TÜTEN ÖZKAYA

P. G. Bulgakov: Jizn’i trudı Beruni (Beyrunî’nin Yaşamı ve Yapıtları) Taşkent 1972 İzd-vo “Fan”. 428 s.

Harezm’li büyük Türk bilgini Ebu Reyhan Beyrunî’yi (973-1048) doğumunun 1000. yılında anmak amacıyla Türkiye’de[1]olduğu gibi, Sovyetler Birliği’nde de[2] bilimsel faaliyetler düzenlenmiştir. Beyrunî’nin doğumunun 1000. yılı münasebetiyle çıkarılan, ancak Kurumlunuz kitaplığına son zamanlarda gelen bu kitapta, elde bulunan tüm ana kaynakların incelemesine, Beyrunî’nin yapıtlarına dayalı olarak, yaratıcılık sürecinin periyotlara ayrılışına ve bunların tanımlamasına, ayrıca başlıca yapıtlarının incelemesine yer verilmektedir. Yazarın belirttiğine göre, son zamanlarda ortaya çıkarılan kaynakların ışığı altında, Beyrunî’nin biyografisi, önceki incelemelere kıyasla çok daha geniş kapsamlı olarak İncelenmektedir. Kitapta, Beyrunî’nin, devrin Orta Asya’h bilginleriyle olan bilimsel ilişkilerine özel bir yer ayrılmıştır.

Kitap, yazarın Önsöz’üyle birlikte 15 bölümden oluşmaktadır: t) Parlak kültür dönemi; 2) Çocukluk ve gençlik; 3) Rey ve Hucendî; 4) Yaşamının bilinmeyen sayfaları; 5) Hazar Denizi kıyılarında; 6) El-Âsâru’l-Bâkiye ‘ani’l-Kurûni’l-Hâliye; 7) Elveda Ceyhun!.. 8) Gazne’de ilk yıllar; 9) Bilimin savunucusu; 10) Indica; 11) Büyük işlerin doruğu; 12) Altmış yaşı geride bırakış; 13) Değerli taşlar hakkında çok değerli kitabı; 14) Son başarıları; 15) Beyrunî. Kitabın sonundaki ekler bölümünde, Rus, Doğu ve Batı dillerindeki kaynakların listesi, özel ad dizini ve Beyrunî’nin yapıtlarının dizini yer almaktadır. Yazar, bilimin çeşitli dallarında yaklaşık 150 yapıt bırakan Beyrunî’nin, astronomi, geodezi, matematik ve tabiî bilimlerdeki başarılarının, Doğu’daki rasyonel düşüncenin gelişmesi için sağlam bir temel kurduğunu, kimi buluşlarının ise dünya bilimine katkıda bulunduğunu belirtmektedir.

Birinci bölümde, Beyrunî’nin yaşadığı ve önceki iki yüzyıl boyunca Yakın Doğu ve Orta Asya halkları kültürünün, özellikle biliminin hızla gelişmesi ve İslam Doğu’sundaki belli başlı dünya görüşleri İncelenmektedir. IX-XI. yüzyıllarda Orta Asya’da kültürün coşkun gelişmesine yol açan başlıca nedenler, koşullar ve kimi yardımcı etkenler ele alınmaktadır. Bu dönemde yaşayan matematikçi, astronom, coğrafyacı, tabiîyeci, hekim ve filologların faaliyetlerine ilişkin olarak ayrıntılı bilgi verilmektedir.

İkinci bölüm, Beyrunî’nin çocukluk ve gençlik yıllarına ayrılmıştır. Yazar, Beyrunî’nin yaşamı hakkında bilgi edinmek için, O’nun yapıtlarına başvurmanın yararlı olduğunu belirtmektedir. Beyrunî’nin bilimsel faaliyeti ve yapıtlarına ilişkin bilgi içeren ve biricik nüshası Hollanda’da Leiden Kütüphanesi’nde bulunan

“Risale l’il-Bîrûnî fi Fihrist kütüp Muhammed bin Zekeriyya er-Râzî” başlıklı küçük yapıtı bu bakımdan büyük önem taşımaktadır.

Üçüncü bölümde Beyrunî’nin Rey’deki bilimsel faaliyetleri ve Hucendî ile birlikte çalışması ele alınmıştır. Gerek Beyrunî’nin yapıtlarında ve gerekse başka kaynaklarda O’nun Rey’deki yaşamına ilişkin hiçbir bilgiye rastlanmamaktadır. Yazar, Beyrunî’nin, Rey’de, bilimsel ilişkilerinin geliştiğini ve Büveyhî Emîri Fahrüddevle’nin saray astronomu olan Hucendi’nin Rey’deki rasathanesine girdiğini belirtmektedir. Beyrunî’nin, Hucendi’nin buluşu südsü Fahri hakkında bilgi sahibi olduğuna, O’nun bu alet üstüne yazdığı iki sayfa uzunluğunda değerli bir risaleye verdiği başlık tanıklık etmektedir. Sekstantın yapışma ilişkin olarak ayrıntılı bilgi veren bu risalenin, Beyrunî’nin ilk yapıtlarından olduğu sanılmaktadır. Yazar, Beyrunî’nin hangi koşullar altında Rey’den ayrıldığının günümüze dek bilinmediğini belirtmektedir.

Dördüncü bölümde, Beyrunî’nin yaşamının yalnızca iki yılı (997-998) İncelenmektedir. Beyrunî’nin yaşamında 997-998 yıllarına biraz ışık tutan “Tahdîdu Nihâyâti’l-Emâkin”e göre, 997’de Beyrunî Rey’den ayrılarak Ket’e döndü. Burada doğulu, öncelikle Orta Asya’lı bilginlerle bilimsel ilişkiler kurdu. Beyrunî ay tutulmasını aynı anda Bağdad ve Ket’ten gözleme konusunda, doğunun büyük matematikçi ve astronomlarından Ebü’l-Vefa el-Buzcanî ile yazışmaya başladı. Yine bu dönemde, felsefe ve fizik konularında çağdaşı olan tbni Sina ile de mektuplaşmıştır.

Beşinci bölümde Cürcan dönemi İncelenmektedir. Beyrunî’nin 998-999 yıllarında Gürcan’a geldiği ve 1003-1004 yıllarına dek burada kaldığı tahmin edilmektedir. Gürcan’da yeniden tahta geçen Kabûs’un Beyrunî’yi yanına çağırdığı ve Beyrunî’nin de parasal yardım elde etmek amacıyla bu çağrıyı kabul ettiği sanıla- bilir. Cürcan dönemi, Beyrunî’nin yoğun bilim faaliyetlerini başlattığı çok verimli bir dönem olmuştur. Ancak Kabûs’un, bilimsel araştırmaları için gerekli olan maddi yardımı kesmesi üzerine, Beyrunî Harezm’e döndü. Beyrunî Gürcan’da iki büyük kitapla birlikte, elimizde ancak 3 tanesi bulunan, en aşağı 15 yapıt yazdı. Yazar, Beyrunî’nin bu dönemde yazdığı yapıtlara ilişkin olarak ayrıntılı bilgi vermektedir.

Altıncı bölüm, Beyrunî’nin Cürcan döneminin başlıca yapıtı olan “El-Âsâru’l- Bâkiye ‘ani’l-Kurûni’l-Hâliye”ye ayrılmıştır. Bu yapıtta Yakın Doğu ve Orta Asya halklarının din, töre, takvim, bayram ve rivayetlerine özel bir yer verilmektedir. Yazar bu kitabın konusuna ilişkin olarak ayrıntılı bilgi veriyor. Tarihsel-bilimsel öneminin değerlendirilmesine geçmeden önce, Beyrunî’nin, bu kitabın yazılması sırasında yararlandığı çeşitli sözlü ve yazılı kaynaklara değiniyor. 1957’de Taşkent’te, Beyrunî’nin seçme yapıtları serisinde “El-Âsâru’l-Bâkiye”nin Rusça çevirisine, 1968’de ise Özbekçe çevirisine yer verilmiştir.

Yedinci bölümde, Beyrunî’nin Gürcan’dan Gürgenç’e geçişi ve buradaki bilim faaliyetleri İncelenmektedir. Beyrunî siyasal nedenler yüzünden Harezm’den Gazne’- ye geçti ve “Tahdîdu Nihâyâti’l-Emâkin”i yazmaya başladı. Yazar, Beyrunî’nin Gürgenç’te yazdığı yapıtları hakkında ayrıntılı bilgi veriyor.

Sekizinci bölümde, Beyrunî’nin Gazne’dc bulunduğu ilk on iki yıl içindeki başlıca eğilim ve bilim faaliyetlerinin sonuçları anlatılmaktadır. Geodezik astronomi ve esas itibariyle geodezi alanındaki tüm incelemelerinin sonuçlarını, 1017 ile 1025 yıllan arasında yazdığı “Tahdîdu Nihâyâti’l-Emâkin”de topladı. Yazar, Beyrunî’nin bu yapıtı ile “Tahkîku mâ li’l-Hind” arasında yazdığı yapıtlar hakkında kısaca bilgi vermektedir.

Dokuzuncu bölümde “Tahdîdu Nihâyâti’l-Emâkin” ayrıntılarıyla İncelenmektedir. Yazar kendisinin yazdığı bir inceleme yazısı ve yorumla birlikte bu kitabın Rusça çevirisinin 1966’da Taşkent’te yayımlandığını belirtiyor[3]. Kitap geniş bir giriş, beş kuramsal bölüm ve somut geodezi davalarının çözümüne ilişkin olarak getirilen örneklerden oluşmaktadır. Yazar, Beyrunî’nin bu yapıtı yazarken yararlandığı kaynaklara değiniyor.

Onuncu bölümde, Beyrunî’nin “Tahkîku mâ li’l-Hind”i İncelenmektedir. Yazar, Beyrunî’nin daha Gürcan’da iken (999-1003) Hindistan’ın coğrafya ve astronomisi üstüne bir risale yazdığını kaydetmektedir. Beyrunî, elimizde bulunmayan bu yapıtı, 1017’de Gazne’yc ilk geldiği günlerde, buradaki Hint bilginleri ile görüşmeler ve Hindistan’a yaptığı geziler sayesinde bu ülke, halkı, yaşayış tarzı, bilim ve kültürü, felsefesi hakkında topladığı malzemelere dayalı olarak yazmıştır. Sanskrit dilini öğrenen Beyrunî’nin Hint kaynakları üstündeki yoğun çalışma dönemi 1027-1030 yıllarına rastlar. “Tahkîku mâ li’l-Hind” 1030’da tamamlanmıştır. Beyrunî’nin 1030’dan önce yazdığı ve Hindistan’ı konu alan 7 yapıtı anılabilir. Yazar, adları “Tahkîku mâ li’l-Hind”de geçen bu risale ve kitapların özetini veriyor. “Tahkîku mâ li’l-Hind”, Beyrunî’nin kısa bir girişiyle birlikte 80 bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Beyrunî bu kitabı yazmaya teşvik eden nedenleri anlatmaktadır. Yazar, kitabın 80 bölümü hakkında ayrıntılı olarak bilgi veriyor. Üç yazma nüshası elimize geçen bu kitabın 1963’de Rusça, 1965’de ise Özbekçe çevirileri yayımlanmıştır[4]. Daha sonra, yazar, Beyrunî’nin bu kitaptan sonra yazdığı ve tümüyle ya da kısmen Hindistan’la ilgili konulan ele alan yapıtları üstünde duruyor.

On birinci bölümde, Beyrunî’nin bilimsel çalışmalarının doruğunu oluşturan ve Orta Asya’da, ortaçağ astronomi ve trigonometrisinin gelişmesine çok büyük katkısı olan “El-Kanun el-Mes‘ûdî” incelenmektedir. Birçok bölümlere ayrılan on bir makaleden (kitap) oluşan bu yapıtın, ana çizgilerle, konusu, makale ve bölümleri hakkında ayrıntılı olarak bilgi veriliyor. Yazar, bu kitabın yazılması sırasında yararlanılan kaynaklar üzerinde kısaca duruyor ve bu yapıtın astronomi açısından çok büyük bir önem taşıdığını ve ortaçağın astronomi ansiklopedisi sayılabileceğini belirtiyor. Daha sonra bu yapıt hakkında inceleme ve araştırmalar yapmış olan bilim adamlarının çalışmalarına değiniyor. Bu kitabın tam olarak Rusça ve Özbekçe çevirilerinin baskıya hazırlanmakta olduğunu kaydediyor.

On ikinci bölümde, Beyrunî’nin 70 yaşına bastığı 1036 yılı sonunda tamamladığı “Risâle l’il-Bîrûnî fi Fihrist kütüb Muhammed bin Zekeriyya er-Râzî” İncelenmektedir. Beyrunî, büyük bilgin er-Râzî’nin yapıtlarının bir listesini verdikten sonra, 1036 yılı sonuna dek yazdığı kendi yapıtlarının da bir listesini vermektedir. Yazar, Beyrunî’nin burada gösterdiği yapıtlarını, O’nun gösterdiği kronolojik düzen içinde incelemektedir.

On üçüncü bölüm, Beyrunî’nin yaşamının son on yılında yazdığı, ancak tarihi kesinlikle bilinmeyen “Kitâbu’l-Cemâhir fî Ma'rifeti’l-Cevâhir”e ayrılmıştır. Elimizde dört yazma nüshası bulunan bu kitap, Beyrunî’nin bildiği tüm değerli metaller, mineraller ve ayrıca mineral ve metal alaşımları hakkında bilgi içermektedir. Yazar, 1963’de Rusçaya çevrilmiş olan[5] bu kitap üstüne Sovyetler Birliği’nde yapılan çok sayıda inceleme ve araştırmalara değiniyor. Beyrunî’nin yaşamının son aşamasındaki felsefî ve ahlaksal görüşlerini öğrenmek için temel kaynak olan bu kitabın bilim açısından özelliklerini belirtiyor ve konusunu inceliyor.

On dördüncü bölümde, Beyrunî’nin yaşamının son iki yılında (1047-1048) Gazne’de yazdığı ve tamamlayamadığı “Kitâbu’s-Saydene” İncelenmektedir, 1972’de Rusçaya çevrilmiş olan[6] bu kitap, Önsöz’le birlikte 5 küçük bölümden oluşmaktadır. Yazar, Beyrunî’nin bu kitabı yazdığı sırada başvurduğu kaynakları ayrıntılarıyla incelemektedir.

On beşinci bölümde yazar, Beyrunî’nin uzun yaratıcılık dönemini yedi aşamaya ayırmaktadır : 1) Ket dönemi (983-990); 2) Kendi başına yaptığı bilimsel çalışmaların başlangıç dönemi (991-998); 3) Cürcan dönemi (998-1004); 4) Gürgenç dönemi (1004-1017); 5) Gazne dönemi (1018-1029); 6) Gazne dönemi (1030-1037); 7) Gazne'de son yıllar (1038-1048). Yazar daha sonra, Beyrunî’nin, astronomi, geodezi, matematik, geometri, trigonometri, coğrafya, mineraloji, farmakoloji, filoloji, tarih alanlarında yaptığı katkıların değerlendirmesini yapıyor. Beyrunî’nin yaşamı ve yapıtları üstüne Doğu’da, Avrupa’da, Sovyetler Birliği’nde ve dünyanın öteki ülkelerinde yapılan çalışmaları ayrıntılı olarak anlatıyor. Ayrıca Beyrunî’nin doğumunun 998. yılı münasebetiyle 1971’de Taşkent’te yapılan toplantıya sunulan 15 bildiri hakkında bilgi veriyor.

TÜTEN ÖZKAYA, PH. D.

N. A. Baskakov: Osnovnıe vehi razvitiya sovetskogo uygurovedeniya (Sovyet Uygur Biliminin Gelişmesinde Başlıca Aşamalar) “Sovetskaya Tyurkologiya” Dergisi, No: 4 (1979), ss. 3-9.

Bu yazıda, Uygur halkının dili, yazını, folkloru, tarihi ve etnografyası üzerine Sovyetler Birliği’nde yapılan çalışmalar anlatılmaktadır.

Türkoloji dallarından olan Sovyet Uygur biliminin gelişmesinde çok önemli rol oynayan S. E. Malov, elliyi aşkın yapıtında Uygur dili ve lehçeleri, yazını, folkloru, tarihi, kültürü ve etnografyasını incelemiştir.

Dipnotlar

  1. 1 Bkz. Büyük Türk Âlimi Birûni'nin 1000. Doğum Yılı Kutlanacak. Belleten, Cilt. XXXIII, No: 131 (1969) s. 427. Türk Tarih Kurumu Beyrunî’yi doğumunun 1000. yılında törenle anmış ve bir kitap çıkarmıştır: Beyrunî'ye Armağan. Ankara 1974 TTK Basımevi. VII +301 s. = TTK Yay. VII. Dizi - Sa. 68.
  2. 2 Bkz. L. B. Alaev: 1000- letie so dnya rojdeniya Abu Rayhana al-Biruni (yubileynıe konfercntsii i zascdaniya). Narodı Azii i Afriki 2 (1974), s. 233. (Abu Rayhan al-Biruni’nin Doğumunun 1000. yılı - Jübile konferansları ve toplantıları).
  3. 3 “Tahdidu Nihâyâti’l-Emâkin”. Çev.: K. Burslan. Türk Tarih Kurumu Ki¬taplığı. Ter./3.196 s.
  4. 4 "Tahkiku mâ li'l-Hind”. Çev.: K. Burslan. Türk Tarih Kurumu Kitaplığı. Ter./ı. 137 s.
  5. 5 “Kitâbu'l-Cemâhir fi Ma'rifeti’l-Cevâhir” (El yazması nüshası Kayseri’de Raşid Efendi Kütüphanesi’nde bulunmaktadır). Çev.: Ş. Yaltkaya. Türkiyat Mecmuası V, 1-26 (1935).
  6. 6 "Kitâbu’s-Saydene” Mukaddemesi. (Bilinen biricik nüshası Bursa Genel Kitap¬lığı Kurşunlu Kütüphanesi 149 numarada bulunan bu yazma ilk olarak 1927’de Z. V. Togan tarafından bilim dünyasına tanıtılmıştır). Çev.: Ş. Yaltkaya. İstanbul 1937- = İ.Ü. Tıp Enst. neşriyatı. No. 9.