Giriş
Hitit gliptik sanatında kucaklama sahneleri genellikle kralın koruyucu tanrısı veya başka bir tanrı tarafından krala yapılan bir jest olarak betimlenir. Bu sahnelerde, tanrı kraldan daha büyük olarak tasvir edilmekte ve kucaklama hareketi kral ile tanrı arasındaki özel ilişkiyi vurgulamaktadır[1] . Kucaklama sahnelerinde genellikle tanrılar tarafından krallar kucaklanırken tuḫkanti ünvanlı prens/prenslerin kucaklandığı mühür baskıları da tespit edilmiştir[2] .
Hitit sanatında kucaklama sahneleri, Mısır-Hitit diplomatik ilişkilerinin yoğunlaştığı dönemde ortaya çıkmıştır[3] . Özellikle Kadeš Savaşı sırasında ve sonrasında her iki ülkenin ilişkilerinin dostluğa dönüştüğü zamanda bu ikonografinin Hititler tarafından da kullanılmaya başlandığı söylenebilir. Ancak iki uygarlığın kullandığı tasvirler birbirinden farklılık gösterir[4] . Mısır sanatında kucaklama hareketi iki kolla yapılırken Hititlerde tanrı kralı tek koluyla sarmaktadır[5] . Hitit sanatında bu sahnelerin gelişimi Hitit krallığı süresince insan ile tanrı arasındaki bağın daha yakın, kişisel bir ilişkiye dönüşmesiyle açıklanmaktadır. Bu yakın ilişki ve tanrıya karşı hissedilen sevgi koruyucu tanrıların ortaya çıkmasıyla sonuçlanmıştır[6] .
II. Muṷatalli dönemiyle beraber görülen koruyucu veya şahsi tanrılar arasında: II. Muṷatalli’nin piḫaššaši Fırtına Tanrısı, III. Hattušili’nin Šamuḫa kentinin Ištar’ı ve Nerik kenti Fırtına Tanrısı ve IV. Tutḫaliya’nın Šarruma’sı yer almaktadır[7] . Tanrıların krala özel bir koruma veya rehberlik sağladığını simgeleyen kucaklama sahneleri de ilk kez II. Muṷatalli’nin mühürlerinde kullanılmaya başlamıştır[8] . Kralın koruyucu tanrısı dışında, farklı tanrıların betimlendiği kucaklama sahneleri mevcuttur. Örneğin, III. Muršili tuḫkanti ünvanına sahip olduğu dönemdeki mühürlerinde tanrı Šarruma ile betimlenirken, tahta çıkışından sonra Fırtına Tanrısı’yla tasvir edilmiştir. Benzer şekilde IV. Tutḫaliya’nın mühürlerinde Fırtına Tanrısı, Kummani Fırtına Tanrısı ve Yazılıkaya kaya kabartmasında tanrı Šarruma koruyucu olarak kucaklama sahnelerinde yer almaktadır[9] . Bu şekilde mühürlerde farklı tanrıların yer almasının nedeni mührün basıldığı nesne, mührün kullanıldığı yer veya kralın hükümdarlığındaki farklı dönemlerle ilişkili olarak açıklanmaktadır[10].
Hititlerin Mısır kültüründen etkilenerek kullanmaya başladığı düşünülen kucaklama sahnesi betimlemeleri, tanrılara karşı hissedilen ya da tanrılar tarafından krala beslenmesi beklenen duyguların görsel bir ifadesi olmalıdır. Özellikle mühür gibi onaylanma ve resmiyet kazandırma amacıyla kullanılan bir materyal üzerinde kralın vermek istediği mesaj tanrının desteği, koruması ve sahipliğinin onunla birlikte olduğudur. Dolayısıyla burada metinlerden bildiğimiz tanrı ve kral arasındaki bağı ifade eden bir duygunun görsel bir temsili söz konusu olmalıdır.
II. Muṷatalli’nin Kucaklama Sahneli Mühür Baskıları
Kucaklama sahnelerinin ilk kez görülmeye başlandığı II. Muṷatalli’nin dönemine ait mühür baskılarında piḫaššašši Fırtına Tanrısı kralı sağ koluyla kucaklamış olarak resmedilmektedir[11]. Tanrı, sağ koluyla kralı sarıp sağ eliyle de kralın kaldırılmış sol elini tutmaktadır[12]. Burada kralın elini tutması farklı yorumlara açık olsa da[13] vurgulamak istediğimiz esas nokta, tanrının kolunu kralın etrafına dolaması ve bu yakın temasın tanrı ile kral arasındaki özel bir ilişkiyi sembolize etmesi üzerinedir.
II. Muṷatalli’nin koruyucu tanrısı olan piḫaššašši Fırtına Tanrısı, onun hükümdarlığı boyunca büyük bir öneme sahiptir. Kralın hükümdarlığı sırasında başkenti Ḫattuša’dan Tarḫuntašša’ya taşıması siyasi sebeplerin yanı sıra burayı koruyucu tanrısına adadığı bir kent hâline getirmek istemesi şeklinde de yorumlanmaktadır[16]. Öte yandan II. Muṷatalli’nin egemenlik yıllarında kardeşi III. Ḫattušili’nin hırslı karakteri[17] de onun koruyucu tanrısı ile güçlü bir bağ kurmasında etkili olmuş olabilir. Muṷatalli, bu tanrıyla olan ilişkisini yalnızca bir koruma ya da rehberlik olarak değil adeta bir evlat edinme biçiminde tanımlamaktadır[18]. Bunun, kralın tanrıya olan derin bağlılığını ve ona duyduğu güveni simgelediğini düşünebiliriz.
CTH 381 KUB 6.45 + KUB 30.14 ay. III[19]
26 … DUMU.LÚ.U19.LU-aš e-šu-un A-BU-YA-ma A-NA DUTU URUTÚL-na 27 Ù A-NA DINGIRMEŠ ḫu-u-ma-an-da-aš LÚSANGA e-eš-ta 28 nu-mu-za A-BU-YA DÙ-at DU pí-ḫa-aš-ša-aš-ši-ma-mu an-na-az 29 da-a-aš nu-mu šal-lanu-ut nu-mu A-NA DUTU URUTÚL-na 30 Ù A-NA DINGIRMEŠ ḫu-u-ma-an-da-aš LÚSANGA i-ya-at 31 A-NA KUR URUḪa-at-ti-ma-mu LUGAL-iz-na-an-ni da-a-iš
“... Ben (bir ölümlü) insanoğlu idim, babam ise Arinna kenti Güneş Tanrıçası’nın ve bütün tanrıların rahibi idi ve babam beni yaptı/yarattı fakat piḫaššašši Fırtına Tanrısı beni annemden aldı ve beni büyüttü. Beni Arinna kenti Güneş Tanrıçası’nın ve bütün tanrıların rahibi yaptı. Beni Ḫatti ülkesi krallığına yerleştirdi”.
II. Muṷatalli’nin mühürlerindeki kucaklama sahneleri tanrı-kral arasındaki özel ilişkiyi vurguluyorken yukarıdaki pasaj da tanrının kralı yalnızca bir hükümdar olarak değil himayesi altına aldığı biri gibi sahiplendiğini anlatmaktadır. Tanrı hem kralı koruyan, ona yol gösteren bir figür hem de onu seven, yetiştiren bir karakter gibi tasvir edilmiştir.
III. Muršili’nin (Urḫi-Tešup) Kucaklama Sahneli Mühür Baskıları
III. Muršili’nin diğer krallardan farklı olarak tuḫkanti ünvanlı prensken kullandığı kucaklama sahneli mühür baskısı da bulunmaktadır[20]. Bu mühür, babası II. Muṷatalli hayattayken kullanılmıştır. Ayrıca kucaklama eylemini gerçekleştiren koruyucu tanrı olarak Šarruma tasvir edilmektedir.
III. Muršili tahta çıktığında babası II. Muṷatalli’nin mühürlerinde olduğu gibi Fırtına Tanrısı kralı kucaklayan tanrı olarak betimlenmiştir[22]. Babasıyla benzer motifleri içeren mühürlere sahip olması tahta meşru biçimde geçtiğini vurgulama ve tahtını güvence altına alma çabasından kaynaklanmış olmalıydı[23]. Çünkü bu dönemde III. Muršili, amcası III. Ḫattušili ile iktidar çatışması içindedir. III. Ḫattušili bu kralı “Muṷatalli’nin piç oğlu” olarak tanımlayarak bir nevi onun hükümdarlığını kabul etmek istememiştir[24]. Bu bağlamda Muršili’nin babasıyla aynı motifleri kullanması ve tanrı tarafından kucaklanmış olması yine onun iktidarının meşruiyetine dair kanıt niteliği taşımaktadır. Bunun yanı sıra kralın mühürlerindeki kucaklama sahneleri onun önceden beri ilgili tanrıların korumasına sığındığı, onlardan destek aldığı ve aralarında güçlü bir bağ olduğu imajını yansıtmaktadır[25].
III. Muršili’nin amcası III. Ḫattušili’nin mühürlerinde ise kucaklama sahnelerine rastlanmamaktadır. Ancak Karnak’ta Amon tapınağı ve Ramesseum tapınağına Mısır hiyeroglifleri ile işlenen, III. Ḫattušili ile Mısır kralı II. Ramses arasında yapılan antlaşmada böyle bir mühür baskısının varlığından söz edilmektedir[27]. Antlaşma metninin Akadca kopyaları Hitit başkenti Boğazköy’de ele geçmiştir fakat iki gümüş tablete de kaydedildiğini öğrendiğimiz diğer nüshalar bulunamamıştır[28]. Mısır hiyerogliflerinde, Firavun’a gönderilen gümüş tabletin ön ve arka yüzünde yer alan mühür baskıları detaylı bir şekilde tarif edilmektedir. Tabletin ön yüzünde III. Ḫattušili’nin, arka yüzünde eşi Puduḫepa’nın mühür baskılarının bulunduğu sahnelerde, III. Ḫattušili Fırtına Tanrısı, Kraliçe Puduḫepa da Arinna kenti Güneş Tanrıçası tarafından kucaklanmış şekilde betimlenmektedir[29]. Bu yazıtlarda Mısır hiyerogliflerinde “qnj”[30] harfleriyle ifade edilen kucaklama hareketi, iki kolla gerçekleştirilen bir eylemdir ve Hitit sanatındaki kucaklama tasviriyle tam olarak aynı olmadığını belirtmek gerekir[31].
IV. Tutḫaliya’nın Kucaklama Sahneli Mühür Baskıları
Kral IV. Tutḫaliya’nın en iyi bilinen kucaklama sahneli betimi koruyucu tanrısı Šarruma ile birlikte yer aldığı Yazılıkaya açık hava tapınağının B odasında bulunan kaya kabartmasıdır. Çoğunlukla mühür baskılarında karşılaşılan kucaklama sahnesinin böylesi bir tapınak alanında yer alması kralın tanrıyla olan yakın bağını kutsal bir alanda, daha geniş bir kitleye göstermeyi amaçladığını belirtmektedir. Bu sahne kralın tanrısal desteğe olan ihtiyacını ve koruyucu tanrısı Šarruma ile olan güçlü manevi ilişkisini görkemli bir şekilde simgeler.
IV. Tutḫaliya Nişantepe’de bulunmuş mühür baskılarında Kummani kenti Fırtına Tanrısı tarafından kucaklanmış şekilde betimlenmektedir[32].
Bu krala ait bir başka kucaklama sahneli mühür baskısı Ugarit’te bulunan bir belge üzerinde yer alır. Ugarit Kralı Ammištamru ile Amurru Kralı Bentešina’nın kızı arasındaki boşanmanın onaylandığı mühür baskısında IV. Tutḫaliya bu sefer Fırtına Tanrısı tarafından kucaklanmaktadır[34]. Bu kral döneminde farklı tanrılarla işlenen kucaklama motifi artık yalnızca iktidarı güçlendirme amacı taşımaktan ziyade kralın dinî yönünü de ortaya koyan bir simge hâline gelmiş olmalıdır.
Hitit kralı II. Muṷatalli ile mühürlerde kullanılmaya başlanan tanrı ve kral arasındaki yakınlığı vurgulayan bu ikonografik dil, görüldüğü gibi kralın halefleri tarafından da benimsenmiştir. Mühür baskılarındaki kucaklama sahneleri sadece bir güç sembolü değil aynı zamanda duygusal bağı pekiştiren bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Hititçe dua metinlerinde krallar tanrıların himayesine girmek yani onların merhametine sığınmayı dilerken kucaklama sahneli mühürlerde tanrının kralı kucaklaması, onu koruma altına alması anlamını taşımaktadır. Yine bu sahnelerde herhangi bir tanrıça veya tanrının bir kraliçeyi kucakladığını görmüyoruz. Söz konusu durum yalnızca tanrı ve kral arasındaki ilişkiye özgüdür ve onların arasındaki duygusal bağın ifadesini yansıtmaktadır.
Bu betimlemelerde kral ve ilgili tanrı arasında kurulan, adını bilmediğimiz özel bir bağ temsil edilmektedir. Krallar tanrılardan talep ettikleri bir şeyin kazanımına sahip olmuşçasına tanrının yanında, tanrının kolunun altında yer almaktadırlar. Tanrı ise her zaman heybetli ve kraldan büyük resmedildiği eserlerde kralın koruyucusu, yol göstericisi ve hatta ebeveyni rolündedir. Benzer bir durum beyköle ilişkisi için de örneklendirilebilir[36]. Bunlarla beraber kucaklama hareketiyle tanrı krala şefkatini, dostluğunu ve desteğini sergilemektedir. Bu destek Hitit kralının yapacağı savaşlarda başarılı olmasını, hastalıklardan uzak, sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlayacaktır. Diğer bir deyişle kucaklama sahneleri, tanrının krala gösterdiği şefkat ve destekle doludur. Hitit dilinde bu betimlemelerin özellikle şefkat ve merhamet kelimeleriyle bağdaştırılabileceği düşünülmelidir. Dolayısıyla tanrının kralı kucaklaması yalnızca bir jest değil aynı zamanda bir merhamet veya şefkatin göstergesidir.
Sözünü ettiğimiz kucaklama sahnelerindeki tanrı-kral ilişkisini tanımlayan ya da tanrının kralı kucaklamasını ifade eden herhangi bir sözcüğe Hititçe metinlerde rastlanmamaktadır. Bununla beraber Hititçe’de “sarılmak” anlamına gelen (anda) ḫulḫuliya[37] okunuşunda bir sözcük mevcuttur. Çoğunlukla “güreşmek, savaşmak” manalarında kullanılan ḫulḫuliya- sözcüğü bazı metinlerde anda- prepozisyonu ile “sarılmak” anlamıyla geçmektedir. Sözcüğün bu iki anlamına dair bir yorum, (anda) ḫulḫuliya- fiilinin temel anlamı “birine ya da bir şeye sarılmak” iken “güreşmek, savaşmak” anlamları ise “(mücadele esnasında) birbirine sarılmak” eylemine dayanılarak ilgili anlamlarını kazandığı yönündedir[38].
CTH 578 SU ve KIN Kehanetleri II KUB 50.84 öy. II[39]
10’ nu-za-kan DUTU URUPÚ-na gi-nu-ṷa an-da hu-ul-hu-li[-ya-zi]
“ve (kraliçe) Arinna kenti Güneş Tanrıçası’nın dizlerine sarılır”.
CTH 210 Çeşitli Mektup Fragmanları KUB 23.97 ay. III[40]
1-2 nu-mu-za-kan ŠEŠ.DUG.GA-YA an-da hu-ul-hu-li-ya-at
“ve sevgili kardeşim bana sarıldı”.
CTH 832 Çeşitli İçeriklerde Fragmanlar KUB 26.65 öy. II[41]
9-10 na-an pa-ta-al-hu-uš III-ŠU ku-ṷa-aš-ta […] hu-ul-hu-li-ya-at
“ve onu ayak tabanlarını/ayak tabanlarından üç kez öptü […] sarıldı”.
Yukarıda “sarılmak” fiiline dair verilen örnekler insanlar arasındaki sarılma hareketini ifade etmektedir. Bir diğer örnekteki, kraliçenin tanrıçanın dizlerine sarılması ise kraliçenin tanrıçaya yakarması veya ondan bir şeyler talep etmesiyle ilgili bir betimdir. Dolayısıyla ḫulḫuliya- sözcüğünün kucaklama sahnelerindeki tanrının krala sarılma eylemini karşılayabileceğini söylemek çok yerinde olmayacaktır. Çünkü bu sahnelerdeki kucaklama hareketi basit bir sarılma fiilinden öte tanrı tarafından uygulandığı için bir tür himaye olarak yorumlanmalıdır. Bu aynı zamanda kralın tanrı tarafından korunduğunu, yüceltildiğini simgelemektedir.
Bununla beraber kucaklama, sarılma eylemlerinin ŠUḪI.A-uš araḫzanda ḫark- yani “ellerini çevresinde tutmak” fiil öbeği ile anlatıldığı kullanımlar da tespit edilmiştir. Örneğin Maşat ve Amarna mektuplarında bu ifadeyle karşılaşmaktayız. İlgili metinlerde mektubu gönderen kişi, mektubun alıcısına iyi dileklerde bulunurken tanrıların ellerini o kişinin çevresinde tutmasını da dileklerine eklemektedir[42].
18 aš-šu-ú-li pa-aḫ-ša-an-ta-ru 19 nu-ut-ta ŠUḪI.A-uš a-ra-aḫ-za-an-da 20 aš-šuú-li ḫar-kán-du
“iyilikle korusunlar! Ve onlar (tanrılar) ellerini çevrende iyilikle tutsunlar”!
Yukarıdaki pasajlarda dikkat edilmesi gereken iki unsurdan bahsedilebilir. Birincisi, “eller” yani ŠUḪI.A sözcüğünün çoğul formda kullanımıdır. Mühür baskılarında ve Yazılıkaya’da görülen kucaklama sahnesinde ise tanrı tek kolu ile kralı kucaklamaktadır. Ancak ŠUḪI.A-uš araḫzanda ḫark- metaforik anlamda birini korumak ve onu desteklemek[45] manasıyla söz konusu kucaklama eylemini andırabilir. İkincisi, ŠUḪI.A-uš araḫzanda ḫark- kucaklama eylemini kapsıyor görünse de mektuplardaki dil üslubu mektup yazma kurallarına uygun bir kullanımdır[46]. Dolayısıyla bu ifade biçiminin kucaklama sahnelerindeki kucaklama hareketini nitelendirdiğine çekimser yaklaşabiliriz.
Ancak aşağıdaki antlaşma metninde ŠUḪI.A-uš araḫzanda ḫark- fiil öbeği bu kez şefkat anlamına gelen genzu- sözcüğüyle art arda kullanılmıştır. Antlaşma metninde geçen “ellerini çevrede tutma” ifadesi de yine koruyup kollama anlamı taşımaktadır. Kral bu eylemi kendisine bağlı başka bir kraldan istemektedir.
CTH 42 I. Šuppiluliuma ile Hayaša Kralı Ḫukkana Arasındaki Antlaşma KBo 5.3 öy. I[47]
22 nu-za ma-a-an tu-el ma-aḫ-ḫa-an A-NA SAG.DU-KA ZI-KA Ù A-NA RAMA-NI-KA 23 gi-en-zu ḫar-ši ŠUḪI.A-uš-za a-ra-aḫ-za-an-da ḫar-ši nu ma-aan A-NA SAG.DU DUTUŠI 24 ZI DUTUŠI RA-MA-A-AN DUTUŠI gi-im-zu QA-TAM-MA Ú-U[L] ḫar-ši… 25 ŠUḪI.A-KA-ya-mu a-ra-aḫ-za-an-da QATAM-MA Ú-UL ḫar-ši
“Ve nasıl senin kendi başına, ruhuna ve bedenine şefkat gösteriyorsan, ellerini çevrende tutuyorsan ve eğer Güneşimin (de) başına, ruhuna (ve) bedenine aynı şekilde şefkat göstermezsen, ellerini çevremde aynı şekilde tutmazsan” …
Metinde ŠUḪI.A-uš araḫzanda ḫark- “ellerini çevrede tutmak” ve “şefkat” anlamındaki genzu-’nun birbiri ardına yer alması, sahip oldukları manalar da göz önüne alınarak, bunların anlamdaş tabirler olabileceklerini akla getirmektedir. Söz konusu iki tabirin yakın anlamlı olduklarını kabul ettiğimiz takdirde aynı anlamın iki farklı ifadeyle belirtildiği anlaşılır. Bu durum dilbilimde tautolojik ifade diye adlandırılan kullanıma örnek oluşturmaktadır. Dolayısıyla ŠUḪI.A-uš araḫzanda ḫark- “elleri çevrede tutmak” yapısının kucaklama eylemini anlattığı düşünüldüğünde, tanrının kralı kucaklama hareketinin genzu- “şefkat” kavramıyla bağlantısı kurulabilir.
Kucaklama eylemini daha iyi anlayabilmek için tanrılarla krallar arasındaki ilişkiye dair çivi yazılı belgelere başvurmak gerekir. Bu belgeler arasında söz konusu bağı en iyi açıklayanlar ise dua metinleridir. Bu belgelerde şefkat, kralların tanrılardan istediği bir kavramdır. Ayrıca tanrılar da sonsuz şefkate sahip, krala sahip çıkması beklenen yüce varlıklar olarak betimlenirler.
CTH 378 II. Muršili’nin Veba Duası KUB 14.8[48] ay.
8’ ku-e-da-n[i ud-da-ni-i ḫi-in-ga-ni še-er nu-mu] DINGIRMEŠ BE-LUMEŠ-YA geen-z[u da-at-]ten 9’ nu-kán I-NA [ŠÀ KUR URUḪa-at-ti] ḫi-in-ga-an la-az-z[iya-a]t-ta-ru
“Veba (salgını) hakkındaki (bu) [mesele üzerinde], Tanrılar, efendilerim [bana (karşı)] şefkatli [olun]uz! Ve [Ḫatti ülkesindeki] veba (salgını) iyi[- leş]sin”!
16’ …nu A-NA DU URUḪa-at-ti EN-YA Ù A-NA DINGIRMEŠ BE-LUMEŠ-YA ZI-an-za 17’ nam-ma ṷa-ar-ši-ya-ad-du nu-mu ge-en-zu nam-ma da-a-at-ten
“… Efendim, Ḫatti kenti Fırtına Tanrısı ve efendilerim, tanrıların ruhu tekrar yatışsın! Ve bana (karşı) tekrar şefkatli olunuz”!
24’ nu-za A-NA EN-ŠU ar-ku-ṷa-ar i-ya-az-zi na-an EN-ŠU iš-ta-ma-aš-zi nuuš-ši ge[-en-zu da-a-i]
“Ve o efendisine rica eder, onu efendisi dinler ve ona (karşı) şef[katli (olur)]”.
KUB 14.14+KUB 19.1+KBo 58.8[49] ay.
49 … [nu ḫi-in-kán a]n an-da SIG5 -ru nam-ma am-mu-uq-qa-aš-ma-aš-kán LÚ-SANGA-KU-NU ARAD-KU-N[U ku-it] 50 u-ṷa-aḫ-ḫa[-ru nu-mu g]i-in-zu da-at-te-en
“… [Ve veba (salgını)](ülke) içinde iyi olsun! Ben sizin rahibiniz (ve) hizmetkarınız [olarak] tekrar huzurunuza çıkmak ist[iyorum. Bana karşı şefkat] li olunuz”!
II. Muršili veba salgınına karşı yaptığı dualarda tanrılardan şefkat göstermelerini ve salgını durdurmalarını dilemektedir. Kral hem kendisi için hem Ḫatti ülkesi için şefkat istemektedir. II. Muršili’nin tanrılardan şefkat arayışı, kralın onların yanında yer almak istediğinin de göstergesidir.
CTH 376 Arinna Kenti Güneş Tanrıçasına Dua KUB 24.3 + KUB 31.144 öy. I[50]
39’ [zi-i]k-pát-za DUTU URUA-ri-in-na gi-in-zu-ṷa-la-aš DINGIRLUM zi-ik 40’ [nu gi]-in-zu zi-ik-pát da-aš-ki-ši
“[Se]n Arinna Kenti Güneş Tanrıçası, sen şefkatli (bir) tanrıçasın [ve] (sadece) sen şefkate sahipsin”.
öy.II[51]
1 [an-t]u-uḫ-ši-ya-za-kán ku-e-da-ni DINGIRMEŠ š[a-(a? )-an-zi] 2 [n]a-an-ša-an ar-ḫa pa-aš-ku-ṷa-an-z[i na-an-ša-an] 3 [z]i-ik-pát DUTU URUA-ri-in-na g[i-enzu-ṷa-a-ši]
1 “Tanrıların kızdıkları ve dikkate almadıkları [ins]ana sen Arinna Kenti Güneş Tanrıçası şe[fkat gösterirsin]”.
Bu dua metninde Arinna kenti Güneş Tanrıçası’nın ne kadar şefkatli olduğu ve yalnızca onun kralı anlayıp ona şefkat göstereceği tekrar tekrar dile getirilmektedir.
CTH 373 Kantuzili’nin Güneş Tanrısına Duası KUB 30.10[52] ay.
3 [a-pa-aš-pát kap-pu-id-du nu-mu ḫ]u-iš-nu-ud-du nu-mu ku-iš DINGIR-YA i-naan pa-iš nu-mu ge-en-zu 4 [nam-ma da-ad-du
“o (aynı Tanrı) beni hatırla! Ve beni hayatta tut/iyileştir! Bana hastalığı veren Tanrım bana tekrar şefkat / merhamet göstersin”!
CTH 372 Bir Ölümlünün Güneş Tanrısına Duası ve İlahisi KUB 31.127+ ABoT 44a + KUB 31.131 öy.I[53]
4 … zi-ik-pát ḫa-an-da-an-za 5 [DIN]GIR-uš gi-en-zu-ú da-aš-ki-ši zi-ik-pát 6 mu-ga-a-u-ṷa-ar zi-ik-pát e-eš! -ša-at-ti 7 zi-ik-pát gi-en-zu-ṷa-la-aš DUTU-uš 8 [nu] gi-en-zu zi-ik-pát da-aš-ke-ši
“… Adaletli tanrı sensin, sen sürekli şefkat gösterirsin, yakarışı sen dinlersin. Sen şefkatlisin, Güneş Tanrısı sen sürekli şefkat gösterirsin”!
47 DINGIRMEŠ ša-an-zi na-aš-ša-an ar-ḫa pa-aš-ku-ṷa-an-z[i] 48 na-an a-ap-pa zi-ik kap-pu-u-ṷa-ši na-an gi-en-zu-ṷ[a-ši] 49 ku-u-un-na LÚ.NAM.U19.LU-aš ARAD-KA DUTU-uš lu-lu-ṷa-a-i
“Tanrılar kızıyorlar ve onu dikkate almıyorlar. Ve onu sen tekrar dikkate alı(yor)sun ve ona şefkat gösteri(yor)[sun]. Güneş Tanrısı, kölen bu insanı da hayatta tut”!
Kantuzili de duasında tanrıdan şefkat istemektedir. Burada tanrının şefkati onun hastalığını iyileştirecek tek çare gibi anlatılmaktadır. Diğer metinde ise Güneş Tanrısı’nın daimî şefkatinden bahsedilir.
CTH 374 Bir Kralın Güneş Tanrısına Duası KUB 30.11 + KUB 31.135[54] öy.
14’ an-tu-uḫ-ša-a[n-na-a]z ku-in DINGIRMEŠ ša-a-an-zi na-an-ša-an ar-ḫa 15’ pa-aš-ku-ṷa-an-z[i na-an] a-ap-pa zi-ik-pát DUTU-uš gi-en-zu-ṷa-ši
“Tanrıların öfkelendiği ve dikkate almadıkları in[sa]n ve Güneşim ona tekrar şefkat gösteriyorsun”.
Yukarıdaki dua metinlerinden anladığımız kadarıyla tanrı her zaman şefkat barındıran bir varlıktır ve krallar da tanrılardan şefkat dilemektedirler. Bu şefkat, kralın tanrının desteğini alıp onun yanında yer edinmesini sağlayacak, Ḫatti ülkesindeki hastalıkları giderecektir.
Şefkatin tanrıdan krala yapıldığını gösteren betimlemelerin dışında kralın da şefkat sahibi bir karakter olması gerektiği çivi yazılı metinlerde vurgulanmıştır. Kral olmanın temel özellikleri halkını korumak, tanrının ona davrandığı gibi insanlarına davranmaktır[55].
CTH 6 I. Ḫattušili’nin Vasiyetnamesi KUB 1.16+KUB 40.65 öy. II[56]
5 nu-uš-ši a-ap-pa-an ḫu-ṷa-iš-k[i-nu-un a-pa-a-aš-ma TUR(?)-aš Ú-UL u-ṷa-u-aš 6 Ú-UL iš-ḫa-aḫ-ru-ṷa-at-ta-at Ú[-UL -aš gi-en-zu-ṷa-it] 7 e-ku-na-ša-aš naaš Ú-UL g[i-en-zu-ṷa-la-aš]
“ve devamlı onun arkasından koştum. Fakat o (bir) oğul (gibi) davranmadı/ olmadı. O gözyaşı dökmedi, [merhamet göstermedi]. O soğuk(tur)/ duygusuz(dur) ve o şef[katli] / merha[metli] değil(dir)”.
17 na-an pa-ra-a aš-šu-ú-i ḫu-i[t ? -ti-ya-an-ni-eš-ki-nu-un Ú-UL(-ma? )-aš ZI] 18 LUGAL-aš gi-en-zu-ṷa-it m[a-aḫ-ḫa-na-aš a-pí-el ZI-aš aš-šu-li] 19’ URUKU. BABBAR-ši gi-en-zu ḫ[ar? -zi]
“Ve onu iyiye doğru [devamlı çektim fakat o] kralın [isteğini] şefkatle karşılamadı. [O, kendi isteğiyle] n[asıl iyi] Ḫattuša’ya şefkat [gösterir”?]
CTH 40 I. Šuppiluliuma’nın İcraatları KBo 5.6 ay. IV[57]
11 nu-ṷa-ra-aš am-mu-uk LÚMU-TI4 -YA 12 I-NA KUR URUMi-
“… Ve o benim kocam, Mısır ülkesinde de kral (olacak) ve babam şefkatli / merhametli olduğu için o kadının sözüne uydu”.
CTH 69 II. Muršili ile Šeḫa Kralı Manapa-Tarḫunta Arasındaki Antlaşma KUB 19.49 öy. I[58]
46 … nu-ut-ta DUTUŠI g[i-en-z]u da-aḫ-ḫu-un 47 [nu-ut-ta a]-píd-da-an še-ir ka-ri-ya-aḫ-ḫa-ḫa-at nu-ud-du-za ták-šu-li 48 [da-aḫ-ḫu-u]n tu-uk GIM-[a]n DUTUŠI gi-en-zu da-aḫ-ḫu-un
49 [nu-ut-ta ták-š]u-li da-aḫ-ḫu-un …
“… Ve (ben), Güneşim sana m[erh]amet ettim. [Ve] o zaman [sana] uydum/sana göre hareket ettim ve seninle barıştım. (Ben) Güneşim sana şefkat gösterdiği / merhamet ettiğim zaman [seninle ba]rıştım”.
I. Ḫattušili vasiyetnamesinde Ḫatti ülkesine kral olacak kişinin şefkatli biri olması gerektiğini vurgulamaya çalışır. I. Šuppiluliuma yine şefkat sahibi bir kral olduğundan Mısır kraliçesinin yardım çağrısını kabul etmiştir. Ḫatti ülkesinin yöneticisi krallardan beklenen şefkat, benzer şekilde Hitit krallarının da tanrılarından arzuladıkları özelliktir. Söz konusu şefkat, içerisinde kralın desteklenmesi ve her zaman tanrıların kralın yanında yer alması beklentisini barındırmaktadır. Dolayısıyla bu beklentinin resmedilmiş şeklini tanrıların kralları kucakladığı betimlemeler oluşturabilir.
“Şefkat”, “merhamet” ya da “dostça yaklaşım” kavramlarını Hititçede ifade eden kelime genzu-[59] sözcüğüdür. genzu- aynı zamanda “kucak” anlamını da içinde barındırmaktadır. Kucak ve şefkat sözcükleri beraber değerlendirildiğinde metonimik bir kullanıma sahip oldukları görülebilir. Dolayısıyla kucaklama eylemi “koruyup kollamak” ve “merhamet, şefkat göstermek” anlamlarına da gelmektedir. Hititçe’de karnın iç bölgesini ifade eden bir kelimenin mecazen “şefkat, merhamet” anlamında kullanılması, dilin ifade gücüne güzel bir örnek oluşturur. Bu sözcük metinlerde genzuṷai- “dostça davranmak, merhamet etmek, şefkat göstermek”[60]; genzuṷala- “iyi kalpli, sevecen”[61] formlarında da geçmektedir. Ayrıca genzu dā- “merhamet etmek, acımak”[62]; genzu ḫark- “sevgi, dostluk beslemek”[63]; genzu pai- “merhamet göstermek”[64] gibi fiillerle oluşturulan kullanımlarına rastlanmaktadır.
Sonuç
Hitit inancı veya düşüncesinde ebeveynler çocuklarına nasıl yaklaşırlarsa tanrının da krala yaklaşımının aynı olması beklenir. Daha doğrusu tanrı ve kral arasındaki ilişki baba-oğul ilişkisi gibi değerlendirilebilir. II. Muṷatalli’nin duasında “piḫaššašši Fırtına Tanrısı beni annemden aldı ve beni büyüttü” şeklinde geçen cümle, kralın kendini tanrının çocuğu gibi gördüğüne iyi bir kanıttır. Aynı zamanda kucaklama eylemi kendinden daha küçük ve aşağıda olana sahip çıkmayı ifade etmektedir. Kralların bu sahnelerde tanrılardan daha küçük tasvir edilmesinin sebeplerinden biri de bu olmalıydı. Tanrı, kralın koruyucusu ve destekleyicisi olarak ona büyük bir meşruiyet ve güç kazandırmasının yanı sıra onu şefkatle kucaklamaktadır. Dolayısıyla kucaklama eylemi babanın çocuğuna sergilediği şefkatin vücut bulmuş hâlidir.
Yazılı kaynaklar ve görsel materyaller bir araya getirildiğinde bunlar arasında tam olarak bir tutarlılıktan söz edemeyiz. Yani genzu- sözcüğünün geçtiği belgelerdeki krallar ile onlara ait mühür baskılarında kucaklama sahnelerinin yer aldığını tespit edemiyoruz. Ancak bu durum kucaklama eyleminin genzu- kelimesini işaret etmeyeceği anlamına gelmemektedir. Çeşitli anlamları dışında ast üst ilişkisi bağlamında da kullanılan bir sözcük olan genzu-, kucaklama sahnelerindeki bu eylemi tanımlayabilecek uygun sözcük olmalıdır. Nitekim Ḫukkana Antlaşması metninde şefkat göstermek ve elleri çevresinde tutmak ifadelerinin peş peşe ve yakın anlamlı kullanılması bu durumu destekler niteliktedir.
“Merhamet” ve “şefkat” büyük olanın küçüğe yani tanrıların krallara, kralların da halkına gösterdiği bir tutumdur. Kucaklama eylemi “koruyup kollamak” anlamıyla birlikte “merhamet, şefkat” kavramlarını da içermektedir. Bu nedenle Hitit sanatında “tanrının kralı kucaklama sahneleri” yalnızca sahiplenme, koruma değil, aynı zamanda şefkat gösterme anlamını da taşımaktadır. Dilbilimsel ve betimsel bir ilişki kurmaya çalıştığımızda kucaklama sahnelerinin genzu- sözcüğü ile adlandırılmış olabileceğini düşünebiliriz.

