FEVZİYE TANSEL

Edebiyatımızda, Atatürk hakkında, sürekli araştırmalar sonucu elde edilebilen malzemeye dayanılarak hazırlanmış ilim eserleri şöyle dursun, esaslı çalışma verimi makalelere bile pek az rastlanılmak- tadır. Ona dâir yazılan makalelerin çoğu, kolaylıkla elde edilmiş, hattâ önceleri başkaları tarafından kullanılmış üç-beş mes’eleye âit malzemenin tekrârından ibâret sayılabilir. Bunlar gibi, Atatürk için yazılan şiirleri içine alan, birikirinden aktarılarak sayfa adetleri gittikçe artan, sayıları yüzü epeyi aşan antolojilerin hazırlanmasında da esâs kaynaklardan faydalanılmış değildir; şiirlerin çoğunu Arab harflerinin değiştirilmesinden, 1928’den sonra neşredilenler, bilhassa ağıtlar teşkil etmektedir.

Bilindiği üzre, Mustafa Kemal’i asıl ayakta tutan ve tutacak olan askerî, siyâsî dehâsıdır. O, 8/9 Ağustos, 1915’de Anafartalar Gurupu Kumandanlığı'na ta’yini ardından, 10 Ağustos’ta idâre ettiği taarruzla Anafartalar Cebhesi’nde düşmanı geri atmasıyla kazanılan zaferden başlayarak, 19 Mayıs, 1919’da Samsun’a çıkıncaya kadarki siyâsî faâliyyetleriyle, istiklâl Savaşı’mızın başlangıcı sayabileceğimiz bu tarihten sonraki çetin savaşların kazanılmasındaki vatanseverliği, yol göstericiliği ve kahramanlığıyle, kendisiyle aynı fikirdekileri çevresinde toplayabilme ve teşkilâtçılık kudretiyle, kanımız-canımız bahâsına düşman istilâsından kurtarılan vatan topraklarımız üzerinde sağlam temellere dayanan hür, müstakil Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasındaki öncülüğüyle ün kazanmıştır. Atatürk’ün, siyâsî ve askerî dehâsı dolayısıyla yalnız Türkiye Cumhuriyet’nin başta gelen bir devlet adamı değil, XX. yüzyılın devlet büyükleri arasında da ön safta yer aldığı kökleşmiş bir hüküm olarak sürüp- gitmektedir. Böyle bir şahsiyyete sâhip olması dolayısıyle, ilim ve fikir adamlarının, şâirlerin dikkatini çekmiş ve incelemelere, san’at eserlerine konu teşkil etmiş olması pek tabi'idir.

Edebiyatımızda hâtıra, roman, hikâye, tiyatro, mektup, v.b. nevi’dekilerden dala çok şiirlerde yer-yer Atatürk’ten bahsedildiği gibi, bütünüyle ona ayrılmış eserler de az değildir. Destanlar'ı bir risale, bir kitap teşkil eden, onun İçin yazdıkları şiirlerini bir kitap halinde toplayan şairlerimiz de bulunmaktadır.

Ötedenberi elde ettiğimiz malzemeye dayanarak hazırladığımız Atatürk hakkında Ozânlarımızın Söylediği Şiirler (1919-38) başlıklı incelememizden, 27 Aralık, 191da arkadaşlarıyla birlikte Ankara’ya gelip yerleşmesinden sonra anonim asker türküleri'nde; Kâzım Kara-Bekir idaresindeki Onbeşinci Kolordunun Ermeni küvetlerini bozguna uğratarak Kars’ın 30 Ekim, 1920’de ikinci kurtuluşu üzerine söylenilen destanlar'da da yer-yer Mustafa Kemal’den bahsedilmiş olduğu, İstiklâl Savaşı'mızla ilgili şiirlerin çoğunda muhtelif vesilelerle anıldığı gibi, yalnız onun İçin söylenilmiş destanlar'in bulunduğu da anlaşılmaktadır.Atatürk hakkında Aydın Sınıf Şairlerimizin Yazdığı Şiirler (1915-38) başlıklı makalemizde kaydettiğimiz üzere, Mustafa Kemal adı, bu sınıf şâirlerinin eserleri arasında önce, Mehmed Emin Yurdakul’un Çanakkale Savaşı dolayısıyla yazdığı, 28 Eylül, 1915’de tamamlanıp o sıralarda basılan Ordu'nun Destani'nin bir dörtlüğünde anılmıştır. Bundan sonra, tarih vak’ası, neşri bakımından en eskisi. Bulunur Kurtaracak başlıklı, beş kıt’ayı içine alan tazmin'dir, Birinci İnönü Zaferinin kazanılması (4-6 Ocak, 1921) üzerine, büyük Millet Meclisinin 13 Ocak’taki toplantısında Mustafa Kemal'in konuşmasını dinleyen bir millet Vekili tarafından yazılmış, yanyana üç yıldız(***)İmzâsıyle, 15 Ocak, 1921 tarihli Hakimiyyet-i Milliyye'de (Nu. 97) neşredilmiştir [2]. Bu sınıf şâirlerimizin eserleri, ozanlarımızınkilere göre konu, işlenilen fikirler bakımından daha değişik, daha zengin örnekleri içine almaktadır. Atatürk’ün ölümünden iki ay kadar önce duyduğu son millî sevinci, 2 Eylül, 1938’de Hatay Devleti’nin dostça tedbirler sonunda kuruluşu olmuştur. Her iki zümre şâirlerimizin onun hayatta bulunduğu zamana ait şiirlerinde işledikleri konu bakımından sonuncusu da, ömrü ile at başı olarak Hatay millî mes’elemiz, bu ilimizin istiklâline kavuşmasıdır.

İstiklâl Savaşı’nda kazanılan zaferler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, Lozan Sulhu, yapılan yeniliklerden ba’zıları, v.b. tarih vak’aları üzerine düşürülmüş epeyi tarihler vardır. Belleten'in 177’nci sayısında neşrinden bahsettiğimiz araştırmamızda oniki tarih metninden birkaçının bütününü, ba’zılarının yalnız tarih beyitleri' ni vermiş, bir kısmından ise bahsetmekle yetinmiştik. Bu yazımızda bunlara, sonradan bulabildiğimiz yedisini de ekleyerek, düşürülen ondokuz tarih'in, hangi tarih vak’ası üzerine yazıldığını aydınlatmağa çalışarak metinlerinin bütününü veriyoruz.

1 — Mustafa Kemal’e 30 Nisan, l919’da, merkezi Erzurum’da bulunan Dokuzuncu Ordu Müfettişliği vazifesi verilmiştir (Bu vazifenin adı, 15 Haziran, 1919’dan sonra, Üçüncü Ordu Müfettişliği’ne çevrilmiştir). Mustafa Kemal bu vazifeye getirildiği günde ilgili makâmlarla temâsa geçip, vazifesinin mâhiyetini tesbite, sınırlarını çizmeğe, emrine girecek kuvvetleri ta’yin ve takviyeye başlamış bulunuyordu. Harbiye Nezâreti aracılığıyla Bahriye Nezâreti’nden Karadeniz kıyılarının emniyeti için iki vapur istemiş, Müfettişlik bölgesindeki ،،Sivas, Van, Tırabzon ve Erzurum vilâyetleri ile, Samsun -sancağı mülkiye âmirlerine kendisi tarafından verilecek emirlerin yerine getirilmesi hakkında teblTgât yapılması için Sadâret’e,, yazdırt- mıştır. 6 Mayıs, 1919’da, vazifesine âit, müsveddesi kendisince tesbit ettirilen, Vükelâ Meclisi’nce de tasdikle tebliğ olunan yönetmenlikte vazifesinin yalnız askerî değil, mülkî de ،،olduğu tesbit edilmiş ve kendisine bölgesi içindeki askerî kıt’a ve illerden başka, komşu birlik ve illerin de kendisinden emir ve ta’limât almaları, dâhili âsâyişin iâde ve istikrârının te’mini, şurada-burada bulunan silâh ve cebhâ- nelerin bir-ân evvel toplattırılarak münâsip depolarda muhâfaza altına alınması, muhtelif yerlerde Şûrâ adı altında faâliyyette bulunan ve gayr-ı resmî sûrette, fakat ordunun himâyesi altında asker toplayan teşekküllerin kat’î olarak ortadan kaldırılması ve herhangibir sûrette asker,, toplatılmasının önlenmesi yetkisi de verilmişti.

Mustafa Kemal, tasarladıkların başarabilmek İçin İşini kolaylaştıracak bu yetkileri te’min ettikten sonra karargâhım teşkil etmeğe, faydalanabileceği arkadaşlarım seçmeğe başlamıştır. İstanbul'daki milli teşekküller ile görüşmüş, İ’tilâf Devletleri Fevka'1-âde Komiserleri'ni ziyaret etmiştir. Onun böyle bir vazifeyle Anadolu'ya gönderilmesi, bir şeyler yapmağa kararlı olduğu hakkında şüpheler yaratmış, Sadr-ı A'zam Ferid Paşa'nın verdiği akşam yemeğinden bir gün sonra ,15 Mayıs, 1919'da Bâb-i Âli’de Osmanlı Nâzırları’ın ziyaretinden sonra, 16 Mayıs, 1919'da, Vahide’d-Din’in Cuma namazında bulunmuş, onunla da kısaca görüşüp veda etmiş ve o akşam Bandırma vapuruyla hareketle, 19 Mayıs, Pazartesi sabahı Samsun'a çıkmıştır [3].

Yunanlıların 15 Mayıs, 1919’da İzmir'de karaya çıkıp topraklarımızı ele geçirmeğe başlamasından dört gün sonra, Mustafa Kemal'in Samsun'a çıktığı 19 Mayıs, istiklâl Savaşınızın artık fi’len de başladığı bir tarihtir. Onun adına düşürülen tarih Aı،'aârı’nın, vak anin geçtiği zaman bakımından ilki, Abdurrahim Ulvi Bey'in, Pek Güzel Bir Tesadüf başlıklı şiiridir:

Düşmanlar her tarafta vatana saldırmıştı.

Esir olmuştu millet.. Ne ırz kalmıştı, ne mâl.

Büyük bir dahi çıktı vatani kurtarmağa,

Bu çıkışın târih'i: Gâzî Mustafa Kemâl !

« ! ا’ در ٣يقيثك تاريخى غازى معطى كال

H.1337(1919)

Şâirin işaret ettiği gibi, bu ta'miyeli tarih, Hicri 1338'i gösteren Gazi Mustafa Kemal'den I rakamı çıkarılınca H. 1337 (1919)'yi göstermektedir. Bu tarih kıt'ası'nı şâirin ne zaman yazdığını bilmiyoruz; yayımlandığı tarih 1927'dir; Mustafa Kemal'e Büyük Millet Meclisi tarafından Gazi unvanının verilmesi 19 Eylül, 1921de, Sakarya Zaferi'nden sonra olduğu gibi, hakkında dahi sıfatının kullanılması bundan da sonraki zamanlardadır. Öte yandan, 19 Mayıs hâdisesinin, o tarihte, sonu neye varacağı henüz bilinemediğinden tarih düşürülmeğe elverişli bir vak'a olmadığını da söyleyebiliriz. Bu delil- lere dayanarak sözünü ettiğimiz kıt’anın sonraları, Mustafa Kemal’in sekiz yıldan beri ayrı düştüğü İstanbul’a gelmek üzere olduğu sırada.1927 de, 19 Mayıs'ın sekizinci yıldönümü üzerine yazıldığını sanmaktayız[4].

2 — İstiklâl Savaşı’mızda kazandan zaferlerin ilki 6-10 Ocak ve 31 Mart - 1 Nisan, 1921’de sürüp-giden. Yunan kuvvetlerinin ağır bir yenilgiyle geriye püskürtmesini sağlayan Birinci ve ikinci İnönü Zaferleri’mizdir. Bu zafer dolayısıyla sıcağı-sıcağına o sırada yazılıp .ا. ن(A.N.;E.N.?) remziyle 2 Nisanda yayımlanan tarih'de adı tevriyeli olarak kullanılan Mustafa Kemal'in başımızda bulunmasından duyulan minnet hisleri de ifade edilmiştir:

Kemâl-İ milleti bulduk bu gün yine şanlı.

Güründü salmede Osmanlı ordusu canlı!

Emin nefsine, aşüde, pak vicdanlı.

Önünde kaldı cebin-i ‘adü irin-kanlı,

Kaçınca ma'rekeden inhizamla Yunanlı,

Bilindi târih-i Milad: Muzaffer Osmanlı!

أ دلئد ى تاريخ ،:لاد : مذف; عيتل، ! ,,ل

1921

Şâirin işaret ettiği gibi Muzaffer Osmanlı terkibinin Arab harfleriyle rakam karşılığı 1921 tam tarih’ini gösterir[5].

3 — Mustafa Kemal, 27 Aralık, 1919’da arkadaşları ile Ankara’ya gelip yerleşmiş bulunuyordu; İnönü Zaferleri’nin kazanılmasından sonra, 5 Ağustos, 1921’de Büyük Millet Meclisi’nce Başkumandanlık vazifesine getirilmiş, 12 Ağustos’ta Polatlı’daki Cebhe Karârgâhı’na giderek ordumuzun başına geçmiş, 23 Ağustos’ta başlayan Sakarya Savaşı 13 Eylül’de Yunanlıları çok ağır yenilgiye uğratan zaferle sona ermiştir[6]; yukarıda kaydettiğimiz gibi, Mustafa Kemal’e Büyük Millet Meclisi tarafından Müşirlik (Mareşallik) rütbesinin, Gâzî unvanının verilmesi yirmi gün ve gece süren bu çetin savaşın kazanılmasından sonra, 19 Eylül, 1921 tarihine rastlar. Bunu, 26 Ağustos,

1922 de Kocatepe'den idareye başladığı Büyük Taamız, 30 Ağustos'ta Dumlupınar'da kazanılan Başkumandanlık Meydan Savaşı ta'kip etmiştir. 1Eylül, 1922, onun, bu büyük zaferinin ardından, heyecan yaratan ve ordumuza kuvvet aşılayan, ,‘Ordular! ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!...,, emrini verdiği tarihtir. Elimizde, bu emrin tarihinden üç gün sonra, ihtiyar Asker mahlasıyle, 4 Eylülde yayımlanan bir tarih kıt'ası bulunuyor:

Zaferler(i) tebrik için [7]

Arar iken tarih-i sal,

Savt-i hatif dedi bana.

Yaz: Gâzi Mustafâ Kemal!

اج ياز : غازى مصانى كال!»

Mâlî 1338 (1922)

Bu tarih kıt'ası'nda zaferler. Mâlî 1338 (1922)'in, Ebced harfleriyle rakam karşılığı olan Gazi Mustafa Kemal unvan ve adiyle damgalanmıştır[8].

4 — İzmir'e 9 Eylül, 1922’de Türk birliklerinin girmesi, dolayısıyla bu ilimizin de Yunan işgalinden kurtarılması üzerine Üsküdarlı Tal’at Bey tarafından yazılan tarih'in de bütününü veriyoruz:

FETHÜ’L-MÜBİN

'Adl ve hakka muntazır oldukta subh û şâm hep,

Pür-tevekkül sabr kıldık biz nice eyyam hep.

Çıktı yoktan şanlı bir ordu bu da bir mucize,

Fevz-i Mevla eyledi noksanını itmam hep.

Mustafâ'nın nusreti etti kemâliyle (Kemâl'iyle) zuhur.

Oldu duman ordusu baştan-başâ kem-nâm hep.

Kıldılar İzmir’de gâziler Salât-ı Cum'a’yı,

Verdiler ez-nev esâs-î dine istihkam hep.

Dilleri artık tutuldu sustular nâkuşlar.

Gürledi Hakkin sesiyle çarh-ı minâ-fâm hep.

Şânını tevkir içün ey Münci-i sahib-kemal.

Fethini tebrik içün ey Gâzi-i mikrâm hep.

Çıksa lâyıktır bu gün yerden göke bang-ı sena,

İnse şâyândır bu gün gökten yere ecrâm hep.

Nüş-i sahbây-i şehâdet eyleyen ihvân-ı dîn,

Bâde-î Kevser’le olsun mazhar-i ikram hep.

Ben ölürsen milletin târih-i tâb-efşânına,

İsterim Cevher'le yazsınlar bunu, aklim hep.

Bir kılıç attım 'adüyâ söyledim tarih'ini:

Oldı manşür û muzaffer leşker-i İslam hep[9].

(,!اولدى.در ر ومغئقر لثكر ا-*لام هب»

H.1341(1922)

Şâirimizin işârct ettiği gibi, Mücevher bir tarih'dir; ta'miye'li’dir, I adedi atılacaktır. Son mısrâ’ının noktalı harflerinin rakam karşılığını hesapladığımızda, tutarının 1342 olduğunu anlarız; I rakamım çıkarınca geriye kalan H. 1341 (1922) tarihini gösterir-

İçten gelerek yazıldığı besbelli olan bu tarih, İzmir'in üç yılı aşan işgâli sırasında duyulan üzüntüyü, sabırla nasıl dayanıldığını,vatan sevgisinin ve İslâmiyet’in kazandırdığı manevi kuvvetle askerlerimizin bu mühim zaferi nasıl kazandıklarım, düşmanın uğradığı yenilgiyi, şehitlik mertebesinin kudsiliğini anlatan duygu ve fikirleri İçine almaktadır; bu duygu ve fikirler, Kemal adının, isterim Cevher'le yazsınlar, bir kılıç altım adûya ifâdelerinin tevriyeli kullanılışıyla, başka san'atlardan da faydalanılarak anlatılıp canlandırmıştır. En çok son beytiyle, fakat bütünü ile de bu nev’in en güzel örneklerinden biri sayılabilir.

5 — İzmir’in kurtarılışından beş gün sonra. Hakim İğreti adıyle yayımlanan tarih kıt'ası'nda [10] Mustafa Kemal kendi adiyle değil, mecaz yoluyla Zaferler Mucidi olarak anılmaktadır:

TARİH-İ ZAFER

Pâydâr ol, şânlı ordu çok yaşa.

Çok yaşa, ol, şanlı ordu pâydâr.

Bahtiyâr ol, ey Zaferler M ü c i d i,

Ey Zaferler Mücidi, ol bahtiyar.

Eyleyince nazma hamem ibtidar,

Oldu târih-i zafer Cevher-nisar.

`Arş'a doğru çıktı bir bang-i zafer.

Eyledi Yûnân'ı darben târ u mar!

“ ايدهـ ى دونانى ضر ده د تار و مار!

H.1341 (1922)

Şâirimizin verdiği İp-ucuna göre bu, noktalı harflerinin hesaplanması gerekli Mücevher,fakat tam değil, I rakamının çıkarılması lâzım gelen ta'miyeli tarih'tir: Harflerin rakam karşılığını son mısrâ'ında hesaplayınca tutarının 1342 olduğunu, I adedini çıkarınca H. 1341'i gösterdiğini tesbit etmiş oluruz. Takvımü's-Sinin'e göre, 30 Muharrem, 1341 (Cum’a)’in Milâdî karşılığı 9 Eylül, 1922’dir.

6 — Mustafa Kemal'in annesi Zübeyde Hanım'ın ölümü 14 Ocak, 1338/1923 (H. 26 Cumâdâ I.. 1341)'dedir; aşağıdaki tarih bu münasebetle Üsküdarlı Ahmed Tal'at tarafından düşürülmüştür[11]:

VALİDE-İ GÂZÎ’YE TARİH-İ İRTİHAL

Başkumandan'ımızın vâlide-i sâlihasın

Mazhar-i mağfiret-ü rahmet-ede Subhan'ım!

Bi'l-bedehe dedi Cevher gib i Ta'lat tarih;

Dahil-i Dar-i Na'im oldı Zübeyde Hinim!

,اداخل دار ن اا اولدى رد، خانم ! »

H. 134,1(1923)

Şâirimizin verdiği i p-ucuna göre bu tam değil, ta'miyeli, noktalı harflerinin hesaplanması gerekli; tamamıyla Mücevher değil. Mücevher gibi bir tarih'tir. Son mısrâ’ındaki noktalı harflerin rakam karşılığı 1339'dur; gibi kelimesindeki b (ب) harfinin rakam karşılığı 2'nin eklenmesiyle H. 1341'İ gösterir.

7 — Misak-ı Milli (Milli Yemin, Milli And) metninin müsveddeleri 22 Ocak , 1920'de Felâh-ı Vatan gurubunun gizli toplantısında okunmuş. Mebuslar Meclisinin 28 Ocaktaki gizli toplantısında İmzâlanmış, 7 Şubat, 1920’ele programının bütün parlamentolara ve basma bildirilmesi kararı alınmış, B. M. Meclisinin 18 Temmuz, 1920 deki gizli toplantısında Milli Maka sadakat yemini edilmiştir. Ahi maddeyi İçine alan Milli Misak, memleketimiz düşman istilâsından kurtuluncaya, Lozan Andlaşması ile Türkiye hür ve müstakil bil- siyasi varlık hâlinde tanınmasına kadar, Milli Mücâde-

Ie’nin programı olarak elden düşürülmemiştir; 24 Temmuz, 1923 de İ'tilâf Devletleri temsilcileri tarafından da imzalanan bu andlaşma ile, Türkiye’nin Hatay dışında o gün ki sınırları tesbit edilmiş bulunuyordu. Üsküdarlı Tal’at Bey tarafından bu münasebetle düşürülen tarih'de, Milli Misak programının uygulanıp istiklâlimizi kazandığımız, bunun Müttefikler'ce da kabul edildiği vak'ası ele alınmıştır:

MİSAK-I MİLLİ’Yİ KABUL ve TARİH

Aidi istiklalini Misâk-ı Milli vech ile

Arzusu milletin buldu Kemal'iyle husul.

Bir Mücevherli kalem aldım, yazın tarih'ini;

Müttefiklar eyledi Misak-ı Milli'yi kabili[12]!

!؛إ

ا متفقلر ايلد ى ٠:ق ق مل بط قبول! »

H. 134,1(1923)

Son beytinden anlaşılacağı üzere bu Mücevher, ta'miyeli nevi'den bir tarih:dir; noktalı harflerinin rakam karşılığı tutan 1342, 1 rakamı alınınca H. 1341 (1923) tarihini İfade eder.

8 — Mustafa Kemal'in Türkiye Cumhur Reisliği'ne 29 Ekim, 1923de seçilmesi dolayısıyla Üsküdarlı Tal’at Bey'in düşürdüğü tarih'in sonunda 30 Ekim, 1923— Salt kaydının bulunması, o günlerde, sıcağı-sıcağına yazıldığını anlatır 13:

TARH

Zulmetle geçen günlerimiz dur oldı.

Baştanbaşa kâinat pür-nûr oldt;

7<îrt’A'ini söyledim Mücevher, Talat,

Gazi Paşâ Reîs-i Cumhur oldt!

II! غازى يائا رن جهور او لدى»

H. 1342 (3ة9ل)

Bit Mücevher tam tarih'de, son mısrâ’ın noktalı harflerinin tutarı H. 1342 (1923)')-؛ göstermektedir.

9 — Dîvân şâirlerinden Abdülkâdir Gulâmi'nin oğlu, mulitelif vilâyetlerde Türkçe ve Edebiyat hocalığında bulunan Fazlullalı Mo- ral’ın (Doğumu: 14 Mart, 1292/26. III. 1876) Cumlıuriyet’in i'lânı. Cumhur Reisi seçilmesi dolayısıyle Gâzî'yc çektiği tclgırafmdaki tarih kıt'ası da kayde değer ٠؛; bir önceki kıt'a gibi bu da tam, Mucev- her nevi'den bir tarih'dir:

Hi؟ görmedi sa'adet millet hükümetinden, Cumhûriyyet güzeldir kuran olursa düstûr. Et Fazll ‘arz-¡ tebrik târîh-i c،t'؛٨r ile: Gazi Kemâl Paşâ oldl Rcsls-i Cumhur!

(I ! أغازى كال داثا اولدى رئيس جهرر

H- ,342 (,923)

I0 — Mustafa Kemal'in Cumhur Reisi seçilmesi üzerine Kilisli Avukat Kadri '1'imurtaş'ın, tebrik maksadıylc düşürülmüş tarih kıt- (،ın’nın bütününü veriyoruz5ا:

GAZI PAŞA HAZRETLERİNİN

RİYÂSET-1 CUMHOR’A tNTİHABLARI DOLAYISIYLE

Tebrik Tarihi

Kirplamıştır bütün,,afaki yine nür-i h bur. Çehrelerden akıyor ncş’eli bir fcyz-i ¿ürür. Hakkidir milletin ark bu miibeccc, günde Şevk-1 vicdanla kup yapması bir milli sür. Devirip saltanat kendine hakim oldu; iyi ikbaline a؟tî yeni bir saha-¡ nur. En nihayet giyerek kisve-¡ cumhüriyyet. Doğdu tarilıc yeni ؟eki ile ciddi ve vakür. Yeni devrin yeni şeh-râh-i kemâlinde yarin Gelecek halkımızâ neş'e, saadet ve huzur. Geçerek en kara günlerde bu lıalkırı başına. Pli azminde eden nür-i celadetle zııhür. lnkılâbât-1 muazzamla yeni bir tarih Yaratan Dalıi-İ a٠zam, o diayet-mevfür Geçti ser-kâra bu gün di ؛eref ü hürmeti le. Olacaktır bu vatan şüphesiz artık ma‘mür, Serhadin bağrı yamk, boynu bükük şehri Kilis. ٠.١rz il‘ Cevher-¡ târth’irü kesb etti sürür: Ne saadet, ne şereftir bu büyük millete ki Ola Gazi Paşa’mız mülke ReIs-1 Cumhül‘!

« او أه غازى راثاز ملكه رس جمهور!„

Mâlî 1339 (13)

Cevher tiev inden olduğu işâret edilen bu tarih, son ıntsrâ'ının ntıktalt harfleri irisaplantnea 1339 tam tarih:ini gösterir.

11 — Şapka giyilmesi hakktndaki kânûn, 25 Kasını, 1925'de yürür- iüğc girmiş, fakat önceleri, dalta çok Ağustos'ta fesin kaldırılacağı hak- kındaki haberler gazete sutı'ınlarmda yaygınlaşmış, Mustafa Kemal 28 Ağustos'ta inebolu'da, 30 Ağustosta Kastamonu'daki konuşmalarında çıkarılacak bu kânûn üzerinde durmuştur. Üsküdarlı Tal'at Bey'iıı Serpûş-nâme adil, uzunca ve sonunda 15 Ağustos, 1925 kaydi bulunan tarih kasidesi fesin kaldırılması üzerine yazılmıştır. Bunun bütününü henüz elde edebilmiş değiliz; yayımlanmış olan beyitlerini yeriyoruz ٠؛:

Nasıl olduysa şapka ٠5kıbct s،-ıret-numâ başda. Benim Serpü^-nâme'm de ،aşınsın dâim؛، başda. Doğımcı Devli Cumhüriyyct’in hurşîd-i tâbânı. Tecelli eyledi feyyaz bir nir ü ziyâ başda. Ölündü millell irşâda himmet, İbtidâ lıaşda, Sufüf-1 asfiş'ü ondi, sunüfî czkiyâ başda. Bu gün eldcn-ayaktan düşmeği mahkûm olan Türkler, O Scrver süyesindt gezmede ser٠tâ-be-p؛-ı başda Odur bil- düri'c-I beyzây-i kudre، fark millette, Odur bir nusha-! kübrây-i nusret-ihtivâ başda. Bütün dillerde te'sIr-1 kemâl'1 yâd olunmaz mi. Taşınmaz mi bütün tazimlerle Mustafâ baştla. Bu bcllı-başlı, şânlî inkılâbın bil- de lârl/ı'i Bulunsun istedim minen،,-¡ Cevher Talal'l başda! Başımdan bir fesi «//11,1, ،!،-،,im ٦!îlld’dan tarih Tc'ammüm ctdi hürmetlerle şapkâ ba٠de-mâ baş،la!

I, ! أ تعمم ايتد ى حرمئذلمرله ئاوتا وعد ما باشد دت2<٢ا

Bu Mücevher tarih, ta'miyeli'dir; noktalı harflerinin tutan 1924’0 beytin ilk mısrâ'ında İşaret edildiği üzre ı ,-akammın eklenmesiyle, 1925 i gösterir. Bay kelimesinin redif olarak seçilmesi, bay ve aym manâdaki başka kelimelerin cinâslt, tevriyeli kullanılması üzerinde durulan fikri ifâdece kuvvetlendirmekte, Şİİİ’İ edebi bakımdan değer- indirmektedir.

12 — Gazinin, Heinrich Krippl tarafından yapılan heykelinin,’ Konya'da açılış merâsimi 29 Ekim, 1926 tarihine rastlar. Muzaffer Hânıid'in tarih kıt'ası'mm 1)11 törenden iki gün sonra yayımlandığını güzününc alırsak o günlerde yazıldığını söyleyebiliriz 18; son mis- râ'ını teşkil eden Arab harflerinin karşılığı 1926’yı gösteren ta'mi- ye'siz tarih'd ir:

‘Id-İ Cümhür’u ve ilem heykeli tevkir etti, ldübcrây-1 sürür merkez-i irfan Konya; Dişçi târihini dün şoylecc tahrir etti: Dikdi GâzI’yc büyük heykel-¡ şükrân Konya !

« ديكد ى غازى يه بيوك هيكا شكران ذو تيه !ا٠

ة2ول

13 — Gazi, 16 Mayıs, 1919’da İstanbul’dan Samsun’a gitmek üzre ayrılmış, İstiklâl Savaşı mücâdelesi, ondan sonra da bitip-tüken- mcz işler, mes’eleler yüzünden sekiz yıl oraya gidebilme imkânı bulamamıştır. Ankara’dan, nihâyet, 30 Haziran, 1927’de saat ondokuzda hareketle, ertesi günü vapurla tzmid’den ayrılıp 1 Temmuz’da İstanbul’a kavuşmuştur. O gün, İstanbul halkına, misâfir edildiği Dolmabahçe Sarayı’ndaki hitâbcsinde, “Hicrân ve tehassürlc geçen dakikaların bile, nckadar uzun geldiği düşünülürse, sekiz senelik hasretin, İstanbul’un muhterem ahâlisi için rûhumda ateşlediği iştiyâkın büyüklüğü kolaylıkla takdir olunur,,; “Sekiz sene evvel muztarib, ağlayan İstanbul’dan kalbim sızlayarak çıktım; teşyi، edenim yoktu. Sekiz sene-sonra kalbim müsterih olarak, gülen ve daha güzelleşen İstanbul’a geldim,, diyordu 1®. Onun İstanbul’a bu ilk gelişi, birçok şâirlerimizin şiirleri için ilhâm kaynağı olmuş, hakkındaki şiirlerin çoğu o sıralarda yazılıp neşredilmiştir20 ve bu arada düşürülen tarih'ler de sayıca küçümsenmeyecek kadar çoktur.

Gâzi’nin 1 Temmuz, 1927’de İstanbul’a gelişi üzerine düşürülen tarih'ler, oraya ayak bastığı günün sabahında yayımlanan gazetelerde neşredilmeğe başlanılmıştır. Bunlardan biri, Fâzıl Berkî’nın, noktalı harflerinin rakam karşılığı 1927’yi gösteren Mücevher, tam ،،zrıA’idir 21:

GAZÎ’NÎN TEŞRİFLERİNE TARIh İstanbul’a bu tarih bir Cevher oldu Beriki: Gazi Reis! Kutlumun terdi şeref, meserret! t !’اغازى رئيس! قدومك وردى شرف، مرت7ه9ا

4ل— Halil ^İhttd'ın şiiri, bt! ncvi'dckilerde görüldüğü üzre. Beyit, Milfred ve Kıt'a değil. Murabba' şeklindedir. İstanbulluların y llardanberi Gâzî'yc hasretleri, onu nasıl bekledikleri, gelişinden duyulan sevincin geniş ölçüde anlatıldığı bu onalt! dörtlükten meydana gelen şiirin de, edebi değeri dolayısıylc tam metnini veriyoruz 2؛:

GZ’YE KDOMİYYE

Şevk ve şâdl liarem-I cana şitâban geldi; Müjde İstanbul’a Gâzl-i cihân٠bân geldi: Sanki gökten yere hurld-i dırahşân geldi; Müjde İstanbul’a Gâzl-i cihân-bân geldi ! Memleket muntazrr-I devlet-¡ dldârı idi; Can-be-leb hale gelen aşık-ı blmârı idi; Dem-bc-dem dilde yanan hasretinin nâr, idi; Müjde İstanbul’a Gâzl-I cihân-bân geldi ! Bozulup leker-i gam buldu diyâr-î ‘ademi. Erdi damanma bin şevk ile yüz-sürme demi, Tûtyâdır göze iter zerre-i hâk-I kademi. Müjde İstanbul’a Gâzl-i cihân-bân geldi! Beldemiz naz ederek ‘aleme nahvet satsın. Şu havasındaki mahviyyeti silkip atsın. Yine isterse felek yan bakarak kaş ؟atsın. Müjde İstanbul’a Gâzl-i cihün-bân geldi ! Foğünüp mâten ederken daha dün İstanbul, Andırır Devr-İ Çerâgân’ı bu gün İstanbul; Gece-günduz yaraşır etse düğün İstanbul, Müjde İstanbul’a Gâzl-i cihân-bân geldi ! Senelerdenberi lıalk istedi görmek yüzünü, Dogrudan-dogruya ağzmdan٧işitmek sözünü. Onu beltlerrli dikip yollara her ân gözünü; Müjde İstanbul’a Gâzl-i cihân-bân geldi ! Bu gün İstanbul ahalisi İ؟in şan günüdür, Nçşve-mcndânç mubâhâtını i'lân günüdür; Bu günün vasfı Hûda’nın bize ilısân günüdür. Müjde İstanbul’a Gâzl-i cihân-bân geldi !

Sâkı-î dehr sunarken bize hün-âb-ı hayât, Hızr elinden bu gün٧içmiş gibiyiz Ab٠ı hayât; Cism ve eân feyz-i nigâhından„alır tâb٠ı hayât, Müjde İstanbul’a Gâzl-i cihân-bân geldi !

Bu günün aşkına nûş eyleyelim mey bu gece, Çekelim parlatalım câm-ı pey٠â٠pey bu gece, Çıksın٠_,cflâke kadar nağıne-i hey-hey bu gece. Müjde İstanbul’a Gâzl-i cihân-bân geldi ! Görerek şehrimizin hâlet-i mestânesini Bâdcnin durma hemân çek dolu peymânesini; Gam-ı ferdanın unutmak gcrck٧cfsânesını,

Müjde İstanbul’a Gâzî-i cihân-bân geldi ! ١'ok ،,iken neş’eyi izhâra müsâid vâdi, •Satılır şimdi sokaklarda sürür ü şadı, Makdem-î hurremidir zevkine halkın bâdî;

Müjde İstanbul’a Gâzî-i cihân-bân geldi 1 Ahiret’ten dönerek gelse Nedlm-I dilşâd Görür،,İstanbul’u baştan-başa bir Sa٠d-âbâd, Lâle Devri’ndcki İstanbul’u kim eyler yâd. Müjde İstanbul’a Gâzî-i cihân-bân geldi23! Andırır rûh-i revân hâlini Bosfor-suları, Ah onun gâh yeşil, mâ’i, gchî mor suları, Mâ’-i tesnîm’c döner Marmara’nın şor suları; Müjde İstanbul’a Gâzî-i cihân-bân geldi ! Şcvktan saf-saf٧olup nüktc-şinâsân-ı zamân, Şimdi ebkâr-i ma’ânıyi ederler rakşân, Gösterir kendini ön safta Nihâd-î deveran 2*, Müjde İstanbul’a Gâzî-i cihân-bân geldi !

Çok zamân oklu ki susmuştu hünerver kalemim, Cevr-i eyyâm ile olmuştu mükedder kalemim, Şimdi bülbül gibi aşüftelik٧eylcr kalemim;

Çünki İstanbul’a Gâzî-i cihân-bân geldi !

Bir nigâlı-1 gazabu heybeti eyler tevblh, Nâgelıân cür'etedip inse semadan mtrrlh; Ben ؟,kip bir giiherin kilk ile yazdım tarih: Sanki gökten yere hur d-i dırahşân geldi !

أ صانكه كوكد ن ره خورشد درخدان كلد ى ! لا

,927

Giiherin tarih ncv'inden olan son mısa’daki noktalı harfler liisab- İanılınca, tntan 1980 olduğu görülür; şâirin verdiği ip-ucuna göre, ben c ن- ) kelimesindeki noktalı liarficrin rakam karşılığı 52 ile, rakam olarak ı’in toplamı 53'dür: 1980’den çıkarılınca (1980 — 53 = 1927) geriye, Gâzî'nin İstanbul’a geldiği yılı gösteren 1927 tarihi kalır.

15 — Gâzî’nin 1927'de İstanbul’a gelişi üzerine Kemaleddin Hakki tarafından düşürülen tarih, tam olarak H. 1346 (Ig27)’yı gös٠ terir :

TARIH-l TÂM

Kâm-yâb oltlu bu yıl kalbimiz. Muhterem Münci safa geldiniz! İnşirâh buldu bu yıl kalbimiz, Lâyemût tarih bu nevsâl bize. Pek büyük Gâzı safa geldiniz!

(، ! يك و وك غازى صغ ا كديكز»

H. ٠927) ة34ا)

Eyleriz tizkâr bu tarih'i biz, Şânınz i‘lâ buyursun aziz. Ey büyük Munci selâmlar size!

16 — Ayni vak'a üzerinde Yusuf Ziya Ortaç’ın yazdığı tarih ktCast, edebi değeri bakımından da kayde değer; 11İSSÎ, tasvir yönünden canlı bu güzel kıt’anın son mısrâ’ındaki liarflerin rakam karşılığı 1928’dir; bir onceki mısrâ'ında işâret edildiğine göre, I rakamım ؟ikarırsak 1927 yılını gösterir28:

GAZİ’MİZE TARH

Doğdu bir başka güneş Marmara'nın koynundan. Ses verir şimdi ufuklar oanalk sesine: Bir çıkar böyle meserretle gönülden tarih: Aidi İstanbul'u Gâzl-i vatan sinesine!

’ا ألد ى امتاتبولى غازى’ وطن ب،ث ! ))

,927

8ل-7ل—Gâzî’nin 1927’deki İstanbul seyahati dolaytstyle ErcU mcnd Ekrem'in yazdığı iki tarih hfait’nda ele aldığı vak'alar, buraya kadar üzerinde durduğumuz tarih ndakilerdcn bir bakıma

farklıdır: Bunların iler ikisinde, Gâzî’nin 30 Haziran, 1927’de Ankara'dan ayrılıp İstanbul'a gidişi üzerine Ankaralılar’m duyduğu üzüntü ve lıasret İfâde edilmiştir; günlük gazetelerden öğrendiğimize göre Gazi, 30 Eylul, 1927’dc, Cuma günü Istanlıul'dan ayrılıp, maiyyetiyle birlikte İzmir vapuruyle Mudanya’ya hareket etmiş؛’, oradan Bursa’ya geçmiş, Bursa’dan Kara-koy yoluyle؛«, husûsî tirenle 10 Ekim Pazar- ertesi günü Ankara'ya dönmüştür 29. Her iki tarih kıCası'nın ikinci beyitlerinde ü؟ ayı aşan bir zaman sonra bu dönüşün, ona kavuş- manin yarattığı sevin؟ anlatılmıştır:

TARİH

Terk edip gitmişti bir müddet bizi İstanbul’a, ٠

Dilde nür-I hasreti aylarca etti imtidad: Çİ*،1 cana can-katan müjdeyle tarih-I güz in: Geldi GâzI’miz kudumuyle gönüller oldı şad

« كلدى غاز ممز قدواه كوكلار اولدى شاد!»

iştiyakınla gönüller hasta vû nâ-şâd idi, Makdemin bir taze can verdi vucüd-1 millete; Üç ziyâdeyle dedim tarihini ben Ercumend: Geldi GâzI-I muazzez mehd-i Cumhüriyyet'e! (I!كلدى غازى ل٠زز *هد .حمهرريته“

1927

Kıtalardan ilkinin tarih mısrâ'ı 1986’yı göstermektedir. Beytin bir önceki mısrâ’mda çıkarılması gerekli bulunduğu işâret edilen canaجانه؛) kelimesinnin rakam karşılığı 59 çıkarılınca (1986 — 59 = 1927) geriye, bu seyaliatin yılını gösteren 1927 kalır. Bunun gibi, ilkinin altında yer alan tarih kıt’ası da ta’mij’eli’ dir. s٥n mısrâ’ındaki kelimeleri teşkil eden liarflerin rakam karşılığı 1924'dur; beytin bir önceki mısrâ’ında İşaret edildiği gibi üç rakamının eklenmesiyle 1927 tarihini İfâde eder. Bunlar, Gâzî’nin Ankara’ya ayak bastığı günün sabahında yayımlanan gazetede basılmıştır.

19 —Gâzî’nin İstanbul'a ikinci gelişi 1928’dedir: 4 Haziran’da, maiyyetiylc birlikte, gece 23.30’da Gâzl-Istasyonu'ndan kalkan tirenle İstanbul'a hareket etmiş, 5 Haziran’da 17.30’da Haydarpaşa'ya gelmiştir 31. ١’usuf Ziyâ’nın, aşağıdaki ،٥rı7،’inin, Gâzî’nin Ankara’dan ayrılıp İstanbul’a gelmek üzre olduğu sıralarda yazıldığı anlaşılmaktadır; onun İstanbul’a geleceği günde yayımlanmıştır32. Şiirin son mısrâ'1 1928'İ gösteren tam ،٥„ dir:

GÂZÎ'YE TARİH

Onu târihe sorun, yoktur eminim bire؟¡.

O güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi!

Sözü halkm dilidir, gözleri hakkin ateşi,

O güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi!

Yurdu sarmıştı karanlık onu yırtıp atan, o! Soğuyan kanlara bir başka hararet katan, o! Kararan gözleri bir lahzada aydınlatan, o! O güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi! inkdab ordusu, nur ordusunun rehberidir; Milletin şehperidir, memleketin şehperidir. Onu beklerdi vatan bunca zamandanberidir, O güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi! Aynhp Çankaya’dan Hazret-i Gâzî geliyor; Saçının huzmesi zulmetleri ok-ok deliyor; Şehre kalbimdeki tarih'i alıp yükseliyor: Bu güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi!

أبو كو ض يرزلى، كونش -رذلى، كونئلر كو نثى! اا

1928

Buraya kadar, Mustafa Kemal’den bahsedilen ve Itangi vak’a üzerine düşürüldüğüne dair bilgi, metinlerinin bütününü verdiğimiz ondokuz Tarih'den en eskisinin, Abdurrahlm Adilin 19 Mayıs, 1919’da onun Samsun'a ؟ıkışt dolayıstylc yazdığı tarih olduğu anlaşı- lir; neşri ise, bu vak’amn sekizinci yıldönümünde, 1927’dedir. Mustafa Kemal hakkında Gazi, Dâhi unvan ve sıfatının kullanılmış olması, o hadise sırasında değil, sonraları yazıldığını gösterir; ote yandan, 19 Mayıs hâdisesinin o sıralarda sonu neye varacağı bilinemediğinden, tarih düşürülmeğe elverişli bir vak’a olmadığını da kaydetmiştik. Bu tarih vakasından ü؟ ilafta kadar sonra Mustafa Kemal, 8 Temmuz, 1919’da Üçüncü Ordu Müfettişliğinden, askerlikten çekilmiş, II Mayıs, 1920’de İstanbul Hükûmcti'nce ölüm cezasına bile çarptırılmıştır Belki bu yüzden, istiklal Savaşı'nın fi'len başlangıç! sayabileceğimiz 19 Mayıs, 1919’dan 1921 Nisan'ma kadar, yaklaşık bu iki yılda geçen vak'alar dolayısıyle düşürülmüş tarihler'c henüz rastlamış değiliz.

Elde edelıildiğimiz ondokuz tarih'den düşürüldüğü vak’a ve neşredildiği zamân bakımındanencskisi, 6-10 Ocak —31 Mart-ıNi- san, 1921’de sürüp giden Birinci ve ikinci İnönü Zaferi hakkındadır; 2 Nisanda, .ا.ن(A. N.; E. N.?) remziyle, sutûnlarnnn ba'zı kısımları sansor tarafından çıkartılmış bulunan Vakit gazetesinde yayımlanmış- tir; onun adi, Kemâl-İ milleti bulduk bu gün yine şanlı mısrâ’mda go- rüldüğü gibi, açıktan-açığa değil, tevriye ve mecâ- san'atlan yoluyle anılmıştır. TanA’lerden üçüncüsü, Mustafa Kemal’in idare ettiği, 30 Ağustos, 1922’de kazanılan büyük zafer ve önceki zaferlerle de ilgilidir; onun 1 Eylül, 1922’dc, “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!,, emrinden üç gün sonra, Konya’da basılan Babalık gazetesinde İhtiyar Asker mahlasıyle ya١'imlanmıştır. Bu tebrik kıt• ‘،uı’nda zaferlerin tarihi, doğrudan-doğruya, Gâzî Mustafa Kemal unvanını, adını teşkil eden harflerin de Ebced hisâbıylc karşılığı olan Mâlî 1338 (1922) tarihiyle damgalanmıştır. Geri kalan onaltı TARİH'ın remz ile, mahlasla değil, şiirin son beytinde, ba’zan imzâ yerinde şâirinin adı kaydedilerek ncşrcdildiği görülür. İzmir’in kurtarılması (9 Eylül, 1922) hakkında 2, Zübeyde Hanım’ın ölümü (14 Ocak 1923) ile, Mlşâk-ı Millî’nin kabûlü ve Lozan Sulhu (24 Temmuz, 1923) dolayısıyle 1, Cumhuriyet’in i’lânı (29 Ekim, 1923) üzerine 3, fesin kaldırılması ٢٥5 Kasım, 1925) için, fakat şapka giyilmesine dâir bu kânûn yürürlüğe girmeden önce (15 Ağustos, 1925) yazılmış olan 1, Konya’da heykelinin dikilmesiyle (29.x. 1926) ilgili 1, İstanbul’a ilk seyahati (1 Temmuz, 1927) için 4, bu seyhatinden Ankara’ya dönmesi (¡0 Ekim, 1927) münâsebetiyle 2, İstanbul’a ikinci gelişiyle (5 Haziran, 1928) alâkalı 1 tarih düşürülmüş bulunuyor. Tarıh'lerin çoğu, o vak alarm geçtiği zamânda, günü-gününc veyâ hemen o günlerde neşredilmiştir.

Tesbit edebildiğimiz 19 Tarih'den 3’ü .٥ .1 (A. N. ; E. N. ?) remziyle, İhtiyar Asker, Hakim mahlaslarıyle yayımlanmıştır; Ab- durrahlm Âdil, Fazlullâh Moral, Kadri Timurtaş, Muzaffer Hâ- mıd, Fâzıl Berki, Halil Nıhad, Kemâleddin Hakkî’nın 1, Ercümend Ekrem ile Yusuf Ziyâ’nın 2, Üsküdarlı Tal’at’ın ise 5 tarih.'! bulunmaktadır.

Mustafa Kemal, düşürülen tarih'\erde Başkumandan, Dâhi, Dâhi-i a’zam, Gâzî, Gâzî Kemal, Gâzî Reis, Gâzî-i cihân-bân, Münci, Münci-i sâhib-kcmal olarak anılmaktadır. Gâzî Mustafa Kemal’in, onun bu unvân ١'C adını teşkil eden harflerin Ebced hisâbıylc H. 1338 (1919), Mâlî 1338 (1922)’! göstermesinden faydalanılarak tarih vak’alarından bazılarının yılı doğrudan-doğruya, ba’zan ta’miyeli kendi unvan ve adı olarak görülmektedir. Mükemmellik, kemâle ermiş olmak, noksansızlık, tamlık ma’nâlarına gelen Kemal adının, ba’zı tarih kıt alarmda,

Bütün dillerde te’slr-l kemâl’I yâd olunmaz mı

Arzüzü milletin buldü kemâl’iyle husul

Yeni devrin yeni şeh-râh-i kcmâl’inde bu gün

mısralarında görüldüğü gibi tevriycli kullanılmıştır.

Mustafa Kemal’in vatanseverliği, cesareti, kahramanlığı, yol göstericiliği, siyâsî ve askerî dehâsından bahsedilen; kurtarıcılığı, kazanılan zaferler dolayısıyle minnet ve şükrân duygularının anlatıldığı bu şiirlerde,

Oldı mansür ü muzaffer leşker-î Islâm hep

Mustafa’nın nusretl etti kemâl’iyle zuhur mısrâlarından da anlaşılacağı üzre vatanseverlik ve milliyetle, İslâmlık fikirleri, ordumuza kuvvet ve zaferler kazandıran bu iki ma’nevî kuvvet kaynaşmış hâlde ifâde edilmiştir.

Kayde değer bir vak’anm ifâdesini teşkil eden harflerin Ebced hisâbına göre rakam karşılığıyle ccrcyân ettiği tarihi tutturabilmek kolay değildir; böyle şiirleri başarılı kılan, değerlendiren ise hisâbı tutturabilmek için fikirce zorlamaların sezilmediği tabl’î, samimî, o vak’anm san’at bakımından en güzel anlatıldığı bir ifâde yaratabilmektedir. Elde ettiğimiz şiirlerden çoğunun tarih beyitleri bu husû- siyetleri içine almaktadır; beyitlerden ba’zılarınm yalnız tarih mısrâ’- ları değil, tarih'm. ta'miyeli olduğuna dâir ip-uçlarmın verildiği önceki mısrâ’ları da, işlenilen vak’aya çoğu uygun inceden-inceye zekâ oyunlarını, nükteleri içine almaktadır:

Bir kılıç attım ’adüyâ söyledim târih'ini

Başımdan bir fesi attım, dedim Mllâd’dan târih

Bir çıkar böyle meserretle gönülden târih

Çıktı cânâ can katan müjdeyle târih-l güzln

Ben çıkıp bir güherîn kilk ile yazdım târih

mısrâ’larında ifâde o kadar tabl’îdir ki, bunlarda şiirin ta’miyeli olduğu anlatılmak istenildiğini, ancak son mısrâ’daki tarih'\hisabla- yıp bunun eksik, veyâ fazlalığını görünce kavrayabiliyoruz.

Edebiyatımızda, Atatürk’le ilgili birçok mes’eleler gibi, onun için düşürülen ،anA’ler hakkında da, hiçbir araştırma neşredilmiş

değildir. Bu incelememizde dayandığımız malzeme, yıllar boyunca taradığımız gazete ve dergilerden, başka kaynaklardan da faydalanılarak elde edilmiştir. Ankara ve İstanbul kütüphanelerinde, o kanlı-ateşli savaş yıllarında neşredilen gazetelerin tam koleksiyonlarını bulmak mümkün olamadı; Anadolu’nun muhtelif vilâyetlerinde basılan süreli yayınlardan ise ancak birkaçının yine eksik koleksiyonlarını görüp tarayabildik. Yazımıza son verirken, başladığımız bu yoldaki çalışmalar sürdürüldüğü takdirde, Atatürk’ün hayâtını ve ma’nevi varlığını birçok yönleriyle yaşatan böyle şiirlerin, tesbit edebildiğimiz sayıca ondokuz tarih’den çok daha fazlasının bulunabileceğini umduğumuzu da genç meslekdaşlarımıza hatırlatmağı faydalı görüyoruz.

Ankara — 10 Ekim, 1981

Dipnotlar

  1. 1 Belleten, c. XLİİ., Sayı-167, Temmuz, 1978, s.465-94.
  2. 2 A. mec., c. xtv., Sayı-177, Ocak, 1981, s. 287-325. Adından anlaşıldığı üzre bu vc bir önceki araştırmamızda Halk ve Aydın sınıf şâirlerimizin eserleri birlikte değil, ayrı-ayn ele alınmıştır. T'ürk Tarih Kurumu’nda 17 Nisan, 1981’de verdiğimiz Atatürk hakkında Şiirler, Bunların Tarih ve Edebiyat Bakımından Değerlen¬dirilmesi adlı konferansımızda, her iki zümreye âit eserler ayırdedilmcksizin, söy¬lenilip yazıldıkları zamana göre beraberce sınıflandırılmıştır. Türk Tarih Kurumu’- nun Atatürk Konferansları dizisinde basılacak olan bu konferansımız metnine, ilk iki araştırmamızdan sonra elde ettiğimiz ba’zı yeni bilgiler ilâve edilmiştir; onlar- daki birkaç yanlışımız düzeltilmiş bulunmaktadır.
  3. 3  Bu ve başka tarih vak alan için faydalandığımız kaynaklar önceki iki araştır¬mamızda topluca kaydedilmiştir (١٦ bk., not—i, 2; s. 468, 290, not—9).
  4. 4 'ا Abdurrahlm LJlvi Be)', bil tarih kil'asi dolayısıyla şu bilgiyi vermiştir: “Büyük Gâzî'nin vatani kurtarmak ¡؟in Anadolu’ya gitmek üzre Samsun’a çıkışları bu günki yümnlü güne tesadüf ediyor; fakat ne güzel, ne ma'nâh bir tesadüf ki Gazi Mustafa Kemal, bir çıktı ،٥'„ı^eri'yle bu tarihin müsâdıf olduğu 1337 Hicri tarihini gösteriyor. Ayni zamânda. Gazi Mustafa Kemal, Ankara’da ilk Büyük Millet Mec- lisi’nin küşâdına ve hkimiyyet-i milliyyenin i’lânına tam ،«„%’dir ki 1338 sene-¡ Hic- riyyesi'ne tesadüf eder,, (Cumhuriyet gzt.. nu. 1088, 19 Mayıs, 1927).
  5. 5 ٥ iki Zafer Tarihi başlığıyle yayımlanmıştır (Vakit gzt., nu. 1191,2 Nisan, 1337/,921)' ikinci tarih kıt’ası da ikinci Inünü Zaferi üzerine düşürülmüştür; son mısrâ’1 ta'miyeli olarak H. ¡339'11 .gösterir:
  6. 6 Harbi kaildi yine 1.1İ 11-İ ıiEcılı, Düştü 'add sahuid؛ ğnrl.;-i lehib. ؟arlatan âr’Szeler'1 su١tıı lif{», ،âhi٠_٣oluj) ni'met-î sabr ı"ı ؛ekil,: Naşrun mil ali illi te )،tluııı karili!
  7. 7 ا' نصر ٠ن اذ ويح ريب ! »
  8. 8 (1921) 1339 .H
  9. 9 :inden alınmıştır’،،',؛. 5ür«ı’nin 13’üncü ( صف ) Bu tarih mısrâ’1 Saf ve) ذا وخ رى زحبوئ٠ه٠ا لتنر م٠ن اق و فتدح ور دب وبشذر,' لم ؤ اندن
  10. 10 uhra tuhibbuneha nasrun mina’llhi ve fethun karibun ve beşirri’,-mü٠minîne): Bundan başka, sevdiğiniz birşey daha: ٨îah katinda bir yardim ve yakın bir zafer vardır. Ey Muhammcd! inananlara müjde ver!,, [Kur'ân-ı Kerim t,، Türkçe 1/nmı (Aie’âl), T. c. Biyanet İşleri Başkanlığı Yayınlan: 90, Ankara, 1973, Ajans- Türk Matbaacılık Sanayii, s. 550-51). ٠
  11.  ا Sakarya Zaferinden sonra düşürülmüş, Gâzî’den bahsedilmeyen, ordumu¬zun kahramanlığı üzerinde durulan iki tarih kıt’amız daha vardır. Safvet-i üskü¬dar! İmzâsıyle yayımlanmış olanı, H. 1340 tam ،arı'â'ini göstermektedir (Tevhid-i Efkar gzt., 27 Eyh'ıl, 1337/1921):
  12. 12 KIT‘A-1 TARlHİYYE
  13. 13 Kâ'inâta gösteri{) Türklük'teki ulıiyyeti
  14. 14 .4stı lâk-i asmana .1/1؛؛„Î merdân-1 din.
  15. 15 Safvet'a jükrânınî yükselt .؟،mil¡' ؛يذا،'،." Seyfile Yunan'ı maili,؛«؟ Cu١'ûş-i Müslimln!
  16. 16 1( ! ا غلة يرنانى محر ايتأ-ى روش *لبن&gt;
  17. 17 H. ٠34ل92ا) ه)
  18. 18 Tarih kıt'alarmdan .ا. ن (Elif. Alin: A. A.; E. N.?) remziyle lıasılanının son mısrâ’ında hem H. 1340, hem bunun Miladi kaldığı 1921 tarilıi İfâde edil¬miştir (Vakit gzt., 18 Teşrinisâni/Kasım, 1921):
  19. 19 ZAFER TARH
  20. 20 Buldu İslam tarihi bir ta« fer.
  21.  Kalmadı a'dâv-i din؛ liir makar.
  22. 22 Eyledi tathlr-i mülk؛ beli hân", Mfijtehir ta can-etinden iler nejcr. tiyle liir satrctle vurduk düşmanı, Gurmemi؛ harb tarihi boyl؛ sefer. Târih-1 Hicri re Miladi ؛iydn: "Kuvve-؛ millet,,le "hak buldi ajer!,, 11 ! ا أوة ٠لتلال « حق ؛ولدى ظفر) 1921 = H. اة5 ه34ل
  23. 23 Nedim’in Der-Silâyiş-i Sadr-i Âli-kadr İbrahim Pâjây-i Dâmâd başlıklı, &lt;br&gt;Sadr-i eyvana ki ol Sadr-i cihân-bân geldi&lt;br&gt;Meclisin sinesine sanki hemân can geldi&lt;br&gt;beytiyle başlayan, onbir beyti içine alan kıt’ası vardır (Nedim Divânı, Câmi'i ve Musahhihi: Halil Nihad, İst., 1338-40, ikdam Matbaası s. 85 v.d.) Halil Nihad bu dörtlüğünde, şiirinin Nedim’in kıt’asıyle aynı kâfiydi, dolayısıyle bir bakıma ona nazire olduğunu da îmâ etmiş bulunuyor.
  24. 24 Halil Nihad bu tamlamayı (terkibi), muhtelif ma’nâda, tevriye'U olarak kullanmıştır: önceki iki mısrâ’a bağlı olarak ma’nâca yeni şiirlerinin ağızdan- ağıza devr ettiği, dolaştığı; şiirleri ağızdan-ağıza devr eden, dolaşan; Ayine-i Deverân (şiirlerini topluca içine alan, ıg24’de yayımlanan) adlı eserin sahibi Nihad..
  25. ikdam gzt., 2 Temmuz, 1927/2 Muharrem, 1346, Cumartesi.
  26. Güne} mec., nu. 12, 30 Haziran, 1927, s. 8. Hilmi Yücebaş’ın Edebiyatımızda Atatürk adlı eserinde, nereden alındığı kaydedilmeksizin neşredilmiştir (îst., 1960, Dizerkonca Matbaası, s. 56). Bu neşirde, düşürülen tarih'ın 1928’i gösterdiği kay¬dedilmiştir. Bu yanlış, aynı metin, H. Yücebaş’m adı geçen eserinden alınarak Aydın Oy tarafından neşri sırasında, “Hilmi Yücebaş, şâirin bir çıkar demesine dikkat etmediğinden olacak, dörtlüğe 1928 diye not düşürmüştür,, denilerek düzel¬tilmiştir (Şiirimizde Atatürk’ün Yurt Gezileri, Hayat—Tarih Mecmuası, nu. 4, Nisan, 1976, s. 13).
  27. 27’ Şehrimizden Ayrılan Büyük Gâzî'ye Dün Yapılan Teşyi' Merasimi,, {Ikd&m gzt., i Ekim, 1927 — Cumartesi).
  28. Gazi Hazretleri Ankara’ya Avdet Buyuruyorlar,, (A. gzt., 8 Ekim, 1927, Cumar¬tesi).
  29. Gazi Hazretleri, Ankara— 10 (A. A.): Bu gün saat onbirde husûsî tirenle Ankara’ya döndüğü (A. gzt., 11 Ekim, 1927 — Salı).
  30. 30 Hâkimiyyet-i Milliyye, nu. 2248, 10 Ekim, 1927, s. I. Bu Birinci sayfada, Reis-i Cumhur Hazretleri Bu Gün Onbirde Avdet Buyuruyorlar başlıklı yazıda, Anka¬ra’ya döneceği hakkında epeyi bilgi de verilmiştir. Bu iki tarih kıt’ası, bizden önce, Hilmi Yücebaş’ın eserinde kaynak gösteriİmeksizin neşredilmiş (A. e., s. 56), bun¬dan alınarak, Aydın Oy’un makalesinde (Y. b., not — 26), H. Yücebaş’ın eserinde ikinci tarih kıt’ası’nm 1926 yılını gösterdiğine dâir kaydinin yanlışlığı, doğrusu¬nun 1927 olduğu anlatılarak yayımlanmıştır. Belleten'deki araştırmamızda, kıt’a- lardan İkincisinin son mısrâ’ındaki muazzez kelimesi, yanlış olarak müebbed şeklin¬dedir; düzeltiriz.
  31.  Reis-i Cumhur Hazretleri yaz mevsimini geçirmek üzre bu gece İstanbul'a hareket buyuruyorlar (Hâkimiyyet-i Milliyye, nu. 2478, 4 Haziran, 1928 — Pazarertesi); Reis-i Cumhur Hazretleri dün gece şehrimizden mufârekat buyurdular (A. gzt., 5. vı. 1928); Reis-i Cumhur Hazretleri, dün 15.30'da. tâ İzmid'den başlayan candan tezâhurlar arasında İstanbul'u teşrif buyurdular (A. gzt., 6. vı .1928). Akşam gazetesinde, Gâzî’nin gelişi hakkında verilen tarihin bu kayde uymadığı görülür: İstanbul Sekiz Aydanberi Hasretini Çektiği Gazi’sine Bu Gün Öğleden sonra Kavuşuyor (6 Haziran, 1928). Belleten'deki makâlemizde Gâzî’nin İstanbul’a gelişi, 14 Haziran, Efgan Kıralı’nm kendisini Ankara’da ziyâret tarihi 20 Haziran, 1928 olarak basılmıştır (S. 317, str. 3, 19); ilkinin doğrusu 5 Haziran, İkincisinin 20 Mayıs’dır, düzeltiriz.
  32. 32 ikdam, nu. 11176, 5 Haziran, 1928 — Sah; Mekteb Şiirleri, Toplayan: Yusuf Ziyâ, İst., 1928, Ma’rifet Matbaası, s. 3 v.d.