ISSN: 0041-4255
e-ISSN: 2791-6472

Işın Demirkent

Anahtar Kelimeler: Komnenos Hanedanı, Türk Asıllı, Ioannes Aksukhos, Bizans İmparatorluğu, Orta Asya

Bizans İmparatorluğunun 1000 yıllık tarihini kapsayan devre içinde Türkler, bu imparatorluğun çeşidi etnik kökene mensup halkı arasında büyük bir grup oluşturmaktaydılar. İmparatorluğun bünyesinde 5. yüzyılın ilk yansından itibaren Hunlar ve daha sonra Avarlar, Oğuzlar, Peçenekler, Kılınanlar gibi Balkanlar yoluyla gelip Bizans tebaası olmuş pek çok Türk bulunuyordu. Aynı şekilde 10. yüzyıl ortalarından itibaren Orta Asya'dan Iran yoluyla Doğu Anadolu bölgesine göç edip imparatorluk topraklarında yerleşmiş Türk toplulukları da vardı ve bunlar daha o sırada Bizans ordularında görev almaya başlamışlardı. Zira bu dönemde kaleme aldığı De Caeıimoniis adlı eserinde imparator VII. Konstantinos Porphyrogennetos, saray muhafızları arasında Ferganalı Türklerin bulunduğunu yazmıştır[1]. 10. yüzyıl Bizans yazarları genelde Asya'dan gelen bu halk için Tourkoi (Toüpxoi, Türkler) terimini kullanmaktaydılar[2].

11. yüzyılın ortalarında ise, Selçukluların Anadolu'ya girişleri ve kısa za­manda Ege ve Marmara kıyılarına kadar ilerleyişleri Bizans'ı Türklerle çok daha yakın ve yoğun ilişki içine soktu. Bu ilişki ister savaş ister barış halinde olsun, aralıksız devam etti ve aynı yüzyılın ikinci yarısında imparatorluk için­deki Türk unsuru dikkati çekecek kadar arttı. Bunların bir kısmı, diğer ya­bancı milletlere mensup kişiler gibi, özellikle askerî alanda görev yapmak üzere Bizans hizmetine girmeye başladılar. Bizans yönetimi bundan mem­nundu. Zira imparatorluk yüzyıllardan beri yabancıları bünyesinde toplama politikasını sürdürmekteydi. İmparatorlar çoğu zaman bu yabancılara saray unvanları bahşederek onları aristokrat sınıf içine almayı, hatta evlilik yoluyla hanedana bağlamayı, kendi menfaatleri açısından uygun buluyorlardı. Bu sebeple Türklerin de imparatorluğa katılmalarından hoşnuttular. Özellikle Komnenoslu hükümdarların, sarayda ve devlet idaresinin yüksek mevkile­rinde yer alıp tahta karşı suikast ve her türlü entrika girişimine hevesli Bizans aristokrasisi ile hiç ilişkisi bulunmayan Türklerin bizzat imparatorun şahsına gösterdikleri bağlılığa çok daha fazla güvendikleri anlaşılıyor.

Gönüllü gelenlerin yanısıra Bizans, Anadolu’da ve Balkanlarda komşu­ları olan Türk toplumları ile yaptığı savaşlarda esir aldığı Türkleri de bu mo­zaik içine katmaktaydı[ ]; ele geçirdiği esirleri, özellikle çocukları kendi gele­neklerine uygun şekilde yetiştirip bunları imparatorluğun bir ferdi haline getirmekte, bu kişilerin çoğu da gerçekten ordu ve devlet yönetiminde yük­sek mevkilere ulaşmaktaydılar. Bu açıdan ele alındığında Bizans tarihinde, hele 12. yüzyılda imparatorluğa yeniden parlak bir dönem yaşatmış Komne­noslu hükümdarlar yanında siyasî ve askerî alanda yükselmiş ve önemli rol oynamış Türk asıllı bir çok kişinin adını ve faaliyetlerini tesbit etmek müm­kündür[4].

İşte bunlardan biri, imparator I. Aleksios Komnenos (1081-1118) dev­rinde 9 yaşında esir alındıktan sonra Komnenoslar sarayında eğitim görüp yetişmiş ve imparator II. loannes Komnenos’un 1118'de tahta çıkışından iti­baren, imparator I. Manuel Komnenos döneminin ilk yedi yılını da içine alan 32 yıl boyunca megas domestikos'lık, yani Doğu ve Baü Bizans orduları başkumandanlığı görevini elinde tutmuş olan bir Selçuklu Türk'üdür.

Bizans kaynaklarında ’l،00t١٦T|Ç ’A؛؛oGx٥ç (loannes Aksukhos) olarak kaydedilen bu şahsın türkçe adının aslında ne olduğunu kesin olarak bilmi­yoruz. Byzantinotıırcica da Bizans eserlerinde geçen bütün Türk isimleri hakkında bilgi veren ve pek çoğu için etimolojik açıklamalarda bulunan Gy. Moravcsik, Aksukhos adı üzerinde herhangi bir yorum yapmamaktadır (II, s.70). Türk tarih literatüründe ise bu konuda bazı tahminler ileri sürülmüş fakat bunların dil bakımından İlmî açıklanması yoluna gidilmemiştir. Ana­dolu Selçuklu tarihi üzerinde yoğun çalışmalar yapmış değerli araştırmacı Prof. Dr. Osman Turan Selçuklular Zamanında Türkiye adil eserinde (s.160, 181) bu adi Akkuş olarak yazmıştır. İstanbul üniversitesi Edebiyat Fa- kultesi'nde 1969/70 yılında "Anadolu Selçuklu Tarihi" dersini anlatırken Hocam Prof. Dr. Fikret Işıltan ise bu adin belki de - Artuk örneğinde olduğu gibi - Eksük diye okunabileceğini söylemişti. Ben, şahsen katılmaya karar veremediğim bu tahminleri burada belirtmenin faydalı olacağını düşündüm: belki dilcilerimizin bu ad hakkında ileri sürebilecekleri düşünceler ve tesbit- ler olabilir.

Aksukhos İçin elimizdeki en eski bilgiler, onun çağdaşı ve kişisel olarak tanıdığı devrin filozof ١’e rlretorik hocaları olan Mikllail Italikos ile Nikephoros Basilakes'in kayıdarıııa dayanır[5]. 12. ve 13. yüzyılın ünlü Bizans tarihçileri loannes Kinnamos ile Niketas Khoniates de, Aksukhos ve ailesi hakkında bize bilgi aktarırlar[6]. Ancak bu iki tarihçi de, eserlerinde imparator II. loannes Komnenos devrini adeta bir özet halinde yazmış olduklarından dolayı, bu doneme damgasını vurmuş bir kişi olan Aksukhos'un faaliyetlerinden de oldukça kısa şekilde bahsetmişlerdir. Aksukhos'un, Komnenoslar sa- rayında büyüdüğü ve imparator Aleksios'un ölümünde artık 30 yaşına ulaştığı donemde yetişkin genç bir hanim olarak ayni sarayda yaşayan ve şüphesiz Aksukhos'u yakından tanımış olması gereken prenses Anna Komnene ise, daha sonra babası Aleksios Komnenos'un hayatına dair kaleme aldığı eserinde Aksukhos’dan hiç söz etmez. Anna Komnene eserinde, sonsuz nefret ettiği kardeşi loannes Komnenos'dan pek balrsetmediği İçin, kardeşinin en yakın dostu olan ve bu sebeple de herhalde kendisinin düşmanı telakki ettiği Aksukhos’dan söz etmeye gerek duymamış olmalıdır. Bu ise, bizi, Aksukhos liakkinda bazı yeni bilgiler öğrenmekten yoksun bırakmıştır.

Aksukhos'un tarih sahnesine çıkışı, 1097 yılında Türkiye Selçuklu başkenti iznik'in Birinci Haçlı Seferi orduları tarafından kuşatıldığı sırada (6 Mayisl Haziran) Norman reisi Bohemund'un askerlerinin eline geçen bir Selçuklu Türk çocuğunun esir alınıp imparator Aleksios Komnenos'a takdim edilmesiyle başlar[7]. Kaynaklar bu çocuğun ailesi hakkında hiçbir bilgi ver­memektedir. Ancak çocuğun imparatora takdim edilmiş olmasının herhalde bir sebebi vardı; henüz sahip olduğu zekâ ve yeteneği ispat edecek kadar ye­tişkin biri olmadığına göre, acaba çocuğun imparatora takdim edilmesini sağlayan özelliği neydi? Bugün için her ne kadar bu konuda kesin birşey söy­lemek mümkün görünmüyorsa da, böyle bir davranışın sebebi olarak, çocu­ğun sıradan biri olmadığı, belki de tanınmış bir aileye mensup bulunduğu düşüncesini akla getiriyor. Aleksios, oğlu loannes ile aynı yaşta, yani 9 ya­şında bulunan bu çocuğun oğlu için ideal bir arkadaş olacağını düşünür. As­lında kendisi de, babası tarafından esir alınmış olan Tatikios adındaki bir Türk çocuğu ile beraber büyümüş ve Tatikios'un şahsında güvenilir bir dost sahibi olmuştu[8]. Gerçekten de Aleksios'un böyle davranışı, oğlunun da ömür boyu sürecek en yakın bir arkadaş ve dost kazanmasına vesile oldu. İki çocuk beraber büyüdüler ve eğitim gördüler. Birbirlerine içtenlikle bağlandılar, loannes Komnenos hayatı boyunca Aksukhos'a duyduğu sevgi ve güvenle onu hep onurlandırdı. Akıllı, iyi huylu ve özel yeteneklere sahip olduğu an­laşılan Aksukhos, kısa bir süre içinde bütün saray halkının da sevgisini ka­zanmayı başarmışa. Basilakes'in kaydına göre[9], her şeyden önce iyi bir askerî eğitim görmüş olan Aksukhos için, tarihçi Niketas da, Aksukhos'un sadece askerî alandaki kabiliyeti ile değil, cömert ve hayırlı işler yapan faziletli bir kişi olarak da tanındığını ve düşüncesinin soyluluğu ile terbiyesinin onu herkesin sevgilisi haline getirdiğini yazmışur[10].

Kaynakların belirttiğine göre Aksukhos'un siyaset alanında rol oynadığı ilk olay, imparator Aleksios'un ölümü ve oğlu loannes Komnenos'un tahta çıkışıyla ilgilidir. Aksukhos'un, Aleksios'un kızı Anna Komnene'nin babası­nın tahtına geçecek kardeşi yerine kocası Nikephoros Bryennios'u çıkarmak için hazırladığı plânın bozulmasında ve loannes'in tahta çıkmasında büyük rol oynadığı anlaşılıyor[11]. Basilakes, onun imparator loannes'e bağlılığını an­latırken bir kelime oyunu yaparak, Aksukhos'un bir akanthos (bir diken) gibi loannes'in basımlarının ellerini kana buladığını söyler[12]. Gerçekten de loannes Komnenos (1118-1143) imparator olunca en yakın arkadaşı ve gü­vendiği dostu Aksukhos'u sebastos unvanıyla megas domestikos (Doğu ve Batıorduları başkumandanı) yapmış[13], böylece Aksukhos'un nüfuz ve itibarı son derecede artmıştı. Tarihçi Niketas, "Aksukhos öylesine güç sahibi ol­muştu ki, imparatorluk hanedanının yüksek mevkilerde bulunan şahısların­dan birçoğu onunla karşılaşüklarında, adarından inip kendisini imparatora mahsus şekilde selâmlarlardı" diye yazmaktadır[14]. Onun bu ifadesi megas domestikos, yani başkumandan Aksukhos'un loannes Komnenos devrinde devlet idaresinde imparatordan sonra en fazla söz sahibi olan ve en çok saygı gösterilen kişi olduğunu belirtir.

Ancak Niketas'ın dediği gibi Aksukhos herhalde herkesin sevgisini ka­zanmış değildi. Özellikle imparator II. loannes Komnenos yerine prenses kaisarissa Anna Komnene'nin tarafını tutan hanedan mensupları arasında bir kısım düşmanları vardı. Çünkü babasının aksine imparatorluğun idare­sine kendi ailesini karıştırmamaya kararlı olan II. loannes Komnenos'un hü­kümdarlığı süresince Aksukhos, Kamytzes, Dekanos gibi aile dışındaki şahıs­ları devlet yönetiminde kendisine yardımcı olarak seçmiş olması, hanedan mensuplarından birçoğunun adı geçen bu kişilere karşı nefret ve kıskançlık duymalarına neden olmuştur. Aksukhos da, kendisinin böylesine yüksek bir mevki ve nüfuz ile taltifinin imparatorluk ailesinde nasıl bir hoşnutsuzluk ya­rattığının şüphesiz farkındaydı. Fakat Aksukhos'un yetkilerine dayanarak asla duygusal davranmadığı, her zaman basiretle hareket ederek kendisine yöneltilen hoşnutsuzluğu büyük ölçüde frenlediği anlaşılıyor. Buna bir örnek olarak, başını kaisarissa Anna Komnene'nin çektiği birçok hanedan mensubu ve ileri gelen kişilerin 1118 yılının sonunda Anna'nm kocası car Nikephoros Bryennios'u tahta çikarmak amacıyla imparator II. loannes'e karşı tertipledikleri bir komployu şiddet kullanarak bastıran Aksukhos'un[15],tehlike bertaraf edildikten sonra imparator loannes'i ablası Anna ve kom- ploya karışan diğer kişilerle banştırmak hususundaki uzlaştırıcı ve arabulucu tutumu gösterilebilir. Sonuçsuz kalan bu komplo girişiminden sonra impara- tor loannes ablasının servetini arkadaşı Aksukhos'a vermek istemiş, fakat o bu muazzam serveti kabul etmeyip zarif ve akıllıca sözlerle imparatoru bunu yine ablası Anna'ya iade etmesi konusunda ikna etmişti[16].Hatta komploya karışan herkesin bağışlanmasını da sağlamıştı. Aksukhos'un bu olaydaki tu- tumu, onun nasıl bir ahlak ve karaktere sahip olduğunu çok güzel bir şekilde belirtmektedir. Aksukhos şüphesiz yükseldiği megas domestıkos'luk mevkiini

ve sahip olduğu nüfuzu sadece imparator loannes'in arkadaşı olduğu için elde etmiş değildi; çünkü o, aklı ve yeteneği sayesinde hak ettiği bu mevkii loannes'in ölümünden sonra da imparator I. Manuel Komnenos devrinde, 1149/50 yılındaki ölümüne kadar elinde tutmasını bilmişti. Niketas onun için, kısa zamanda devlet ikbaline ulaşan Aksukhos'un gerçek bir dost, sa­vaşta ve barışta güvenilir bir danışman, uzun ve başarılı askerî bir kariyere sahip olduğunu yazdığı gibi[17], Mikhail Italikos da bir yazısında Aksukhos'u "Roma ülkesinin sarsılmaz bir kalesidir o" sözleriyle över[18].

1118 yılından itibaren Bizans orduları başkumandanı bulunan Aksukhos tabiauyla imparatorun Anadolu'da ve Balkanlar'da yaptığı bütün askerî sefer­lere kaulmışu. Tarihçi loannes Kinnamos, 1119 yılında imparator loannes'in ilk seferi olan Laodikeia (Denizli yanında)'nın Türklerden geri alınışı ola­yında Aksukhos'un faaliyetini anlatır: onun kaydına göre[19], imparator bir sü­reden beri Tûrklerin eline geçmiş bulunan Laodikeia'yı geri almak ve Türklerin yukarı Meandros (Menderes) vadisindeki ilerleyişlerini durdurmak ga­yesiyle Phrygia (Frigya) bölgesine sefer düzenlemişti. Ordu Philadelphia (Alaşehir)'ya varınca, burada ordugâh kurulmuş ve başkumandan Aksukhos imparatoru geride bırakarak ordunun başında Laodikeia'ya hücum etmek üzere önden ilerlemişti. Aksukhos'un şehri kuşatması üzerine BizanslIların sayıca üstünlüğü karşısında ciddi bir direnmenin mümkün olmadığını anla­yan ve arkadan yanındaki kuvvetlerle imparatorun da gelmesiyle teslim ol­mayı kabul eden, başında Alpkara[20] adında birçok savaşta ün kazanmış bir Türk beyinin bulunduğu 800 kişilik şehir garnizonuna serbestçe çıkıp git­mek izni verilmiş ve Laodikeia bu surede e e geçirilmişti[21].

Aksukhos hakkında bundan sonraki bilgi Basilakes tarafından Peçenek- lere karşı yapılan seferle ilgili olarak verilmiştir: 1121 yılında Tuna'yı yeniden geçmiş ve Trakya'ya kadar yayılmış bulunan Peçeneklere karşı 1122 Ilkbaha- rı'nda yapılan savaş büyük bir başarıyla sonuçlanmıştı. Ancak bu savaş sırasında Aksukhos yaralanmış ve imparator loannes de buna çok üzül­müştü[22].

Basilakes gibi megas domestikos'a hayranlık duyan Mikhail Italikos da bir methiyesinde, imparator loannes'in 1128 yılında Macarlara karşı yaptığı sefer sırasında Aksukhos'un başarılarını ve onun Tuna ötesinde bile at koş­turduğunu kaydetmiştir[23].

Aksukhos, 1137-38 yıllarını kapsayan imparator loannes Komnenos'un Antakya Haçlı Devleti üzerine düzenlediği sefere de katılmış ve bu sefer sıra­sında ayağından yaralanmıştı. Aksukhos'un savaşlardaki askerî kabiliyetini ve cesaretini öven Mikhail Italikos, aynı zamanda onun çok mahir bir siyaset adamı olduğunu da belirterek, megas domestikos'un tehlike içindeki savaş alanlarından bile İstanbul'a teskin edici imparatorluk mektupları gönderdi­ğini söyler[2 ].

Aksukhos, 1142-43 yıllarında Antakya üzerine yapılan ve imparator loannes'in ölümüyle son bulan ikinci seferde de imparatorun yanındaydı. Kaynakların ifadesine göre[25], 1143 Nisan'ında av esnasında zehirli bir okun parmağını çizmesiyle yaralanan imparatorun kısa zamanda Kilikya'da Ana- zarbos yakınındaki ordugâhında[26] durumu ağırlaşınca Aksukhos'a tahta çı­kacak kişi hakkında fikrini sormuş olmalıdır[27]. Çünkü tahta Manuel'in çık­ması kararından sonra imparator loannes, yine Aksukhos'un tavsiyesiyle ça­dırında akraba, dost ve bütün ileri gelenleri toplayarak uzun bir konuşma yapmış, sonra bu kişilerden ve bütün ordu komutanlarından yanında bulu­nan en küçük oğlu Manuel'i kendisinden sonra imparator olarak tanımaları hususunda yemin almıştı. Niketas, bütün bu işlerin ve törenin megas domes- tikos Aksukhos tarafından teitiplenip uygulandığım açıkça belirtmiştir[28] .

II. loannes Komnenos'un ölümünden sonra yeni imparator Manuel'in, geleceğini megas domestikos Aksukhos'un ellerine teslim ettiği anlaşılıyor. Çünkü Manuel, sarayın güvenliğini sağlamak, kendisinin başkente giriş ve iktidarı ele alma törenlerini hazırlamak, hepsinden önemlisi ağabeyi sebastok- rator Isaakios'un tahta yönelik herhangi bir girişimine karşı gerekli önlemleri almak üzere Aksukhos'u beraberinde khartularios Basileios Tzintzilukes olduğu halde derhal İstanbul'a gönderdi. Aksukhos, daha imparator II. loannes'in ölüm haberi ulaşmadan, büyük bir süratle İstanbul'a vardı. Hemen sebastokrator Isaakios'u tutuklayıp Pantokrator manastırına hapsettiği gibi, Manuel'in kayınbiraderi loannes Rogerios ile tehlike yaratacak diğer birçok kişiyi de yakalattı[29]. Aksukhos'un elinde ayrıca Ayasofya'daki din adamlarının [30]desteğini sağlamak üzere, kendilerine bol bağış vaat eden iki imparatorluk beratı bulunmaktaydı. Rivayete göre beratlardan birinde bu bağışın gümüş parayla, diğerinde altın ile ödeneceği yazılı idi[31]. Aksukhos kilise mensuplarım ve halkı Manuel'in tarafına kazanmayı öylesine maharetle halletti ve aldığı emri o kadar büyük bir başarıyla yerine getirdi ki, papazlara al tin vaat edileni değil, gümüş para vaat eden beratı vererek görevini en masrafsız şekilde tamamladı. Böylece Aksukhos gerek Manuel'in impara- tor seçilmesinde, gerekse bundan sonra İstanbul'a giderek burada vuku bulabilecek muhtemel her türlü kargaşa ve ayaklanma teşebbüslerini büyük bir beceriyle önleyip Manuel Komnenos'un hiç bir zorlukla karşılaşmadan baş- kente girip tahta oturmasında çok önemli ve birinci planda rol oynamıştı.

Başkumandan Aksukhos ilerlemiş yaşına rağmen, Manuel Komnenos'un ilk hükümdarlık yıllarında da çok faal idi: Manuel'in 1146'da Türkiye Sel­çuklu sultanı I. Mesud (1116-1155)'a karşı yapuğı sefere ١’e Selçuklu başkenti Konya'nın başarısız kalan kuşatmasına katılmıştı. Kaynakların ifadesine göre Aksukhos Bizans ordusunun yoğun Türk baskısı altında geri çekilişi sıra­sında, Türklerle sık sık girişmek zorunda kalınan çaüşmalarda genç impara­tor Manuel'in lüzumsuz kahramanlık gösterilerini ve düşüncesiz hareketlerini önlemeye çalışmış ve birçok kez zor duruma düşen ordunun disiplinini korumaya gayret göstermişti[32].

Aksukhos 1147 yılında Fransa kralı VII. Louis ile Alman kralı III. Konrad'ın idaresinde düzenlenen İkinci Haçlı Seferi'ne katılan orduların imparatorluk topraklarından mümkün olduğunca olaysız şekilde geçirilmesi işini de üstlenmiş görünüyor. Devrin din bilgini Methone piskoposu Nikholas, Aksukhos'un bu Haçlı Seferi'nin Bizans'a büyük zarar vereceğini düşü­nüp sıkıldığını yazmakta ve onun duygularını "Aksukhos, Batılı milletlerin yürüyüşe geçmesiyle, bu hareketin hepimiz için yaratacağı tehlike yüzünden çok endişeliydi" sözleriyle dile getirmektedir[33]. Gerçekten de İkinci Haçlı Se­feri, Bizans ile Ban dünyası arasındaki ilişkilerin daha da bozulmasında ve hatta düşmanlığa dönüşmesinde etkili olmuştur. Aksukhos'un böyle düşün­mekte ne kadar haklı olduğunu hem sefer sırasında yaşanan olaylar, hem de sonraki gelişmeler açıkça ortaya koymuştur.

1148 yılında imparator Manuel, kendisinin ülkesinden geçen Haçlılarla meşguliyetinden faydalanarak Korfu adasını zaptetmiş olan Sicilya Norman kralı II. Roger'ye karşı sefer düzenledi. Sefere donanmanın yanısıra, başında Aksukhos'un bulunduğu kara ordusu da katıldı. Savaş sırasında donanma komutanı Stephanos Kontostephanos'un ölümü üzerine, Korfu kalesini ku­şatan donanmanın idaresi de Aksukhos'a verildi. Aksukhos uzun süren Korfu kuşatması sırasında sadece Normanlara karşı çarpışmakla değil, bu savaşta Bizans'ın müttefiki olan fakat bir ara Bizanslılara karşı tavır alıp kavga çıka­ran Venediklilerle de uğraşmak zorunda kaldı. Kaynakların bildirdiğine göre[34], Aksukhos once aracılık yapıp anlaşma sağlamaya çalışmış ama Vene- dikliler buna yanaşmamıştı. Bunun üzerine Aksukhos, kendi cesur ve güçlü mulrafız birliğini diğer askerlerle birlikte Venediklilerin üzerine göndermiş ve kazanılan kesin başarıdan sonra Venedikliler ile yeniden anlaşmaya van- labilmişti. Korfu adaşının geri alınmasından sonra Aksukhos'a Ancona'ya gitmek üzere bir filonun komutası verilmişse de, filo Arnavuduk sahilinde Avlona yakınındaki nehir ağzında firtmaya yakalanarak büyük kayıplar vermiş ve daha ileriye gidememişti.

1149 yılında ise imparator Manuel bu kez de Sırbistan'da Rasciajupan- 'inin çıkardığı bir İsyanı bastırmak üzere buraya yürüdü ve kısa zamanda başarı kazandı. Niketas'm kaydına göre[35], imparator bu başarı haberini bir mektupla başkent halkına bildirmek istemiş ve mektubu bizzat megas do- mestikos Aksukhos İstanbul'a götürmüştü.

Kaynaklarda Aksukhos'un ölümüne dair açık bilgi yoktur. Fakat 1149'dan sonraki olaylar arasında artık adi geçmemektedir. 1149 Sırbistan seferi herhalde Aksukhos'un son faaliyeti olmuştu; buna göre ya 1149 yılı sonunda ya da 1150 yılında ölmüş olmalıdır[36] . Genelde doğum yılı 1088 kabul edildiğine göre, öldüğünde 62 yaşındaydı.

12. yüzyılda Bizans dünyasında adi bilinen Türkler arasında en yüksek mevkie çıkmış olan Aksukhos'un askerlik alanındaki bilgisi yanında iyi bir eğitim gördüğü de anlaşılıyor. Aksukhos rhetorik biliyor, günün entellektüellerinin kullandığı dili konuşuyordu; 1137-38 yıllarında Antakya seferinde iken, kendisine İstanbul'dan edebi ifadelerle süslü mektuplar yollayan Mikhail Italikos'u anlıyor, onunla yazışıyordu. Bu seferden sonra Nikephoros Basilakes onun İçin uzun bir methiye kaleme almıştı; burada hem onu hem imparator loannes'i övmüş ve ikisi arasındaki karşılıklı bağlan çok zarif bir şekilde belirtmişti[37].Aksukhos dini konularda da tartışmalara girecek kadar bilgi sahibiydi. 1147 yılı dolaylarında onun Methone piskoposu Nikholas ile,kendisinin bu konudaki derin bilgisini gösteren bir tartışmasından haberda­rız[38].

Kaynak verilerine göre Aksukhos'un imparator loannes Komnenos'un tahta çıkışı sıralarında evlendiği ve en büyük oğlu Aleksios'un 1120 yılında, Eirene adındaki kızının da 1121'de doğduğu tahmin ediliyor[39]. Aleksios'dan en büyük oğul diye bahsedildiğine göre, herhalde Aksukhos'un Aleksios'dan başka bir veya daha fazla erkek çocuğu vardı. Karısını tanımıyoruz ama 1135 yılında doğmuş Eudokia adında ikinci bir kızını daha biliyoruz. Büyük kızı Eirene, imparator I. Aleksios Komnenos'un kardeşi Isaakios'un torunu Aleksios Komnenos ile nişanlanmışa; ama damat düğünden önce ölünce bu evlilik gerçekleşemedi[40]. Küçük kızı Eudokia da yine aynı Isaakios'un başka bir torunu Stephanos Komnenos ile evlendi[41]; bu evlilikten Konstantinos adında bir oğul ile adı bilinmeyen bir kız, bir erkek üç çocuk dünyaya geldi. Aksukhos'un en büyük oğlu Aleksios ise imparator II. loannes Komnenos'un en büyük oğlu ve tabun vârisi Aleksios Komnenos'un tek çocuğu olan kızı Maria ile evlendi. Böylece Aleksios Aksukhos tahta en yakın kişilerden biri olmuştu. Fakat kayınpederi olan Aleksios Komnenos babası imparator II. loannes'den önce ölünce, tahta kayınpederinin en küçük kardeşi Manuel Komnenos çıku. Bununla beraber Aleksios Aksukhos, imparator Manuel'in hizmetinde uzun yıllar profosfrator'luk mevkiini elinde tuttu ve sarayın en önde gelen kişilerinden biri olarak kaldı. Fakat 1167 yılında bir saray entri­kası sonunda imparator Manuel'in teveccühünü kaybederek bir manastıra sürgün edildi ve ömrünü burada tamamladı[42].Aleksios Aksukhos'un iki oğlu olmuştu. "Şişman" lâkabıyla tanınan büyük oğlu loannes Komnenos Aksukhos, 1200 yılı Temmuz’unda imparator III. Aleksios Angelos'a karşı düzenlenen bir komplonun başında yer almış, hatta imparator ilân edilmişse de, ertesi gün ayaklanma basurılmış ve loannes Komnenos Aksukhos da di­ğer isyancılar gibi öldürülmüştü[43]. Ancak kaynak verilerine göre, megas do- mestikos Aksukhos’un soyunun bu torunun öldürülmesiyle son bulmadığı anlaşılmaktadır. Zira Trabzon devletinin üçüncü hükümdarı, loannes Kom­nenos Aksukhos adını taşır[44]. Belki de Trabzon'un ilk hükümdarı olan I. Aleksios'un hanımı, Şişman loannes'in kızı veya yeğeniydi. Böylece Aksukhos soyunun, Trabzon hükümdar ailesi içinde varlığını sürdürdüğünü görüyoruz.


Dipnotlar

  1. De Caerimonfis aulae byzantinae B61-I duo, yay. I. Reiske, Bonn 1829-30, I, 576, II, 674.
  2. Krş. Gy.Moravcsik, Byzandnoturcica. Die byzantinischen Quellen der Geschichte der Türkvölker, 2 cilt, Berlin 19582, II, s.320-27; Constantine Porphyrogenitus. De Administrando Imperio, yay. ve ingilizce terc. Gy. Moravcsik ve R.J.H. Jenkins, Washington 1967, s.50, 64, 66.
  3. Bunun bir çok örneği vardır; mesela Anna Komnene (The Aleıciad of Anna Conınena, ingilizce terc. E.R.A. Sewter, Penguin Classics 1969, s.347 vd.) imparator Aleksios'un Birinci Haçlı Seferi'nden sonra 2000 kadar Türk'ü Ege adalarına yerleştirdiğini yazar. Ioannes Kinnamos (Epitome rerum alı loanne et Alexi° (sic) Comnenis gestarum, yay. A. Meineke, Corpus Scriptorum Historiae Byzantinae, Bonn 1836, s.9) ise, 1124 yıhnda imparator loannes Komnenos'un pek çok Türk'ü esir ahp sonra bunlan Bizans ordusuna kanıtını söyler.
  4. İmparator VI. Mikhail (1056-57) devrinden itibaren esir ahnmış veya gönüllü gelip Bizans hizmetinde bulunmuş Türkler arasında Amertikes (Humartekin, Harun), Khrysoskulos (Erbasgan, Kurtçu), Tzakhas (Çaka), Tatikios, Siaus (Slyavuş), Elkhanes (İlhan), Skaliarios, Kudumusios (Kutlumuş), Prosukh (Porsuk), Pııpakes, Khaluphes (Halife)'in adlan sayılabilir.
  5. Michel Italikos, Lettres et discours, yay. P. Gautier, Paris 1972, s.222-24, 228-30; Nicephori Basilacae Orationes et Epistolae, 5. In loannem Axıtevın, yay. A. Garzya, Leipzig 1984, s.83-91.
  6. Ioannes Kinnamos, aynı eser, Niketas Khoniates, Historia, yay. J.L. van Dieten, Corpus Scriptorum Historiae Byzantinae, Bonn 1835; almanca terc. F. Grabler, Die Krone der Komnenen, Byzantinische Geschichtsschreiber, VII, Graz-Wıen-Köln 19582; türkçe terc. F. Işıltan, Niketas Khoniates. Historia (loannes ve Manuel Komnenos Delirleri), Türk Tarih Kurumu, Ankara 1995.
  7. Krş. Gautier, aynı eser, s.41; Basilakes, 85, 101, 105 (A. Garzya, Encomio Inedito di Niceforo Basilace per Giovanni Axuch, RhIsta di Studi Bizantini e Neoellenici, 6-7 (1969-70), s.73). Basilakes'in Aksukhos için methiyesi Codex Scorialensis graecus 265 (Y-II-10), f.527v, 536r-v, zv 528r-v'dedir. G.de Andr6 metnin doğru akışı açısından varakların bu şekilde sıralanması gerektiğini (Cadlogo de los cödices griegos de la Real Biblioteca de El Escorial, II, Madrid 1965, 5.129) belirtmiştir. F. Chalandon, Les C01111261e. Jean II Conın6ıe (1118-1143) et Manuel I Comn6ıe (1143-1180), II, Paris 1912, s.19; M. Angold, The Byzantine Empire 1025- 1204, London 1984, s. 152 vd.; C.M. Brand, Tıırkish Element in Byzantium, eleventh-twelfth centuries, Dumbarton Oaks Papers, 43 (1989), s.4.
  8. Tatikios, Aleksios Komnenos'un babası Ioannes tarafından esir alınmıştı. O, daha imparator III. Nikephoros Botaneiates zamanında 1078'de genç kumandan Aleksios Komnenos'un yanında imparatorluk tahuna göz dikıniş Nikephoros Basilakios'a karşı yapılan sefere katılmıştı. Aleksios'un tahta yökselmesinden sonra megas primikerios unvanını alan Tatikios, 1081'de imparator Aleksios'un Normanlara karşı seferinde ve 1086-1095 yılları arasında Peçenekler ile İznik'i elinde tutan Selçuklulara karşı savaşu. Anna Komnene eserinde onun başarılı bir kumandan olduğunu yazmakla, beceri ve dirayetini övmektedir, bk. Anna Komnene, terc. Sewter, s.141, 201 vd., 213 vd., 279, 282, 288, 299, 332 vd., 336-41, 360-63, 449.
  9. Basilakes, 111 vd. (Garzya, a.d.m., s. 73).
  10. Niketas Khoniates, terc. Işıltan, s.6.
  11. Niketas Khoniates, terc. Işıltan, 5.6 vd.
  12. Basilakes, 101 (Garzya, a.d.m., s. 73).
  13. Basilakes, 140, 146 (Garzya, a.d.m., aynı yer); aynca bk. Gautier, Lettres et discours, 5.41 n.1; R. Guilland, Le grand domesticat â Byzance, Echos d'Orient, 37 (1938), 5.53-64; V. Laurent, Le grand domesticat. Notes comp16nentaires, Echos d'Orient, 37 (1938), 5.65-72.
  14. Niketas Khoniates, terc. Işıltan, 5.6.
  15. Basilakes, 103 (Garzya, a.d.m., aynı yer). Niketas Khoniates (terc. Işıltan, s.7)'in ifadesi Basilakes'in metninden farklıdır. Basilakes, megas domestikos'ım komployu şiddet kullanarak bastırdıgını söyler. Niketas ise suikastçılann cezalandınlmadıgını sadece malları na el konulduğunu ve bunların da bir süre sonra sahiplerine geri verildiğini yazar.
  16. Bk. Niketas Khoniates, terc. Işıltan, s.7. Niketas başarısız kalan bu komplo girişiminden sonraki gelişmeyi şöyle anlatmaktadır: "... imparator af ve merhametini önce, suikastın ruhu olan ablası kaisarissa Anna'ya gösterdi; şu anlatacağım olay buna sebep olmuştu. Anna.= altın, gümüş, muhteşem giyim eşyası ve diğer değerli malları, yani bütün yarı yoğu bir binaya depo edilmişti. Imparator bunları gözden geçirmek üzere buraya geldiğinde şöyle dedi: "Doğanın düzeni benim için tersine işledi; alu-abalanm bana düşmanlık, yabancılar ise dostluk gösterdiler. Öyleyse akrabalannun bütün serveti dostlanmın olsun!" Bundan sonra da megas domestikos'a bütün bu eşyayı hediye olarak kabul etmesini emretti. Aksukhos imparatora bu gerçekten muhteşem hediyesi için teşekkür ettikten sonra, kendisine bir düşüncesini serbestçe ifade etmek için müsaade edilmesini rica etti. Bu isteği kabul olununca şöyle dedi: "Imparatoruml Ablanız size karşı tertiplenen caniyane suikastin başıydı; bu hareketiyle bütün kardeşlik duygularını inkar etmiş oldu. Fakat o bütün bunlara rağmen yine de sizin kız kardeşinizdir; iyi yürekli bir hiikilmdann kız kardeşi. Doğ-uşu, onun davranışıyla kullanmak hakkını yitirdiği adı yine de ona bırakmaktadır. Civanmertliğinizin, işlediği suç yüzünden kaybettiklerini ona geri vermesini temenni ediyorum; çünkü doğa ondan yanadır. Onu affediniz Efendim, sizin kudretinize karşı gelen kişiyi bagışlaynuz; çünkü o sizin ablanızdırl Onu göstereceğiniz büyüklükte cezalandınna. Böylece o da sizin insanca davraruşınala yenilgiyi kabul edecektir. Burada gözlerimiz önüne serihniş olan serveti, bunu istemeye hakkı olduğu için değil, af ve merhametinizin bir hediyesi olarak kendisine geri veriniz! Bu hazineye malik olmak hususunda o benden çok daha büyük bir hakim sahiptir; bunlar onun babadan kalma hakkıdır ve böylece yine aile içinde kalmış olacaktır." Bundan sonra Niketas, Aksukhos'un bu sözleri üzerine imparator Ioannes'in ablasına bütün mallarını geri verdiğini ve onunla resmen banşuğını yazar.
  17. Niketas Khoniates, Historia, Corpus Scriptorum Historiae Byzantinae, Bonn 1835, s.55, Il vd.; kış. Garzya, s.71 ıı.3.
  18. Gautier. l_etrres et discoms, 223, 14-15, No.37; J.A. Cramer, Anecdota graeca e codd. manuscriptis bibliothecarum Oxoniensium, 1836, s.198, 14vd., 201, 5.
  19. Kinnamos, aynı eser, s.5.
  20. Bu Türk beyinin adı Kinnamos (ayni eser, s.5) ve Niketas (Cotpus Bonn, s.17) tarafından 'Akrıxo.paç şeklinde yazılmıştır; ayrıca bk. Moravcsik, Byzantinoturcica, II, s.65.
  21. Bu sefer için ayrıca bk. Niketas Khoniates, terc. Nihan, s.8; kış. Chalandon, Les Comnne, II, s.46; Sp. Vryonis, The Decline of Medietal Hellenism in Asia Minor and the Process of Islamisation from the Eleıenth Through the Fifteenth Century, Berkeley-California 1971.5.117 vdd.
  22. Basilakes, 173, 194, 210 (Garzya, a.g.m., s. 73). Kinnamos (aynı eser, s. 8) savaşta imparatorun yaralandığını yazar. Niketas ise yaralanma olayından bahsetmez.
  23. Gautier, Lettres et discours, 228-30, No.39.
  24. "ıı-rş-. M. Tren, Michael Italikos, Byzandnische Zenschrift, 4(1895), s.10; Garzya, a.g.m., s.72, n.4.
  25. KinnaMOS, ayın eser, s.24 vd.; Niketas Khoniates, terc. Işıltan, s.26.
  26. Wıllermus Tyrensis, Recueil des Historiens des Croisades, Historiens occidentaux, I, xv, 23, s.695.
  27. imparator II. loannes Komnenos'un dört oğlu vardı. Fakat kısa süre önce en büyük iki oğlu Aleksios ve Andronikos ölmüşlerdi. Üçüncü oğlu Isaakios da bu sırada İstanbul'daydı. Sadece en küçük oğlu Manuel bu sefer sırasında yanında bulunuyordu.
  28. Niketas Khoniates, terc. Işıltan, s.30. Willermus Tyrensis (aynı yer) ise megas domestikos Ioannes (Aksukhos) in imparatorluk için Isaakios'u desteklediğini söylemekle hataya düşmüştür; zira Manuel, Aksukhos'a kesinlikle güvenmeseydi ona çok önemli bir görev vererek Istanbul'a yollamazdı. Esasen Wıllermus'un bu olaylar hakkında tam bir bilgisi olmadığı, onun imparator II. loannes'in ölüm tarihini bile 1137 yılı olarak kaydetmesinden bellidir.
  29. Kinnamos (s.37 vd.)'a göre taha ele geçirmek amacıyla başkentteki Normanları etrafına toplayan caesar Ioannes Rogerios'un girişimi, Manuel'in luzkardeşi olan Rogerios'un hanımı Maria'nın durumu ilgililere bildirmesiyle önlenmiştir. Krş. Chalandon, Les Comnene, Il, s.197 vd.; ayn. nllf., Histoire de la domination normande en Italie et en Sicik, 2 cilt, Paris 1907, II, s.127.
  30. Patrik Leo Styppes 1143 Ocak'ında ölmüştü ve o sırada patriklik makamı boştu.
  31. Niketas Khoniates, terc. Işıltan, s.33 vd.; F.Dölger, Regesten der Kaiserurkunden des Oströmischen Reiches von 565-1453, II, München-Berlin 1925, No.1330.
  32. Manuel'in bu seferini en geniş şekilde Kinnamos (s.39-63) anlatır. Fakat Türklerden hoşlanmayan ve her fırsatta Türkleri küçümsemekten adeta zevk duyan Kinnamos, eserinde Aksukhos'a karşı olumsuz tavrını açıkça belli eder; örneğin bu sefer sırası nda Aksukhos'u Konya önünden zorlukla çekilen orduyu kurtarmaya çalışan kişi olarak değil de, kendi canına düşmüş bir adam olarak gösterir. Diğer olaylarda da Altsukhos'u hep suçlayıcı ifade kullanmışur.
  33. Nicholas of Methone, flpös TO gğ-yetv 8ol.dorıxou, yay. A.K. Demetrakopoulos, Ekklesiastike bibliotheke, I, Leipzig 1866, yeni baskı Hildesheim 1965, s.200; krş. J.Drascke, Nikolaos von Methone, Byzantinische Zeitschrift, I (1892), s.471-73.
  34. Kinnamos, aynı eser, s.98; Niketas Khoniates, terc. Işıltan, s.58.
  35. Aynı eser, s.62.
  36. Kızı Eudokia Aksukhaina ile Stephanos Komnenos'un evliliği için 1153/54de toplanan meclis konuşmalarinda Aksukhos'dan "müteveffa başkumandan" diye bahsedilir, krş. Gautier, Letu-es et discours, s.37 n.19, 43 n.14. Buna göre Aksukhos'un bu tarihten önce ölmüş olduğu kesindir.
  37. Bk. a.g.m., s.75-84.
  38. Aksukhos, Nikholas'a şöyle bir soru sormuştu: Kutsal Ruh havarileri nasıl ziyaret edip içlerine giriyor? Ve bu içe girme İsa'dakinin aynı ise havarilere neden Khristoi denmiyor? Ayrı ise, nasıl bir ayrılık var? Nikholas, imparator Manuel ona Aksukhos'un sorularına cevap vermesini emredene kadar birşey söylemedi; sonra Kutsal Ruh'un varlığı üzerine bir eser yazdı, lu-ş. Demetrakopoulos, EkkJtsiasÜkt bibliothök, I, Leipzig 1866, s.199-218; H.G. Beck, Kirche und theologische Literatur im byzantinischen Reich, München 1959, s.625.
  39. Balsamon, Patrologia graeca, 119, 765B-768A.
  40. Balsamon, aynı yer.
  41. P. Magdalino, The Empire of Manuel I Komnenos 1143-1180, Cambridge 1993, Genealogical tables, s.XXİV, no.2; K. Krumbacher (Geschichte der byzantinischen Litteratur von Justinian bis zum Ende des Oströmischen Reiches (527-1453), München 18972, s.764'de) Stephanos'u, Isaakios'un oğlu gösterir.
  42. Niketas (terc. Işıltan, s.99 vd.) Aleksios Aksukhos'un imparator Manuel'in luskançlığına kurban gittiğini söyler; güya büyü yapmak ve bir komplo hazırlamakla suçlanmıştı. Manuel 1167 İlkbaharı'nda Sofya'da bulunduğu sırada onu tutuklatmış ve Strymon yakınlarındaki Papykion dağındaki bir manastıra kapatmıştı. Aleksios Aksukhos birkaç yıl sonra bu manastırda öldü.
  43. Bu isyan hakkı nda bk. Nikolaos Mesarites, Die Palastrevolution desjohannes Komnenos yay. A. Heisenberg, Würzburg 1907, s.19-25, 41-49; Niketas Khoniates, Historia, almanca tere. F. Grabler, By-zantinische Geschichtsschreiber, IX, Graz-Wien-Köln 1958, s. 697 vdd.; C.M. Brand, Byzantium Confronts the West, Cambridge 1968, s.98, 122-124, 248 vd.
  44. Bk. J.P. Fallmerayer, Geschichte des Kaisertums von Trapezunt, München 1827,5.102.

Şekil ve Tablolar