Giriş
Fâtih Sultan Mehmed (1444-1446, 1451-1481), 1453’te İstanbul’un fethinden sonra bugün Tophâne olarak anılan semtte bir top dökümhanesi ve etrafında bir topçu kışlası inşa ettirmiştir. Sultan Mehmed’in askerî yapıyı tesis etmek üzere inşa ettirdiği bu ilk dökümhane binası ile topçu kışlası, bölgenin ilk binalarını meydana getirmiştir[1] . Bu bölge, burada tesis edilen top dökümhanesi dâhil olmak üzere topçu tesislerini içermesi nedeniyle “Tophâne” adıyla anılır olmuştur[2] .
Evliya Çelebi, Tophâne’nin bulunduğu yerin nasara (Hristiyanlar) zamanında orman olduğunu, burada Cihangir Camii’nin yerinde bir de manastır bulunduğunu, Tophâne şehrinin İskender tarafından kurulduğunu yazdıktan sonra ilk top dökümhanesinin temelinin İstanbul’un fethinden sonra atıldığını “fetihten sonra ebü’l- Feth’in bu orman içre müfid ve muhtasar bir tophâne inşa ettirüb andan sonra Bayezıd-ı Veli’nin tevsi ettirüb odalar dahi yaptırmıştır” sözleriyle ifade etmiştir[3] .
Nitekim Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde belirttiği gibi Fâtih zamanında ilk dökümhane binası inşa edilen Tophâne-i Âmire, II. Bayezid (1481-1512) zamanında büyütülmüş, topa ve topçuluğa rağbet eden Kânûni Sultan Süleyman[4] (1520- 1566) zamanında da tamamen yıktırılarak yeni baştan inşa edilmiştir[5] . Kısa sürede bir harp sanayi merkezi hâline gelen Tophâne-i Âmire ve müştemilatı, top döküm işlemlerinin çok yüksek sıcaklıklarda gerçekleştirilmesi nedeniyle zaman zaman iç yangınlar geçirmekle beraber deprem ve büyük semt yangınlarının da etkisiyle yüzyıllar içerisinde birçok defa zarar görmüş ve bu sebeple yer yer kapsamlı tamiratlardan geçirilmiştir[6] . Bu sebeple, Tophâne’nin çehresini oluşturan binalar ve kapladıkları alan, Fâtih Sultan Mehmed’in temellerini attığı Tophâne-i Âmire’ye göre yüzyıllar içerisinde farklılıklar göstermiştir.
Padişahların top döküm merasimlerini izlemek üzere zaman zaman Tophâne-i Âmire’ye gerçekleştirdikleri ziyaretlerinde kaldıkları ahşap bir kasır/köşk ve yahut belgelerde geçtiği şekliyle Kasr-ı Hümâyun’un erken tarihlerden itibaren var olduğu bilinmektedir[7] .
Evliya Çelebi’nin Tophâne’yi anlattığı kısımda “üstâdlarının kapusu üzerindeki kasra İbrahim Han gelüb meks itmiş olduğundan o zamândan beri pâdişâhlara mahsûs kasr olmuştur”[8] ifadesinden de anlaşıldığı üzere padişahların top döküm merasimlerini izlemek üzere Tophâne-i Âmire’ye ziyaretleri esnasında kaldıkları köşkün, Sultan İbrahim’in (1640-1648) zamanından itibaren mevcut olduğu varsayılmaktadır.
Tophâne-i Âmire’de gerçekleştirilen top döküm işinin çok yüksek sıcaklıklarda gerçekleştirilen işler olması dolayısıyla Tophâne-i Âmire, yukarıda da bahsedildiği üzere tarihinde birçok defa yangın geçirmiş ve bu yangının verdiği tahribata göre zarar gören top dökümhanesi ve müştemilatı ile müştemilatın ayrılmaz bir parçası olan ahşap kasır/köşk birçok defa yeniden inşa edilmiştir. Bu kapsamda en erken Sultan I. İbrahim’den (1640-1648) itibaren var olduğu tahmin edilen kasır, Sultan III. Ahmed (1703-1730) zamanında 1719 yılında meydana gelen büyük semt yangınında Tophâne’ye ait diğer binalarla beraber zarar görmüştür[9] .
Sultan III. Ahmed döneminin Sadrazamı Nevşehirli İbrahim Paşa’nın, tasvip ettiği bir plana göre yangından zarar gören Tophâne binaları kârgir olarak yenilenmekle beraber büyük dökümhanenin hemen bitişiğine küçük topların dökülmesi için yüksek ve tek kubbeli kârgir bir bina ilave edilmiştir[10]. Ayrıca semtin ve Tophâne’nin su ihtiyaçlarını karşılayacak büyük bir sarnıç ve bu sarnıcın üstüne bir de kasır yaptırılmıştır. Bu sarnıcın ve kasrın inşasına Topçubaşı İbrahim Ağa ile Yedekçizade Ali Efendi’yi memur edilmiştir. Zamanın şairlerinden Mirzazâde Neyli Ahmed Efendi bu kasır için ebced hesabı ile şu iki tam tarihi düşürmüştür:
Kıble-i İclâl Kasr-i madelet
Hak mübarek eyleye Han Ahmed[11].
Tophâne binaları Sultan I. Mahmud’un (1730-1754) saltanat yıllarında 1743 yılında yangından zarar görmüş ve bu defa Sadrazamı Hekimoğlu Ali Paşa’nın gayretleriyle elden geçirilmiştir[12]. 1743 yılındaki yenilemeler neticesinde günümüzde de ayakta olan beş kubbeli ve tek kubbeli dökümhane binaları Topçubaşı ve aynı zamanda mimar olan Mustafa Ağa tarafından inşa edilmiştir[13]. Bununla beraber müştemilatın içinde olan Tophâne Kasrı da yine Mustafa Ağa nezaretinde Ömer Ağa’ya inşa ettirilmiştir[14]. Tophâne Kasr-ı Hümâyun’u, 1743 yılındaki inşasından sonra bu defa 1765 yılında meydana gelen Tophâne yangınında büyük tahribat görmüş ve Sultan III. Mustafa (1757-1774) tarafından inşa ettirilmiştir[15]. Kasır, 1778 yılında Sultan I. Abdülhamid’in (1774-1789) saltanat yıllarında Topçubaşı Mehmed Emin Ağa’ya tekrar inşa ettirilmiştir[16]. Sultan III. Selim (1789-1807) zamanına gelindiğinde ise Tophâne-i Amire ve müştemilatı kapsamlı bir tamirattan geçirilmiştir. Bu tamiratla, kendisinden önceki padişahlar döneminde olduğu gibi Tophâne-i Âmire’ye geldiği zaman istirahat için bir sarnıç ve onun üzerinde de bir köşk inşa edilmiştir[17]. Ancak bu ahşap köşk, 1823 yılında Cihangir semtinde meydana gelen büyük Firuz Ağa yangınında, topçu ve top arabacıları kışlaları, dökümhane binası ile birlikte zarar görmüştür. Dönemin padişahı Sultan II. Mahmud (1808-1839), yangın sonrası zarar gören bu binaları tamir ettirmiştir[18] ve kasrı da yıktırarak kârgir şekilde yeniden inşa ettirmiştir[19]. Sultan II. Mahmud zamanında kârgir olarak inşa edilen bu bina, Sultan Abdülmecid zamanında inşa ettirilen ve günümüze ulaşan Kasr-ı Hümâyun’dan önceki son kasırdır.
Bu çalışmanın amacı, bu zamana kadar doğrudan veya dolaylı olarak konuya temas eden çalışmalarda birbirini tekrar eden ve dolayısıyla yer yer yanlış bilgilerin de tekrarına neden olan aktarımın dışına çıkmaktır.
İlgili literatür içerisinde Afife Batur’un, “Sultan Abdülmecid İçin Tasarlayan Bir Mimar William James Smith” ve “Tophâne Kasr-ı Hümâyunu” isimli çalışmaları daha ziyade kasrın mimari özeliklerine odaklanmakta olup bu hususta en kapsamlı bilgileri bize sunmaktadır. Esma İgüs’ün “Manifestation of Tanzimat Period Architecture In Tophana: Tophana Pavilion Designed by an Englısh Architect William James Smith” ve A British Touch on Tanzimat: Architect William James Smıth” isimli makaleleri ile Cengiz Can’ın “Tophâne Kasrı” isimli ansiklopedi maddesi, birinci el kaynaklardan mahrum olmaları nedeniyle özgün bilgiler sunmaktan nispeten uzaktır. Mevcut literatür referans alınarak çalışmamızda daha önce tespit edilememiş ve ilk defa bu çalışmada kullanılacak olan Topkapı Sarayı evrakı, Hazine-i Hassa defterleri ve iradeleri, Hazine-i Hassa Ebniye Ambarı Müdürlüğü ve Maliyeden Müdevver defterleri gibi dosya usulü ile analitik tasnifte yer alan birinci el kaynaklardaki veriler sayesinde Tophâne Kasrı’nın inşa süreci ile ilk dekorasyonu ve Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz, Sultan II. Abdülhamid ve Sultan V. Mehmed Reşad dönemlerindeki kapsamlı, kimi zaman lokal onarım ve yenileme işlemleri ilk defa ortaya konmaya çalışılacaktır. Çalışma, giriş ve üç bölüm şeklinde kurgulanmıştır. Giriş kısmında kısaca Tophâne-i Âmire ve müştemilatının tesis ediliş süreçlerine değindikten sonra konuyu ihtiva eden Tophâne Kasrı’nın, Sultan Abdülmecid zamanında inşa edilmeden önceki erken tarihli kasır yapılarına temas edilecektir. Çalışmanın birinci bölümünde, yukarıda da zikredildiği üzere kasrın mimarı, inşa süreci ve ilk tefrişine yer verilecektir. İkinci bölümde Kasrın, Osmanlı Devleti’nin son dönemine kadar geçirdiği tamiratlar ve yenilemeler ele alınacaktır. Üçüncü bölümde ise Tophâne Kasrı’nın padişahlar tarafından nasıl kullanıldığının yanı sıra kasrın ev sahipliğinde gerçekleştirilen karşılamalar, ağırlamalar, toplantılar ve uluslararası konferanslar irdelenecektir. Çalışma metni, zikredilen başlıklara temas eden arşiv belgeleri ve literatür kullanılmak suretiyle tesis edilmiştir.
1. Sultan Abdülmecid Döneminde Tophâne Kasr-ı Hümâyunu’nun İnşâsı, Tefrişi ve Mimari Özellikleri
Sultan Abdülmecid, (1839-1861) Tophâne talimhane meydanının yeniden düzenlenmesi ve meydanda bulunan kasrın kargir olarak yeniden inşa edilmesi emrini vermiştir. Onun bu isteği, bu meydana aynı zamanda bir tören alanı olarak işlevsellik kazandırılmak isteğinden kaynaklanmıştır. Sultan Abdülmecid bu kasrın, klasik Osmanlı mimarisiyle değil batılı mimari tarzında inşa edilmesini istemiştir. Bu sebeple kasrın mimarı, İngiliz Mimar William James Smith olmuştur.
The Builder’de yer alan bilgilere göre, talim meydanına inşa edilmesi planlanan yeni Tophâne Kasrı’nın mimarının seçiminde Mustafa Reşid Paşa’nın rolü vardır. Mustafa Reşid Paşa, İngiliz Mimar W. J. Smith’i yakından tanımaktadır. Dolayısıyla Tophâne’de inşa edilmesi kararlaştırılan Kasr-ı Hümâyun için Mimar Smith’e bir proje hazırlatılmasında Mustafa Reşid Paşa’nın katkısı olduğu anlaşılmaktadır[20]. Hatta onun bu husustaki rolü, çok daha öncesine gitmektedir. Mustafa Reşid Paşa İngiltere elçiliğinde bulunduğu yıllarda, Osmanlı yapılarının kârgir olarak inşa edilmesi gerekliliği ve bunun da Avrupalı mimarlardan yararlanılarak mümkün olabileceği hakkında raporlar kaleme almıştır. Bu raporlar dikkate alındığında Tophâne Kasrı’nın inşasında mimar olarak William James Smith tercih edilmiştir[21].
1831’de Pera yangınında yanan İngiliz elçilik binasını yeniden inşa etmek üzere 1841’de İstanbul’a ilk ziyaretini gerçekleştiren Smith, birçok yapının inşasında bulunmuştur. Müteakip yıllarda Sultan Abdülmecid’in dikkatini çeken İngiltere Sefarethanesi Mimarı Smith, birçok Osmanlı kamu binasının inşasında görevlendirilmiştir[22]. Smith, 1847 yılının ocak ayından 1853 yılının nisan ayına kadar 6 yıl boyunca maaşlı bir eleman olarak Osmanlı Devleti’nin hizmetinde bulunmuş[23] ve Osmanlı Devleti’nin hizmetine girdikten sonra “Ebniye-i Şahane Mimarı” ünvanı almıştır[24].
a. Keşif ve İnşa Süreci ile İlk Tefrişi
Padişahın bizzat Tophâne’ye geldiği zamanlarda istirahat konforunun sağlanması amacıyla “padişaha mahsus” bu Kasr-ı Hümâyun’un inşasına, 1846 yılında başlanmıştır[25].
1848 yılına gelindiğinde ise inşası devam ettirilmekte olan Kasr-ı Hümâyun binasının ilk masraf keşfinin layıkıyla yapılmamış olmasından dolayı ilk keşif neticesinde belirlenen bütçenin fazlasıyla aşıldığı anlaşılmıştır. Söz konusu binasının ikinci keşfinin yapılıp Sultan Abdülmecid için inşa edileceği de göz önünde bulundurularak, “padişah binaları tertibinden” sayılıp, binanın bitiminde keşfinin tekrar yapılması istenmiştir. İkinci keşfe göre belirlenecek olan masraf bedelinin Hazine’den ödenmesi gerektiği, Tophâne Müşirliği tarafından belirtilmiştir[26]. 1849 yılının mart ayına gelindiğinde ise Sultan Abdülmecid’in izniyle inşa edilmekte olan kasır ile kasrın ön tarafında yer alan ve inşası o tarihlerde tamamlanan saat kulesi için belirlenen masraf tutarının ödenmesi hususunda Tophâne Müşirliği yeni bir müracaatı söz konusu olmuştur[27]. Tophâne Müşirliği’nin denetiminde inşa ettirilen Tophâne Kasrı ile ilgili bütçe, yinelenen taleplere rağmen ancak 1851 yılına gelindiğinde temin edilebilmiştir. Masrafların ödenmesi hususunda gerekli talimat ise 1851 yılının mart ayında Maliye Nezaretine havale edilmiştir[28]. Kasrın inşa maliyetinin yaklaşık 10 bin lira civarında olduğu kaydedilmiştir[29].
İnşasına 1846 yılında başlanan kasır, 1852 yılının mart ayında tamamlanmıştır[31]. Burada literatürde var olan yanlış bir bilgiyi de düzeltmek gerekir. Tophâne Kasrı’nın doğrudan ya da dolaylı olarak ele alındığı pek çok çalışmada kasrın, Tophâne-i Âmire Müşiri Halil Paşa’nın müşirliği döneminde inşa edildiği yazılmıştır. Ancak yapımına 1846 yılında başlanan ve 1852 yılında tamamlanan Tophâne Kasrı, Tophâne Müşirliği’nin denetim ve kontrolünde inşa edilmekle beraber söz konusu yıllarda Tophâne Müşirliği’nin başında Ahmed Fethi Paşa bulunmaktadır. Belirli aralıklarla birçok defa bu makama getirilen Fethi Paşa’nın bu müşirliği, Tophâne Kasrı’nın inşa edilmeye başlandığı yıl olan 1846 yılı ile kasrın tamamlandığı yıl olan 1852 yılı da dâhil olmak üzere onun kesintisiz birinci Tophâne müşirliği dönemine tekabül etmektedir. Çalışmalarda bahsi geçen Tophâne Müşiri Halil Paşa ise kasrın tamamlanmasından çok sonra Ocak 1863’te Tophâne Müşirliği’ne getirilmiştir[32]. Dolayısıyla Tophâne Kasrı’nın inşasına başlanılması ve tamamlanmasının, Halil Paşa ile ilgisi bulunmamaktadır.
Tophâne Kasrı’nın batılı normlar çerçevesinde inşası için görevlendirilen İngiliz Mimar Smith, kasrın iç dekorasyonundan da sorumlu tutulmuştur. Bu sebeple Tophâne Kasrı’nın tefrişi için Kasrın Mimarı Smith aracılığıyla 1852 yılı içerisinde Avrupa’dan mobilya ve muhtelif eşyalar getirtilmiştir. Bununla beraber yerli piyasadan tedarik edilebilenler de İstanbul’dan satın alınmıştır. Mimar Smith tarafından Avrupa’dan getirtilen ve ayrıca yerli piyasadan tedarik edilen bu eşyaların toplam bedeli; 1394 kese küsur 288 buçuk kuruştur. Bahsi geçen bu eşyalar dönemin Tophâne Müşiri Fethi Paşa vasıtasıyla Avrupa’dan getirtilmiştir. Eşyaların masrafları, 1850 yılı mefruşat kaleminden ve Hazine-i Hassa’nın kasasından ödenmiştir[34].
Kasrın inşası sonrasında tutulan bu defter sayesinde inşa sonrasında dekorasyonda kullanılan mobilyaların tür ve adet bilgilerine ulaşmaktayız. Bu eşya ve aksesuarlar, yıllar içerisinde birçok defa tamirat ve yenileme işlemi görmüştür. Tophâne Kasrı’nın inşa edildiği yıllar dâhil olmak üzere daha sonraki yıllarda da iç mekâna ait fotoğrafının olmadığı ve yıllar içerisinde mobilyanın birçok defa değiştirilmiş olduğu da düşünüldüğünde, arşiv belgelerinde yer alan ilk mobilya listesi, büyük önem arz etmektedir.
b. Mimari Tasarım ve Özellikleri
Kasır, denize paralel bir şekilde dikdörtgen bir tabana oturtulmuştur. Yığma sistemle inşa edilmiş olan kârgir yapının temelinde moloz taş kullanılmış, zemin kat duvarları ise tuğladan örülmüştür. Ayrıca çatıya kadar olan dış cephe duvarları da tuğla örgüyle devam etmektedir[40].
İki kat olarak inşa edilen kasrın, güneydoğu-kuzeybatı yönünde yerleştirilen dikdörtgen kütlesinin, yol ve deniz taraflarında birer adet çıkmaları bulunmaktadır[41]. Yapının caddeye bakan cephesinde yer alan volütlü konsolların taşıdığı ve balkonu andıran cumba; sultanın Tophâne’yi ziyaretleri sırasında, bayramlarda ve çeşitli kutlamalarda halkı selamlaması için tasarlanmıştır[42].
Aynı hizada yolun karşısında bulunan Tophâne Müşirlik binası ile uyumlu bir tarzda inşa edilen bu çıkmalar kasrı, Smith’in diğer mimari tasarımlarından farklı olarak XIX. yüzyıl Osmanlı mimari çizgisine yakınlaştıran motifler olarak değerlendirilmektedir[44].
Kasrın boğaza bakan cephesinde ise sütunlu kısmın üzerinde yer alan kabartmalarda topçu sınıfının kullandığı tüfek, kılıç, tabanca gibi silahlar ile top arabalarının önemli bir parçası olan atlar sembolize edilmiştir[46]. Kasrın dış cephesinde yer alan bu süslemeler, Topçu Kışlası içerisinde inşa edilen kasrın, Tophâne-i Âmire Müşiriyeti ile olan bağının önemli bir simgesi olarak değerlendirilebilir.
İki katlı kasrın dış cephe süslemelerinde farklılıklar yer almaktadır. Üst kat bezemeleri ile alt kat bezemelerinin farklılıklar gösteriyor olması, üst katın Sultan’ın, alt katın ise maiyetinin kullanımına ayrıldığının bir göstergesi olmalıdır[47]. Nitekim aynı durum iç cephe bezemelerinde de söz konusudur. Alt kattaki odalar tezyinatsız, küçük ve daha ziyade hizmete yönelik olarak tasarlanmışken üst kattaki odalar geniş, süslemeli ve konukları ağırlamaya yönelik olarak inşa edilmiştir. Kasır, üst kat süslemelerindeki zenginlik nedeniyle döneminde Bijou of Constantinople yani “İstanbul’un Mücevheri” olarak anılmıştır[48].
Cephelerde yer alan pencere sayısı ve boyutlarının farklı bir tasarım ile düzenlendiği görülmektedir. Biçim ve yükseklikleri tüm cephelerde aynı olmakla birlikte boğaza bakan cephenin pencereleri daha geniş tutulmuştur. Bu cephede “3+3+3” sayısal ritmi varken caddeye bakan cephede aynı boyutta “4+3+4” düzeni vardır[50].
Binanın dışı kesme taşlardan yapılmıştır. Binanın üstü ajur tekniğinde bir terasla örtülüdür[51]. Ayrıca binanın denize bakan cephesinde yer alan ana girişinin üzerinde, Sultan Abdülmecid tuğralı alınlık bulunmaktadır[52].
Kasrın deniz tarafına bakan cephesinde yer alan ana kapıdan içeri girildiğinde bir koridorla karşılaşılır. Koridorun sonunda geniş bir hol etrafında farklı boyutlarda beş oda, bir tuvalet ve bir merdiven altı mevcuttur. Zemin kat hol döşemeleri mermerdir.Ahşap ve boyalı olan tavanında ampir üslupta motifler bulunmaktadır[53].
İki katlı binanın üst katına üç kollu anıtsal bir merdiven ile çıkılmaktadır[54]. Üç katlı ahşap merdiven 130 cm genişliğindedir[55]. Merdiven kütlesinin her iki yanında kapı bulunmaktadır[56]. Bu anıtsal merdivendenler, iç mekân süsleme unsurlarının en dikkat çekici olanlarındandır.
Kasrın iç mekânında en fazla dikkat çeken diğer bir mimari öğesi ise kolon ve kolon başlarıdır. Üst kat sofasında dört adedi daire iki adedi kare şeklinde olmak üzere toplamda altı adet sütun bulunmaktadır. Gövdeleri yivli bu kolonların kompozit üsluptaki başlıkları, kendine özgü bir kompozisyon barındırır. Bu kompoizsyon, üstteki aydınlık örtünün ışığında dikkat çeken bir figür tasarımı meydanı getirir[57].
Üst katın deniz tarafında üç büyük salon ve bu üç salonun ortasında da muayede salonu bulunur. Bu muayede salonu, diğerlerine nazaran metrekare olarak daha büyüktür. Denize bakan tarafta ayrıca bir de balkon yer almaktadır.
Dönemin üslup anlayışına uygun olarak neoklasik bir üslupla süslenen iç mekânlar, kalem işi tavanları ile dikkat çekici bir görselliğe sahiptir[58].
Yakın zamanda yapılan bazı çalışmalarda odaların kullanım amaçlarıyla alakalı bir bilgiye ulaşılamadığı belirtilmişse de[59] Osmanlı Arşivi’nde “Hazine-i Hassa” bölümünde yer alan ve ilk defa bu çalışmada kullanılan defterlerde, odaların kullanımıyla alakalı olmasa da odaların nasıl adlandırıldığı ya da tasvir edildiğiyle ilgili bilgileri erişmek mümkün olmuştur. Buna göre alt katta yer alan odalardan birinin “Beylere Mahsus Oda”[60], “üst katta Nusretiye Cami tarafındaki yola bakan oda”[61], “üst katta Nusretiye Cami tarafındaki denize bakan oda”[62], “üst katta orta salon” yani muayede salonu[63], “kasrın Top Vapuru tarafında olan oda”[64], “kasrın sofası”, “salonu”, “muvakkithaneye bakan oda”[65] şeklinde tarifinin yapıldığı tespit edilmiştir.
2. Tophâne Kasrı’nın Osmanlı Döneminde Geçirdiği Tamirat, İç Mekân Mobilya ve Mefruşatında Yenilenmeler
Tophâne Kasrı’nın inşasının tamamlanıp kullanıma açıldığı yıldan itibaren en erken tarihli ve kapsamlı tamiratının 1859 yılında gerçekleştirildiği görülmektedir. Tamiratla alakalı masraf kalemlerini incelediğimizde 1859 yılında kasrın; boya, badana, sıva, çatı onarımı, cam ve pencereler ile duvar süslerinin yenilenmesi gibi çeşitli işlemlerden geçtiğini anlıyoruz.
Söz konusu bu tamiratında 264 nakkaş, 146 rençber yani çiftçi, 67 taşçı, 65 neccar yani marangoz, 12 hamamcı, 12 camcı görev almıştır. Bu süreçte duvar süslemelerinin ve doğramaların değiştirildiği, camların yenilendiği, çatı ve hamamın onarımdan geçirildiği boya ve badana işlemlerinin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Bu onarımın üzerinden bir yıl gibi bir zaman geçtikten sonra 1860 yılının mart ayında, Tophâne Kasrı tekrar ufak bir onarım geçirmiştir. Bu onarımda daha ziyade hasır döşemeleri ile alçı ve sıva işlemleri yapılmıştır. Bu onarım Sultan Abdülmecid zamanında gerçekleştirilen son onarımdır[66].
Tophâne Kasrı, banisi Sultan Abdülmecid’den sonra yerine geçen Sultan Abdülaziz döneminde de gerekli görüldüğü durumlarda onarımlardan geçirilmiş ve tefrişatı yenilenmiştir. Bu kapsamda Tophâne Kasrı, 1862 yılının Temmuz ayında da lokal bir onarımdan geçmiştir. Kasrın alt katında bulunan “beylere mahsus” oda ve diğer odada pencere ve perdeler yenilenmiş, ayrıca bir tane yarım kanepe takımı alınarak döşemeler de değiştirilmiştir[67].
Sultan Abdülaziz’in, bilhassa Ramazan aylarında gerçekleşen ziyaretleri öncesinde kasrın bakım/onarım işlerine hız verilmiş ve bu onarımlardan kaynaklanan masraflar Hazine-i Hassa tarafından karşılanmıştır[68]. Onun döneminde kasırda, 1865 yılının kasım ayında iç mekân onarım-yenileme işlemi gerçekleştirilmiş ve toplam masrafı 3104 kuruşu bulmuştur. Kapı, pencere, koltuk yenilenmesi yanında ihtiyaç duyulan mobilyadaki döşemeler de bu onarımlar kapsamında yenilenmiştir[69].
Tophâne Kasrı, 1869 yılının mart ayında iç mekân dekorasyonu yenilenmiştir. Bu kapsamda pencere, kapı, sandalye, sedir, koltuk, kanepe gibi mobilyaların yenilenmesi yanında mevcut mobilyaların döşemeleri de muhtelif cins kumaşlarla kaplatılmıştır. Bu onarım esnasında kasrın hemen hemen tüm pencereleri de değiştirilmiştir[70]. Tophâne Kasr-ı Hümâyunu’nun padişahlara mahsus bir kasır olması hasebiyle kasırla alakalı masraflar her zaman olduğu gibi bu yenileme işleminde de Hazine-i Hassa kasasından karşılanmıştır[71].
Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz dönemlerinde ihtiyaç duyulduğu zamanlarda bakım ve yenileme işlemleri gerçekleştirilen Tophâne Kasrı, 1876 yılında tahta geçen Sultan II. Abdülhamid’in saltanatı süresince de bakım ve yenileme işlemlerinden geçirilmiştir. Bu kapsamda 1880 yılında Tophâne Kasrı’nın onarımının yapılması kararlaştırılmıştır. Bu onarım için yapılan ilk keşif neticesinde kasrın, 7990 kuruş sarfıyla onarımdan geçirilebileceği tespit edilmiş ve bunun için gerekli hazırlıklar tamamlandıktan sonra onarım gerçekleştirilmiştir[72]. Tophâne Kasrı, sonraki dönemlerde bilhassa farklı görüşmelerin ve toplantıların yapıldığı mekân olarak da kullanılmıştır. İlgili kısımda da detaylarıyla anlatacağı üzere kasrın önemli hadiselere tanıklık ettiği toplantılardan ilki, 1885 yılının kasım ayında Şarki Rumeli’de meydana gelen sorunların çözülmesi amacıyla toplanan konferanstır.
Tophâne Kasrı’nda gerçekleştirilen konferansta sekreterlik üyesi olarak görevli bulunan Yusuf Bey, toplantı anını tasvir ettiği bir çizim yapmıştır[74]. Söz konusu çizim, Sultan II. Abdülhamid dönemi Tophâne Kasrı’nın iç mekânına ve o zamanki dekorasyonuna ait detayları göstermesi açısından büyük önem arz etmektedir. Buna göre Tophâne Kasrı’nın ikinci katında yer alan büyük salonda, Kasım 1885 yılı itibarıyla büyük bir toplantı masası ile kolçaklı kırmızı siyah çizgili kumaştan etekli sandalyeler, pencere kenarında tekli mavi koltuk ve ahşap sehpa, katipleri oturdukları küçük çalışma masası ile süslü sandalyeleri, iki kapı arasında yer alan şömine ve şöminenin üzerinde dekoratif saat ile şamdanlar, şöminenin sağında ve solunda bulunup hole açılan iki adet kapı ve kapının üzerindeki mavi renkli farbelalar, tavanda asılı büyük avize ile duvara monteli küçük lamba, sağ tarafta Nusretiye cami tarafına bakan odaya açılan kapı ve duvarında asılı tablo ile duvar ve tavan süslemeleri dikkat çekmektedir.
Şarki Rumeli Konferansı’nın icrası sonrasında uzun yıllar Tophâne Kasrı ile alakalı bir hareketlilik söz konusu olmamıştır. Ta ki 1891 yılının haziran ayına kadar. Bu tarihte, Tophâne Kasrı’nın mefruşatının uzun süreden beri yenilenmemiş olmasından dolayı eskimiş olmasına binaen değiştirilmesi gündeme alınmıştır. Yapılan hesaplamaların ardında bu yenilenme işleminin 31.950 kuruşa mal olacağı ve bu iş için elverişli kumaşların Hereke Fabrika-i Hümâyunu’nda mevcut olduğu anlaşılmıştır[75].
1891 yılındaki mefruşat yenilenmesinin ardından 1894 yılında bu defa kasrın tavanına döşenen kurşunların yenilenmesi gerektiği, kasrın bekçisi tarafından gündeme getirilmiştir. Böylece Tophâne-i Âmire Talimhanesi içerisinde yer alan Tophâne Kasrı’nın[76] tavanın tamiratının 18.228 kuruş masraf ile onarılabileceği yapılan keşif ile anlaşılmıştır. Belirtilen tutar Tophâne-i Âmire bütçesinden tahsis edilecektir[77].
Sultan II. Abdülhamid’in saltanatının son birkaç ayında da Tophâne Kasrı’nın onarımına ihtiyaç duyulmuştur[78]. Bu tutarın, Tophâne-i Âmire Müşiriyeti’nin o yılki binalar bütçesinden karşılanmasına karar verilmiştir[79]. Ancak tamiratın yapılmasına başlanıldıysa da[80] kalem işi, yağlı boya ve diğer renklendirme ve onarımlar ile tavandaki döşenmiş işleme kurşunların, tahmininden daha fazla çürük olduğu tespit edilmiştir. Bu duruma göre ilk keşif neticesinde belirlenen masraf tutarının üzerine 10.215 kuruş daha eklenmiştir. Son tahlilde bu ek masraf tutarı da yine Tophâne-i Âmire Müşiriyeti’nin müracaatına binaen söz konusu o yılki bütçeye dâhil edilmiştir[81]. 1908 yılında gerçekleştirilen bu onarım, Tophâne Kasrı’nda hem Sultan II. Abdülhamid zamanındaki son onarım hem de 1832 yılından itibaren Müşiriyet hüviyetiyle idare edilen Tophâne Müşirliği’nin denetiminde gerçekleştirilen son tamirattır. Bu tarihten itibaren Tophâne Müşirliği lağvedilmiş ve kurum birimleriyle beraber Harbiye Nezaretine ilhak edilmiştir[82]. Ayrıca 1909 nisan ayında Sultan II. Abdülhamid tahttan indirilmiş, yerine kardeşi Sultan V. Mehmed Reşad geçmiştir.
Sultan V. Mehmed Reşad döneminde ise Tophâne Kasrı’nda, kapsamlı bir onarım yapılmıştır. Özellikle iç mekân, 1911 yılında ciddi bir yenileme işlemi görmüştür. Oda oda tüm mobilyalar ile perdeleri ve perde aksamları yenilenmiştir. 1911 yılında iç mekânda gerçekleştirilen bu yenileme işlemi neticesinde oluşturulan dekorasyon, Osmanlı Devleti zamanında gerçekleştirilen son büyük yenileme olarak kayda geçmiştir.
Söz konusu tarihte gerçekleştirilen bu tamirat ve yenileme işleminin detayları, tamirat defterinde tek tek belirtilmiştir. Satın alınan mobilya ve eşyalar ile mefruşat malzemelerinin detaylarıyla tasvir edilmesi yanı sıra kasrın odalarının konumlarına göre tarif edilmesi şu zamana kadar hiçbir çalışmada yer almayan bilgiler içermesi açısından büyük önem arz etmektedir. Oda oda gruplandırılan mobilya, eşya ve mefruşat malzemeleri adet ve ölçüleriyle şu şekildedir:
Üst katta Nusretiye Camii tarafındaki yola yani yolun karşısındaki Tophâne-i Âmire Müşirlik binalarına doğru bakan tarafta bulunan oda için perdeler, perdelerin üzerinde farklı kalıplarda bulunan kumaş süslemeleri olan farbelalar, şemsiye ve kornişleri dâhil olmak üzere perde ve perde aksamı ile kanepe, koltuk, kumaş kaplı arkalı sedir, koltuk yastığı, sandalye, dolap, orta masası, aynalar, aynaların altında mermer taşlı masa, odada bulunan soba için gerekli eşyalar, avize, vazo ve yerli Kırşehir halısı satın alınmıştır. Bu odanın perdeleri ve perde teferruatı ile koltuk, kanepe, arkalı sedir ve koltuk yastığında kombine mavi ve pembe çizgili kumaş kullanılmıştır.
Üst katta Nusretiye Cami tarafındaki denize bakan tarafta bulunan oda için perdeler, perde takımından olan farbelalar, şemsiye ve kornişleri ile büyük kanepe, yanları kadifeli ve birisi yuvarlak arkalı koltuk, kumaş kaplı arkalı sedir, koltuk yastığı, kumaş kaplı sandalye, dolap, orta masası, aynalar, vazo, aynaların altında mermer taşlı masa, odada bulunan soba için gerekli eşyalar, avize, vazo ve yerli Kırşehir halısı satın alınmıştır. Bu odanın perdeleri ve perde teferruatı ile koltuk, kanepe, sandalye ile koltuk yastığında kombine kırmızı ve pembe çizgili yeşil çiçekli kumaş kullanılmıştır.
Yine üst katta yer alan orta salon için ise; perdeler, perde takımından olan farbelalar, şemsiye ve kornişleri ile iki büyük ve iki küçük kanepe, koltuklar, kumaş kaplı sandalyeler, dolap ve raflı sigara sehpası satın alınmıştır. Bu odanın perdeleri ve perde teferruatı ile koltuk, kanepe ve sandalyede kombine kırmızı zemin üzerine sarı ve yeşil ipek işlemeli çeşitli çiçeklerle bezeli kumaş kullanılmıştır.
Bu yenilenmeyi müteakip Tophâne Kasrı Serbekçisi Ahmed Efendi’nin müracaatı üzerine kasırda keşif işlemi başlatılmıştır. Zira Ahmed Efendi, Tophâne Kasrı’nın çatısında bulunan kurşunların bozulması nedeniyle tonlarının tamamen akmakta olduğunu ve ayrıca alt kattaki hela aralığındaki musluğun kırıldığını bildirmiştir[86]. Ayrıca Kurşuncubaşı Hasan Efendi de yaptığı incelemeler neticesinde benzer durumlardan bahsetmiştir. Hasan Efendi, Tophâne Kasrı’nın çatısındaki kurşunların farklı farklı yerlerden akıp mefruşatı çürütme derecesine getirdiğini ve kasrın içerisinde bulunan Terkos suyunun dahi kumpanya tarafından kesilmesi nedeniyle susuzluktan fevkalade sıkıntı çekilmekte olduğunu bildirilmiştir[87]. Bu müracaatların üzerine gerekli keşfin yapılması için dönemin Sermimarı Vedad Bey Efendi görevlendirilmiştir[88]. Sermimar Vedat (Tek) Bey tarafından yapılan keşif sonrası 1912 yılının Aralık ayında kaleme alınan tamirat raporu şu şekildedir:
Tophâne Kasrı akarlarıyla sair tamiratlarının yapılması için Sermimarlık tarafından hazırlanan ve Hazine-i Hassa Müdüriyeti’nden gönderilen 476 numara ve 26 Kasım 1912 tarihli keşifnameye göre, izabe olacak kurşun levhalarının izabesinden dolayı hasıl olacak noksan kurşunun ikmali için zikredilen keşifnamenin ihtiva eylediği 5195 kuruş toplam masraf tutarına, kurşun bedeli olarak 825 kuruş ilave edilmesi bildirilmiştir. Buna göre tamirat masrafı toplamda 6020 kuruşa çıkmıştır. Yapılan keşif ve hesaplamalardan sonra söz konusu tamiratın Sermimar Vedat Bey’in nezaretinde 1912 yılının aralık ayında başlatılmasına karar verilir[91].
Özetle, İngiliz Mimar Smith tarafından inşa edilen Tophâne Kasrı, 1852 yılından itibaren bilhassa Sultan Abdülmecid olmak üzere sultanlar tarafından ziyaret edilen bir mekân olması yanında önemli hadiselere ev sahipliği yapan bir mekân olarak da tarihteki yerini almıştır. Yıllar içerisinde birçok defa onarım ve yenilene işlemi geçiren Tophâne Kasrı’nın Osmanlı Devleti zamanındaki son tamiratı Sultan Reşad zamanında ve dönemin Sermimarı Vedad Bey tarafından gerçekleştirilmiştir.
3. Tophâne Kasrı’nın Bir Mekân Olarak Tarihî Süreç İçerisinde Farklı İşlevleri
a. Abdülmecid Dönemi
Padişaha mahsus olmak üzere bizzat Sultan Abdülmecid’in emri ve isteği doğrultusunda batılı mimari tarzında inşa edilen Tophâne Kasrı, Sultan Abdülmecid’in sıklıkla kullandığı bir mekân olduğunu daha önce belirtmiştik.
Tophâne Kasrı, hassas bir kişiliği olan Sultan Abdülmecid’in, siyasal problemlerden ve saray ortamından bunaldığı zamanlarda bir kaçış mekânı hâline gelmiştir[92]. Nitekim Sultan Abdülmecid, öğlen vakitleri ve boş zamanlarının yanı sıra sarayın yoğun ortamından da uzaklaşmak için kimi zaman akşam yemeklerini de burada yemiş, uyuya kaldıktan sonra gizlice arabasına taşınarak saraya geri götürülmüştür[93]. Kasrın, Sultan Abdülmecid tarafından sıklıkla kullanıldığını, dönemin yazarlarının aktardıklarından da teyit edebiliyoruz. Balıkhane Nazırı Ali Rıza Bey, Sultan Abdülmecid’in Tophâne Kasrı’na gelişi şu şekilde aktarılmıştır, “Ale’l-ekser akşamları Tophâne Kasrı’nı teşrif ederler, kayık veya arabadan indiklerinde kendilerini istikbal eden Tophâne Müşiriyle Talimhane Meydanı’nda ayakta durup musahabe buyururlar, esnâ-yı musâhabette bir elleriyle kılıçlarını diğeriyle de eteklerini tutarlardı…”[94]. Sultan Abdülmecid’in Tophâne Kasrı’na gelişi, onun âdeta günlük bir rutiniydi. Bununla beraber Sultan Abdülmecid’in Cuma namazlarını kılmak üzere çoğunlukla babası II. Mahmud’un inşa ettirdiği Nusretiye Camii’ni tercih etmesi onun Tophâne’ye gerçekleştirdiği ziyaretlerine ayrıca bir vesile kaynağıydı[95]. Keza arşiv belgelerinden de Sultan Abdülmecid’in bilhassa Cuma namazlarında veyahut Ramazan aylarında alaylarla Tophâne’ye geçerek Nusretiye Camii’ne gittiğini ve burada namazını kıldıktan sonra Tophâne Kasrı’na geçtiğini biliyoruz.[96].
Tophâne Kasrı, yine Abdülmecid zamanında bazı önemli misafirleri ağırlamak üzere de kullanılmıştır. Bu anlamda Tophâne Kasrı’nın ilk yabancı misafiri Rus çarının kardeşi Grandük Konstantin’dir.[98]Sultan, 1859’da Kudüs’e giderken İstanbul’u ziyaret eden Büyük Dük Konstantin’i Tophâne Kasrı’nda ağırlamıştır[99]. 6 Haziran 1859 tarihinde İstanbul’a giriş yapan Rusya İmparatoru’nun biraderi Grandük Konstantin, kendi vapuruyla Tophâne’nin girişine yaklaştığı esnada Sultan Abdülmecid, Tophâne Kasrı’na teşrif buyurmuşlardır. Grandük Konstantin, Tophâne Kasrı’nda Sultan Abdülmecid ile görüşmesinin ardından tekrar vapuruna geçerek İstanbul’daki programına devam etmiştir[100].
b. Abdülaziz Dönemi
Sultan Abdülaziz’in de tıpkı ağabeyi Sultan Abdülmecid gibi Tophâne Kasrı’na özel bir ilgisi bulunmaktaydı[101]. Bu bakımdan Tophâne Kasrı, Sultan Abdülaziz tarafından da zaman zaman ziyaret edilmekle birlikte bilhassa Ramazan aylarında ve Ramazan-Kurban bayramlarında Nusretiye Camii’ne teşriflerinde Tophâne Kasrı’na da ziyaret gerçekleştirdiği bilinmektedir[102].
Sultan Abdülaziz döneminde kasırda ağırlanan yabancı misafirlerden en önemlisi İngiltere Veliahtı Prens Albert Edward’dır. Prens, 1862’de Kudüs’e yaptığı seyahat esnasında İstanbul’a uğramış ve Nusretiye Camii’nde gerçekleştirilen cuma selamlığını Tophâne Kasrı’ndan izlemiştir[104]. İkinci ziyaretini 1867 yılının nisan ayında gerçekleştiren Galler Prensi Albert Edward, Tophâne fabrikalarını gezmek üzere Tophâne’de ağırlanmış ve fabrikalarda istihdam edilen İngiliz ustabaşlarını da ziyaret etmiştir[105].
c. II. Abdülhamid Dönemi
Tophâne Kasr-ı Hümâyunu’na yapılan ziyaretler Sultan II. Abdülhamid döneminde de devam etmiştir[106]. Ancak özellikle bu yıllardan itibaren Tophâne Kasrı, sultanlara mahsus bir kasır olmaktan ziyade önemli toplantılar ile konferansların icra edildiği bir mekân hüviyetini almıştır. Bu bağlamda Tophâne Kasrı’nda icra edilen konferans silsilesinin ilki Şarki Rumeli hadiselerinin görüşüldüğü konferanstır. Önce, konferansın Tophâne’de gerçekleşmesi için 1885 yılının kasım ayında II. Abdülhamid’den gerekli izin alınmıştır[107]. Sonrasında Almanya, Fransa, İngiltere, Rusya ve İtalya devletleriyle Osmanlı Devleti’nin Şarki Rumeli’de meydana gelen sorunlarını Berlin Muahedesi’ne ve Sultan II. Abdülhamid’in hukukuna uygun bir şekilde çözülmesi için toplanan konferansın ilk toplantısı, 17 Kasım 1885 tarihinde Tophâne Kasrı’nda ilk toplantı gerçekleştirilmiştir[108].
Şarki Rumeli’deki meselelerin çözülmesi maksadıyla Tophâne Kasrı’nda toplanan konferans, birçok oturum şeklinde devam etmiştir[110]. Konferansın nihayetinde toplam 8 protokolden oluşan anlaşma metni oluşturulmuştur[111].
1885 yılındaki Şarki Rumeli konferanslarından sonra Tophâne Kasrı daha doğrusu Tophâne Kasrı’nın de içerisinde yer aldığı Tophâne Meydanı, önemli bir misafirin karşılandığı bir alan olarak kullanılmıştır. İran Şahı Muzafferüddin, 30 Eylül 1900’da bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere İstanbul’a gelmiştir[112]. Ziyaretinin ikinci gününde yani 1 Ekim 1900’de İran Şahı Muzafferüddin ve beraberindekiler, saltanat arabasıyla Yıldız Sarayı’ndan hareket ederek Ertuğrul Süvari Alayı’nın eşliğinde önce Beşiktaş, ardından Tophâne Kışlası’na gelmişlerdir[113].
Uluslararası diplomasi açısından Tophâne Kasrı’nın adının en fazla duyulmasını sağlayan etkinliklerden bir diğeri, Osmanlı Devleti’nin galibiyeti ile neticelenen 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı sonrası 20 Mayıs 1897’de ateşkesin imzalanması ile sulh şartnamesinin müzakerelerinin Tophâne Kasrı’nda icra edilmesidir[115]. Hariciye Nazırı Tevfik Paşa başkanlığında Avrupa devletlerinin elçilerinin katılımıyla barış görüşmeleri 3 Haziran’da başlamıştır[116]. Sulh anlaşmasının maddelerinin müzakerelerinin icra edildiği oturumlar uzun sürmüştür[117].
Diğer taraftan sulh müzakereleri devam ederken harp neticesinde Yunan askerî kuvvetlerinden ele geçirilen top, tüfek vesair mühimmat, trenler İstanbul’a sevk edilerek Tophâne-i Âmire’ye teslim edilmiştir. Ele geçirilen bu silah ve cephaneler, Tophâne Kışlası’nda Tophâne Kasrı’nın önünde sergilenmiştir.
Tophâne Kasrı’nda aylar süren toplamda dokuz oturum sonrasında Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasındaki harbi sona erdiren sulh muahedesi, 4 Aralık 1897 tarihinde imzalanmıştır. Toplamda 16 maddeden oluşan bu sulh anlaşması Osmanlı tarafından 1897 senesi tarihinde iki nüsha olarak İstanbul’da tanzim edilmiş ve Tevfik Hasan Fehmi ve Maurocordato Stephanos tarafından imzalanmıştır[119].
Tophâne Kasrı’nda 1898 yılının Kasım ayında Islahat-ı Maliye Komisyonu toplanmıştır[120]. Sultan II. Abdülhamid zamanında Tophâne Kasrı’nda Islahat-ı Maliye Komisyonu[121] haftada iki gün olmak üzere toplanmaya devam etmiştir[122].
d. V. Mehmed Reşad Dönemi
Sultan Mehmed Reşad zamanında Tophâne Kasrı’na gelen yabancı misafirlerden en önemlisi Sırp Kralı Petro Karayorgiyeviç’tir[124]. Sırp Kralı, 3 Nisan 1910’da trenle İstanbul’a gelmiş ve bir hafta süresinde İstanbul’daki ziyaretlerini gerçekleştirmiştir[125]. Sırp Kralı, 8 Nisan 1910’da Sultan Mehmed Reşad’ın Nusretiye Camii’nde icra edilen selamlık törenine katılarak, düzenlenen etkinliği Tophâne Kasrı’ndan izlemiştir[126].
Bunun yanı sıra Sultan Reşad zamanında Kadir gecesi ile Ramazan ve Kurban bayramları alayları çoğunlukla Nusretiye Camii’nde gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda Sultan Reşad ilk Kadir alayını Nusretiye Camii’nde yapmıştır[127]. Sultan Reşad, on çifte saltanat kayığı ile Tophâne’ye gelmiş, havai fişekleri ve donanmaları Tophâne Kasrı’nda seyretmiştir. Babası Sultan Abdülmecid’i çok sevdiği bilinen Sultan Reşad, tıpkı onun gibi Kadir gecelerini Nusretiye Camii’nde geçirerek onun âdet ve hatırasını da canlı tutmuştur[128].
Yine Sultan Reşad’ın saltanat yıllarında, Balkan harpleri dolayısıyla sorumluluk altına alınmaları gereken subaylar hakkında yürütülecek olan mahkemeler için teşekkül eden Divan-ı Ali-i Askeriye’nin, Tophâne Kasrı’nda toplanmasına karar verilmiştir. Bu nedenle 29 Kasım 1913 tarihinde, Tophâne Kasrı’nda gerekli olan hazırlıklar başlatılır ve mahkemeler Tophâne Kasrı’nda icra edilir[129].
İnşa edildiği tarihten itibaren önemli hadiselere ev sahipliği yapan Tophâne Kasrı, içerisinde bulunduğu Tophâne Kışlası ile birlikte 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasını müteakip İngiliz ve Fransız kuvvetleri tarafından işgal edilmiştir. Bu işgal, 30 Eylül 1923 tarihinde sona ermiştir.
Cumhuriyet’in ilanından sonra 1924-1938 yıllarında Boğazlar Komisyonu’na tahsis edilen Tophâne Kasrı, bu tarihten itibaren Türk-İtalya ve Türk-Romen ticaret anlaşması gibi uluslararası müzakerelere ev sahipliği yapmakla beraber II. Dünya Savaşı yıllarında Sıkıyönetim Komutanlığınca kullanılmıştır. 1950-1988 yılları arasında Harp Malulü Gaziler Yurdu olarak uzun yıllar İstiklal Savaşı gazilerine yuva olan Kasır, 1988’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin kullanımına bırakılmıştır.
Sonuç
Padişahların top döküm merasimlerini izlemek üzere Tophâne-i Âmire’ye ziyaretlerinde istirahat ettikleri kasrın erken tarihlerden itibaren var olduğu bilinmektedir. Zaman içerisinde birçok defa onarım gören kasır, Sultan Abdülmecid zamanında günümüzdeki şekliyle inşa edilmiştir.
Sultan Abdülmecid, bu kasrın klasik Osmanlı mimarisiyle değil de batılı mimari tarzda inşa edilmesini istediğinden, kasrın mimarı olarak o sıralarda İngiliz elçilik binasını inşa etmek üzere İstanbul’da bulunan William James Smith’i tercih etmiştir. XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren batılı mimari tarzının hâkim olmaya başladığı bu dönemde Tophâne Talimhane Meydanı’nda inşa edilen bu kasır, Sultan Abdülmecid zamanında inşa ettirilen kasır ve köşklerin ilki olarak tarihteki yerini almıştır.
İngiliz Mimar Smith tarafından inşa edilen kasır, Neo-Barok özellikler taşıyan, emperyal (ampir) tarzda süslü bir yapıdır. Padişaha mahsus olarak inşa edilen kasrın üst katı Sultan’ın, alt katı ise maiyetinin kullanımına ayrılmıştır. Bu durum iç süslemelerde alt kat ve üst kat arasında farklılıklara neden olmuştur. İç mekân süslemelerinde katlar arasındaki farklılık kendisini tavanlarda da hissettirmektedir.
İki kat olarak inşa edilen Kasrın dış cephe süslemelerinde Tophâne-i Âmire Müşiriyeti ile bağının nişanesi olarak tüfek, kılıç ve top yuvarlağı gibi askerî figürler tercih edilmiştir. Kasrın inşasıyla beraber kasrın hemen önünde çok kısa bir sürede inşa edilen Tophâne Saat Kulesi, kasır ile bir bütünlük sağlamıştır. Kasrın ve Saat Kulesinin, Tophâne Kışlası’nın içerisinde inşa edilmesiyle meydan aynı zamanda bir merasim alanına dönüştürülmüştür.
Kasır, dönemin Tophâne Müşiri Ahmed Fethi Paşa’nın nezaretinde inşa edilmiştir. Üstelik onun bu misyonu kasrın inşasından sonra da devam etmiş, kendisi kasrın ilk dekorasyonunda kullanılacak olan mobilyaların Avrupa’dan temin edilmesini sağlamıştır. Batılı mimari tarzında inşa edilen kasır, dönemin modasına uygun mobilya ve aksesuarlarla döşenmiştir. Avrupa’dan getirtilen çeşitli türde koltuk, kanepe, sandalye ve dolaplar, aynalar, atlas perde ve perde takımları, çiçeklik ve sehpa gibi eşya ve aksesuarlar ile kasrın mimari şıklığı dekorasyon ile bütünleştirilmiştir. Kasır inşa edildiği yılların ardından ihtiyaç duyulduğu her dönem onarım, bakım ve yenileme görmüştür. Sultan Abdülaziz, sultan II. Abdülhamid ve Sultan Reşad ilgi ve alakalarını Tophâne Kasrı’ndan esirgememişler ve ihtiyaç duyulan her dönemde gerekli yenileme ve onarım yapılmasını sağlamışlardır. Osmanlı Arşivi’nde bulunan inşa-keşif defterlerindeki veriler ışığında kasrın inşaatında veya onarımlarında hangi inşaat malzemelerinin kullanıldığı ve zaman içerisinde yenilenen tefrişinde ve dekorasyonunda oda oda hangi malzeme/eşya ve aksesuarlardan istifade edildiği tespit edilebilmiştir. Bu kayıtlar ayrıca ilk defa odaların kullanım amaçlarının ne olduğu yönünde bir tahlil yapabilmemizi de mümkün kılmıştır.
“Padişaha mahsus” olarak inşa edilen bu kasır, aynı yıllarda inşası devam eden Dolmabahçe Sarayı kullanılmaya başlayıncaya kadar Sultan Abdülmecid tarafından sıklıkla kullanılmıştır. Kendisinden sonra da Sultan Abdülaziz, Sultan II. Abdülhamid ve Sultan Mehmed Reşad tarafından Cuma selamlıklarında veya Kadir Gecesi gibi özel günlerde Nusretiye Camii’ne gerçekleştirdikleri ziyaretlerinde uğradıkları bir mekân hâline gelmiştir. Ancak Kasır, özellikle Sultan Abdülaziz döneminden itibaren önemli yabancı misafirlerin ağırlandığı ve uluslararası konferans ve toplantıların icra edildiği özel bir mekâna dönüşmüştür. Kasrın en önemli misafirleri Rus çarının kardeşi Grandük Konstantin, İngiltere Veliahtı Galler Prens Albert Edward, İran Şahı Muzafferüddin ve Sırp Kralı Petro Karayorgiyeviç’tir. Ayrıca Şarki Rumeli’deki meselelerin çözülmesi için 1885 yılında toplanan Şarki Rumeli Konferansı ile Osmanlı Devleti’nin galibiyetiyle neticelenen 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı Sulh Görüşmeleri, Tophâne Kasrı’nda uluslararası boyutta gerçekleştirilen en önemli organizasyonlardır. Cumhuriyet’ten sonra Boğazlar Komisyonu toplantıları için tahsis edilen Kasır, 1938 yılından sonra da birçok uluslararası toplantıya ev sahipliği yapmıştır. 1950-1988 yılları arasında Harp Malulü Gaziler Yurdu olarak kullanılan Kasır, 1988 yılından itibaren Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin kullanımına verilmiştir.

