HÜNER TUNCER

Ebubekir Ratip Efendi, Osmanlı Devleti’nin Avusturya nezdine gönderdiği son muvakkat (ad hoc) elçi olmuştur. Ebubekir Ratip’in görevinin bitiminde yazdığı sefaretname ve takrirler, Avrupa’nın o tarihlerdeki askerî, idarî ve malî örgütlenmesi hakkında çok ayrıntılı bilgileri kapsamış ve Padişah III. Selim’in ıslahat hareketlerine önemli ölçüde ışık tutmuştur[1].

Arapça ve Farsça dillerini bilen, şair ruhlu, bilgili ve yaratıcı bir kişiliğe sahipti Ebubekir Ratip Efendi. Ebubekir Ratip, ıslahatçı Padişahının gerçek bir temsilcisiydi ve yeni bir diplomat tipini simgelemekteydi. Başka bir deyişle, Ebubekir Ratip Efendi, kendinden önceki elçiler gibi öncelikle usûl ve teşrifat sorunları üzerinde durmamakta; onu daha çok değişik kurumların örgütlenmeleri, bu örgütlerin yapısal sorunları ilgilendirmekteydi[2]. Örneğin, Ratip Efendi Avusturya’da Askerî Akademi’yi ziyaret etmiş ve sefaretnamesinde Avusturya’nın askerî örgütlenmesi konusunda çok ayrıntılı bilgiler yer almıştı.

Ebubekir Ratip Efendi, Askerî Akademi’nin yanısıra, Mühendislik Akademisi ve Şarkiyat Akademisi’ni de incelemiş ve böylelikle, Avusturya’daki eğitim sistemi hakkında da bir fikir sahibi olmuştu. Günümüzde “Viyana Diplomasi Akademisi” olarak bilinen o tarihlerin Şarkiyat Akademisi Osmanlı Elçisini büyük ölçüde etkilemiş[3] ve elçimiz bu Akademi üzerine bir şiir bile yazmıştı (Bu şiir, yurdumuzda şimdiye değin hiç basılmamış olup, aslı Viyana Diplomasi Akademisi arşivlerindedir). Bu şiirinde, Ebubekir Ratip Efendi, Padişah III. Sultan Selim Han’ın elçisi olarak, 1206 (1792 M.) yılında Viyana’ya atandığını; bu İmparatorluk başkentinde saraylar, bilim yuvaları ve daha yüzlerce harika şeyi büyük bir hayranlıkla gördüğünü; Akademi’nin kendisini şeref misafiri olarak davet ettiğini ve burada, kendisine kendi dilinden hitap edildiğini; Akademi’de gençliğin kısa zamanda ve özlü bir biçimde Arapça, Farsça ve Türkçe dillerini öğrendiğini ; kendisinin bizzat bu gençleri sınadığını ve öğrenciler tarafından büyük bir anlayış ve dostlukla karşılandığını; Akademi’nin kitapları, yazıları, kanunları, para kolleksiyonu ve korosunu büyük bir hayranlıkla izlediğini anlatmakta ve bu bilim yuvasının gelecekte de aynen devam etmesini temenni etmektedir[4]. Bu Akademi’yi ziyareti sırasında, Ebubekir Ratip Efendi o tarihlerde burada öğrenci olan ünlü Avusturyalı şarkiyatçı ve tarihçi Joseph Hammer - Purgstall’ı (1774-1856) da tanınmış ve ona şöyle demiştir: “Sen ileride büyük bir adam olacaksın.”[5]

Ebubekir Ratip Efendi Avusturya’nın ekonomi politikasını da yakından izleme olanağını bulmuş ve Osmanlı Padişahı III. Selim’e bu konuda birtakım tavsiyelerde bulunmaktan geri durmamıştı. Örneğin, bütçe açığının azaltılması, damga resimlerinin konulması, iç ticaretin ve yerli sanatların geliştirilmesi gibi.[6]

Osmanlı Elçisi Ebubekir Ratip Efendi’nin Viyana’ya gelişini takiben ve elçilik görevinin bitiminde, Avusturya - Macaristan İmparatoru II. Leopold, Başbakan Kaunitz, Başbakan Yardımcısı Von Colloredo ve Avusturyalı devlet adamı ve diplomat Cobenzl’a yazmış olduğu ilginç mektuplar ve bunların cevaplarının el yazması asıllarından bugünkü konuşma dilimize çevirileri aşağıda sunulmuştur. Bu mektupların asılları Viyana Milli Kütüphanesi’nde bulunmuş olup[7], bunlar henüz yurdumuzda basılmamıştır.

Birinci mektup — Bu mektup, Ebubekir Ratip Efendi tarafından Avusturya - Macaristan İmparatorluğu Başbakan Yardımcısı Kont Colloredo’ya yazılmıştır. Bu mektubunda, Ratip Efendi Viyana’ya elçi olarak gönderilmesinin nedenlerini belirtmekte ve name-i hümâyûnu (Padişahın mektubu anlamına gelir ki; bugünkü uygulamada, elçilerin atandıkları ülke başkanlarına görevlerine başlamadan önce, sundukları itimatnâme’nin karşılığıdır.) Avusturya İmparatoru II. Leopold’a (1790-1792) sunmak üzere, Colloredo’nun aracılığını talep etmektedir. Mektubun metni aynen şöyledir:

“Osmanlı İmparatorluğu ile Devleti İmparatorya arasında bu kez tekid ve teyid (sağlamlaştırma, kuvvetlendirme) olunan ve sonsuza dek devam etmesi temenni olunan musalâhaya (barış antlaşması), her iki tarafın da riayet ve uygulaması için; aynı zamanda, tahtında uzun yıllar kalmasını temenni yolu ile, 3 üncü Sultan Selim’in tahta cülûsunu (çıkışını) haber vermek ve Macar Kırallığı ve Roma İmparatorluğu[8] tahtına oturan İmparatorlarını tebrik etmek üzere, Devleti Aliyenin name-i hümâyûnlarını götürmek üzere, Devleti İmparatoriyenize tayin olunan orta elçisiyiz. Sahibi bulunduğum name-i hümâyûnu bir an evvel teslim etmek için yardımınız ve aracılığınızla, büyük İmparatorla mülakatımız ancak mümkün olacaktır. Prens Colloredo cenaplarının öteden beri yüksek karakterlerini ve asaletlerini ve ünlerini sık sık duyduğumdan, kendisi ile bir an evvel karşılaşmak ve konuşmak en büyük isteğimdir. Şimdi Devletim tarafından bana verilen bu görev vesilesi ile, kendisiyle bir an önce karşılaşmak için sonsuz heyecan duyuyorum. Kendisinin de bizi görmeden evvel bize karşı olan yakınlık ve ilgisini bildiğimiz için, bütün kalbimizle bu alâka ve sevgilerine lâyık olmak için, gerekli her türlü ilgi ve saygıyı göstereceğiz ve buna zorunluyuz”.

İkinci mektup — Bu mektup, Colloredo tarafından Ebubekir Ratip Efendi’nin mektubuna cevap olmak üzere yazılmıştır. Colloredo, bu mektubunda İmparatoru’nun Sultan Selim Han’ın elçisini kabul etmekten duyacağı memnuniyeti belirtmekte ve ayrıca, Ebubekir Ratip’i övmektedir. Bu mektubun metni aynen şöyledir:

“Elçi Bey dostumuzun Devleti İmparatoryaya gönderilmelerinin meram ve maksadını yani büyük Osmanlı Devleti Padişahının tahta cülûsu hümâyûnlarını haber vermek ve yeni Roma İmparatorunun tahta çıkışını tebrik etmek; aynı zamanda, iki devlet arasında bu kez tekit ve teyit olunan mübarek müsalâhanın ilelebet devam etmesi temennisini bildirmek kasdı ile, kaleme aldığı ve tarafımıza yolladığı takrirden ziyadesi ile memnun olmuşuzdur. Şevketlû, inayetlû ve azemetlû (Padişah ve İmparatorlar için kullanılan ünvanlar) Roma İmparatoru velinimetimiz hazretleri; haşmetlû, miknetlû (kudretli anlamına gelir ve padişahlar için kullanılır) ulu dostları olan Padişah-ı Ali Osman Sultan Selim Han cenabı haşmetpenahlarının tahta cülûsundan sonsuz derecede memnun olduğunu ; kendi cülûsu nedeniyle Osmanlı İmparatorunun tebriklerinden ne derece haz duyduğunu; iki devlet arasında akt olunan müsalâhanın sonsuza kadar devam edeceği dileği ile ve her türlü akitlere riayet edileceği yani akit kurallarına uyulacağını bütün Avrupa devletleri muvacehesinde açıkça beyan ve isbat etmiştir. İmparatorda Osmanlı Elçisinin yapmak istediği mülakat arzusu tarafımızdan yüksek İmparatorluk makamına arz olunacaktır. Kaldı ki, Elçi Bey dostumuz gibi gerek yollarda memleketimize karşı gösterdiği ve gerekse buraya geldikten sonra durumu ile de izhar ettiği yüksek nitelikleri ve kulağımıza kadar gelen (piveste izanımız olan) büyük hasletleri dolayısıyla, her gün biraz daha saygı ve itibara lâyık görülen bir yüce devletin temsilcisi olduğu için ve biz de bir memur olduğumuzdan, kendisine karşı olan görevimizi aksatmadan yapmak zorundayız. Memleketimizde oturdukları sürece, rahatları için elimizden gelen her şeyi canu gönülden yapacağımıza şüphe etmemelidirler.”

Üçüncü mektup — Bu mektup, Ebubekir Ratip Efendi tarafından Avusturya - Macaristan İmparatorluğu Başbakanı Prens Kaunitz’e yazılmıştır[9]. Ebubekir Ratip Efendi, bu mektubunda bu kez Başbakan Kaunitz’e Viyana’ya elçi olarak geliş nedenlerini açıklamakta, Kaunitz’in kişiliğini övmekte ve İmparator’la görüşme talebini yenilemektedir. Mektubun metni aynen şöyledir:

“Büyük Osmanlı Devleti ile İmparatorluk Devleti arasında bu kez yeniden tekit, teyid ve düzenlenen mübarek müsalâhanın her iki devlet arasında ilelebet sonsuza dek devam etmesini, müsalâha şartlarına riayet edilmesini ve aynı zamanda, Sultanın tahta cülûsunu haber vermek, Macar ve Çek tahtına ve Roma İmparatorluğu en yüksek tahtına oturan İmparatoru kutlamak için memleketimizden gönderilen Devleti Aliyenin orta elçisiyiz. Şevketlü, mehabetlü, kerametlü (padişahlar için kullanılan sözler) Müslümanlar Halifesi (zıllullahü fil âlem), Arap ve Acem memleketlerinin sahibi velinimetim efendim, cihanın Padişahı ve Şahların Şahı İskenderi dergâh-ı hazretlerinin büyük dostları haşmetlü miknetlü İmparator cenaplarına, derin teveccühleri ve temiz kalbleri ile en büyük saygılarını yollamakla birlikte, kendisini temsil eden heyetin ne kadar büyük bir tezahür ile karşılaşır ve ne derece sevgi ile kabul edilirlerse, diğer taraftan Osmanlı ülkesine gelecek olan yüksek devlet ricalinin de aynı şekilde ve derecede saygı ve sevgi göreceklerini katiyen hatırdan çıkarmamak gerektiğini belirtir. Prens Kaunitz hazretlerinin 30 yıldan beri memleketimizce tanındığını ve ne baha biçilmez niteliklere sahip, müstesna ve haslet sahibi bir kişi olduğunu hep duymaktayız. Çoktan beri arzu ettiğimiz ve beklediğimiz mülakat ve karşılaşma bu yeni memuriyet dolayısı ile gerçekleşeceği için, hadsiz ve hudutsuz zevk içinde ve sevinçliyiz. Tarafımıza gösterilen itibar ve saygıdan ziyadesi ile memnun olduğumuzdan, bir an evvel elimizde bulunan name-i hümâyûnu şahaneyi elimizle yerine teslimde, elçiliğimiz için aracı olmanızı ve saygıdeğer İmparatorla mülakatı teminde göstereceğiniz gayret ve himmeti, en içden arzularımızla beklediğimizi bildirir ve beyan ederiz.”

Dördüncü mektup — Başbakan Prens Kaunitz’in Ebubekir Ratip Efendi’nin mektubuna cevabıdır. Kaunitz, mektubunda, Ebubekir Ratip’in Viyana’ya elçi olarak gönderilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirmekte, Osmanlı Elçisinin niteliklerini övmekte ve kendisine ülkesinde gereken saygı ve itibarın gösterileceğini bildirmektedir. Mektubun metni şöyledir:

“Osmanlı Devleti tarafından İmparatorluğumuza gönderilen sadık ve iyi haslet sahibi, sayın Elçinin gelişi, vekâlet günlerimize rastladığından, kalbimiz ferahlamış ve sonsuz bir sevinç duymuşuzdur, çünkü elli yıldan fazla Devletimin her türlü hizmetinde bulunmuş ve çok önemli görevlerde bile en küçük bir kusur işlememeye gayret ettiğimden, bu kez de değerli ve mübarek müsalâhanın yenilenmesi, düzenlenmesi ve belgelerle saptanmasında, Elçi Bey dostumuzun bu memuriyete getirilmesi, bizim dışımızda tüm dünyanın arzu ettiği kamunun asayiş ve istikrarına neden olacağı en büyük ihtimal dahilindedir. Elçi Bey dostumuzun bu yararlı göreve atanması ve diğerlerine yeğlenîşi ile, onun zekâsının ne kadar üstün ve kabiliyetlerinin herkesden ne denli yüksek olduğunu bir daha görmüş olmakla, bütün kalbimizle sevindiğimiz açıktır. Padişahı Âli Osman haşmetpenahlarının şevketlû, kudretlû, azametlû İmparator Efendim Hazretlerine olan temiz kalb ve derin teveccühleri hakkında bilgi edinmiş, yararlanmışızdır ve bundan son derece sevindiğimizi şevketlû Efendime de elbette duyuracağız. Kendilerinin de bundan ne kadar memnun ve hoşnut olacağından katiyen kuşkum yoktur. Keza taraflarından dahi, Osmanlı Devleti Padişahına ve Devleti Osmaniye’ye olan yürekten gelen teveccühünü Elçi Bey dostumuza bizzat mülakat yapıldığı gün şifahen dahi bildirileceği kuşkusuzdur. Bizim tarafımızdan dahi kendisine olan sevgi ve saygımız ve burada göreceği itibar sonsuzdur. Ülkemizde ikameti esnasında, şahsına ve ülkesine karşı gösterilecek itibar ve saygıyı şimdiden bildirir ve saptarım”.

Beşinci mektup — Bu mektup, Osmanlı Elçisinin Avusturya İmparatoru ve İmparatoriçesi’nin huzuruna kabul ediliş ve nâme-i hümayunu sunuşuna ilişkin protokol kurallarını saptayan belgedir:

“Elçi Efendi cenabları, İmparator ve İmparatoriçe ile mülakata gitmeden önce, âdet olduğu üzere alay defterini vermeli, keza huzura gireceklerin isim ve rütbelerini de daha önceden bir liste halinde verip açıklama yapmalıdır.

Elçi Efendi saraya vardığı zaman, hançer ve bıçaksız olmalı; keza maiyeti de huzura savaş gereçi ve bıçak taşımadan girmelidir. Alayda Divan Efendisi hümayûnnâme’yi elinde taşır ve Elçi Efendi’nin bindiği Hintu’nun (Macarca: yaylı araba) önünde gider. Elçi Efendi hintuda ve alayı ile birlikte, Saray-ı Çasariyenin (İmparatora verilen ünvan) kapısından içeri girdiği zaman, Divan Efendisinin dışında atlı olan maiyeti orada attan inip, Elçi Efendinin oturduğu hintunun arkasından yayan yürürler ve binek taşına geldikleri zaman, Dîvan Efendisi de atından iner ve elçi de hintudan iner, merdiven başına kadar kimse daha ileri geçmez. Maiyetin hepsi Elçinin arkasından gelirler, Elçi Efendi merdivenden yukarı çıkarak selâmlık odasına girdiği zaman, iskemleye oturup, mücevvezesini (alay kavuğu; sadece alaylarda ve resmî merasimlerde giyilir) giyip huzura kabule hazır olduğunu bildirir. Elçi Efendi İmparator hazretleri veya İmparatoriçe hazretlerinin arz odasına girdiğinde, ulu devletinin şanına lâyık bir nezaket ve saygı ile bir temenna (sağ eli az çok aşağıya indirdikten sonra ağza dokundurup, başın üzerine koymak hareketi ki, eteğinizi ve hâkipayinizi (temiz ayaklarınızı) öpüp başımın üzerine koyarım, anlamına gelir) eder. Keza Elçiyle beraber huzura giren Divan Efendisi ve diğer rical de temenna ederler. Daha sonra odanın ortasına geldikleri zaman, bir temenna daha yaparlar. Ve tahtın ilk basamağına yaklaştıkları zaman, üçüncü kez temenna etmeleri gerekir. Bundan sonra Elçi Efendi konuşur ve İmparatorluk devlet tercümanı onun konuşmasını tercüme eder. Konuşmasının tercümesinden sonra, Elçi Efendi hümayunnâmeyi (itimat mektubu) ve Sadrazamın mektubunu Divan Efendisinden alıp, tahtı Çasariyenin (imparator tahtı) basamağına çıkıp, İmparator veya İmparatoriçe hazretlerinin sol tarafında duran masa üzerine koyar, arkasını dönmeden iner ve yerinde durur. Bundan sonra İmparator veya İmparatoriçe tarafından başvekillerine işaret edilir; onlar Elçi Efendiye cevap verirler; tercüman bu cevabı tercüme ettikten sonra, Elçi Efendi bir kez daha İmparator tahtının basamağına çıkıp, Devleti Çasariyenin nizamları gereğince, kendinden önceki elçilerin yaptığı gibi İmparator ve İmparatoriçenin krallık ve kraliçelik elbisesinin eteğini saygı ile öper[10] ve arkasını çevirmeden basamaktan inip, bir temenna; aynı şekilde, odanın ortasında bir temenna daha ve odadan çıkmadan önce bütün maiyeti ile üçüncü kez bir temenna daha yapıp, veda merasimini bitirir. Elçi Efendinin maiyetinde Yahudiler yahut Hıristiyanlar varsa, onlardan teki bile arz odasına giremezler. Elçi Efendi ile beraber Osmanlı Devletinin tercümanından başka kimse kalpakla arza giremez.”

Altıncı mektup — Bu mektup, Ebubekir Ratip Efendi’nin Avusturya- Macaristan İmparatoru ile yaptığı görüşmede, İmparator’a sunduğu takrirdir[11] ve Osmanlı Elçisinin Avusturya’ya gelmiş olmaktan, bu ülkeyi yakından tanımış olmaktan ve burada kendisine gösterilen sonsuz sevgi, saygı ve itibardan duyduğu memnuniyeti dile getirmektedir. Bu takririn metni şöyledir:

“Osmanlı İmparatorluğunun tac ve tahtına sahip, memleket ve mülkün tek hâkimi, hâdimül haremeyni şerifeyn (İslam halifelerine verilen unvan) denizler ve karalar sultanı, padişah-ı felâtun-i fetanet (Eflâtun kadar bilgin) ve şehinşahı feridunu feraset (nadir bulunan intikal ve anlayış sahibi), hüdavendigârı gerdunu himmet (çok büyük işler başaran), hükümdarı dara derban (büyük mülklerin taç sahibi), şehriyarı iskenderi ünvan (İskender ünvanını haiz Padişah) şevketlû, azametlû, kudretlû, mehabetlû velinimetim Padişahım, sultanlar sultanı, sultan oğlu sultan, hakan oğlu hakan, Dördüncü Mehmed Han’ın oğlu, Dördüncü Ahmed Han’ın oğlu, Üçüncü Sultan Mustafa’nın oğlu Üçüncü Sultan Selim Han’ın Devleti Aliyeleri ile Devleti İmparatorya arasında bu kez düzenlenen ve güçlendirilen hayırlı musalâhaya sonsuza dek her iki tarafın riayetini temin; aynı zamanda, Roma İmparatoru, Macar ve Çek Kralı ve Devleti Osmaniye’nin dostu olan İmparatora bu kez Macar ve Çek Krallığı da intikal etmekle, hepsini birden tebrik etmek kasdı ile aynı zamanda, Padişahın tahta cülûsunu haber vermek ve name-i hümayunu götürmek üzere görevlendirilmiş memleketimin orta elçileriyiz. Devleti İmparatoriyenin şan ve şöhretini, ülkelerinin üstün niteliklerini, nizam ve kanunlarını, âyin ve âdetlerini duyardık. Allahın himmeti ve yüce Devletimin aracılığı ile, böyle bir beldeyi görmek nasip olduğundan ötürü, son derecede memnun ve hoşnudum. Bu musalâha nedeni ve vesilesi ile, bu harikulade diyarın her türlü üstün vasıf ve hasletlerini gördüğümden dolayı kendimi mutlu addediyorum. Devletimin bu hakir kullarına o derece iltifat ve ikram yaptılar ki, sözle anlatmam imkansızdır. Duyduğum sevinç ve mutluluğu anlatmaya ne kalemim, ne de sözlerim kâfi gelmez”.

Yedinci mektup — İmparator ile yapılan görüşmede, Osmanlı Elçisinin takririne Kont Colloredo tarafından verilen cevabın sûreti aşağıda sunulmuştur:

“Osmanlıların büyük Padişahı Sultan Selim Han cenaplarının tahta çıkmasını haber vermek, hümayunlarını getirmek, tahta çıkan Avusturya - Macaristan - Çek İmparatorunu kutlamak, iki devlet arasında teyit ve tekit olunan mübarek musalâhanın sonsuza dek sürmesi ve bu antlaşmanın kurallarına uyulması amaçları, Elçi Beyin takririnde de belirtildiği gibi; şevketlû, kudretlû, azametlû Avusturya İmparatoru velinimetim efendim hazretleri, tahta cülûsunıın tebrik edilmesinden dolayı sonsuz derecede memnun olup; karşılık olarak, yeni tahta cülûs eden yüce Osmanlı imparatorunu kutlar ve uzun ömür ve devleti saltanatta uzun yıllar kalmasını diler; aynı zamanda, iki devlet arasında akt edilen musalâhanın her türlü şartına riayet edileceğini beyan eder; ayrıca, Elçi Bey’e de şanına yakışır şekilde izaz ve ikram edileceğini bildirir”.

Sekizinci mektup — Avusturyalı devlet adamı ve diplomat Kont Cobenzl’ın İmparator adına, Ebubekir Ratip Efendi’ye yazdığı mektupta, İmparator’un Ebubekir Ratip’in elçi olarak Viyana’ya atanmasından duyduğu memnuniyet belirtilmekte ve Osmanlı Devleti ile Avusturya İmparatorluğu arasında akdedilen barış antlaşmasının şartlarına Avusturya'nın da aynen uyacağı hususu yer almaktadır. Bu mektubun metni şöyledir:

“Şevketli, azametli Roma İmparatoru, Macar ve Çek Kralı hazretleri, Elçi Beyin takririnden fevkalâde memnun olmuş; Devleti tarafından bu hayırlı göreve atanmasına çok sevinmiş, kendisini bu görevi başarıyla yerine getirmeye muktedir ve görevine müstahak bulduğu için ayrıca gurur duymuştur. Gerek Osmanlı Padişahı 3 üncü Selim Hanın tahta cülusunu haber vermek, gerek İmparatoru tebrik ve her iki devlet arasındaki musalâhanın devamlı olması için, Osmanlı Devleti tarafından gösterilen istek ve itibarın aynen İmparatorluk Devleti tarafından da gösterileceği ve bu hususun tahkiki ve tasdiki yolunda, Osmanlı Devleti nezdinde mukim orta elçilerine emirler ve tenbihler, İmparatorluk yüksek makamınca buyrulmuştur. Bu emirler yerine getirilecektir

Dokuzuncu mektup — Bu mektup, Ebubekir Ratip Efendi’nin Başbakan Kaunitz’e, elçilik görevinin bitimi nedeniyle yazdığı ve Viyana’da gördüğü sıcak hüsnü kabûlden ötürü, şükran duygularını dile getiren bir mektuptur. Aynı zamanda, Osmanlı Elçisi, Nisan 1792 tarihinde İmparator II. Leopold’un ölümü üzerine, Avusturya İmparatorluk tahtına çıkan II. Franz’a Padişah’ın bir mektubunu (name-i hümayun) ve Başbakan Kaunitz’e de Sadrazam’ın bir mektubunu getirmiştir[12] ve yeni İmparator ile görüşme talebinde bulunmaktadır:

“Saltanatın ışığı, tacedarı ve göz bebeği, millet mülkünün sahibi, hükümdarı, azametlû, haşmetlû, bu mülkün merkezi, şanı, göklerin kutbu, şevketlû, kerametlû, mehabetlû (padişahlara mahsus ünvanlar), velinimetim efendim, Padişah hazretlerinin haşmetlû, miknetlü Macar ve Çek Kralı cenaplarına namei hümayun ile beraber, Sadrazamın da sevgi dolu mektubunu getirmiş olduk. Elçiliğimiz gereği gibi sonuçlandı ve biz sefaret görevini yerine getirdikten sonra geriye dönme hususumuz yazılıp, işlem gördü. Bu vesile ile mülakat ve sohbet etmek bahanesi yaratıldı. Allahın izniyle müşarünileyh Kral hazretleri gelişinde, kendisiyle resmen mülakatımıza himmetinizle karar verileceğine eminiz. Bir süreden beri Becin (Viyana) havasından ve suyundan, bilhassa gönül açan pek çok mesire yerlerinden, fabrika ve akademilerini görüp müşahede etmekten sonsuz zevk duyduğumuzu ve bilhassa Beç halkının ve Beç asillerinin bizlere gösterdiği saygı ve muhabbetten, hele Avrupa devletleri nezdinde aklı ve yüksek hasletleri ile tanınan Prens Kaunitz gibi olgun bir kişi ile görüştüğümüzden, kendisinin de bize olan itibar, saygı ve sevgisinden mutluluk duyduğumuzu; haddinden fazla gururlandığımızı; memleketimize döndüğümüz zaman gereken teşekkür ve şükran borcumuzu yazılı olarak da bildireceğimizi arz eder, yurdumuza iademiz için lüzumlu işlemde himmetlerini dileriz”.

Onuncu mektup —Bu mektup, Avusturya - Macaristan İmparatoru II. Franz’ın Başbakanı Kaunitz’in Ebubekir Ratip Efendi’nin mektubuna cevabıdır. Bu mektupta, Avusturya ve Osmanlı Devletleri arasındaki dostluğun ilelebet süreceği ve bu dostluğun güçlendirilmesi ve pekiştirilmesinde Osmanlı Elçisinin büyük rolü dile getirilmektedir. Sözkonusu mektubun metni aşağıda sunulmuştur:

“Şevketlû, kerametlû, azametlû velinimetim efendim, Macar ve Çek Kralı cenaplarına bu kez vasıl olan ve Devleti Osmaniye’nin Avusturya hanedanına karşı gösterdikleri saygı ve sevginin bir delili olan name-i hümayundan gayri, tarafımıza da gelen mektup ve bu mektupta bize gösterilen yakın dostluktan ötürü son derece haz duyduk. Bilhassa Macar ve Çek Kralı ve Osmanlı Padişahı gibi ulu ve miknetlû iki büyüğün arasında oluşan ve ilerde de sürecek olan dostluk bizi de sonsuza dek sevindirmektedir. Allahın izni ile haşmetlü Kral cenapları geldiği zaman, Elçi Bey tarafından istenilen resmi mülakata karar verilecek ve miknetlû Kral hazretlerinin uygun gördükleri tarih kendilerine bildirilecektir. Elçi Bey dostumuzun Bec’in su ve havasından ve memleketimizde ikametinden beri, gerek uhdesine yani üzerine aldığı görevi ve gerekse zatî hasletleri göz önüne alınarak, kendisine gösterilen itibar, saygı ve sevgiden son derece razı ve hoşnut olduğundan ve takrirlerinde hakkımızda kullandığı çok güzel sözler ve sevgi dolu beyanatı bizi son derece sevindirmiştir. Kaldı ki, Elçi Bey dostumuz İstanbul’a döndüğü zaman, hakkımızda kullandığı bu memnuniyet verici sözcükleri tekrarlayacaktır. Kendindeki olağanüstü zekâyı, ehliyet ve kabiliyeti bir kez daha kanıtlayacaktır. Bundan başka, Devleti Osmaniye ile Avusturya hanedanı arasındaki dostluk Sayın dostumuzun aracılığı ile ilelebet payidar olacaktır. Bizim tarafımızda da, Elçi Bey dostumuz ve yüce Osmanlı İmparatorluğu, Devletimizin en büyük sevgi ve saygısı ile, ülkemizi karşılarında daima en yakın dostu olarak bulacaklardır”.

Onbirinci mektup — Osmanlı Elçisi Ebubekir Ratip Efendi’nin Avusturya İmparatoru II. Franz ile yaptığı görüşmede sunduğu takriridir. Bu takririnde, Ebubekir Ratip Efendi Avusturya İmparatoruna veda etmekte ve ülkesine dönebilmek için, İmparatorun iznini istemektedir. Sözkonusu takririn metni aynen şöyledir:

“Padişahı hatemi kerem, şehinşah-ı rüstemi hadem, şehriyarı çemşidi cenab ve tacidarı hurşidi rekâb, cihanbanı cihan-ı himmet, sahibkıran-ı kahraman-ı kudret, hulasai celilüşşan Ali Osman, halife-i zaman, şevketlû, azametlû, mehabetlû ve kudretlû velinimetim (Padişah’a saygı sözcükleri) Padişahım Sultan Selim Han huldüllahı mülkü ilâ ahırızzaman (Allah sonuna dek başımızda bıraksın) hazretlerinin hilâfeti ve haşmetlû, miknetlû yeni tahta geçen genç Kral hazretlerinin pederleri İmparator cenapları zamanında, orta elçilik ile memleketlerine görevli olarak geldiğimizi kendileri de bilirler. Taraflarından bu kez gönderilen dostluk mektupları şeriri alayı şahane’ye (padişahın huzuruna) ulaştığı zaman, kıymetli pederleri İmparator hazretlerinin ölümüne Padişahımızın fevkalâde üzüldüklerini ve müteessir olduklarını; ancak, haşmetmeab cenaplarının tahta cülûsu münasebeti ve dostluğumuzun pederleri zamanındaki gibi devam etmesi ve aynı zamanda, başsağlığı dileklerini içeren hümayunnameyi zatı şahanelerine götürmek üzere yeniden görevlenlendirildim. Memleketlerine geldiğimde ikamet süresince, benim gibi âciz ve hakir kullarına bu derece itibar, saygı ve muhabbet gösterilmesine sonsuz memnun oldum. Bu durumun Devletim tarafından da aynı şekilde karşılanacağına hiç şüphem yoktur. Yeter ki, Cenabı Allah bu iki devlet arasındaki sevgi ve dostluğu payidar etsin, buna en ufak bir leke bile sürmesin. Osmanlı Devletinin kanunlarına göre, büyük Devletinizde görevim bitmiş olduğundan, tekrar memleketime dönmem için izin ve icazet vermenize müsaadelerinizi dilerim. İnşallahü Taalâ memleketime varır varmaz, kendi tarafımdan da, size lâyık iyi bir elçi olduğumu mektuplarımla ispat edeceğimi saygılarımla arz ederim.”

Onikinci mektup — Ebubekir Ratip Efendi’nin İmparator II. Franz ile yaptığı görüşmede sunduğu takrire, İmparator adına Kont Cobenzl’ın verdiği cevaptır. Burada, yeni tahta çıkan İmparator II. Franz’ın zamanında da, Avusturya Devleti'nin Osmanlı Devleti’ne karşı duyduğu dostluğun devam edeceği ve Osmanlı Elçisinin ülkesine dönebilmesi için gerekli işlemlerin yapılması ve Elçinin her türlü rahatının sağlanması için, bizzat İmparatorun gerekli emirleri verdiği bildirilmektedir. Mektubun metni aşağıda sunulmuştur:

“Şevketlû, kudretlû, inayetlû velinimetim Kral Hazretlerinin büyük dostları olan, gerek daha önceki Şevketmeab Kralın vefatından haşmetlû, miknetlû Osmanlı Padişahı Sultan Selim Han cenaplarının ne kadar üzülüp kedere düştüğü, gerekse yeni Kralımızın tahta cülûsundan ne derece memnun kaldığı Elçi Bey’in takririnden anlaşılmaktadır. Haşmetmeabın, tıpkı vefat eden pederleri gibi Devleti Osmaniye hakkındaki iyi niyeti, sevgi ve saygısı aşikârdır ve bu nedenle de, iki devlet arasındaki barış koşulları eskisi gibi devam edecektir. Şevketlû Kral Hazretlerinin Osmanlı Devletine karşı gösterdiği dostane niyetler, bu kez de taraflarından Elçi Beye verilmiş olan ve teslim edilen dostluk mektuplarında da beyan edilmiştir. Elçi Bey’in Osmanlı Padişahının huzuruna vardığı zaman da bu dostluğu şahsen sözlü olarak belirteceğine şüphe yoktur, zira kendisi ülkemizin sadık bir dostudur. Elçi Bey, ülkemizde ikameti süresince bütün hareketleri, iyi niyetleri, hatırşinaslıkları ve tavırları ile ülkemize olan sevgi ve saygısını göstermiştir. Kaldığı sürece sıhhat, afiyet ve safa içinde vakitlerini geçirmiştir. Bu kez de memleketine dönüşü için lüzümlu işlemlerin yapılması ve her türlü rahatının temini için, lâzım gelen yerlere bizzat Haşmetmeab tarafından emirler verilmiştir.”

Onüçüncü mektup — Bu mektup, Ebubekir Ratip Efendi’nin Avusturya İmparatorluğu nezdindeki elçilik görevinin bittiğini bildiren ve bu ülkede kendisine gösterilen sevgi, saygı ve itibardan ötürü, duyduğu şükran ve minnet borçlarını dile getiren veda mektubudur. Mektup Başbakan Kaunitz’e yazılmıştır.[13] Mektubun metni şöyledir:

“Allaha binlerce defa şükürler olsun ki, Avusturya İmparatorluğundaki görevimiz istenildiği şekilde son bulmuştur. Memleketlerinde gördüğümüz ikram, saygı ve sevgi yurduma iletilecektir. Devletim tarafından da bu hususta icap eden her işlemin yapılacağı ve minnet borçlarımızın kendilerine iletileceği şüphesizdir.”

Ondördüncü mektup — Başbakan Kaunitz’in Ebubekir Ratip’in veda mektubuna verdiği cevaptır. Mektubunda Kaunitz, Osmanlı Elçisinin görevini yerine getirmede gösterdiği başarıdan ne denli mutluluk duyduklarını dile getirmekte, Ebubekir Ratip Efendi’nin meziyetlerini övmekte ve Ratip Efendi’nin sağlıkla ülkesine dönmesini dilemektedir. Kaunitz’in mektubunun metni aynen şöyledir:

“Elçi Bey, memuriyetinin son bulduğu ve ülkemizde gördüğü yakın ilgi, sevgi ve saygıyı kendi ifadeleri ile belirtmişlerdir. Keza Devleti Osmaniye’ye karşı da memleketimin yakın dostluğu ve her türlü ilişkinin uzun yıllar bu dostluk çerçevesi içinde devam edeceğini, Elçi Bey kendisi de müşahede etmiş ve bizzat sayın Kralımız tarafından bu husus kendilerine bildirilmiştir. Böyle ebedî bir dostluğa aracı olduğu için, kendilerinden çok memnun kaldık ve mutlu olduk. Elçi Beyin memleketimizde ikameti süresince gösterdiği nezaket, bilgi ve aklı selime sahipliği ve diğer bütün meziyetlerini yüksek Devletine bildirmek üzere, hâlen şevketlû Efendimin orta elçisi olarak İstanbul’da bulunan sayın Elçimiz görevlendirilmiştir. Hemen Allahü Taalânın izni ve yardımı ile, Elçi Bey dostumuzun vatanına sıhhat, afiyet ve selâmetle dönmelerini tekrar tanrıdan diler ve bizi de hatırdan çıkarmamasını arzu ederiz.”

Ebubekir Ratip Efendi’nin mektuplarının el yazması aslından yeni harflerimizle dilimize aktarılması

1 inci mektup

Devleti aliye ile devleti imparatorya beyninde bu defa tekid ve teyit olunan müsalahai mübarekei müebbedenin ilelebed tarafeynden riayetini müş’ir ve tahtı âlî bahtı osmanî üzere cülûsu hümayun cihanbaniyi muhbir ve Macar ve Çek kırallıgı mesnedi vâlâsına kuud ve Roma imparatorluğu erikei ülyasına suut imparatoranelerini tehnit ve tebriki müfessir devleti aliyenin namei hümayunları ile devleti imparatoriyeye mebus orta elçileriyüz müstashabim olan namei hümayunun teslimi için bir saat evvel vesatetiniz ile mülâkatı imparatoraneye himmetiniz memuldur Prens Koloredo cenaplarının nebaleti zatiye ve seciyei raziyeleri vasfı ile öteden berü ezanı izanımız milân olmağla bir sebebi hayır ile mülâkatlarına arzukeş iken devletim tarafından bu hizmeti aliye mülâkatımıza vesilei hayriye olduğundan ziyadesi ile mesrur ve bizi görmezden evvel tarafımıza olan itibar ve hürmetlerinden fevkalgaye münbasıt ve mehbur olub an samımilkalb alaka ve muhabbetlerine mecbur olmuşuzdur

2 inci mektup

İmparator cenaplarının başvekili mülakatında elçi bey takririne cevap olmak üzere prenç Kolorado tarafından vaki olan hitabın tercümesidir

Elçi bey dostumuzun devleti imparatoriyeye ib’aslarının meram ve maksadı tahtı alibahtı Osmanî üzere cülûsu hümayunları ihbar ve Roma imparatorluğu erikei aliyesine suudu imparatoraneyi tehnit ve tebrikini ifsar ve devleteyn beyninde bu defa tekit ve teyit olunan müsalâhai mübarekei müebbedenin ilelebed riayeti temini iş’ar eylemek olduğu takrirlerinden münfehim mergubmuz olmuştur şevketlü inayetlü azemetlü roma imparatoru velinneam efendim hazretleri haşmetlü miknetlü ulu dostları olan padişahı âli Osman sultan Selim han cenabı haşmetmeablannın keyti sitanilerinden kemal mertebe mahzuz ve dilşad ve kendülerinin dahi Roma imparatorluğu mesnedi vâlâsına kuudlarını tehnit ve tebriki muhibbanelerinden bigaye münşerihülfevad olacağından başka müsalâhai mübarekei müebbedeyi devleti Osmaniye tarafından bu defa izhar eylediğiniz misillü taraflarından dahi illelebed riayet ve devleteyn meyanında cari olan hüsnü hemcivariyet ve mcvalatı tammı aleddevam mer’i ve vikaye kaydında olduğunu bilcümle avrupanın müvacchesinde edellei vazıha ile alenen beyan ve isbat eylemiştir ve mülakatı imparatoriyeyi zımnında bu defa riayet olunan elçi beyin arzu hahişine binaen şeriri âlîi imparatoraneye tarafımızdan arz ve istizan olunur kaldıki elçi bey dostumuz gibi gerek esnayı rahda ve gerek bu tarafa vusullerinden berü izhar eylediği evsafı hamide ve sair dahi pivestei izanımız olan hasaili pesendidei zatiyeye nazaran her gûna itibar ve ihtirama şayeste olan bir ricali devletin aşinalık ve sohbetleri ile telezzüz olmasına işbu memuriyetleri vesilei hayriye olduğundan gayet mesrur ve mahbur olmuşuzdur ve eğer bu canibde hini ikametlerinde kendü rahatları ve safayı hatırları için bir şey yedimizden gelürse ez dilü can himmet buyuracağımız bî iştibahdır

3 üncü mektup

Devleti aliyeyi Osmaniye ile devleti imparatoriye beyninde bu defa tecdid ve tekid ve temhit ve teyid olunan musalahai müebbedenin ilelebed tarafeyndan riayetini müş’ir ve tahtâ âlî bahtı osmanî ve örnek ikbali rahtı süleymanî üzere cülûsu meymeneti menus cihanbaniyi muhbir ve Macar ve Çeh krallığı mesnedi vâlâsına kuud ve Roma imparatorluğu erikei ülyasına suud imparatoru tebrik ve tehniyesini müfessir devleti aliyenin namei hümayunları ile mebus orta elçileriyüz şevketlü kerametlü mehabetlü kudretlü zıllâllahü filâlem maliki memalikül arab velacem veli nimetim efendim padişahı âlempenah ve şehinşahı İskender! dergâh hazretlerinin ulu dostlan haşmetlü rniknetlü imparator cenaplarına teveccühatı deruniye ve saffeti kalbiyeleri ber kemal olmağla tarafı imparatorane ve cevanibi vükelâyı devleti casaranelerinden tekid levazım müsellem ve saffet ve teyid merasimi mührü muhabbete ikbal olundukça tarafı zıllullahi ve cevanibi vükelâ ve ricalü şehinşahlarından dahi ol babda ilelebed tecvizi kusur ve ihmali adimül ihtimaldir prenç Kauniç cenaplarının iktizayı sinnü visalimiz hasabi otuz seneden berü cevherü evsafı basene ve gevheri hasayili müstahseneleri ile izanı dil ve canımız craste ve ferayidi şöhreti zatiyeyi ve harayidi muhammedeti fıtriyeleri ile güşu izanımız piraste olduğundan gaibane tarafların alakai deruniyemiz derkâr ve an zahrül gayb caniplerine muhabbeti kalbiyemiz aşikâr olmağla çoktan berü bir vesilci hayriye ile mülakatlarına fartı iştiyak ve rağbeti nekaştei sahfei seriretirniz iken işbu memuriyeti celilc ol iştiyak ve arzuyu tahsile zerîai asile olduğundan ziyadı enderi ziyad memnun ve dilşad ve tarafımıza olan ihtiram ve itibarı müzdadlarından fevkalhat vettadad münşerihül fevad olmuşuzdur müstalısibımız olan namci hümayunu şahanenin bir saat evvel yedimiz ile iblağile itmamı lazımai sefaretimiz için vesatdetiniz ile mülakatı imparatoriyeyi hüsnü sai ve himmetinizden münbasitül cinan olacağımız merâti zihin ve irfanı dakika zatınıza vareste i kayd ifade ve beyandır

4 üncü mektup

İmparator ve çeh ve Macar kralı cenaplarının baş vekili ile mülakatta elçi beyin takririne cevab olmak üzere prenç Kauniç tarafından vaki olan hitabın tercümesidir canibi devleti osmaniyeden tarafı devleti imparatoriyeye sefiri müsadakatı zamir ve fetaneti semirinin baas ve tesyiri bu defa dahi vaktimize ve eyyamı vekâletimize tesadüf eylediğinden derunumuza ferahı kâmile ve inşirahı bi gaye hasıl olmuştur zira elli seneden mütecaviz devletimin hıdematı hayriyei mevfuresine ve umuru mühimmei âmmeye mübaşaret ve itina edüp riayet ve istibkasına sai ve İhtimam eylediğim hüsnü vedad ve müsafat ve müsaleme ve mevalatm asarı hasenesinden ohıb bu defa müsalahai mübarekenîn tecdid ve temhit ve teşyid ve tevsikine elçi bey dostumuzun işbu memuriyeti delili vazıh olduğundan gayri cemiül milel ve akvamın alesseviyc arzu ettikleri asayişi âmmenin dahi istikrarına bu zeriayi çelilesi sebeb olmasına ağlebi ihtimaldir elçi bey dostumuzun bu hizmeti hayriyeye memuriyeti ve sayirlere tevafuk ve rüçhaniyeti istihkakı zatiye ve istidatı fıtriyesine şahidi sadık ve gevahı natık olub öyle zevatı zerafcti hilkat şerefi itiyada her daima incizabı kalbiyeyi ve alakai deruniyemiz dahi derkârdır padişahı âli osman haşmetmeablarının şevketlü kudretlü azemetlü imparator efendim hazretlerine olan saffeti kalbiye ve teveccühatı deruniye elçi bey takririnden malûm ve müstefad olmağla fevkalhad vettaadad münşerihül fevat olmuşuzdur şevketlü efendime elbette bunu ifade ve beyan ederim ve bu misillü saffet ve muhabbetlerinden bi gaye mahzuz ve memnun olacağına kat’an şüphem yoktur taraflarından dahi âli osman padişaha ve devleti osmaniyeye olan teveccühatı halisanesini elçi bey dostumuz sahihan bilüp mülakatları ile şerefyab olduğu gün kendisine şifahen dahi ifade ve tefhim olunacağı bi iştibahtır bizim tarafımızdan dahi kendüye olan muhabbet ve tefriti itibarı memleketimizde ikamet esnasında her cihet ile imkân mertebe isbat ve icrasına hakişkerim

5 inci mektup

Elçi efendi cenapları mülakatı imparatoriye ve imparatoriçeye varmazdan evvel (mukaddem) mutat olan veçh üzere alay defteri vere ve kezalik arza girenlerin isim ve rütbelerin mukaddemce verüp beyan eyliye

Elçi efendi sarayı çasariye vardığı zaman hançer ve biçaksız vara ve kezalik eibayi dahi alâtı harbiye ve hançer ve biçaksız varalar alayda divan efendisi nameyi hümayunu elinde getirüb elçi efendi oturduğu alayı hinduğ önünde vara elçi efendi alayı ile sarayı çasariyenin kapısından içerüye girdikde divan efendisinden bilcümle atlı olan itbaı anda inüp elçi efendi oturduğu hintunun ardısına yayan yürüyeler ve binek taşına geldikde divan efendisi dahi inüb ve elçi efendi hintudan çıkub nerdüban başına geldikde kimse ileri varmayub cümlesi ardı sıra geleler ve elçi efendi nerdübandan yukaru selamlık odasına girdükde iskemleye oturub mücevvezesini giyüb izin ve davete muntazır ola elçi efendi bu defa imparator hazretlerine ve bir gayri gün imparatoriçe hazretlerinin arz odasına girdüğü birle mûlüki izamın şanına layık izaz ve ihtiramla bir temenna ve divan efendisi ve beraber giren ağaları kezalik girdiği gibi temenna edeler badehu odanın ortasına geldikde bir temenna dahi ve tahtı çasariyenin basmasına takarrüb ettikde üçüncü temenna edeler badehu elçi efendi takririne ağaz ve devlet imparatoriye tercümanı anı tercüme ettikde elçi efendi namei hümayunu ve mektubu sadnazamı divan efendisinden alub çasariyenin basmasına çıkub imparator ve yahut imparatoriçe hazretlerinin sol taraflarında duran sofra üzerine vaz’ ve arkasını çevirmiyerek inüb yerinde dura badehu imparator ve yahut imparatoriçe taraflarından başvekillerine işaret ve anlardan dahi elçi efendiye reddi cevab ve tercümanı mezkûrdan ol cevab tercüme olunduktan sonra elçi efendi bir dahi tahtı imparatoriyesinin basmasına çıkub kaidei devleti çasariye üzere ve bilcümle seleflerinden ola geldügü misillü imparatorun ve imparotoriçe ile mülakatında imparatoriçenin esvabı melükilerinin eteğini izaz ve ihtiram ile bus edüb arkasını çevirmeyerek basmadan inüb bir temenna ve ol veçhile odanın ortasında bir temenna dahi ve odadan çıkınızdan evvel cümle beraber olan üçüncü temenna edüb veda resmini eda eyliye elçi efendinin itbaında yahudiler ve yahut hırıstiyanlar bulunur ise anlardan bir kimse arz odasına girmeye ve elçi efendi ile beraber olan devleti Osmaniye tercümanından gayri kalpağı ile bir kimse dahi arza girmeye

6 inci mektup

Hâlâ revnakı efzayı taç ve tahtı osmanî ve şeriri ârayı saltanat ve cihanbanî zineti bahşayı şan ve şevketi kişveri stani ve ferman- fermayi mülk ve memleketi süleymanî hadimülharemeynil şerifeyn sultanül berri vel bahreyn padişahü felatuni fetanet ve şehinşahı feridunî feraset hüdavendigârı gerduni himmet tacidan daraderban ve şehriyan iskenderü ünvan şevketlü azemetlü kudretlü mehabetlü veli nimetim efendim padişahım essultan ibni sultan velhakan ibnül hakan essultan selim hanı salis ibnis sultanül gazi mustafa han salis ibnüsultanül gazi ahmet han rabi ibnis sultatanül gazi mehmed hanı rabi hazretlerini devleti aliyeleri ile devleti imparatoriye beyninde bu defa temhit ve tekit ve teyit ve teşit olunan müsalahai müebbedei hayriyenin ilelebet tarafeynden reayetini mutazammın ve veraseti asliye ve istihkak ve liyakati zatiyeleri hasebile taç ve tahtı osmanî ve memalik ve mülkü süleymanî zatı hilafetsemat cihanbanilerine intikal etmekle şeriri mülkü sahibkırani ve örnek şevket ve iclali cihanbanî üzere cülûsu hümayun keyti sitanilerini mübeyyen ve hâlâ Roma imparatoru ve Macar ve Çeh kralı ve nice memalik ve memaliki hükümdarı haşmetlü ve miknetlü ulu dostları olan cenabı haşmetmeablarına dahi veraseti asliye ve liyakati zatiye hasebiyle Macar ve Çeh krallığı intikal etmekle ol mesnedi vâlâya kuud ve erikei imparatoriye bil intihab vel istihal vel ihtiram vel ikbal suudları tehnit ve tebrikini müş’ir ve muayyen namei hümayun muhabbeti meşhunları ile mebus orta elçileri mefahitret makrunuyuz devleti imparatoriyenin şan ve şöhret ve muhasini mülk ve memleket ve nizam ve kavanin ve ayin ve âdletleri öteden berü ziveri defteri edvarı millet olmağla hazreti rabbülberriycnin bir vesilci hayriye ibda ve anıların rüiyyeti ferahfeza ve temaşası ile iktisabı feyzi inbisad ve sefa müddeti medideden bcru arzumend olduğum murad ve mana iken işbu musalâhai müebbedei hayriye vesilei seniyesi ile taç ve tahtı imparatoride iltika ve mülk ve memaliki çasarinin arayiş ve muhasinini derk ve temaşadan ve devleti aliyeyi ebedî pivendin bu abdi ahkar ve bendei kemtcrinc bu mertebe ikram ve itibara dikkat ve itinadan bir mertebe mahzuz ve memnun olmuşumdur ki tabiri havsalai takrirden birun ve efzundur

7 inci mektup

İmparator cenabları ile vaki olan mülakatta elçi beyin takririne cevap olmak üzere prenç Kolorodo tarafından hitab buyrulan budur ki biaynın işbu mahalde zikr ve tercüme olunur

Padişahı âli osman sultan Selim han cenablarının taht ve tacı osmanî ve memalik ve mülkü süleymanî üzere cülûsu hümayunları ve taraflarından dahi Roma imparatorluğu erikei ülyasma suud ve kuudu imparatoranelerini tehniye ve tebriki dostaneleri ve bu defa devletin beyninde tecdit ve tekit olunan müsalahai mübarekenin ilelebed riayet ve vikayesine rağbet ve niyeti sadıkhaneleri elçi bey takririnden malûm olduğuna binaen şevketlü kudretlü azemetlü Roma imparatoru veliünneam efendim hazretleri cülûsu meymeneti menus imparatoranelerini tehniye ve tebrikden bigayet mahzuz ve memnun olub bilmukabele taraflarından dahi taç ve tahtı osmanî üzere suudu hümayunları tehniye ve tebrik rüsumunu icra ve devamı ömür ve devlet ve fuzuniyi izzu satvetleri davatini eda ederler ve bu defa müceddeden tekit ve teyit olunan mebaniyi müsalaha ve müsafat ve müsaleme ve mevalatın ilelebedi riayet ve sıyanet hususunda aleddevam ahseni veçh üzere himmeti imparatoraneleri ber karar ve elçi bey hakkında dahi keramet ve nimeti padişahaneleri derkârdır

8 inci mektup

Badehu kont Kobcnzol tarafından dahi vekâleten hitab buyrulan budur kî kezalik biaynihu işbu mahalde zikr ve tercüme olunur

Şevketlü kudretlü azemetlü Roma imparatoru ve Macar ve Çeh kralı hazretleri elçi beyin takriri mazmunundan memnun ve dilşad ve devleti tarafından işbu hayırlı memuriyete ihtiyar ve tayin olunmasına müstaid ve müstehak bulunmuş olduğundan münşerihül fevad olub gerek padişahı âli osman sultan selim han ulu dostlarının tahtı âlî bahtı osmanî ve şeriri mülkü süleymani üzere cülûsu hümayunlarını canibi imparatoriden dahi halisane tehniye ve tebriki için ve gerek müsalâhai müebbedenin ve hüsnü vedad ve hemcivariyeti devleteyn meyanlardan rcayet ve siyaneti hususunda devleti Osmaniye tarafından izhar olunan hahiş ve rağbetine bu canibedcn dahi her vakitte bittemam mukabele olunacağı padişah ve devleti âliosmaniyeye tahkik ve tasdiki zımmında bundan akdemce asitanede mukim orta elçilerine kezalik iktiza eden cvamir ve tenbihat tarafı imparatorane ve mülükânelerinden ıstar buyrulduğu emri muhakkaktır

9 uncu mektup

Ziyai cebhei saltanat ve tacidarı ve nur didei mülk ve millet ve cihandan merkezi dairei şevket ve şan kutbu asumanı inayet ve ihsan şevketlü kerametlü azemetlü mehabetlü velinimetim efendim padişahı feleki cah ve şehinşahı starei sipah hazretlerinin haşmetlü miknetlü Macar ve Çeh kralı cenaplarına namei hümayunları ile tarafı kaymakamı sedareti uzamadan mektubu muhabbeti meşhun varid oldu elçiliğimiz kemayenbaği takrir ve ibka ve hizmeti sefareti badeleda iademiz hususu tahrir ve imla olunub tarafı hazreti kaymakamiden mutad üzere baş vekil dostlarına dahi mektubu âlî olmağla işbu vesilei celile mülakat ve sohbete zeriai asile olmuştur inşallahu taala kralı müşarünileyh cenapları vürüdunda resmen mülakatımız dahi hüsnü himmetleri ile karar verileceği memulumuzdur bir müddettenberi Bec’in âbu havasından ve ba husus ferahfeza nice mesirei dilgüşa ve fabrika ve Akademyaları temaşasından iktisabı hazı ufi olunduğundan başka Bec ahalisinin ve bilcümle görüldüğümüz nobilelerin tarafımıza olan ihtiram ve muhabbet ve hüsnü hasletlerinden alclhusus avrupa devletlerinde aklı mevfur ve vufuru kiyaset ve şuur ile meşhur prenç Kauniç gibi bir kâmili kârdan ile göründürdüğümüzden ve tarafımıza olan itibar ve hörmet ve riayet ve rağbetlerinden mesrur olduğumuza binaen bimenhi tâala devletimize varub lazımai teşekkürünü ifa ve tekit rabıtai saffeti tarafeyn olur halatehu canibimizden dahi itina olunmak için iademiz hususuna himmetleri iltimas olunur

10 uncu mektup

Şevketlü Macar ve Çeh kralı Françeskus cenablarının baş vekili ile mülakat-ı saniyede elçi beyin takririne ccvab olmak üzere prenç Kauniç tarafından vaki olan hitabın tercümesidir

Şevketlü kerametlü azemetlü velinneam efendim ve hâlâ Macar ve Çeh kralı cenablarına bu defa vasıl ve devleti osmaniyenin Avusturya hanedanına derkâr olan hulûs ve saffetine delili vazıh ve burhanüllayilı olan namei hümayunları ve tarafı kaymakamiden bu dostlarına gelen mektubu müveddet üslûblarından dahi kemali mertebe mahzuz olmuşuzdur ba husus ki Macar ve Çeh kralı ve padişahı âli osman cenabları gibi ulu ve miknetlü iki hemcivarlara göre mütevaliyeten sari ve cari olan tevvad ve tühabı canibeynden ahsen ve ensab olmadığı itikadımızda emri bedihî ve meczumdtır binaenaleyh inşallahü teala haşmetlü kral cenabları vürüdunda elçi bey tarafından rağbet olunan resmen mülakatlarına dahi karar verilüb kangi gün tahsİn buyrulursa kendüye bildirmek hususu için sai ve ihtimam olunur ve elçi bey dostumuzun Beç’in âbu havasından ve bu canibde hini meks ve ikametinde berü gerek uhdesine tafviz buyrulan hizmeti çelilesi ve gerek ve hasayili zatiyeyi hamidesinc nazaran kendüye bilcümle izhar olunan ihtiram ve riayet ve itibar ve muhabbetten razı ve hoşnut olmasından ve takrirlerinden hakkımızda istimal eylediği hüsnü tabiratı muhabbeti meşhun ve muhaleseti nümünlarından dahi bi gaye mesrur ve memnun olmuşuzdur kaldı ki elçi bey dostumuz bemenhi taala asitaneye avdetinde tekidi rabıtai saffeti tarafeyn olur halâtehü canibinden dahi itina olunacağı kendinde his olunan cevherü rüşt ve fetanet ve rabtü ve zabt umurda istidad ve ehliyeti ve bundan başka devleti Osmaniye ile Avusturya hanedanı beyinlerinde aleddevam üstüvar ve payidar olur hüsnü mevalat ve müsafat tarafeyne raci meyi ve rağbet memduhası cayi iştibah olmıyacağı veçhile istidal eder ve binaen alazalik bu tarafda canibimizden dahi daima himmeti kâmilemiz vekayei saffeti devleteyne masruf olunacağı mukarrerdir

11 inci mektup

Padişahı hatemi kerem ve şehinşahı rüstemi hadern şehriyan çemşidi cenab ve tacidarı hurşidi rikâb cihanbani cihanı himmet sahibkıranı kahramanı kudret hulasai celilüşşan âli osman halifetüz zaman şevketlü azemetlü mehabetlü kudretlü veli nimetim efendim padişahım sultan Süleyman han huldûllahû mülkü ila âhırızzaman hazretlerinin asitanı hilafet ünvanlarından haşmetlü miknetlü pederleri imparator cenabları vaktinde orta elçilik ile mebus olduğumuz haşmetlü miknetlü kralı memduhul hısal cenablarının malûmlarıdır taraflarından bu defa irsal olunan namci muhabbeti meşhunları şeriri alayı şahaneye vasıl oldukda pederi memduhül eserlerinin fevtinden mütekeddir ve muhasini şeym ile muallim öyle bir muhibbi muazzamlarının mematından egerçi müteellim ve müteessir olub ancak cenabı haşmetmeablannın anların mesnedine kıyam taraflarına baisi mahzuziyet temam olduğunu izhar ve elçiliğimizi kemayenbaki ibka ve ikrar ile hizmeti sefareti badeleda iademiz hususunu iş’ar mazmununda bu defa namci hümayunları varid olmuştur müddeti ikamet ve kararımda canibi haşmetmedarlarından müşahede olunan riayet ve itibardan her gûna mahzuz ve minnettar olduğuna binaen devleti ebed müddetin böyle bir cdna ve ahkari çakiri kemterine bu mertebe ikram ve hörmet ve ihtiram ve rağbet hüsnü niyetlerine delalet ve kemali saffetlerine şehadet etmekle devletim tarafından dahi bu veçhile hayır niyette metanet olacağında iştibahım yoktur heman cenabı rabbül ibad bu iki devlet beyninde olan habbü ve vedad ihlası fevadı innen feinna müzdad ve bünyanı erbab ifsadı hemişei berbad eylesin biavnüllahül mülkül âlâm hizmetim karin itmam olub kanunu düvel üzere avdetimiz mevkufu izan ve icazet olduğu vareste-i kaydi cfhamdır inşallahü taala devletü ebedîyülkıyama vusulümde tarafı bendegânemden dahi ezdiyadi saffet tarafeyne ikdam olunacağı tarafıma olan hüsnü zanlarından kalbi ruşenlerinc müberhendir

12 inci mektup

Şevketlü kral Françeskus cenabları ile vaki olan mülakatta elçi beyin takririne cevab olmak üzere kont Kobenzel tarafından vekâleten hitab buyurulan budur ki biaynihi işbu mahalde zikr ve tercüme olunur

Şevketlü kudretlü inayetlü veliünnaam efendim kral hazretlerinin ulu dostları olan gerek selef şevketmeab ve pederi haşmet intisaplarının vefatından haşmetlü nıiknetlü padişahı âli osman sultan Selim han cenapları dostane müteessir ve müteellim olub ve gerek kral hazretlerinin anların mesnedi valâsına kuud ve nice krallık ve memaliki mevruseden ibare Avusturya hanedanının erikei ulyasına suudu mülûkânelerinden hazzı mütekâsir ettikleri bu defa elçi bey takririnden müsteban ve nıüstefad ve baisi memnuniyet ve incilabı fevad olmuştur ve cenabı haşmetmeablarının devleti Osmaniye hakkında derkâr olan hüsnü niyet ve kemali saffetleri peder memduhül eserlerinin niyet ve saffetlerine beher hali muvafık olduğuna binaen şurutu muahede ve hukuku hemcivariyete münasibi hareket ve muamelesine tamamen müsavi olacağı bi iştihabtır ve Şevketlü kral hazretlerinin işbu niyeti dostaneleri saffet üzere olduğuna binaen elçi beye bu defa taraflarından teslim ve tevdi buyrulan namci muhabbeti meşhun ve muhaleseti numunları ile dahi resmen ve alenen isbat ve beyan etmede kat’en tereddüt olunmayub elçi beyin haşmetlü padişahı ali osman cenaplarının huzurlarına vusulünde tarafından şifahen dahi kendüye meczum ve müberhen olduğu mertebe hulûsane ifade ve tebliğ ve ikrar ve tahkik olunacağı sadakatinden memuldur kaldı ki elçi beyden bu taraflarda müddeti ikamet ve ikrarından berü izhar olunan tavır ve hareket akılâne ve maraziyesi her veçhile nıuvafıkı hatır cenabı haşmetmeabları idüğü beyanı ile kerem ve nimeti mülükâneleri hakkında derkâr ve afiyet ve sıhhat ve safa ve raht ile veçhi layikı üzere iadesi hususunda levazımı görülmek için dahi iktiza eden emrü ferman tarafı mülûkânelerinden ıstar buyrulur

13 üncü mektup

Hamdüllahül mülkül allaâm memuriyetimiz resideten dereceten encam olmuştur henkâmı meks ve kıyamımızda taraflarından müşahede olunan riayet ve ikram ve itibar ve ihtiram her veçhile saffet ve hulûsu tamlarını ilam etmekle devletim tarafından olbabda ihtimamı tamam olunacağı varesteden kaydi iştibahtır

14 üncü mektup

Prenç Kauniç cenabları ile resm’i veda için mülakatı aharında elçi beyin takririne ccvab olmak üzere başvekil müşarünileyh tarafından vaki olan hitabın tercümesidir elçi beyin memuriyeti resideten dereceten encam ve bu taraflarda müddeti ikamet ve kararında müşahedeolunan riayet ve ikram ve itibar ve ihtiramından tatayübü tamam olduğu bu defa takririnden münfehim ve müsteban olmuştur ve gerek devletimin devleti aliye hakkında derkâr olan saffetitanı ve hulûsu mâla kelam ve gerek elçi beyden kendü zatına nisbet bu canibde tahsil olunan itibar ve rağbeti mahsuseyi alenen dahi isbat ve beyana iktisabı fırsat ettiğimizden kemali mertebe mahzuz ve mesrur olmuşuzdur binaen aleyh bu taraflarda iraet ve izhar olunan akl ve nezaket ve rüşt ve ferasetine mebni hüsnü tavır ve hareket ve muameleten bilmecamelesini devletine dahi vasf ve ilan eylemek zımnında hâlâ asitanede mukim şevketlü efendim hazretlerinin orta elçisi tarafımızdan memur kılınur heman allahü subhane ve taala elçi beyin vatanı canibine sıhhat ve afiyet ve safa ve selametle avdetlerini müyesser eyliye ve bizi dahi hatırdan ihraç etmemeleri memul olunur









Dipnotlar

  1. Ebubekir Ratip Efendi’nin Viyana elçiliği sırasında yazmış olduğu takrirlerden en ayrıntılı ve bilimsel olanı 490 sayfadan ve birçok cetvellerden oluşan Sefaretname-i Ratip Efendi’dir.
  2. Harald Gardos, “Österreich und die Türkei nach Sistovva,” Mitteilungen des österreichischen Staatsarchivs, 24. Band (1971), Wien, 1972, s. 361.
  3. Bu Akademiyi Avusturya - Macaristan İmparatoriçesi Maria Theresia 1753 yılında Osmanlı İmparatorluğu nezdindeki Avusturya Elçiliğine dil bilen tercümanlar gönderebilmek amacıyla kurmuştu.
  4. Şiirin Viyana Diplomasi Akademisi’nin arşivlerinde bulunan Almanca sûretinden tercüme.
  5. Karl Teply, “Türkische Gesandschaften nach Wien (1488-1792), Geschichte, s. 24’ den Josef Freiherr von Hammer - Purgstall, Erinnerungen aus meinem Leben 1774-1852, 2. Abt., Bd. 70, Wien 1940, s. 26.
  6. Faik Reşit Unat, Osmanlı Sefirleri ve Sefaretnâmeleri, Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1968, s. 158-59.
  7. Viyana Millî Kütüphanesi, 1127 No.lu el yazmalarına ait katalog. MxT. 501.
  8. 278 tarihinde Avusturya’nın başına geçen Habsburg hanedanı, hükümdar aileleri arasında evlenmeler yapmak yoluyla büyük miraslara konmuştur. İşte, Bohemya (Çek) ve Macaristan Krallıkları da veraset yoluyla Avusturya hanedanına geçmiştir. Roma İmparatorluğundan kasıt ise, Kutsal Roma - Germen İmparatorluğudur. 1806 yılında Avusturya, Kutsal Roma İmparatorluk tahtından vazgeçmiştir.
  9. Osmanlı Elçisi Ebubekir Ratip Efendi, önce 20 Şubat 1792 tarihinde Başbakan yardımcısı Kont Colloredo, bunu takiben 22 Şubat tarihinde de Başbakan Kaunitz tarafından kabul edilmiş ve bunlara beraberinde getirmiş olduğu Sadrazamın birer mektubunu sunmuştur. Osmanlı diplomasisinde, elçilerin nezdine atandıkları ülke hükümdarlarına Padişahın bir mektubunu (hümayunname), başbakanlarına da Sadrazam’ın bir mektubunu götürmeleri âdetti.
  10. Ancak, Ebubekir Ratıp Efendi bu mektupta belirtildiği gibi, İmparator ve İmparatoriçenin elbiselerinin eteğini öpmemiş ve bu da Avusturya Sarayını oldukça kızdırmıştı. Hattâ, kendisine bu hareketine bir dikkatsizliğin neden olduğu yolunda, yazılı bir açıklamada bulunması için baskıda bile bulunulmuştu. Bkz.: Harald Gardos, “Österreich und die Türkei nach Sistowa,” Mitteilungen des österreichischen Staatsarchivs, 24. Band (1971), s. 361.
  11. Ebubekir Ratip Efendi, 26 Şubat 1792 tarihinde İmparator II. Leopold tarafından kabul edilmiş ve kendisine beraberinde getirdiği name-i hümayunu sunmuştur.
  12. Bugün olduğu gibi, eskiden de hükümdarlar veya devlet başkanlarının ölümü veya bu görevden ayrılmaları durumunda, bunların yerlerine geçen yeni hükümdar veya başkanlara, diğer devletlerin o ülke nezdindeki elçileri aracılığıyla, yeni itimat mektupları sunmaları diplomasinin köklü bir kuralıydı. İşte bu nedenle, Ebubekir Ratip Efendi de, yeni tahta çıkan II. Franz’a Padişah III. Selim’in bir hümayunnâmesini getirmişti. Ratip Efendi Sadrazam’ın mektubunu Başbakan Kaunitz’e 16 Haziran, hümayunnâmeyi de II. Franz’a 1 Temmuz 1792 tarihinde sunmuş ve hemen bunun akabinde Avusturya'dan ayrılmıştı.
  13. Ebubekir Ratip Efendi, 3 Temmuz 1792 tarihinde Başbakan Kaunitz’e veda ziyaretinde bulunmuş ve Viyana’dan ayrılmıştır.

Şekil ve Tablolar