NAFİZ AYDIN, M. A.

1947'lerden bugüne kadar geçen zaman içerisinde Kültepe'de T. Ğozgüç başkanlığında yapılan kazılarda yaklaşık 15.000 kadar eski Asurca tablet ele geçmiştir'. Yazılı vesikalardan edindiğimiz bilgilere göre, yalnız ticaret yapmak amacıyla gelen ve Anadolu içlerine kadar yayılan Asurlu tüccarlar[1].Karum ve Wabartum gibi zamanına göre çok iyi işleyen idari teşkiladara sahiptiler[2]. Bugüne kadar neşredilen tabletlerde geçen Karum ve Wabartum'ların yerleri Kaniş'in dışında henüz tesbit edilemediğinden, Asurlu tüccarların Anadolu'daki yayılış sahasını kesin olarak göstermemiz bugün için mümkün değildir. Bu bilinmeyenlerin yanında ev "E-betum", tarla "GANA-eqlum" ve depo "maşkunum" gibi taşınmaz malların satışıyla ilgili çok az sayıda tabletin bulunması, son zamanlardaki ilgiyi bu yöne çekmiş, C.Günbattı ve S.Bayram Belleten'in çeşitli sayılarında ev satışlarıyla ilgili tabletler üzerindeki çalışmalarını olanakların elverdiği ölçüde sürdürmüşlerdir[3]. Gerek bu konudaki çalışmalara yardımcı olmak ve gerekse 1978 yılı kazı mevsimi sonunda Kayseri Müzesine bırakılan etüdlük tablet parçalarının bazıları üzerinde geçen yer adlarının ışığı altında hem ticaret yollarını ve Karum Nahria'nın kesin yerinin nerede olabileceği sorusunu açıklığa kavuşturmak ve hem de Kayseri Müzesinde bulunan ve ev satışıyla ilgili bir metin ile biz de bu dar alandaki çalışmalara katılmak istiyoruz[4].

6 tanığı bulunan bu ev satış belgesinin benzerlerinden hiç bir farkı yoktur. Zarnanımızda da olduğu gibi satıştan caydıncılığı önlemek amacıyla bu tür vesikalarda herzaman yapıldığı gibi 18 Seqel gümüşe karşılık, ı mina gümüşü ödeme zorunluluğu getirilmiştir.

Bunları böylece çok kısa bir şekilde dile getirdikten sonra, şimdi yukarıda sözünü ettiğimiz etüdlük tablederde geçen yer adlarına ve Karum Nahria'ya dönebiliriz.

1947 yılından zamanımıza kadar aralıksız T. Özgüç'ün başkanlığında Kültepe'de yapılan kazılara 1978 yılında höyüğün Karum kısmında devam edilmişti. O yıl yapılan kazılar süresince meydana çıkarılan pekçok kıymetli keramik eşya yanında bol miktarda çivi yazılı eski Asurca tabletler de ele geçmişti. Bu tabletler, her kazı sonunda olduğu gibi, üzerlerinde çalışmalar yapılabilmesi için Ankara'ya götürülmüşler, fakat bazı küçük tablet parçaları 20.10.1978 tarihinde Kayseri müzesine bırakılmıştı[8].

Kültepe kazılarına Kayseri müzesinden Bakanlık Temsilcisi olarak katılan H. Özeski'nin vermiş olduğu bilgilere göre bu tablet parçalarının bazı larının I/b tabakasının altına rastlayan yıkıntı halindeki toprak içerisinde ve tahrip edilmiş bir yol üzerinde bulunmasına karşın, bir kısmı da II. tabakada 3X4 m2 lik bir alan içerisinde bulunmuşlardır. Bilindiği gibi Kültepe kazılarında şimdiye kadar dört yapı katı tesbit edilmiştir. Bunlardan I. tabaka üstteki a ve alttaki b olmak üzere iki kısımda incelenmektedir. I/b tabakasında bulunan hemen hemen 50 kadar tablet ayrı tutulacak olursa, Karum'da ele geçen tabletlerin hepsi II. tabakadan çıkarılmışlardır[9].

Kültepe'de bulunan yazılı vesikalar devrim ticaret hukuku yönünden olduğu kadar, ticaret yolları ve merkezleriyle, eski Anadolu'nun coğrafyası yönünden de çok önemlidirler. Bugüne dek yayınlanmış olan Kültepe tabletlerinde pekçok ticaret merkezinin adı geçmektedir[10]. Bu merkezlerden l(rıWten başkasının yeri ise ne yazık ki bugüne kadar kesin olarak saptanamamıştır. 1947 lerden buyana Kültepe'de sistemli bir şekilde yapılagelen kazılarda bulunan eski Asurca tabletleri okuyup incelemeden, eski Anadolu'nun coğrafyasını açıklığa kavuşturmak da olanaksızdır. Ne var ki Anadolu Medeniyetleri müzesinde bulunan bu devre ait binlerce tablet meslektaşlanmızın çalışma prensipleri sonucu şimdiye kadar neşredilememiştir[11]. Gerek eski Anadolu coğrafyası ve gerekse o devrin genel kültürü yönünden çok kıymetli olan bu tabletlerin, çivi yazılı kopyalan halinde neşredilmesinde bile metinlerde geçen birçok ticaret merkezinin yerlerinin saptanması açısından burada sayılamayacak kadar faydalar vardır.

1975 yılına kadar Eski Önasya dilbilimcileri Hititçe metinlerin yalnız Boğazköy'de bulunduğuna inanıyorlardı. Fakat 1975 yılında T. Özgüç başkanlığında Maşat Höyük'de yürütülen kazılarda da bol miktarda Hititçe tablet bulunduktan sonra denebilir ki Anadolu'da daha pekçok höyük bulunmaktadır ve buralarda da araştırmalar yapılacak olursa büyük bir olasılıkla çivi yazılı tabletler bulunabilir [12].

Bu düşünceleri doğrulamak bakımından 1977 yılının Ekim ayı başlarında Yangın Söndürme memuru M. Kebapçı tarafından Kayseri müzesine getirilen eski Asur lehçesiyle yazılmış Kültepe kökenli bir mektubu burada örnek olarak gösterebiliriz [13]. M. Kebapçı'nın söylediklerine göre bu tablet Boğazlıyan köylerinde çobancılık yapan bir kişi tarafından, o bölgede bulunmuştur [14]. Tablet müzeye getirildikten çok sonra Kültür Müdürü M. Çayı rdağ ve Müze Müdürü H. Kodan'ın çağdışı tüm engellemelerine karşı 25 Mayıs 1978 tarihinde Boğazlıyan'a bağlı Yoğunhisar köyü yakınında bulunan Höyüktepe üzerinde ve etrafındaki tarlalardan toplamı§ olduğumuz keramik parçalarıyla, bölgede yapmış olduğumuz araştırmalardan edindiğimiz bilgilere göre burada Eski Tunç'tan (M.Ö. 2500- 2000) başlayarak Bizans'a kadar, Bizans da dahil olmak üzere devamlı bir yerleşimin varlığı saptanmıştır[15]. Gerek höyük üzerinde ve gerekse etraftaki tarlalarda defineciler ya da köylüler tarafından yapılmış olan bir takım tahribatlar görüldüğünden, o yıllarda, özellikle kazı dışı antikacılar tarafından Kayseri'ye ve bölgedeki diğer müzelere getirilen arkeolojik eserlerin buralarda bulunabileceğine inanmak gerekiyor. Bu durum yukarıda sözünü ettiğimiz bu bölgede çobancılık yapan bir kişi tarafından bulunan çivi yazılı tablet için de söz konusudur.

Aşağıda yalnız çivi yazılı kopyalannı vereceğimiz tablet parçaları üzerinde Kiniş, Puruş hatum, Timilkia, Turhumit ve Salatuwar gibi birkaç yer adı geçmektedir. Bunlardan Kanis'ten başkasının yeri ne yazık ki bugün için belli değildir. Fakat çivi yazılı kaynaklarda çeşitli bir takım üretim yerleri veya kültür ve ticaret merkezleri olarak geçen ve Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde karşılaştığımız höyüklerden hangisine ait olduklarını bilmediğimiz bu ticaret merkezlerinin yerlerinin saptanması konusu da, yukarıda söylediğimiz gibi herşeyden önce yeni bir takım arkeolojik ve dolayısiyle filolojik buluntulara yol açacağından çok önemlidir.

Büyük bir kısmı Kayseri'nin 25 Km. kuzey-doğusundaki Kültepe'de bulunan ve Asurlu tüccarlara ait olan çeşitli alım ve satım belgeleriyle ticaret sahiplerinin oturdukları büyük ticaret merkezleri ve tüccarların kervanlarıyla takip ettikleri yollar ve uğradıkları pazar yerleri hakkında bizleri daha çok aydınlatan ticari mektuplardır. Bu ticari mektuplarla çivi yazılı diğer kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre Kanis o zamanlarda bir ticaret yoluyla Asur'a bağlı bulunuyordu[16]. Bu yol hakkında bugüne kadar çeşitli yerlerde neşredilmiş olan Kültepe tabletletinden yeterli ve açık bilgiler edinmek kolay olmasa da, E. Bilgiç, A. Goetze ve P. Garelli çivi yazılı kaynaklara dayanarak bazı açıklamalarda bulunmuşlardı[17]. Metinlerden edinilen bu bilgilere göre Asur'dan başlayarak Kanıs'e kadar yaklaşık 1000 km. olan ve daha çok kullanılan bir yol kuzey Suriye'den geçtikten sonra Birecik yakınlarında Frat'ı aşarak K. Maraş'a ulaşmakta ve buradan kuzey-batı yönünde ilerleyerek Gönsun üzerinden Kanis'e varmaktaydı [18].

E. Bilgiç'e göre Asur'dan gelen yol Anadolu topraklarına girdikten sonra birkaç yoldan Kanıs'e ulaşmaktaydı [19]. Bunlardan birisi K. Maraştan başlayarak Göksun, Kemer ve Sanz üzerinden Zamantı ırmağını geçerek Kanise'e yöneliyordu.

İşte, yukarıda sözünü ettiğimiz aşağıdaki tablet parçaları üzerinde geçen yer adlarının da bu yol kavşakları üzerinde aranması gerekmektedir[20].

ı . Purushatum

Çivi yazılı metinlerde değişikliğe uğramadan daima Pu-ru-u§-ha-tum şeklinde yazılan bu şehir, o zamanlarda önemli bir ticaret merkeziydi[21]. E. Bilgiç'in Bel.X/39, 387 de de belirttiği gibi ticari bir seyahat sırasında yapılan masrafların kaydedildiği bir metinde Kanis-Washania-Nenasa- Ulama ve Puruffiatum sı rası vardır ve Puruğ.hatum Kkliğ'ten 4 günlük yol uzaklığında bulunmaktadır[22]. OİP 27,54 metnine göre yine Ka- niğ'ten başlayarak Washania ve Mallita üzerinden Washsuana'ya varıldığı kaydedilmektedir. Yani Wahsuana'ya giden yol Washaniada başka bir yöne ayrılmaktadır. Bunun kuzeye doğru değil, fakat büyük bir olasılıkla güney-batıya sapmış olması düşünülebilir. Çünkü Kanis-Nenasa yönü gözönünde tutulacak olursa, güney-batı yönüne giden ve ancak 4 duraklama ile Purushatum'a ulaşan böyle bir yolun ucunun Tuz gölünün güney-batısına kadar uzanacağı ve Purushatum'un gerçekten buralarda bir yerde aranması düşüncesi akla yakın gelmektedir. Bu tezin doğruluğunu göstermek bakımından Purushatum ile Wahsusana'nın bir çok metinlerde birarada geçtiklerini ve özellikle KTI-1 ı metnine göre birbirlerine çok yakın olduklarını söyleyebiliriz. Burada söylenmesi gereken diğer önemli bir konu •da, Purushatum'un çivi yazılı kaynaklarda mat Purushatim şeklinde bir ülke adı olarak geçmesidir[23].

2. Tilmilkia

Tilmilkia'nın özellikle Kültepe metinlerinde oldukça sık ve Hitit metinlerinde de birkaç yerde geçmesine karşın yerini doğruya yakın bir şekilde tesbit etmek olanaksızdı [24]. Çünkü Kültepe tabletlerinde çok defa yalnız başına ve bazen de özellikle yün alınıp satılan bir şehir olarak geçmesine karşın ne yazık ki yollarda yapılan konaklama ve masraflara ait listelerde hiç görülmemektedir. Buna karşılık TC 81,44, II 27,16 metniyle, Kffilım'larda ticaret için dolaşan Asurlu Puzazu'nun K:Ini.§”te oturan yerli karısı L..ma'ya yazdığı bir mektubu oluşturan TC III 98,6 metninden, burasının Sivas ile Malatya arasındaki bölgede ve hatta biraz daha güneyde olabileceğini söyleyebiliriz. Kt.78/Et.118,8-10 daki tablet parçası üzerinde ise: i-nu-mi KASKAL tum is-tu Ti-mı-il-ki-a a-na Ka-ni-is is-ri-du-ni "Kervan Timilkia'dan Kanis'e uğurlandığı zaman" ifadesi geçmektedir. Bu metin parçasına göre Timillcia'nın doğrudan doğruya Kanis ile bağlantısı bulunmaktadır. Başka bir deyimle Timilkia ile Kanis arasında başka bir istasyon bulunmaktadır. A. Goetze, Hahhum, Harana, Samuha, Timilkia ve Tekarama gibi şehirlerin yerlerinin yukarı Kızılırmak ile yukarı Frat arasındaki bölgede aranması gerektiğini söylemektedir ki bu tez araşunlmaya muhtaçtır[25].

3. Turhumit

Bugüne kadar neşredilen birçok Kültepe tabletinde geçmesine karşın, iyi cins bakır çıkarılmasında önemli bir yeri olan Turhumit'in bulunduğu yer hakkında da yeterli bilgi edinememiş olmamız kötü bir talihsizliktir. Kültepe tabletlerinde daha çok Wahsusana ve Salatuwar'dan önce sayıldığından ve Purushatum'un da çok defa bunlarla birlikte geçmesine rağmen Turhumit'in bu üç şehre yakın olmadığı sonucuna varılmıştır[26]. A. Goetze burasının Merzifon ile Boğazlıyan arasındaki bölgede olacağını kabul etmektedir[27]. BN IV 70 metninde geçen "başka bir yoldan" kaydı ile verilen bilgilere dayanılarak Turhumit'in, Wah§uiana ve Salatuwar sırasında olabileceği düşünülebilir. Bir başka ifadeyle Turhumit'ten kalkarak Kanise uğramadan, doğrudan doğruya Kayseri'nin güneyinden, Niğde bölgesinde bulunabileceğini söylediğimiz Wahsusana'ya gelindiği ve oradan da kuzey yönünde ve yakınında bulunan Salatuwar'a geçildiği kabul edilebilir. Kayseri'nin güneyindeki Evrek/Develi'de de eski Asur devrine ait çivi yazılı tabletlerin bulunmuş olması, böyle bir aşağıyolun varlığını göstermesi bakımından çok önemlidir. Bu nedenle Kürum Mallita'nın da buralarda ve Millidere köyü yakınlarında bir yerde aranması gerektiğini ortaya koymaktadır.

4. Salatuwar

Salatuwar'ın Kültepe metinlerinde çok defa Wahsusana ile birlikte geçmesi dikkati çekmektedir. Çivi yazılı metinlerde geçtiği yerler Salatuwar'ın yerinin tesbit edilmesine yardımcı olmasalar bile, bir wabartum olarak Wahsusana'ya idari yönden bağlı olduğunu göstermeleri bakımından çok önemlidirler[28]. BIN IV 233 nolu metinde ise Salatuwar'dan birisinin bu mektubun yazıldığı şehre geleceğini ve yazanın da Kanis'e gideceği kaydedilmektedir. Salatuwar başta Anittanın tarihi metni olmak üzere Hititçe metinlerde de geçmektedir[29]. Çünkü Salatuwar Anitta'nın hüküm sürdüğü devirde çok önemli bir krallıktı. Elde bulunan yazılı vesikaların yetersizliği yüzünden bu şehrin yeri konusunda açık bilgiler edinmek olanaksız gibi görünüyorsa da, bir yandan Niğde veya o bölgeye yakın bir yerde aranması gerektiğini söylediğimiz Wahsusana'ya yakın olması ve Kanis'e de çok uzak olmaması nedeniyle, A. Goetze'nin teklif ettiği gibi Kızılırmak ve onun kavsi içerisinde aranan şehirlerle adı birlikte geçtiğinden, orta Kızılırmak çevresinde değil, fakat Niğde'nin doğusunda bir yerde bulunabileceğini düşünmek herhalde gerçeklere en uygun düşen bir görüş olmalıdır [30].

5. Karum Nahria

Yukarıda sözünü ettiğimiz bu ticaret merkezlerinden birisi de Dicle ve Habur nehirlerinin birleştiği yerde bulunan Nahria'dır. Şırnak İl teşkilatı içerisinde, Yanıkkale olarak geçen ve 1972/73 yılları arasında askerlik görevimi yaparken inceleme fırsatını bulduğum bu höyük Silopi ilçesi sınırları içerisinde ve ilçe Merkezinden yaklaşık 14 Km. güney-doğuda bulunmaktadır[31]. Höyük etrafında yapılan yüzeysel araştırmalar sonucu toplanan keramik parçaları, Yanıkkalenin sürekli iskan gördüğünü ortaya koymaktadır. Jandarmanın kontrolü altındaki bölgede bulunduğundan dolayı bugüne kadar tahrip görmemiş ve hakkında da belki bu nedenle şimdiye kadar hiçbir şey yazılmamıştır. B. Landsberger tarafından Mardin yöresinde bulunabileceği öne sürülen ve çivi yazılı metinlerde bazen Nihria va arasıra da Nahria gibi değişik yazılışlarla karşımıza çıkan bu ticaret merkezinin Yanıkkale olması olasılığı bu nedenle çok kuvvetlidir[32]. Anadoluda bulunan ve üzerlerinde araştırmalar yapılarak sonuçları gün ışığına çıkarılan höyük adlarının çok defa kara-, kül ve yanık- gibi sıfatlarla başlamış olması, yukarıda öne sürülen bu tezi bir başka yönden doğrulamaktadır. Konya yakınlarındaki Karahöyük ile Kayseri İl sınırları içinde bulunan Kültepe bunlardan yalnız ikisidir. A. Goetze'nin Kleinasien 72 de, yukarı Mezopotamya'da bir yerde olabileceğini söylediği Kklım Nahria Asur ile Anadolu arasında bir köprü rolü oynuyordu[33]. Aşağıda transkripsiyon ve tercümesiyle birlikte ele alacağımız Kayseri müzesinde bulunan bir tablet bu gerçeği doğrulamakta ve Karum Nahria'nın Yanıkkale olabileceği tezini kuvvetlendirmektedir[34].

Dipnotlar

  1. b. S. Bayram, Bel. LV/213, 297.
  2. B. Landsberger, AO 24,8.
  3. b. C. Günbattı, Bel. LI11/206, 5I-60, Ev satışlanyla ilgili 5 Kültepe tableti ve bunlardan çıkan bazı sonuçlar, S. Bayram, Bel., LV/213, 297-313, Taşınmaz mallar hakkında yeni Kültepe tabletleri.
  4. Kayseri Müzesinin 337 env. numarasında kayıtlı olan bu tablet 1932 yılında satın alma yoluyla müzeye kazandınlmış olup 4.4x5X2. 8 cm. dir.
  5. Kikalian bu devre ait metinlerde Kiltariin olarak da geçmektedir. Bunun için b. E. Bilgiç, Anatolia 8,154, C. Günbattı, Bel., LI/199 Kt.g/t 42, 33. Toplamış olduğum malzemenin çokluğu, bu malzeme içinden en önemlilerini seçmeyi ve yalnız bunlar üzerinde durmayı zorunlu kılıyor.
  6. Pe-ru-a/wa eski Asurca metinlerde şahıs adı olarak çok sık geçmektedir. b.Pe-ru-wa DUMU Wa-la-ah-§t-na KTS 46, 23, Ba-ha-la DUMU I>-ru-a TC 68, 4 vd. Fakat bunun yanında ve bu devre ait metinlerde hiç bir yerde Pe-ru-a/wa adında bir şehrin varlığına bugüne kadar rastlanmamış tı r. Bu nedenle C. Günbattı 'nı n Bel. LI/199, Kt.g/t 42 1-8 de "Yeniden işlenen bir Kültepe tableti" baş lı klı makalesinde sözünü ettiği 'Peruwa' şehri küçük bir yanlış lı k olmalı dı r. Kar. Pe-ru-wa i-na fü-ni-işş" "Peruwa K5nWtedir" II-12, 2 ga-ga-da-tum i-na a-liınk' 14.ru-wa "tki kişi Peruwa şehrindedir." 39-40.
  7. Eski Asurca metinler üzerinde çalışırken bilinmesi ve yapılması gereken konulann başında, metinlerde tahribat nedeniyle eksik olarak görülen boş yerlerin ve özellikle şahıs adlannın tamamlanması gelmektedir. Bu cümleden olmak üzere S. Bayram ve E. Bilgiç tarafından boş bı rakı lan yerleri [S-we] da-kı ve KİSİB SM-ma-A-ğur DUMU Ii-tur- 4-140 şeklinde tamamlamak hiç de zor değildir. Kar. Bel.LV/213 1,24, AKT 8 Z. 3, Sâ-we-da-Su DUMU Sa-ra-pu-nu-wa Kay. 308 g-ı o, b. TMH 1,360,8.
  8. Gerek tablet parçalarını incelemek üzere Kayseri Müzesine getiren ve çalışmalarım sı rasında bana tablet parçaları hakkında gerekli bilgileri veren arkadaşım H. özeski'ye ve gerekse bu tablet parçaları üzerindeki çalışmalarıma izinleriyle olanak sağlayan Hocam T. özgüç'e teşekkür ederim.
  9. Bunun için b. T. Özgüç, Kültepe Kazısı raporu 1949, 6-7, A. Goetze, Kleinasien, 70.
  10. Kısaltmalar için b. K. Hacker, An.Or. 44 Abkürzungen XI-XII.
  11. Ankara Kültepe Tabletleri/Ankaraner Kültepe-Tafeln 1990 ile başlayan yayı nlar serisi bundan sonra bu yöredeki çalışmalara ışı k tutması bakımından çok önemlidir.
  12. T. ozgüç, Maşat Höyük kazılan ve çevresindeki araştırmalar, ı ı vd., S. Alp, Maşat Höyük'te keşfedilen Hitit tabletlerinin ışığı altında yukarı Yeşilırmak bölgesinin coğrafyası hakkında, bel. XLI/164, 637-647.
  13. 77/545 env.nolu bu tablet Kayseri Müzesinde bulunan diğer mektuplarla birlikte daha sonra neşredilecektir.
  14. Edindiğimiz bilgiler ve yapmış olduğumuz denemelerden sonra denebilir ki köylüler veya antikacılar müzelere getirdikleri eserlerin buluntu yerleri hakkı nda ilgililere hiçbir şekilde bilgi vermek istememektedirler. Ya da defineciler bazı hallerde eserlerin buluntu yerleri için öyle yer adları vermektedirler ki, buralarda değil insan, diğer bazı canlılann yaşamış olmaları bile olanaksızdı r.
  15. Yoğunhisar köyü Boğazlıyan'dan hemen hemen 18 Km. kuzey-batıda bulunmaktadı r. Köye. Boğazlıyan-Sarıkaya asvaltı nı n 2 km. sinden kuzey-batıya yönelen stabilize bir yol ile ulası labilmektedir. Asvalt ile köy arası 7 km.dir. Sulak ve verimli bir araziye sahip olan ve kuzey-güney yönlerine doğru genişlemekte olan Yoğunhisar köyünde evlerin temelleri taş ve duvarlan bir metreden sonra kerpiç ile yapılmış olup tipik orta Anadolu evlerinde olduğu gibi üstleri toprak dam ile örtülüdür.
  16. Bugüne kadar neşredilen Kültepe tabletlerinin yeri için b.K.Hecker, An.Or. 44, Die Texteditionen 2-8.
  17. E. Bilgiç, Afo 15, 1945-51, 27 vd., A. Goetze, Kleiansien, 67 vd. P. Garelli, Les assyriens en cappadoce (—AC), Paris 1963.'1'18 A. Goetze, Kleinasien, 72.
  18. A. Goetze, Kleinasien, 72.
  19. Af0 15, 1945-51, 27 vd., Bel. X/39, 381-423.
  20. b. Harita 1.
  21. Bu şehir Hititçe metinlerde hem Puruşhanda ve hem de Parşuhanda yazı lışlanyla da geçmektedir. Bunun için b. Garstang, Index, 12. Kar. i-na [Pu-ru-uş-I ha-tim 3, 1-2.
  22. TC III 165: iş-tü Kani is a-di Wa-aş-ha-ni-a ag-mu-ur 3-4, iş-tü Wa-aş-ha-ni-a a-di Ne-na-şa-a ag-mu-ur 11-12, iş-tü Ne-na-şa-a a-na (.1-1â-ma ag-m-ur 22-23, ii-tü 0-1-ma a-di Pu-ru-uş-ha-tim ag-mu-ur 29-30.
  23. KTH 1, 14: a-na A-şur-na-da gt-bi4-ma um-ma I-dt-iştar-ma ki-ma ma-at Pu-ru-uşha- tim lu Wa-ah-şu-şa-na şa-ah-a-at-ni "Aşşur-nada'ya söyle, Idi-Istar şöyle (der): Puruşhatum ülkesi veya Wahşuşana ayaklanma halinde olduğuna göre".
  24. Bel. .?S/39 An. 53. Geçtiği yerler için kar. a Ti-mi-il5 -ki-a li-li-kam İCK 1 150, 16-17, 5 GIN GUSKİN a-na ru-ba-im T 1-mi-il5-ki-a-i-im 1CTP 442, 1-3, 1.:ı KU. BABBAR'Psgu-nu ı-ta-ba-al a-na Ti-mi-il,-ki-a te-i-ir-t1 i-ta-la-ak KTS 30, 32-34. a Tl-mi-ils-ki-a "Timilkia'ya", i-Ka-ni-is "K:InWte'`. Bilindiği gibi eski Asurca metinlerde ana ve ina bir lehçe farkı olarak çok defa a- ve i- olarak yazılmaktadır. Bu nedenle C. Günbauf nın Bel. LI/199, Kt.g/t 42,4 de sözünü ettiği i-kâ-ri/Ikkarum şahıs adı çok yanlıştır. Bunu İ-ka-ri-im (—i-na ICI-ri-im) şeklinde düşünmek ve "IUrum'da" olarak tercüme etmek gerekmektedir.
  25. A. Goetze, Kleinasien, 72.
  26. TC II 36, 30-38, BIN IV 70, 6-ıo.
  27. A. Goetze, Kleinasien 72. K;Irum Turhumit'in metinlerde yazılı§ şekilleri için b. ve kar.Tü-ur-hu-mi-it KTS 3 b, 8, Tü-ru-üh-mi-it TC II 52, 4, Tur4-ı:ıh-mi-it OIP 27, 56, 39, Tur4-hu-mi-it KTS 55,2, ICK I 86, 33, 187, 47, Kt.f/k 183, 6, i-na Tur4-hu-mi-it 4, 7. Kar. AKT 17, 30-32, 66, 8-16: i-na Tur4-hu-mi-it a-na URUDU.SİG5 lu-ta-ir-ma a-na Ka-ni-is lu-bi-ils-ma.
  28. b. TC 32,6 ve kar. 9 Tl:IG ku-ta-ni ü 3 ma-na AN.NAid wa-bar-tum ia a-IS-tü-ar i ş -ha-at, ICFH 16 A 21-2 3; v-ba-ar-tum sa sa-la-war-a di-nam i-di-in-ma Adana 2 37 A 1-1 3, Değişik yazilişlar için kar: Sa-U-tü [-wa-ar] 5 Ay. 2, 8,5. Sa-U-d-wa-ar Go1.14, 13, BIN IV 148, 27, KTS 55 a 20. Sa-U-tü-wa-ar CCT IV 39 b 7, BIN VI 204, 20, BO 289/}1, 10. Sa-U-tü-ar BIN IV 6, 6, VI 261, 5, KTP 4.40, 5.
  29. Bel. X/39 An. 76.
  30. A. Goetze, Kleinasien, 72. ve kar. AKT. 64 1-12: 1-na 2/3 ma-na Ke.BARBAR ı ma-na ı ı / 2 GİN la ik-ri-bi -a Kli.BABBAR a-na la la 1-İÇ-bi 4-a ik-ri-bi-a i-IO-ak i-ba-si-u i-na Sa-lâ-tif-wa-ar 1-na e-ra-bi4-a......
  31. Bak Harita 2 ve 3.
  32. B. Landsberger, Bel III/10 217 ve An. 32. Yazılı§ şekilleri için b. Na-ah-ri-a BIN IV 206 (— EL 210) A 3,9 Ni-ih-ri-a KTS 12, 23 a-na Ka-ri-im Ni-ih-ri-a-e-im a lu-mi Su- Utar â:l-qül EL II S. 179.
  33. A. Goetze, Kleinasien, 72 vd.
  34. Kayseri müzesinin 5064 evn. numarası nda kayı tlı olan bu tablet 1965 yı lı nda satın alma yoluyla müzeye kazandı rı lmıs olup 4.7x4.6x1,8 (lir.
  35. asirum "esir" AHW. 74 a, a-si-ra-am dannam S'a emüqim TC 3, 98, 16. Kar. qa-su i-na TeG. Hİ.A is-ku-un CCT Il 37 a 25-26. iş-e-e r1u-9u-tim K. Hecker C1KT 10 I c 9. ia qâ-ti A-bu-um-A-ur ü A-du-da sa-ak-na-at-ni KTBL. 5, 17-19. ki-ma qâ-tum la i-§a-ku-nu TC 3, 53, 14, a-na qâ-te-e me-er-e asur-ma-lik KTS 23, 34-35, qa-tt tamkârim KTS 6, 31-32 qâtum 'S'akânum "el koymak" AHw 909.

Şekil ve Tablolar