araştırmacılara kolaylık sağlama amacıyla alfabetik olarak sıralanmıştır. Ayrıca çalışmanın önemli bir parçasını teşkil eden bu listeye dair tüm bilgiler Yazma Eserler Kurumuna ait olan https://portal.yek.gov.tr sayfasından alınmıştır.

Atıf/Citation: Erdoğan, Ayşenur, “Yeniçeri Ağası Hasan Ağa’nın Serhâd Kalelerine Vakfettiği Kitaplar”, Belleten, C 90/S. 318, 2026, s. 447-486.

Değerlendirme

Bu makale en az iki hakem tarafından çift taraflı kör hakemlik modeliyle incelendi. Benzerlik taraması yapılarak intihal içermediği teyit edildi.

Etik Beyan

Bu çalışmanın hazırlanma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyulduğu ve yararlanılan tüm çalışmaların kaynakçada belirtildiği beyan olunur.

Etik Bildirim

belleten@ttk.gov.tr

Yapay Zeka Kullanımı

Bu çalışmanın hazırlanma sürecinde yapay zekâ tabanlı herhangi bir araç veya uygulama kullanılmamıştır. Çalışmanın tüm içeriği, yazarlar tarafından bilimsel araştırma yöntemleri ve akademik etik ilkelere uygun şekilde üretilmiştir.

Lisans

Bu makale Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisans (CC BY-NC) ile lisanslanmıştır.

Kaynaklar

  • Arşiv Kaynakları
  • T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA)
  • Bab-ı Asafi Amedi Kalemi (A.{AMD), 23/58, 1195 (1781).
  • Bab-ı Asafi Divan-ı Hümayun Sicilleri Mühimme Defterleri (A.{DVNSMHM.d), 120/5, Evasıt.B.1125 (Ağustos 1713); 120/416, Evahir. Z.1125 (Ocak 1714); 127/197, Evahir.R.1130 (Mart 1718); 127/811, Evail.N.1130 (Ağustos 1719).
  • Ali Emiri Ahmed III (AE.SAMD.III), 226/21793, 19.Ra.1143 (2 Ekim 1730).
  • Ali Emiri Ahmed I (AE.SMHD.I), 259/21079, 10.S.1164 (8 Ocak 1751).
  • Cevdet Askeriye (C.AS), 663/27862, 14.Za.1129 (20 Ekim 1717).
  • Hariciye Nezareti İdare (HR.İD), 1371/10, 25.R.1305 (10 Ocak 1888).
  • Hariciye Nezareti Sofya Sefareti (HR.SFR.04.), 700/48, 25.Ra.1305 (11 Aralık 1887); 720/47, 25.Ra.1305 (11 Aralık 1887).
  • Maliyeden Müdevver Defterler (MAD.d), 17018, 1129 (1717).
  • Maarif Nezareti Mektubi Kalemi (MF.MKT), 76/90, 5.N.1299 (21 Temmuz 1882); 1244/98, (tarihsiz).
  • Topkapı Sarayı Müze Arşivi Evrakı (TS.MA.e), 804/92, 10.B.1203 (6 Nisan 1789).
  • Sofya Milli Kütüphanesi
  • Vidin Şer‘iyye Sicilleri, (Sofya Milli Kütüphanesi Şarkiyat Bölümü), S 160a.
  • Yazma Eserler
  • İbn Keykeldî, Ebû Sa‘îd Selâhaddin Halil b. Keykeldî b. Abdullah el-Alâ’î edDımaşkî eş-Şâfi‘î, ed-Durretu’s-Seniyye fî Mevlidi Hayri’l-Beriyye, Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi, Nr. B5323/2.
  • İbn Melek, Abdullatif b. Abdulaziz b. Emînüddin el-Fakîh el-Hanefî, Şerhu Menâri’l-Envâr fî Usûli’l-Fıkh, Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi, Nr.1786.
  • İbnü’s-Sâ’iğ, Seriyyüddin Muhammed b. İbrâhim ed-Darûrî el-Mısrî, Hâşiye alâ Şerhi’l-Hidâye li-Ekmeli’l-Abbâsî, Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi, Nr.2463.
  • İbnü’s-Sâ‘âtî, Ebu’l-Abbâs Muzafferuddin Ahmed b. Ali b. Sa‘leb el-Bağdâdî el-Hanefî, Mecma‘u’l-Bahreyn ve Mülteka’n-Neyyireyn, Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi, Nr.2336.
  • Mir Ebu’l-Feth Muhammed b. Emin es-Sa‘îdî el-Erdebîlî, Hâşiye alâ Şerhi Molla Hanefî alâ Âdâbi’l-Adudiyye, Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi, B5945/1.
  • Tārih-i Yeniçeri, Macar Bilimler Akademisi Kütüphanesi, TÖRÖK, F.56.
  • Vefâyat Tarîh-i Beşer, Müstensih: Mustafa Samih, Manisa İl Halk Kütüphanesi, Nr.5079.
  • Araştırma ve İncelemeler
  • Patrona İhtilâli Hakkında Bir Eser: Abdi Tarihi, haz. Faik Reşit Unat, TTK Yay., Ankara 2020.
  • Altay, Ahmet, “Pazvantoğlu Osman ve Vidin’de Kurduğu Kütüphane”, Bilgi Yönetimi, C III/S. 2, s. 185-199.
  • Aslan, Ali, Yazma Eserlerde Mülküyet Tezâhürleri ve Temellük Kayıtları: Reîsülküttâb Acem Bekir Efendi Örneği, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul 2024.
  • Atam Dedem Kanunu; Kanunnâme-i Âl-i Osman, haz. Abdülkadir Özcan, Yitik Hazine Yayınları, İstanbul 2013.
  • Aydın, Mahir, Vidin Kalesi: Tuna Boyu’ndaki İnci, Ötüken, İstanbul 2015.
  • Beydilli, Kemal, “Pazvandoğlu, Osman”, DİA, C 34, s. 208-210.
  • Bilgin, Orhan, “Temellük ve Tehâsüb Kaydı”, DİA, C 40, s. 40-41.
  • Erdoğan, Ayşenur, Osmanlı Devleti’nde Yeniçeri Ağalığı Kurumu, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul 2024.
  • Erünsal, İsmail E., Osmanlılarda Kütüphaneler ve Kütüphanecilik: Tarihi Gelişimi ve Organizasyonu, 3.bs., Timaş Yayınları, İstanbul 2020.
  • From the Collection of Ottoman Libraries in Bulgaria During the 18th and 19th Centuries, drl. Stoyanka Kenderova & Zorka Ivanova, St. Cyril and Methodius National Library, Sofia 1999.
  • Gacek, Adam, Arapça Elyazmaları İçin Rehber, çev. Ali Benli-M. Cüneyt Kaya, Klasik Yay., İstanbul 2017
  • Gezer, Ömer, Kale ve Nefer; Habsburg Serhaddinde Osmanlı Askeri Gücü (1699-1715), Kitap Yayınevi, İstanbul 2020.
  • İpşirli, Mehmet, “Bulgaristan’daki Türk Vakıflarının Durumu (XX. Yüzyıl Başları)”, Belleten, C 53/S. 207-208, 1989, s. 679-707.
  • Kalić, Jovanka, “A millennium of Belgrade (Sixth-Sixteenth centuries) A Short Overview”, Balcanica, XLV (2014), s.71-96.
  • Kayapınar, Ayşe, Le Sancak Ottoman de Vidin du XVe à la fin du XVIe Siècle, Les Éditions Isis, Istanbul 2011.
  • Kenderova, Stoyanka, The Library of Osman Pazvatoğlu in Vidin: The Catalogue of the Library (1837-1887), Universitetsko izdatelstvo “Sv. Kliment Okhridski”, Sofya 2024.
  • Kiel, Machiel, “The Date of Construction of the Library of Osman Pasvantoglu in Vidin”, Etudes Balkaniques, No. 3, 1980, s. 116-119.
  • Pul, Ayşe, Yeniçeri Ocağı’nın 68. Ortası Turnacıbaşılık, Gece Kitaplığı, Ankara 2016.
  • Selçuk, Hava, Tuna Boyunda Bir Osmanlı Kenti Vidin (XIX. Yüzyıl), Çizgi, Konya 2013.
  • Sabev, Orlin, “Bulgaristan Örneği Işığında Balkanlar’da Osmanlı Medrese Kütüphaneleri”, Osmanlı İlim, Düşünce ve Sanat Dünyasında Balkanlar, 2014, s. 143- 174.
  • Silâhdâr Fındıklılı Mehmed Ağa, Nusretnâme, haz. Mehmet Topal, Türkiye Bilimler Akademisi, Ankara 2018.
  • Stajnova, Mihalia, “Ottoman Libraries in Vidin”, Etudes Balkaniques, No. 2, 1979, s. 54-59.
  • Şeyhi Mehmed Efendi, Vekâyi‘u’l-Fuzalâ, Şeyhi’nin Şaka’ik zeyli (inceleme-tenkitli metindizin), haz. Ramazan Ekinci, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, İstanbul 2018.
  • Üçel-Aybet, Gülgün, Avrupalı Seyyahların Gözüyle Osmanlı Ordusu [1530-1699], İletişim, İstanbul 2010.
  • Üstündağ Özdemir, Nagehan, 18. Yüzyılda Vidin Şehrinin Sosyo-Ekonomik Panoraması (1790-1808), Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara 2014.
  • Vak’anüvis Subhî Mehmed Efendi, Subhî Tarihi, Sâmî ve Şâkir Tarihleri ile Birlikte 1730-1744 (inceleme ve Karşılaştırmalı Metin), haz. Mesut Aydıner, Kitabevi, İstanbul 2007.
  • İnternet Kaynakları
  • https://muhur.yek.gov.tr/muhur/yekmu0762
  • https://portal.yek.gov.tr

Dipnotlar

  1. Atam Dedem Kanunu; Kanunnâme-i Âl-i Osman, haz. Abdülkadir Özcan, Yitik Hazine, İstanbul 2013, s. 6.
  2. Ayşenur Erdoğan, Osmanlı Devleti’nde Yeniçeri Ağalığı Kurumu, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul 2024, s. 13-20.
  3. Az sayıdaki örnekten biri de Yeniçeri Ağası Hüseyin Ağa’dır ki Karaferye’de bulunan Câmi-i Atik’e kitap bağışlamış ve buraya ayrıca hafız-ı kütüp görevlendirip, günlük beş akçe ile maaşa bağlamıştır. Bk. İsmail E. Erünsal, Osmanlılarda Kütüphaneler ve Kütüphanecilik: Tarihi Gelişimi ve Organizasyonu, 3.bs., Timaş Yayınları, İstanbul 2020, s. 282.
  4. Adam Gacek, Arapça Elyazmaları İçin Rehber, çev. Ali Benli-M. Cüneyt Kaya, Klasik Yay. İstanbul 2017, s. 344; Orhan Bilgin, “Temellük ve Tehâsüb Kaydı”, DİA, C 40, s. 412; Ali Aslan, Yazma Eserlerde Mülküyet Tezâhürleri ve Temellük Kayıtları: Reîsülküttâb Acem Bekir Efendi Örneği, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul 2024, s. 49
  5. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA) Bab-ı Asafi Amedi Kalemi (A.{AMD), 23/58, 1195 (1781); BOA, Ali Emiri Ahmed III (AE.SAMD.III), 226/21793, 19.Ra.1143 (2 Ekim 1730); BOA, Ali Emiri Ahmed I (AE.SMHD.I), 259/21079, 10.S.1164 (8 Ocak 1751); BOA, Topkapı Sarayı Müze Arşivi Evrakı (TS.MA.e), 804/92, 10.B.1203 (6 Nisan 1789); Erdoğan, Yeniçeri Ağalığı Kurumu, s. 124.
  6. Turnacıbaşı ya da bir başka değişle ser-turnaî, Yeniçeri Ocağı’nın 68. ortası olan turnacıların liderine verilen isimdir. Kuruluşu Yıldırım Bayezid devrine dayanan bu ortanın mesuliyeti, padişahın çıktığı avlarda kullanılmak üzere tazı beslemekti. Ayrıca yine sultanın avlarına besledikleri turnalardan da götürürlerdi. Bk. Ayşe Pul, Yeniçeri Ocağı’nın 68. Ortası Turnacıbaşılık, Gece Kitaplığı, Ankara 2016, s. 76-78; Gülgün Üçel-Aybet, Avrupalı Seyyahların Gözüyle Osmanlı Ordusu [1530-1699], İletişim, İstanbul 2010, s. 116.
  7. Jovanka Kalić, “A millennium of Belgrade (Sixth-Sixteenth centuries) A Short Overview”, Balcanica, XLV (2014), s. 93; Ömer Gezer, Kale ve Nefer; Habsburg Serhaddinde Osmanlı Askeri Gücü (1699-1715), Kitap Yayınevi, İstanbul 2020, s. 178.
  8. Silâhdâr Fındıklılı Mehmed Ağa, Nusretnâme, haz. Mehmet Topal, Türkiye Bilimler Akademisi, Ankara 2018, s. 963; Seksoncubaşı Hasan olarak kalelerde nefer sayımı için görevlendirilmesi için ayrıca bk. BOA, Bab-ı Asafi Divan-ı Hümayun Sicilleri Mühimme Defterleri (A.{DVNSMHM.d), 120/5, Evasıt.B.1125 (Ağustos 1713).
  9. BOA, A.{DVNSMHM.d, 120/416, Evahir. Z.1125 (Ocak 1714)
  10. Vakfiyenin tam hâli şu şekildedir: İşbu kitâbı Hasbünallâhu teâla ve taleben li-merzât rabbihi’l-a‘lâ vakf-ı sahîh şer‘i ile Vakf eylediğimden sonra şöyle şart u ta’yîn eyledim ki kitâb-ı mezbûr Hotin Kal‘ası derûnunda vâki‘ sâbıkâ kul kethüdâsı binâ ve ihdâs eyledüği câmi‘-i şerîf derûnunda malım ile binâ olunan dolâba vaz‘ u hıfz olunub kal‘a vâroş ahâlîleri isti‘mâl u istinsâh murâd eylediklerinde hâfızı yediyle ihrâc ve kefîl ile virilüb hîn-i isti‘mâlde galatâtı tashîh u terkîm ve ba‘de’l-intifâ‘ hâfızına teslim ve medîne-i mezbûreden ihrâc olunmakdan selîm ola. Femen beddelehu ba‘de mâ semi‘ahu fe-innemâ ismuhu ‘alellezine yubeddiluneh innallahe semi’un ‘alîm. Vakfiye ve mührün yer aldığı nüsha için ayrıca bk. İbnü’s-Sâ‘âtî, Ebu’l-Abbâs Muzafferuddin Ahmed b. Ali b. Sa‘leb el-Bağdâdî el-Hanefî, Mecma‘u’l-Bahreyn ve Mülteka’n-Neyyireyn, Beyazıt Kütüphanesi, Nr. B2336.
  11. Gezer, Kale ve Nefer, s. 178-179; 214-216.
  12. BOA, A.{DVNSMHM.d, 127/811, Evail.N.1130 (Ağustos 1719); ayrıca bk. BOA, Maliyeden Müdevver Defterler (MAD.d), 17018, 1129 (1717); BOA, Cevdet Askeriye (C.AS), 663/27862, 14.Za.1129 (20 Ekim 1717).
  13. BOA, A.{DVNSMHM.d, 127/197, Evahir.R.1130 (Mart 1718)
  14. Kul kethüdası, yeniçeri ağasından sonra Yeniçeri Ocağı’nda en yüksek rütbelerden biridir. Muharebe zamanında askerin düzeninin sağlanmasından, barış zamanında Yeniçeri Ocağı’nın neferlerinin davalarını dinlemeye kadar birçok vazife icra etmekteydi. Kavânîn-i Yeniçeriyân (İnceleme-metin-dizin), haz. Özgül Özbek, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Çanakkale 2017, s. 124-125; Üçel-Aybet, Avrupalı Seyyahların Gözüyle Osmanlı Ordusu, s. 113-114.
  15. Silâhdâr Fındıklılı Mehmed Ağa, Nusretnâme, s. 1106.
  16. https://muhur.yek.gov.tr/muhur/yekmu0762
  17. Ayşe Kayapınar, Le Sancak Ottoman de Vidin du XVe à la fin du XVIe Siècle, Les Éditions Isis, Istanbul 2011, s. 67-69.
  18. Mahir Aydın, Vidin Kalesi: Tuna Boyu’ndaki İnci, Ötüken, İstanbul 2015, s. 31; Hava Selçuk, Tuna Boyunda Bir Osmanlı Kenti Vidin (XIX. Yüzyıl), Çizgi, Konya 2013, s. 31.
  19. Erdoğan, Osmanlı Devleti’nde Yeniçeri Ağalığı Kurumu, s. 79.
  20. BOA, AE.SAMD.III, 226/21793; Katib Çelebi, Takvimü’t-Tevarih, Selimiye, s. 243; Şeyhi Mehmed Efendi ve Raşid Mehmed Efendi, Hasan Ağa’nın makama geliş tarihini bir ay gecikmeli göstermektedirler. Bk. Şeyhi Mehmed Efendi, Vekâyi‘u’l-Fuzalâ, Şeyhi’nin Şaka’ik zeyli (inceleme-tenkitli metin-dizin), C 4, haz. Ramazan Ekinci, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, İstanbul 2018, s. 3357; Râşid Mehmed Efendi ve Çelebizade İsmail Âsım Efendi, Târih-i Râşid ve Zeyli (1071-1141/1660-1729), haz. Abdülkadir Özcan, Yunus Uğur, Baki Çakır, Ahmet Zeki İzgöer, Klasik Yayınları, İstanbul 2013, s. 1346.
  21. Silâhdâr Fındıklılı Mehmed Ağa, Nusretnâme, s. 1124,1127; Vefâyat Tarîh-i Beşer, Müstensih: Mustafa Samih, Manisa İl Halk Kütüphanesi, Nr.5079, vr.54a.
  22. 730 Patrona İhtilâli Hakkında Bir Eser: Abdi Tarihi, haz. Faik Reşit Unat, TTK Yay., Ankara 2020, s. 24-33, 38, 48.
  23. Vak’anüvis Subhî Mehmed Efendi, Subhî Tarihi, Sâmî ve Şâkir Tarihleri ile Birlikte 1730-1744 (inceleme ve Karşılaştırmalı Metin), haz. Mesut Aydıner, Kitabevi, İstanbul 2007, s. 57.
  24. Kökenlerinin Bosna’ya dayandığı işaret edilen Pazvand ailesinin Vidin’deki varlığı Ömer Pazvand ile başlatılmaktadır. Babasının ölümünden sonra buraya yerleştiği düşünülen Ömer Pazvand, sebebi bilinmeyen bir sebepten şehirden çıkarılıp Belgrad Kalesi’ne sürülmüştür. 1736-1739 Avusturya Savaşı’ndaki faydalarından dolayı affedilerek Vidin’e geri dönmesine izin verilmiş, fakat bölgenin en güçlü ayanlarından olan bu kişi, usulsüzce mülk zimmet edinme ve halkı kışkırtma gibi kanuna aykırı hareketlerden 1789’da idam ile cezalandırılmıştır. Onun öldürüldüğü dönemde Arnavutluk’a kaçtığı söylenen oğlu Osman ise babasından yıllar sonra yine Osmanlı-Avusturya savaşı sırasında gösterdiği yararlılığa binaen Sultan III. Selim tarafından affedilerek Vidin’e dönmesine izin verilmiştir. Zaman içerisinde büyük bir güç sahibi olan ve asi hareketlerle defalarca Osmanlı yönetimi ile karşı karşıya gelen Pazvandoğlu Osman, Vidin şehrini kalkındıracak önemli faaliyetlere imza atmıştır. Kemal Beydilli, “Pazvandoğlu, Osman”, DİA, C 34, s. 208-210; Nagehan Üstündağ Özdemir, 18. Yüzyılda Vidin Şehrinin Sosyo-Ekonomik Panoraması (1790-1808), Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara 2014, s. 254-255.
  25. Mihalia Stajnova, “Ottoman Libraries in Vidin”, Etudes Balkaniques, No. 2, 1979, s. 61; Machiel Kiel, “The Date of Construction of the Library of Osman Pasvantoglu in Vidin”, Etudes Balkaniques, No. 3, 1980, s. 118; Ahmet Altay, “Pazvantoğlu Osman ve Vidin’de Kurduğu Kütüphane”, Bilgi Yönetimi, C III/S. 2, s. 186, 189; Üstündağ Özdemir, 18. Yüzyılda Vidin Şehrinin Sosyo-Ekonomik Panoraması (1790-1808), s. 202.
  26. Mehmet İpşirli, “Bulgaristan’daki Türk Vakıflarının Durumu (XX. Yüzyıl Başları)”, Belleten, C 53/S. 207-208, 1989, s. 683.
  27. Stajnova, “Ottoman Libraries in Vidin”, s. 62; Altay, “Pazvantoğlu Osman ve Vidin’de Kurduğu Kütüphane”, s. 192-193.
  28. BOA, Maarif Nezareti Mektubi Kalemi (MF.MKT), 76/90, 5.N.1299 (21 Temmuz 1882); BOA, MF.MKT, 1244/98, (tarihsiz); BOA, Hariciye Nezareti Sofya Sefareti (HR.SFR.04.), 700/48, 25.Ra.1305 (11 Aralık 1887); BOA, HR.SFR.04, 720/47, 25.Ra.1305 (11 Aralık 1887); BOA, Hariciye Nezareti İdare (HR.İD), 1371/10, 25.R.1305 (10 Ocak 1888); From the Collection of Ottoman Libraries in Bulgaria During the 18th and 19th Centuries, Compilers: Stoyanka Kenderova & Zorka Ivanova, St. Cyril and Methodius National Library, Sofia 1999; Altay, “Pazvantoğlu Osman ve Vidin’de Kurduğu Kütüphane”, s. 193-195.
  29. Vidin Şer‘iyye Sicilleri (Sofya Milli Kütüphanesi Şarkiyat Bölümü), S 160a, I, 1b; Naklen: Orlin Sabev, “Bulgaristan Örneği Işığında Balkanlar’da Osmanlı Medrese Kütüphaneleri”, Osmanlı İlim, Düşünce ve Sanat Dünyasında Balkanlar, 2014, s. 155, 167-171; Bk. Ek I.
  30. Bu liste ise Orlin Sabev tarafından Bulgaristan’daki medrese kütüphanelerine dair 2014 yılında hazırlanan bir makale içerisinde yayımlanmıştır. Bk. Orlin Sabev, “Bulgaristan Örneği Işığında Balkanlar’da Osmanlı Medrese Kütüphaneleri”, Osmanlı İlim, Düşünce ve Sanat Dünyasında Balkanlar, 2014, s. 167-171. Hasan Ağa’nın kitapları için kaynaklık eden bir liste daha bulunmaktadır. Bu liste Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında gerçekleşen anlaşma gereğince Vidin’den çıkarılan tüm kitaplar için hazırlanan listedir. Söz konusu listede Hasan Ağa’ya ait 83 kitap görülmektedir. Nitekim bu sayı farkı bazı nüshaların içerisinde mührü bulunan diğer kişiler adına kaydedilmiş olmasından kaynaklanabilir. Liste için Bk. Stoyanka Kenderova, The Library of Osman Pazvatoğlu in Vidin: The Catalogue of the Library (1837-1887), Universitetsko izdatelstvo “Sv. Kliment Okhridski”, Sofya 2024, s. 269-451.
  31. Beyazıt Kütüphanesi, Nr. B4427/1; Nr. B4427/2; Nr. B4427/3; Nr. B4427/4; Bahsi geçen eserlerin tam künyesi için bk. Ek II, No. 21, 29, 94 ve 121.
  32. Beyazıt Kütüphanesi, Nr. B813/1, Nr. B813/2, Nr. B813/3, Nr. B813/4; Bahsi geçen eserlerin tam künyesi için bk. Ek II, No. 44, 71, 80, 109.
  33. Mülteka olarak kaydedilen bu eser Hasan Ağa’nın Hotin Kalesi’nde vakfettiği kitaptır.
  34. Burada, özellikle Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürü Salih Şahin’e, kurumun kataloğu üzerinden Hasan Ağa temellük kayıtlı nüshalara ulaşmamdaki yardımından dolayı müteşekkir olduğumu beyan etmek isterim. Yine Hasan Ağa’ya ait kitapların gösterilmesi konusunda istişarede bulunduğum Yazma Eser Uzmanı Dr. Ensar Karagöz’e ve özellikle nüshalara ulaşmada, listelemede ve tespit edilenlerin metin içinde değerlendirilmesinde kendisine sıklıkla başvurduğum Türkiye Yazma Eserler Kurumu Katalog Koordinatörü Dr. Ali Aslan’a çok teşekkür ederim.
  35. Elde edilen liste makalenin sonunda yer almaktadır. Bk. Ek II.
  36. Vidin Şer‘iyye Sicilleri, S 160a, I, 1b; Sabev, “Bulgaristan Örneği Işığında Balkanlar’da Osmanlı Medrese Kütüphaneleri”, s. 167-171.
  37. Altay, “Pazvantoğlu Osman ve Vidin’de Kurduğu Kütüphane”, s. 194.
  38. Bk. Ek II.

Şekil ve Tablolar