MAHMUT H. ŞAKİROĞLU

Ory, Solange, Archives Max van Berchem Conservees a la bibli- otheque Publique el Universitaire de Geneve. Catalogue de la phototheque. Etabli par Solange Ory. Publii par les Soins de la Fondation Max van Berchem, 1975 (satışa 1979 yılında verildi), XLV-275 Sayfa. Beyrut, dağıtım: Leiden’deki Brill yayınevi.

Doğubilim tarihinde topladığı ve yayınladığı yazıtlarla önemle bir yeri bulunan Max van Berchem’in ölümünden sonra geride bıraktığı malzemenin katalogu uzun bir bekleyişten sonra yayınlandı. Buna neden herhalde Lübnan’da meydana gelen uzun yıllardan beri dinmeyen olaylardır. Ortadoğu’nun tanınmış basımevlerinden biri sayılan Katolik Basımevi (= Imprimcrie Calholique')nde basılan bu kitap, ilgili zat için kurulan vakfın çabalan sonunda yayınlanmış bulunuyor. Kısa bir süre önce eski makalelerinden bazılarını iki cilt içinde toplayarak tıpkı basımlarını yapan [1]vakfın bilim dünyasına bu olumlu katkısını kutlamalıyız.

Max van Berchem uzun yıllar Anadolu’da topladığı yazıtlarla tarihimizin karanlık kalmış bazı yönlerine ışık tuttuğu gibi, yöntem bakımından da yararlı bir öncü olmuştu. Yayının gerçekleşmesinde önemli katkısı bulunan S. Ory, Suriye’nin ve başkenti Şam’daki İslâm gömüt yazıtlarının yayınını da gerçekleştirmiştir[2]. Bab’üs Sagir gömütlüğünde bulunan bu yazıtlar, Türk tarihine olduğu kadar ekin sanat yönlerine de yararlı olmuştur. Uzun yıllar tuhaf bir tutumla yabancı kaldığımız bu tarih hâzinelerimizin geç olsa ülkemizde incelenmeye başlaması kıvanç vericidir[3]. Şimdi elimizde bulunan M. van Berchem katalogunu tanıtma olanağı ile yurdumuzda yapılan yazıtlar üzerindeki çalışmalara kısaca değinmek istedik.

Birinci Dünya Savaşında yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında gittikçe canlanan Türk ulusal bilinci, büyük bir hızla eski dönemlerin ekinsel kalıntılarına eğildi. Çok sayıda tarih kaynaklarının yanında yazıtlar da büyük ölçüde araştırıcıların dikkatini çekti. Tarihsel içerikleri yanında sanat yönünden de ilgi çekici olan bu malzemenin incelenmesine ülkemizde Halil Edhem Eldem öncülük etmiş, büyük bir sabırla topladığı malzeme sayesinde yaşamı boyunca yaptığı yayınlardan başka [4]. son yıllarında elinde bulunan estampajları Türk Tarih Kurumu’na armağan etmişti[5]. Son yapıtlardan biri olan “Melik Tumanbay II adına Çorlu'da bulunan bir kitabe" adlı boyutları küçük fakat yöntemi büyük kitabında, bir yazıtın bile nasıl önemli sorunlar içerdiğini ortaya koyan değerli bir araştırmadır [6]. Böylece Anadolu Türk Tarih’inin birinci el kaynaklar üzerinde çalışılmasının ne kadar önemli sonuçlar getireceği devrin aydınları tarafından anlaşılmıştı. Anadolu Selçuklu Devleti’nden başlayarak Anadolu Beylikleri’nin egemen oldukları büyük kentler olduğu kadar, sonradan önemlerini yitiren yerleşme merkezlerindeki yazıtların toplanmasına çalışılmıştır. Bu araştırıcıların şansı Halil Edhem gibi bir kişinin Max van Berchem ile birlikte çalışması ve ortaya yararlı yapıtlar koymalarıydı, önce Sivas ve Divriği kentlerini[7 ]içine alan çalışmalar yanında Diyarbakır üzerinde yazılan büyük kitap da önemli bir kılavuz idi. Devam edilen araştırmaların ürünlerinin çoğu Tarih-i Osmani Encümeni Mecmuası’nda yayınlanmış ve bunlar bugün bile erbabı tarafından ilk başvurulan araştırmalar arasında girmiştir. Zamanın amansız yıkımına uğrayan pek çok yapıt bugün ortadan kalktığı için o zamanlarda yapılan yayınlar şimdi daha da büyük bir değer kazanmıştır. Türkiye Cumhuriyet'ini kurulduğu yıllarda bu yazıt toplama ve yayınlama girişimine devletin kıt olanakları sınırları içinde bile yardımlar geri durmamıştır. O sıralarda yayın yaşamına başlayan önemli bir bilimsel dergide bu tutum olumlu karşılanmış ve Max van Berchem örnek gösterilmiştir: ‘‘Maarif Vekâleti Hars Dairesinin Anadolu’nun muhtelif sahalarına ait İslâmî kitâbeleri toplayıp neşr etmek üzere olduğunu memnuniyetle haber aldık. Max van Berchem’in “korpüs”ü tarzında böyle bir külliyatın meydana gelmesi Anadolu tarihinin tenviri için büyük bir hizmettir. Bu külliyatın birer birer mevki-i intişara kondukça, onlara ait mütalaalarımızı ayrıca yazacağız”... (Köprülüzade Mehmed Fuad, “Türkiyat Haberleri”, Türkiyat Mecmuası I (1925) s. 329) denildikten sonra, o sıralarda yapılan yayınlar gene Fuad Köprülü tarafından tanıtılmıştır (aynı dergi II (1926) s. 541 v. d. Anadolu Kitabeleri, s. 542 vd. Sinop Kitabeleri, s. 543, Sivas Kitabeleri. s. 497-501 arasında İsmail Hakkı (Uzunçarşılı)nın Kitabeler adlı yapıtı hk.).

Eski kuşak içinde yetişmiş olup bugün saygı ile andığımız araştırıcılardan Ahmed Tevhid (Ulusoy)[8], Mübarek Galip, Behçet, Yusuf Akyurt, Hafız Kadri, Hüseyin Hilmi, M. Zeki Oral [9] ve yakın bir geçmişte yitirdiğimiz İsmail Hakkı Uzunçarşılı [10]’nın yazıtlarımızın toplanmasında yayınlanmasında önemli çabaları bulunmaktadır. 1932 yılında Halkevlerinin kuruluşu yerel tarih araştırmalarına yeni bir hız vermiş bulunuyordu. Bu kuruluşun çatısı altında toplanan genç araştırıcılar ana kaynakları aramağa giriştikleri zaman yazıtları da incelediler ve becerileri oranında yayınlar yaptılar. Fakat iyi bir eğitimden geçmemeleri, bilimsel ortamın yeterli olmaması büyük bir eksiklik yarattı. Bu çabalar için eşgüdüm önerileri ve yol gösterici çalışmalar yapılmıştı[11]. Yazıtların da toplanması ve okunmasının yöntemlerini en iyi inceleyen yapıtın Halil Edhem Eldem’e ait oluşu, o sıralarda tekrar yayınının yararlı olacağı kanaatini uyandırmış ve böyle bir istek gene bir Halkevi tarafından gerçekleştirilmiştir[12]. Ne kadar yetersiz sanılsa da, Halkevleri tarafından yayınlanan dergilerin ve kitapların sayfalarında kalan yayınlar, bugün için araştırıcıların işine yaramaktadır. Günümüze gelinceye dek önemli katkıları bulunan yabancı bilim adamlarının adlarını işaret etmeliyiz. Paul Wittek[13], Jean Sauvaget814] ve R. Mantran[15], çeşitli zamanlarda Anadolu’da bulundukları yazıtlar üzerinde çalışmışlardır. Devam eden bu araştırmaların düzenli bir repertuarı zaman zaman düşünülmüş ve F. Köprülü tarafından önerilen korpüs yayınlarına girişilmiştir. Bir türlü sonuçlandırılmayan bu girişimler, yalnız Orta Çağ dönemini kapsayan tarihimiz içinde değil fakat yakın dönemler için bile bir yazıtın ne kadar önemli olacağını ortaya koymağa yardım edecektir. Kitaplarla dergilerin satır aralarına sıkışmış bu yazıtların derlemesinin bir an önce bitirilmişini her bir araştırıcı, ister tarihçi ister ekin araştırıcısı sabırsızlıkla beklemektedir. Son zamanlarda Edime yazıtları üzerinde yapılan bilimsel bir yayın bu konuda ne kadar haklı olduğumuzu ortaya koymuştur[16 ].

Elimizde bulunan kitabı inceleyecek olursak bir sunuş ve girişle karşılaşıyoruz. Max van Berchem varisleri tarafından kaleme alınan girişte bu yayının geçirdiği evreler anlatılmaktadır. Belgelikler ve içerikleri kısmında (s. VIII-XI) fotoğraflar ve klişelerden başka bilimsel yazışmaların da saklandığı haber veriliyor. Aralarında kartpostalların bile bulunduğu bu malzemenin düzenli bir yayını öngörülmektedir. Bu arada müteveffanın yaşamı sırasında aldığı notlar da bulunmaktadır. Yapılması düşünülen yayınların yeni konuları aydınlatacağı ve bilgilerimizi arttıracağı Şüphesizdir. Katalogun düzeni hakkında verilen kısa bir bilgiden sonra (s. XIII-XIV) Mas van Berchem kaynakçası verilmiştir (s. XV-XXXVI). Yapıtların yalnız başlıkların verilmesiyle yetinilmemiş detaylı açıklamalar da eklenmiştir, örneğin n. 70 de Sivas - Divriği yazıtlarını içeren ciltten sonra, n. 88 de yapılan ikinci kısım yayını sırasında Konya yazıtları içinde büyük bir hazırlığa girişildiği, fakat bitirilmeğe olanak bulunmadığı anlaşılıyordu. Katalogla Konya için alınan fotoğrafların çokluğu (s. 124-130) ne kadar önem verildiğini göstermektedir. Dönen dervişler beldesi Konya, o devirdeki fikir adamlarının özellikle dikkatini çektiği için ayrı bir gözle görülmüş ve hakkında yayınlar yapılmıştır. Kullanılan diğer kaynakçalar ve kısaltma işaretlerinden (s. XXXVI-XXXIX) sonra, yer adlarında görülen değişik yazım tarzlarına yer verilmiştir (XXXIX-XLV).

Esas metin sayılan sayfalarda fotoğraf belgeliğinin bir katalogu yapılmıştır. Kent adlarına göre düzenlenmiş ise de ülke esası da göz önünde tutulmuştur. Van Berchem ilgi duyduğu klasik dönem arkeolojisine ait yazıtların da fotoğrafını yaptırmıştır. Bizi ilgilendiren kentler Ahlat ile başlamakta Van kenti ile son bulmaktadır. Diğer İslâm kentlerine ait örneğin Kahire hakkında epey fotoğraf bulunmaktadır. Her bir kent için de ayrı bir kaynakça konmuş olmakla beraber yetersiz olduğunu işaret etmeliyiz. Böyle emek verilerek hazırlanan bir kitapta, yazıt yayını yapılan kentlerimizin kısa da olsa kaynakçasının verilmesi tam olarak bu kitabı süslerdi. Bu arada kervansaraylara ait fotoğrafların K. Erdmann tarafından yayını yapıldığı işaret edilmiştir. Fakat bunlara ek olarak memleketimizde yapılan yeni değerlendirmelerin de göz önünde tutulması, örneğin M. Kemal Özergin’in yeni katalog düzenini görmek isterdik (“Anadolu’da Selçuklu Kervansarayları”, İÜEF Tarih Dergisi XV/20 (1965). Balat (s. 22) için hazırlanan altı adet fotoğrafdan biri yayına hazır olmakla beraber P. Wittek tarafından yayınlandığı işaret edilmeliydi (Menteşe Beyliği, Ankara 1944, s. 147) .En önemli araştırma konusu olacak bir Bursa için, yayınlanmayacak konuları olmasına hayret etmemek elden gelmiyor. İstanbul bile yayından nasibini alamayan bir kent görünümünde: s. 116-119 arasında bulunan n. 1428-1488 arası fotoğraflar görünüm, gömütlük ve ev resimlerinden başka Topkapı Sarayı görünümlerini içermektedir. Fakat Cizre ve Hasankeyf için yaptırılan fotoğraflar ilginç görünümler içermektedir (ilki s. 34-36 arası 36 adet büyük fotoğraf, İkincisi s. 101-105 arası n. 1236-1288 sayılı fotoğraflar). Bu iki yerleşim merkezlerindeki köprüler yakın bir zamanda büyük bir kitap içinde tekrar ele alınmıştır (Cevdet Çulpan, Türk Taş Köprüleri, Ankara 1975). Yukarda konu ettiğimiz üzere Konya hakkında çok sayıda fotoğraf bulunmaktadır: (s. I24-I3on. 1544-1592). Alaüddin (M. van Berchem’in ısrarlı tutumu ile Ala et -Tin yazımı esas alınmıştır) camii ve köşkünden başka Sahib Ata türbesi ve diğer yapıtların yayına hazır fotoğrafları bulunurken aynı yazgıyı paylaşan Karaman (s. 120-122) için çok sayıda fotoğraflar yaptırılmıştır (n. 1499-1519). Bunlardan hangisinin yayına hazırlanacağı ve araştırıcıların hizmetine verileceği yöneticilerin bileceği bir husustur. Yayın sırasında Türkiye’de yapılmış araştırmaların eksik bırakılmamasını temenni etmekteyiz.

Böyle bir malzemenin ciddi bir yerde korunması ve daha da ötesi bilimsel çalışmalar için hazır bulunması örneği az görülen bir tutumdur. Çok kez bir araştırıcının ardında bıraktığı notlar ve derlemeler darmadağın edilmekte, yılların emek ürünleri bir anda ortadan kaldırılmaktadır, ölümden sonra yapılan yayın kavramı (posthumus) ileri ülkelerde uygulandığı halde, ülkemizde böyle bir gelenek henüz kurulamamıştır. Bu alanda başarılı olan ve tarihimiz ile ilgili bir malzemenin varlığından bizleri haberdar eden bu girişimi kutlarken son bir kanaatimizi de buraya katıyoruz. Yapılması düşünülen derleme çalışmalarında yalnız arap harfleri ile olan yazıtları değil, fakat yunan alfabesi ile yazılı olmakla beraber, Anadolu türk ekini için çok önemli sayılan yazıtları da göz önünde tutmalıyız. Bir uygarlık üzerine etki yaratan bu akım üzerinde bazı araştırmalar yapılmıştır[17]. Karamanlıca denen Anadolu’ya özgü bir tarzda yazılmış bu yazıtların derlemeye katılmasını beklerken, bugün ulusal sınırlarımız dışında kalan yazıtlarımızı da bilimsel çevrelere daha iyi tanıtma zamanının geldiğine kaniiz.

DR. MAHMUT H. ŞAKİROĞLU

Dipnotlar

  1. 1 Opera Minora, Geneve, 2 cilt. 1978 [Şimdi bk. S. Eyice, Belleten XLV/a (1981) S. 115-136].
  2. 2 Khaled Moaz-Solange Ory, Inscriptions arabes de Damas. Les steles funiraires I. Cimitiere d'al Bab al-Sagir, Beyrut 1977, 207 sayfa.
  3. 3 Hikmet Turhan Dağlıoğlu [1900-1977] için hazırlayıp yayınlamayı um¬duğumuz nekrolojide bu konuyu etraflıca ele aldık. [Sanat Tarihi Yıllığı IX-X (1981) S. 287-307].
  4. 4 Halil Edhem Hatıra Kitabı c. ı (1947) s. 299-302 arasındaki F. Kınal tarafın¬dan hazırlanan kaynakçası.
  5. 5 Uluğ İğdemir, “Merhum Halil Ethem Eldem’in Türk Tarih Kurumu’na armağan ettiği Türk - İslam devri kitabe estampajları”, Belleten IV/16 (1940), s. 545-563. Yeniden yayını: Yılların İçinden, Ankara 1976, s. 257-277.
  6. 6 Mısırın son Memlûk sultanı melik Tumanbay II adına Çorlu'da bulunan bir kitâbe, İstanbul 1935, 66 sayfa. Bu kitap için bk. F. Köprülü, Ülkü. Halkevleri Dergisi VIII/ 45 (1936), s. 244-245.
  7. 7 Materiaux pour un Corpus Inscriptionum Arabicarum, 3. kısım. Asie Mineure. Kahire 1910-1917. ve Amida, Heidelberg 1910.
  8. 8 İ. H. Uzunçarşılı, “Türk ilim âleminde dört büyük kayıptan ikisi. Üstad A. Tevhid”, Belleten IV (1940) s. 141-143.
  9. 9 O. Aksoy, “Mehmet Zeki Oral (1901-1962)”, Türk Etnografya Dergisi 6 (1963) s. 115-118.
  10. A. S. Erzi, “Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın yayınları”, İsmail Hakkı Uzunçarşılı'ya Armağan, Ankara 1976, s. XXI - XLIV.
  11.  M. Fuad Köprülü, “Halkevlerimizde tarihî araştırmalar nasıl yapılmalı¬dır”, Ülkü. Halkevleri Dergisi XHI/73 (1939) s- 9-
  12. Halil Edhem, “Kitabeler nasıl kayıd ve zabt olunmalıdır”, Tarih-i Osmanî Encümeni Mecmuası I/ıo (1327) s. 625-639. Yeniden yayınlayan Uluğ İğdemir, Ankara 1940, 22 sayfa. Ankara Halkevi yayınıdır.<br> O sıralarda çıkmış örnek bir yayın girişimi: Fuad Köprülü, Orta zaman Anadolu kitabeleri repertuarı 297-857. Seminer talebesinden H. Savran, H. Kaynak, O. Turan, S. Çetintürk'ün yardımlarıyla, İstanbul 1937, 8 sayfa. Ankara Dil, Tarih, ve Coğrafya Fakültesi Orta Zaman Tarihi Semineri çalışmaları. 3 örnek yayın.
  13. 13 Wiener Zeitschrift für die Kunde des Morgenlandes, c. 68 başındaki kaynakçası ve e. 69 da adına yapılan yayınlar.
  14. Memorial Jean Sauvagel, Şam 1954-1961. c. I s. 3-31 yapıtları, c. 2 açıklamalı dizini.
  15. 15 “Türk - İslam devri yazıtları üzerindeki çalışmaları ile tanınan R. Mantran, Kurumumuz kitaplığındaki Türk - İslam devri yazıtlarının inceleyip bunlarla bir¬likte yurt içindeki ve dışındaki Türk - İslam devri yazıtlarını bir Corpus halinde yayınlaması için bir proje hazırlamak üzere Ankara’ya çağrılmıştır. Prof, 17-24 Ekim 1976 tarihleri arasında kitaplığımızdaki yazıt estampajlarım incelemiş ve Fransa’ya döndükten sonra bunların yayınlanmasını sağlayacak bir projeyi hazırlayarak kurumumuza göndermiştir”, Belleten XLI/163 (Temmuz 1971) s. 611. İlgili araştırıcının bu konudaki son bildirisi: “Bilan et perspeetives de l’epigraphie turque pour les periodes prd-ottomanc et ottomane”, Studi preollomani e ottomani, Napoli 1976, s. 191-196.
  16. 16 F. Th. Dijkema, The Ottoman historical monumental inscriptions in Edime, Leiden 1977 ,239 sayfa, XXXVIII tablo, 176 resim. Bir basım ve yöntem başyapıtı sayı¬lacak bu kitap hakkında bk. Münir Aktepe, İÜEF Tarih Dergisi 31 (Mart 1977) yayını 1978, s. 328-329. Salih Özbaran, İÜEE Tarih Enstitüsü Dergisi 9 (1978) s. 474-475-
  17. 17 S. Vryonis, The decline of medieval hellenism in Asia Minör and process of İslamisation from eleventh throught the fifteenth cenlury, Berkeley 1971, s. 462. S. Eyice, “Ana¬dolu’da Karamanlıca Kitabeler”, Belleten XXXIX/153 (Ocak 1975) s. 25-48. A. lordanoğlu, “A Karamanlidic funerary inseription (1841) in Nicea (İznik) museum”, Balkan Stuies 19 (1978) s. 185-191. Göremediğimiz bazı yayınlar: A. Tietze - G. Hazai, Turkologischer Anzeiger ciltleri, ‘DKF. Epigraphik’ bölümü.